# Türk tarih kurumu başkanı prof.dr.yusuf halaçoğlu hakkında,isviçre zürich kantonu savcılığınca tutuklama kararı çıkarılmasıyla ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yusuf Selahattin Beyribey (AK Parti, Kars)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim
- **Tarih:** 12 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRK TARİH KURUMU BAŞKANI PROF.DR.YUSUF HALAÇOĞLU HAKKINDA,İSVİÇRE ZÜRİCH KANTONU SAVCILIĞINCA TUTUKLAMA KARARI ÇIKARILMASIYLA İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yusuf-selahattin-beyribey-22-2005-05-12-turk-tarih-kurumu-baskani-prof-dr-yusuf-halacoglu-hakkinda-isvicre-zur

> Yusuf Selahattin Beyribey (AK Parti), 12 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TARİH KURUMU BAŞKANI PROF.DR.YUSUF HALAÇOĞLU HAKKINDA,İSVİÇRE ZÜRİCH KANTONU SAVCILIĞINCA TUTUKLAMA KARARI ÇIKARILMASIYLA İLGİLİ); konuşma 549 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz günlerde, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu hakkında, İsviçre'de, Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin verdiği iki konferans nedeniyle, İsviçre Zürich Kantonu Savcılığında soruşturma açılmasıyla ilgili olarak gündemdışı söz almış bulunmaktayım. Bu konuşma, bir yanıyla, Türk'ün haklı sesini dünyaya duyurmaya çalışan değerli bir bilim adamımıza, değerli bir tarihçimize, Meclisimizde vermeye çalıştığım bir destek niteliği taşımaktadır. Bana fırsat verdiği için, başta Başkanıma teşekkür ediyor; sözlerime başlamadan evvel Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 1965 yılından önce doğan birçok insanımızın rahatlıkla hatırlayacağı terör olayları zinciri, ne yazık ki, uzun bir süre gündemimizi meşgul etmiştir. Ülkemiz, 1970'li yıllarda, Osmanlı İmparatorluğu zamanından kalmış sözde birtakım olayların intikamının alınması amacıyla yaratılan Ermeni sorunuyla uzun süre meşgul edilmiştir. Bu dönem, Fransa, Kanada, Avusturya, Amerika Birleşik Devletleri gibi dış ülkelerdeki üst düzey elçilik görevlilerimiz direkt olarak hedef alınmış ve büyük ölçüde başarılı olunarak vahşi bir terör kampanyasıyla yüz yüze geldiğimiz henüz unutulmamıştır.

Türkiye Cumhuriyetinin çeşitli ülkelerdeki diplomatlarını hedef alan bu terör olayı nelerden kaynaklanmaktadır? Bu terör olayıyla ilgili olarak Ermeni iddiası şöyledir: Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu Orta ve Doğu Anadoluda yerleşik Ermeni nüfusu zorunlu olarak göçe tabi tutmuş ve bir ırkın bilinçli olarak yok edilmesini hedeflemiştir; yani, Ermeniler üzerine soykırım uygulamıştır. Türkiye bu soykırımı kabul etmeli ve tazminat ödemelidir.

Ermenilerin bu hedefi, sözde soykırım iddialarıyla ülkemizi sıkıştırıp, halen kabul etmediği doğu sınırımızdaki Kars, Ardahan, Artvin gibi serhat şehirlerimizi emperyalist emellerle kendi topraklarına katma emelidir. Ermeniler, bu işten sorumlu tuttukları Talat ve Cemal Paşaları Berlin ve Tiflis'te katletmişlerdir. Hâlâ bunlar hatırımızdadır. Buna rağmen egoları tatmin olmamış ki, 50 yıl sonra tekrar kan dökmeye devam etmişlerdir.

Bugün Ermeni sorunu diye karşımıza çıkan olaylar zinciri, aslında, asırlardır aynı topraklar üzerinde barış içerisinde yaşayan iki toplumun bu topraklardan çıkar sağlamayı umanlar tarafından birbirlerine düşman edilmesidir. Dış dünyanın soykırım olarak adlandırdığı ve bizi suçladığı olay, Birinci Dünya Savaşı sırasında Orta ve Doğu Anadoluda oturan birkısım Ermeni nüfusun Irak ve Suriye'ye zorunlu olarak göçe tabi tutulmasıdır. Bu göç sırasında, soykırım iddialarına temel teşkil eden zayiatın ortaya çıktığından bahsedilmektedir.

Değerli milletvekilleri, olayların gerçekleştiği dönemi yüzeysel değil de biraz daha ciddî bir şekilde incelediğimizde ise, daha çok farklı argümanlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle tehcir, yani, zorunlu göç denilen uygulama, savaş zamanlarında Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İngiltere gibi birçok ülkenin de başvurdukları bir yöntemdir. Bu ülkeler ki, bizi tehcirle suçlamaktalar; kendileri de benzer kararlar almış ve uygulamışlardır.

"Tebaai sadıka" olarak adlandırılan bu insanların göçe tabi tutulmasının temel nedeni, Balkan Savaşlarında Bulgar tebaa tarafından arkadan vurulan Osmanlı Ordusunun vermiş olduğu büyük kayıplara tekrar uğramamak için Osmanlının, hem kendisini hem de savaşdışı bölgeye göndermek suretiyle Ermeni tebaayı koruma düşüncesi yatmaktadır. Osmanlı Devleti, Ermenileri, yine bir Osmanlı toprağı olan Irak ve Suriye'ye göç ettirmiştir; Ermenilere, yerleştikleri topraklarda vergi muafiyeti getirmiştir. Ayrıca, devletin önemli kadrolarında görev yapan Ermeni memurlar görevlerine devam etmişlerdir; hiçbirisine işten el çektirilmemiştir. Bütün bu uygulamalarla Osmanlı Devleti, Ermeni tebaayla ilgili iyi niyetini ve onların hayatlarını kolaylaştırma düşüncesini ortaya koymuştur.

Değerli milletvekilleri, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının temelinde büyük devletlerin dünyayı paylaşma arzularının yattığı bilinmektedir. İslenmemiş yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, madenleri, zengin tarihsel ve kültürel mirası, zengin doğal kaynaklarıyla dünya fosil enerji kaynaklarının büyük kısmına sahip olan Orta Anadolu ve Ortadoğu bölgesi o dönemde Osmanlı İmparatorluğunun elindeydi ve sanayileştirmeyi gerçekleştirmiş ve güçlenmiş olan devletler gözlerini bu topraklara dikmişlerdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yusuf Selahattin Beyribey (AK Parti, Kars). “Türk tarih kurumu başkanı prof.dr.yusuf halaçoğlu hakkında,isviçre zürich kantonu savcılığınca tutuklama kararı çıkarılmasıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yusuf-selahattin-beyribey-22-2005-05-12-turk-tarih-kurumu-baskani-prof-dr-yusuf-halacoglu-hakkinda-isvicre-zur (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
