# Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s. 275)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim
- **Tarih:** 12 Kasım 2003
- **Gündem:** TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S. 275)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2003-11-12-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanuna

> Zekeriya Akıncı (CHP), 12 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S. 275)); konuşma 964 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının 3 üncü maddesiyle ilgili şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi, sevgi ve saygıyla selamlarken, dört yıl önce bir büyük felaketle yitirdiğimiz, Düzce'de kaybettiğimiz yurttaşlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyorum ve konut sorunları çözülememiş olduğu için, 72 gündür Ankara soğuğunda, Abdi İpekçi Parkında sorunlarına çözüm arayan ve 72 gün sonra da gözaltına alınan yurttaşlarımıza da geçmiş olsun diyorum.

Evet, sevgili arkadaşlarım, görünüşte tek bir maddelik yasa tasarısını görüşüyoruz ve son derece basit, sıradan bir işmiş gibi değerlendiriliyor, sunuluyor Meclise; hatta "ne olmuş, tek bir maddecik" denildi.

Aslında, burada, tek bir maddeyle de olsa, Türkiye'de idarî ve malî özerkliği olan bir kurumu, nasıl siyasî amaçlarınız doğrultusunda kullanabileceğinizin, biçimlendirebileceğinizin de tipik bir örneğini veriyorsunuz. Tek kurşunla vurur gibi, tek maddelik bir yasayla, TÜBİTAK'ı vurmak istiyorsunuz.

Aslında, gerekçe ne kadar masumane görünüyor; TÜBİTAK'ta var olan tıkanıklığı aşmak ve kuruma işlerlik kazandırabilmek. Peki, görünmeyen, ama, bilinen gerekçeler bu kadar masum mu; elbette değil.

Sayın Başbakan, insanları, zaman zaman "niyet okuyucuları" diye tanımlıyor; ama, böyle bir durum karşısında, AKP İktidarının gerçek niyetinin ne olduğunu merak etmemek, hatta görmemek mümkün mü?!

Siz, 12 kişilik Bilim Kurulunun yasasına uygun biçimde seçtiği başkanın atamasını altı ay Cumhurbaşkanına sunmazsanız, bunun ardından da, 20 Eylüle kadar bu sunuşu bekleyip, Cumhurbaşkanına sunuş yapılmayınca da, yine kendi yasasına uygun biçimde Bilim Kuruluna seçilen 6 yeni üyenin atamasını da yapmazsanız, biz, bu işin neresinde iyi niyet arayalım? Böyle bir durumda, iyi niyet mi kalır, hukuk mu kalır, demokrasi mi kalır?! Kaldı ki, böylesine bariz, açık bir olayda da herhalde niyet okuyuculuğuna falan da gerek yok; çünkü, yapılmak istenen çok açık ve çok net.

MEHMET SOYDAN (Hatay) - Sayın İnönü de öyle yapmış.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Üstelik, bazı iddiaların aksine, bu 6 bilim adamının seçiminde Bilim Kurulu Başkanlığına vekâlet eden Sayın Tuğrul Tankut oy kullanmamışken ve iki dönem görev yaptıkları için yeniden aday olamayacak olan, ama, oy kullanma hakları devam eden 2 üyenin de katılımıyla 8 kişiden oluşan kurul, yasasına uygun biçimde 6 yeni üyesini seçmişken bu atamaları yapmıyorsanız, bu yasayla, TÜBİTAK'taki tıkanmayı önlemeye çalışıyoruz iddianız ne kadar inandırıcı olur, onun ötesinde, ne kadar demokratik ve yasal olur?

Gerçekten de, demokrasiyi ve yasaya saygıyı içinize sindirmiş olsaydınız, bu atamalar yapılır, başkan onaya sunulur ve böyle bir kaos da yaşanmazdı; çünkü, demokrasi, topluma güven verme ve toplumsal düzenin korunması sorununu herkesten önce iktidara -yani, size- yüklüyor. Bu ise, öncelikle, iktidarınızın, çoğunluk bende, ne istersem yaparım saplantısından sıyrılıp, ikide birde orayı göstermekten vazgeçip, hukuk kurallarına uymak ve uyulması için idareye olanak sağlamakla mümkündür.

SONER AKSOY (Kütahya) - Halk her yere girer.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Örneğin, AKP'li bir sözcü "hep muhalefet ediyorsunuz, doğrusu neyse söyleyin" dedi. Söylüyoruz; diyoruz ki, TÜBİTAK'a siyasetin elini sokmayın, bilimsel bir kurumun malî ve idarî özerkliğini zedelemeyin. Bunu da anlamazsanız, ne söyleyelim?! Bu kadar açık söylüyoruz.

Uzunca konuşup, TÜBİTAK ve orada yaşananlarla ilgili fazla bir şey söylemeyen, yayınlardan, ar-ge teşviklerinden, burslardan ve benzeri diğer çalışmalardan söz etmeyen Sayın AKP sözcülerinin de, dürüst, iyi niyetli ve benzeri yuvarlak tanımlamalarına bakarak, ataması yapılmayan bilim adamlarına dönük ağır bir eleştirilerine de tanık olmadık. Zaten seçmene bayram mesajı niteliği taşıyan bu konuşmalardan, TÜBİTAK'la ilgili ne söylenmek istendiğini de kimse pek çıkaramadı; ama, bilim adamı olduğunu söyleyen ve inandığımız bir arkadaşımızın "matruşka" benzetmesiyle, bu kurumun özerk yapısını küçümsemesini anlayabilmiş değilim.

Biz umut eder ve beklerdik ki, önce, bilim adımı olduğunu söyleyen arkadaşımız bu yasa tasarısına karşı çıkabilsin. Bu yasa tasarısına karşı çıkmak, bilim adamı olduğunu iddia eden ve söyleyen herkesin öncelikle görevidir. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Allah, Allah!..

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Ben o arkadaşımı da görev yapmaya davet ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, sözlerinizi tamamlar mısınız.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, esas olarak ne TÜBİTAK ne de diğer Bilim Kurulunun üyelerinin nitelikleri üzerine, söylediğim gibi, bir değerlendirme yok. Bu işe layık olmadıkları biçiminde de bir iddia yok utangaçça bir şeyler söyleniyor ise de.

Bu atamaların yapılmamasının nedenini, bizler, aslında, komisyon toplantısında, Sayın Başbakan Yardımcımızın değerlendirmelerinden öğrendik; yani, ne zaman; şubatta Bilim Kurulu başkanını seçmişken, mayısta seçim sonucu Başbakana sunulmuşken, 12 Hazirandan sonra murakıpların incelemesi başlamışken ve murakıplar raporlarını temmuz ayının ortasında sunmuşken, bu murakıp raporlarındaki bazı konuların incelenmesi isteğini, atamanın önünde bir büyük engelmiş gibi sunarak ne kamuoyunu ne de bizleri ikna edebilmeniz mümkündür. Üstelik bunlar ne zaman gündeme getirilmiş; TÜBİTAK Yasası komisyonda görüşülmeden birkaç gün önce ve ne yazık ki, bu yasanın gerekçesine gerekçe oluşturmak için de, acımasızca kampanyalarla, bu insanlarla ilgili kafalarda soru işaretleri uyandırmaya çalışmışsınız ve kendinizi haklı çıkarmak için, yargısız infazdan bile kaçınmamışsınız. Şu anda TÜBİTAK'ın başkanı ve seçilemeyen, seçilmiş ama atanmayan yöneticileri bu kürsülerde töhmet altında bırakılmıştır.

Peki, olan ne; TÜBİTAK, 1996'dan bu yana, üstelik, Sayın Pak daha kurum başkanı değilken, Devlet Bakanlığından onay alınarak, yazışmaların sonucunda bilim adamlarına YÖK'ün değil, TÜBİTAK'ın kendi yasasına göre ücret ödenmiş; olay bu. Bize komisyonda sunulan ve atamanın önünde en büyük engelmiş gibi gösterilen konu bu. Peki ne ödenmiş; -Sayın Başbakan Yardımcımız söyledi- ayda 270 küsur milyon yerine, 2,5 milyar kadar; dört yılda toplam 120 milyar. Kime ödenmiş bu para -dikkatinizi çekiyorum- Türkiye'nin, bilim ve teknolojisinin geleceğini emanet ettiği insanlara. Kaldı ki, öncelikle, Sayın Başbakanımız ve Bakanımız da biliyordur ki, bu ücret sadece bazı bilim adamlarına değil, aralarında TÜBİTAK'ın başında görmek isteğini duyduğumuz saygıdeğer bilim adamına da ödenmiştir. Kaldı ki, siz, ayda 270 000 000'a -bunu savunmak benim hakkım değil; ama, bir gerçeği birlikte tespit edelim- değil uzaya uydu gönderen bilim adamı TÜBİTAK'ta bulaşıkçı çalıştıramazsınız. Bunu da kör kuruşun hesabını sormak falan diye istismar etmemelisiniz diye düşünüyorum. Ayrıca, murakıp raporlarının da, birçok kurumda olduğu gibi, bir iki yıla uzanan gecikmelerle incelenmiş olması da herhalde TÜBİTAK yöneticilerinin suçu değildir.

Sevgili arkadaşlarım, ayda 270 000 000'a bilim adamı çalıştıramazsınız. Bunu büyük bir yolsuzluk, suiistimal diye kamuoyuna sunamazsınız, sunmamalısınız; kamuoyu bunu okudu. Bu insanlar, bu nedenlerle töhmet altında kaldı.

---

**Kaynak gösterme:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s. 275)”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2003-11-12-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanuna (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
