# Dışişleri Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zafer Sırakaya (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Dışişleri Komisyonu
- **Tarih:** 27 Ekim 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90867
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zafer-sirakaya-2026-10-27-tutanak-metni

> Zafer Sırakaya (AK Parti), 27 Ekim 2026 tarihinde TBMM Dışişleri Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 698 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ZAFER SIRAKAYA (İstanbul) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Ben de sizleri ve kıymetli Dışişleri Komisyonumuzun heyetini saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bu yüzyılın başında, Birinci Dünya Savaşı'nda yaklaşık 20 milyona yakın, İkinci Dünya Savaşı'nda da yaklaşık 80 milyona yakın insanın hayatını kaybetmiş olduğu iki büyük cihan harbine şahitlik ettik. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurala dayalı bir sistemin kurulabilmesi üzerine Birleşmiş Milletler tahkim edildi ve akabinde NATO kuruldu. Bugün gelmiş olduğumuz noktada, kurala dayalı bir sistemin ciddi anlamda sorgulandığı, Birleşmiş Milletlerin belki de bu anlamda biraz daha işlevsiz hâle gelmiş olduğu bir süreci hep beraber gözlemliyoruz. Tabii, etrafımıza biraz baktığımız zaman bölgeselleşme ile küreselleşmenin de birbiriyle atbaşı gittiği bir sürece şahitlik ediyoruz. Yani bugün bölgeselleşme ile küreselleşmenin birbirinin zıddı olduğunu ifade edebilmek mümkün değil. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulmuş olan Avrupa Ekonomik Topluluğu ekonomik bir toplulukken sonra Avrupa Birliği bir siyasi topluluğa dönüştü. Bugün de "SAFE, Security Action For Europe" olarak ifade edilen noktada da esasında güvenlik noktasında yani hem ekonomik hem siyasi hem de güvenlik paktının aynı anda işlemiş olduğu bir sürece de şahitlik ediyoruz. Dolayısıyla bugün Mekke Anlaşması'nı konuşuyor olmamız etrafımıza şöyle bir göz attığımız zaman, tabii, Türkiye'nin çevresi bir çiçek bahçesi değil, bazı milletvekillerimiz konuşmasında durumu izah ederken olaya sadece Suudi Arabistan ve sadece Pakistan boyutundan baktılar ama sanki bizim bu anlamdaki var olan komşularımız İsviçre, Polonya, İsveç veyahut Federal Almanya'ymış gibi bir konuşma gerçekleştirildiğine şahit oldum. Esasında baktığınız zaman etrafımızın da bir ateş sarmalı olduğunu da ifade etmemiz lazım. Dolayısıyla buradaki yapılan konuşmada tabii "Kimi sahipleniyorsunuz?" gibi bir ifadeye de rastladım. Esasında kimsenin birbirini sahiplendiği değil birlikte bölgenin sorumluluğunu sahiplenmiş olduğu bir süreci ifade etmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar bölgesel sorunları sahiplenmeye çalışan dış güçlerin esasında sadece kendi çıkarlarını sahiplendikleri, bölge ülkelerinin çıkarlarını sahiplenmediklerini; bunu da İngilizcede "proxy war" belki bu anlamda Türkçede de "vekâlet savaşı" olarak adlandırdığımızı da hep beraber zaten gözlemliyoruz. Şimdi, dünyada Birleşmiş Milletlerin içerisinin boşaltıldığını ifade ettiğimiz anlamda dünyadaki diplomasi merkezinin neresi olduğuna baktığınız zaman, esasında Türkiye'nin varlığını görüyorsunuz. Yani biz bugün etrafımızda, Rusya Ukrayna Savaşı devam ederken hem Rusya'yla hem Ukrayna'yla konuşulan ülkenin Türkiye olduğunu gözlemliyoruz. Öbür taraftan baktığımız zaman, Gazze konusuyla ilgili olarak Türkiye'nin bütün bu soykırımın tamamlanması ve bitirilmesi noktasında büyük bir sorumluluk üstlendiğini gözlemliyoruz. İsrail'in yapmış olduğu soykırım noktasında, dünyanın vicdanı noktasında sorumluluk alan ülkenin Türkiye olduğunu görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a yönelik başlatmış olduğu savaşın diplomatik kanallarla tamamlanması konusunda sorumluluk alan ülkenin yine Türkiye olduğunu gözlemliyoruz. Dolayısıyla, diplomasiyi önceleyen ve diplomatik kanalların tamamını açık tutan bir ülkenin Türkiye'nin, Mekke Anlaşması'yla milletvekili arkadaşlarımızın endişelerini anlıyorum ama bunu bir komplo teorisine dönüştürerek son rahleyi sanki ilk rahleymiş gibi, ilk ihtimalmiş gibi konuşmasını açıkçası ben Libya'daki konuyla ilgili olarak özellikle bu Libya'daki deniz yetki anlaşmaları noktasında, sınırlarının belirlenmesi noktasındaki süreci de düşündüğüm zaman bir dejavu yaşadığımı da ifade etmem lazım. Yani ben o zamanki süreçte de "Savaşa giriyoruz efendim, bunun bize getirebileceği ciddi maliyetler..." şeklindeki noktaları gayet iyi hatırlıyorum. Bir diğer dejavum da Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı Harekâtı'nda da ben bunların hepsini duymuş olduğumu hatırlıyorum. Dolayısıyla, Türkiye bugün gelmiş olduğumuz noktada hem Trablusgarp'la hem de baktığımız zaman Tobruk'la, işte Temsilciler Meclisinde de bu anlaşma zaten paraf edildi. Bu konuyla ilgili olarak muhalefet partisinden Kıymetli Genel Başkanlar da zaten bu konunun Türkiye'nin bir kazanımı olduğunu ifade etmiş oldukları noktada ben öyle tahmin ediyorum ki bu Mekke Anlaşması'nın da getirmiş olduğu kazanımları birkaç sene sonra muhalefet partisinin Kıymetli Genel Başkanlarının da takdir edeceği bir düzleme doğru gideceğimiz noktasında olduğumu ifade etmek isterim.

Tabii, bir diğer husus, bugün biz sadece bir savunma anlaşmasını da konuşmuyoruz yani bu savunma anlaşmasına baktığımız zaman bu olayın bir askerî eğitim boyutu var, bu olayın bir istihbarat boyutu var, bu olayın bir siber güvenlik boyutu var, bu olayın bir ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması boyutu var. Dolayısıyla, olayı sadece bir savunma boyutuyla değerlendirmenin de kadük bir yorum şekli olacağını da ifade etmek isterim. Bütün bunlara baktığımız zaman, tabii ki günün sonunda birbirimize karşı duymuş olduğumuz güven ve hepimizin ortak buradaki amacı elbette ki Türkiye'mizin çıkarlarını korumak. Dolayısıyla birbirimizi referans almamız gereken yerlerde arkadaşlarımızdan bazılarının yabancı devlet adamlarının söylemiş oldukları ifadeleri referans alarak burada, bunun üzerinden bir yorumda bulunmuş olmalarını da çok doğru bir sonuca yönelik olmadığı kanaatimi de ifade ederek teşekkür etmek istiyorum efendim.

Sağ olun.

---

**Kaynak gösterme:** Zafer Sırakaya (AK Parti, İstanbul). “Dışişleri Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Dışişleri Komisyonu tutanağı, 27 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zafer-sirakaya-2026-10-27-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90867

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
