# Milli eğitim temel kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (ss.249)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 31 Temmuz 2003
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (SS.249)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2003-07-31-milli-egitim-temel-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-ss-2

> Zekeriya Akıncı (CHP), 31 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (SS.249)); konuşma 1.760 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ZEKERİYA AKINCI (Ankara)- Gayret edeceğim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde Grubum ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum ve şimdiden, hepinize iyi tatiller diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, 22 nci Dönemin 1 inci Yasama Yılını tamamlıyoruz. Aslında, sözlerime başlarken, Sayın Bakanın değerlendirmelerini biraz şaşkınlıkla karşıladığımı ifade etmek istiyorum; çünkü, Sayın Bakanın değerlendirmeleri, çok fazla bir kaynak ihtiyacı olmayacağı ve okulların da satılmayacağı biçiminde bir ifade içeriyor. Yanılmıyorum değil mi Sayın Bakan?..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)- Nasıl efendim?

ZEKERİYA AKINCI (Devamla)- Yani, çok fazla kaynak sorunumuz yok, kaynaklarımız var; bunun için okul satmıyoruz hatta okul satmayabiliriz biçiminde bir değerlendirmeniz oldu.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)- Öyle bir şey demedim; söyleyeceğim şimdi.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla)- Ben de dikkatle dinledim efendim, ben de dikkatle dinledim...

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat)- Nereden çıkardın bunu?

ZEKERİYA AKINCI (Devamla)- Oysa, elimizdeki Komisyon raporundaki genel gerekçeler de, madde gerekçeleri de bir kaynak sorununu ve bunun sonrasında da bir satışın gündeme geleceğini çok açık, bariz bir biçimde ortaya koyuyor; sanıyorum herkes bu konuda mutabık.

Bir kaynak sorunu var ve bazı yerlerin satılması gerekiyor; bu konuda herkes mutabık; mutabık olmayan, herhalde hiç kimse yok değil mi? Madde böyle.

Sevgili arkadaşlarım, ben, bu satışlarla ilgili değerlendirmelerimi sunarken, hoşgörünüze sığınarak, yaklaşık 8,5 ay süre birlikte yaptığımız çalışmaların ışığında görüşlerimi bir bütün olarak sunmak istiyorum; çünkü, bu süre içerisinde hükümetin ekonomik politikalarını birlikte değerlendirdik, kararlar aldık ve hükümetin uygulamalarına da tanık olduk.

Ben, belleğimi şöyle bir yokladığımda, niçin gözbebeğimiz gibi korumamız gereken okulları satma noktasına gelmiş olduğumuzu anlamaya çalışıyorum.

Geriye dönüp baktığınızda, akıllarda ne kaldı diye sorulduğunda, toplumun özellikle yoksul ve dargelirli kesimlerine büyük sözler vererek iktidara gelmiş AKP'nin, Türkiye'nin sorunlarının köklü çözümü konusunda biraz deneyimsiz, basiretsiz, çaresiz ve şaşkın, neyi nasıl yapacağından biraz habersiz, daha çok günü kurtarmaya dönük uygulamaları kaldı aklımızda.

Atılan kısmî adımlar ise, yeni vergiler, ek vergiler, baba baba satmak ve affetmek düşünceleri üzerine oturtuldu. Temel ürünlere yapılan sürekli zamlar, Anayasa Mahkemesinin iptal kararına karşın neredeyse öç alırcasına yeniden konulmak istenilen ek vergiler, dün-bugün naylon faturacıların, kim bilir yarın hayalî ihracatçıların affı hemen akıllarda kalanlar.

Tüm uygulamaları ise, AKP'nin kaynak yaratma konusunda da çeşitli geçmiş hükümetlerce bugüne kadar sürdürülmüş olan politikaları devam ettiriyor olduğunu, ne yazık ki, göstermektedir.

Hele hele tam bir çaresizlik içerisinde, kaynak yaratma adına, Orman Bakanımızın orman alanlarını satma girişim, Kültür ve Turizm Bakanımızın SİT alanlarını imara açarak satışa sunma çabaları, bugün de Millî Eğitim Bakanımızın okul ve arazilerini satma gayretleri, bunun için yasal düzenleme çabaları, siyaset tarihimizin bu dönemden akıllarda kalan çarpıcı örnekleri olarak hatırlanacak.

Bu anlayışla, bir süre sonra, örneğin, Değerli Hemşerim, Sevgili Sağlık Bakanımız yeri iyi para edebilir diye hastaneleri ve arsalarını satmaya kalkışırsa hiç şaşmamak gerekir; çünkü, sağlık sorunlarımız da, Millî Eğitimimizin sorunlarından aşağı değil. Bu kestirme çözüm, inşallah, Sağlık Bakanımızın da, diğer bakanlarımızın da kafasını bulandırmaz.

Sevgili arkadaşlarım, AKP iktidarı tam bir mirasyedi görüntüsü sergilemektedir. Farklı çözüm yolları bulmaktan aciz olanlar, ülkemizin her alandaki birikimlerini ve zenginliklerini satmaktan geri durmamaktalar.

Bugün görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı, bu anlayışın tipik bir yansıması. Gerekçe; eğitimimiz için gerekli ve yeterli kaynağı temin edememek. Sonuç; arsa, okul, bina ve tesislerin satılmasıyla yeni kaynakların yaratılabilmesi düşüncesi.

Bakınız, aslında, bence, bu bir itiraftır; aslında denilmektedir ki: Biz, ülke sorunlarının çözümleri konusunda yol bulamıyoruz, çare bulamıyoruz. Yatırım, üretim, istihdam, sabır, kararlılık, seçimlerden önceki vaatler, sosyal güvenlik, eğitim, sağlık politikalarının geliştirilmesi; bunlar epeyce zormuş. Düşündük, taşındık, biz, yeni şeyler yapamayacağız galiba; öyleyse, tek çare var; olanları da satmak ve sözde, bu yolla kaynak yaratmak; bu yöntemlerle de olabiliyorsa, günü kurtarabilmek.

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - Kendin de inanmıyorsun ya...

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Sevgili arkadaşım, o zaman, ortaya bugünkü gibi acı sonuçlar çıkıyor.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - O zaman, bir çözüm söyle.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Türk millî eğitimimizin sorunlarını çözmek adına araya araya bulanan yol da, millî eğitim sistemimizin onur kurumları olacak nitelikteki yerleri satmak. Kuşkusuz -birçok değerli arkadaşım anlattı- millî eğitimimizin birçok sorunu var; doğrudur, tartışma konumuz, ne bunlar ne çözümleri, o değil; başka bir şeyi tartışıyoruz, ona özen gösterin lütfen; ama, insaf, hangi milletvekili arkadaşım, seçimler öncesinde, bu sorunların çözümü için okulların satılacağından söz etti, söz edilebilirdi?!

Sevgili arkadaşlarım, bakınız, nüfus yoğunluğu ve şehirleşmenin satış için gerekçe yapıldığı yerler, tam da, geçmişiyle, ulusumuzun ve ülkemizin millî eğitim alanında zenginlikler yaratan, bulunduğu kentlerle de özdeşleşmiş kurumları olacaktır. Yani, eğer, gerçekten, kaynak yaratılmak isteniyorsa, tam da para getirecek yerlerdeki okullar bunlardır. Bu tariften çıksa çıksa ne çıkar; şu örnekler çıkar:

1886 yılında yapılmış, 1 800 öğrencili, İhsan Sabri Çağlayangil, Hikmet Çetin, Mustafa Bumin, Gazi Yaşargil gibilerini ve daha nicelerini mezun vermiş Ankara Atatürk Lisesi.

Cumhuriyetin 10 uncu yılında yapılmış, öğrenci sayısı 600 olan Ankara İlköğretim Okulu ya da Atatürk'ün İlk Meclis İlköğretim Okulu ya da Atatürk'ün Almanya'dan getirdiği ustalar tarafından yapılmış, ülkemizin ilk endüstri meslek lisesi olduğunu sandığım, Ankara Ulus Endüstri Meslek Lisesi ya da İzmir Alsancak'taki 1 700 öğrencili İzmir Atatürk Lisesi, öğrenci sayısı 900 civarında olan, 1933 tarihinde kurulan Gazi İlköğretim Okulu, İzmir Kız Lisesi, Namık Kemal Lisesi ya da İstanbul Kandilli Kız Lisesi ve İstanbul da 1908'de kurulan ve şu anda 600'e yakın öğrencisi bulunan ve Ahmet Taner Kışlalı gibi değerli yazarlarımızı yetiştiren Kabataş Erkek Lisesi ya da Anadolu'nun dört bir yanında her biri o kentin tarihiyle özdeşleşmiş okullara da göz dikmiş olmak.

AHMET YENİ (Samsun) - Binalara taktın...

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Bakınız, örneğin, Erzurum'un o ünlü Erzurum Lisesi, Trabzon'daki Trabzon Lisesi ya da İskender Paşa İlköğretim Okulu, Edirne'deki Atatürk Ortaokulu veya Edirne Lisesi, Mardin'deki Gazi Paşa İlköğretim Okulu, Kız Meslek Lisesi, Amasya'daki Kılıçarslan İlkokulu, Konya'daki Mustafa Kemal, İlkokulu veya eski Kız Ortaokulu, Antalya'daki Dumlupınar İlköğretim Okulu veya Antalya Lisesi ya da başkaca örneklerinin her yerde görüleceği türden böylesi okulları da satmayı düşünüyor musunuz?

AHMET YENİ (Samsun) - Binalara taktın...

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Üstelik, ne kadar acıdır ki, bu okulların hemen hepsi, ya Osmanlı'nın son dönemlerinde ya da cumhuriyetin ilk yıllarında, onca ekonomik sıkıntılara ve zorluklara karşın eğitime verilen önemin birer sembolü olarak dimdik ayaktayken, biz, krizi ve kaynak bulmayı bahane edip, bu okulları satmaya kalkışacağız!..

AHMET YENİ (Samsun) - Köprü satışına da karşı çıkmışlardı!..

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Gerekçeye göre, satılacak okulların tespiti konusunda, tarihî ve kültürel değerleri göz önünde tutularak dikkatli davranılacakmış. Peki, gerçekten değerli olduğuna inandığınız ve kaynak yaratacağını umut ettiğiniz okullar, örneklediğim ya da bunlar gibi niceleri olabilecekse, nasıl dikkatli davranabileceksiniz?! Zaten, satıp, para, kaynak elde edebileceğiniz yerler buralar veya ismini sayamadığım bu gibi yerler.

AHMET YENİ (Samsun) - Yeni okullar yapacağız.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Bir arkadaşım "hayır, hayır, onlar satılmayacak" dedi. Peki, o zaman, bunlara dokunmayıp -ben Ankaralıyım, Ankara'dan örnek vereyim, az çok herkes öğrendi Ankara'yı- Yenimahalle'nin Şentepesindeki, Altındağ'ın Hüseyingazisindeki, Çinçinindeki, Keçiören'in Ataparkındaki okul arazilerini satarak gelir elde edemeyeceğinizi, herhalde, Sayın Bakan da, sizler de bal gibi biliyorsunuz; daha açık ve dürüst olalım. Eğer, bu tasarı geçerse, biz, bu yasayla, bu yöntemle, ülkemizin millî eğitiminin tarihini satmak durumuna düşeceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar[!])

AHMET YENİ (Samsun) - Binalara takılmayın, binalara...

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Bu arada, bir konuya da dikkatinizi çekmek isterim: AKP hükümeti, harabeye dönmüş bazı okul binalarını örnek gösterip, sonra da, sözünü ettiğim türden binaları, o tür okulları satmayı planlıyor. Bunun adına sol gösterip sağ vurmak denilir. Kaldı ki, gerçekten öyle binalarımız var ise, bu durum, daha faal ve merkezî yerlerdeki köklü okullarımızın satışına gerekçe değil, ancak, onlara gerekli özeni gösterememiş devletimizin ayıbı sayılmalıdır. Geçmişimizin en güzel mimarî örneklerini oluşturan, büyük başarılara imza atmış ve toplumumuzun çok ünlü kişilerinin yetiştirilmesine kaynaklık etmiş, yaşadığımız büyük deprem felaketlerine -herhalde, yıkılan okullar herkesin gözü önünde- onca yıl dayanmış, aynı zamanda, bahçeleriyle, bulundukları bölgenin otopark sorununa kısmî çözümler de getirebilen, kentin gerçekten de yapı yoğunluğunu azaltarak çok katlı binaların içinde, bir anlamda, o kentlerin vahalarını oluşturan, Osmanlının ve cumhuriyetin o güzel eserlerini, tüccar siyaset anlayışına malzeme yapıp bir kalemde silip atamazsınız.

Ne adına; kaynak yaratmak için. Kaynakla ne yapacaksınız; yeni okular, tesisler, malzemeler... Nereye yapacaksınız; bu kent yapımızın kısır döngüsü içinde, belki de kentlerimizin onlarca kilometre dışına okullar yapmak zorunda kalacaksınız. Bunun yaratacağı zorlukları da kestirmek güç değil. O zaman, ortaya çıkacak sorunların yükünü, yine, öğrenciler, öğretmenler ve veliler çekecektir.

Yine, gerekçede deniliyor ki: "Buralardan elde edilecek gelirlerin bütçe açıklarının kapatılması için kullanılmaması konusunda hassasiyet gösterilecektir."

Sevgili arkadaşlarım, biz, ne satılacak yerlerin seçimi konusunda dikkatli davranılacağına ne de yaratılacak kaynakların kullanımı konusunda hassasiyet gösterileceğine inanmıyoruz. Biz, bu güveni bu hükümette bulmuyoruz. (AK Parti sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) - Halkımız bize inanarak oy verdi.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Son gün; bırakın da konuşalım biraz.

Çok önemli bir konu; tasarının bu maddesiyle, il özel idareleri ve köy tüzelkişilikleri de, âdeta, yok sayılmaktadır. Bu kurumların mülkiyetinde olup, okul olarak kullanılan taşınmazların mülkiyeti, bir bedel ödenmeksizin hazineye devredilecek ve hazinece satılacaktır. Köylünün malını, bu yöntemle bedelsiz alma hakkını hükümetimiz kendinde nasıl görebilmektedir, bilemiyorum.

Maddeyle yapılan çok önemli bir düzenleme daha var; o da, Maliye Bakanlığı, okul satışlarında 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununa tabi olmayacak. Muhasebei Umumiye Kanunu bu konuda ne diyor; bakın: "Değeri 35-100 trilyon lira arasında olan taşınmazlar Bakanlar Kurulu kararıyla, 100 trilyon liranın üzerinde olanlar ise kanunla satılabilir." Tasarı bu haliyle geçerse, bu kuralı da ortadan kaldırmakta ve Maliye Bakanlığı, gerekçelerinde de belirtildiği biçimiyle, sonsuz bir yetkiyle donatılmaktadır. Tasarıya da niçin böyle bir yöntemin konulmuş olduğunu, doğrusu, biz anlayabilmiş değiliz. Aslında, satılabilmesi mümkün görünen bazı okul ve araziler gözden geçirilirse, Bakanlar Kurulu kararı ve kanun gereğinin niçin ortadan kaldırıldığı da, sanıyorum, herkes tarafından çok daha kolay anlaşılabilir.

Sevgili arkadaşlarım, AKP, iktidara geldiği ilk günlerde, her konuda yumuşak, toplumsal uzlaşma arayan, muhalefetle uzlaşma arayan, sivil toplum örgütleri ve benzeri kuruluşlarla ortaklaşa çalışma konusunda epeyce iddialı şeyler söylemişti; gerçi, şimdi unutuldu. Gerçi, bu sözler, söylediğim gibi, seçim öncesi vaatlere benzedi biraz, unutuldu; ama, yine de, acaba, bu konuda, bu tür örgütlenmeler ne düşünüyor diye merak edenler varsa, o zaman, iki küçük önerim var: Lütfen, sözünü ettiğim Ankara Atatürk Lisesi öğrencilerinin söyledikleri ile bu işin uzmanı binlerce şehir plancısının örgütlendiği şehir plancıları odasının açıklamalarına bir bakın, bir kulak verin.

Bakın, bütün bunları bir de ne zaman yapıyoruz; tam, Avrupa Birliğine Uyum Paketinin Yedincisini daha dün çıkarmışken. Allahaşkına, bir tek Avrupa Birliği ülkesinde bizim yaptığımızı yapan var mı?!

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Var...

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Bu Fransız'ın, İngiliz'in, İspanyol'un, Alman'ın ve diğerlerinin aklı, galiba, bizimki kadar pek çalışmıyor. Onlar tarihlerini, kültürlerini özenle korurken, hatta kent mimarilerine aykırı bir tek çivi bile çaktırmazken, hele hele böylesi tarihsel, kültürel zenginlik oluşturan okullarını, bırakın satmayı, koruyup, ayakta tutmayı, tarihleri adına bir onur saymaktayken; biz, onlarca, yüzlerce yıllık tarihimizi bir kalemde silip atabilmeyi, Avrupa Birliğine aday bir ülke olarak nasıl göze alabileceğiz; onu da bilmiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Milli eğitim temel kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (ss.249)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2003-07-31-milli-egitim-temel-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-ss-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
