# Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 12 Mayıs 2004
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya

> Zekeriya Akıncı (CHP), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 1.162 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu zor koşullarda çalışma ısrarı sürdürüldükçe, biz de günün hangi saatinde olduğumuza bakmadan, arkadaşlarımızın da hoşgörüsüne sığınarak bu konudaki görüşlerimizi ısrarla açıklamaya devam edeceğiz. Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının çerçeve 7 nci maddesiyle eklenen geçici madde 50'yle ilgili CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum ve tümünüzü sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Sevgili arkadaşlarım, Türkiye'nin hem bugünü hem yarınıyla ilgili büyük gerilimler, mutsuzluklar, güvensizlikler vaat eden bir yasa tasarısını görüşüyoruz. Görünüşte onyedi aydır konuşuluyor olmasına rağmen, aslında, Sayın Başbakanın meydanlarda seçmene söz vermesi ve ilk üniversite sınavlarına ne yapıp edip yetiştirme adına birdenbire gündemimize sokulan bir yasa tasarısıyla yüz yüzeyiz. Bir acele, bir telaş içerisinde bu saate kadar ve bundan sonra da çalışıp ne yapıp edip bu tasarıyı, bir an önce, kanunlaştırmaya çalışıyoruz.

Değerli milletvekilleri, sanki Başbakanın ve AKP'nin verdiği tek söz buymuş gibi ya da en önemli vaat buymuş gibi, yani, bu ülkede milyonlarca genç işsizlikten kırılmıyormuş gibi, sanki çiftçimiz büyük bir çöküntünün içinde değilmiş gibi, sanki bu ülkenin emeklisi, dulu, yetimi, yokluk ve yoksulluk içinde kıvranmıyormuş gibi, sanki bu ülkenin dürüst üreticisi, sanayicisi hâlâ ekonomik darboğazlarda çırpınmıyormuş gibi, işçisiyle memuruyla bu ülkenin emekçileri onurlu bir yaşam sürdürebilmek için canını dişine takmamış gibi, sanki Türk millî eğitiminin dünya kadar başka öncelikli sorunu yokmuş gibi ve tüm bu sorunların çözümü için meydanlarda söz vermiş olanlar bizler değilmişiz gibi, 70 000 000 ülke insanının bu can alıcı sorunlarını bir yana bırakmış, işini gücünü Türk millî eğitimini nasıl olur da kendi anlayışım çerçevesinde yönlendirebilirim diye uğraşan bir hükümetin dayatmalarıyla mücadele ediyoruz. Allahaşkına, bu sorunların hangisiyle ilgili, bugüne kadar, çözümü noktasında elle tutulur tek bir adım atabildik. Bu tasarıyla da, aslında, hükümetiniz, sadece zevahiri kurtarmaya çalışıyor; hepsi bu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP, seçmenine birçok vaatte bulunmuş olabilir. Bu vaatlerin ayrıntılarını ve tümünü biz bilemeyebiliriz; ama, çok iyi bildiğimiz bir şey var ki, 3 Kasım 2002 genel seçimleri öncesinde, bir televizyon kanalında, Başbakanın, canlı yayında, yayını izleyen milyonlarca yurttaşımızın gözüne baka baka milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasına dair vermiş olduğu sözdür. Eğer gerçekten millete verdiğiniz sözleri tutmak gibi bir niyetiniz varsa, eğer bu noktada bir kararlılığınız vardıysa, atmanız gereken ilk adım, yapmanız gereken ilk iş bu olmalıydı.

İLHAN ALBAYRAK (İstanbul) - Zaman... Zaman...

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Ama, o süreçteki tartışmaları da hatırlıyoruz -beyefendi "zaman" diyor- o zaman "yargıya güvenmiyoruz" diye bir açıklamayla savsaklanmıştı bu tartışmalar; ama, aslında, biz biliyoruz ki, siz yargıya değil, kendinize güvenemediğiniz için bu sözleri unutmuş oldunuz, sözlerinizin üzerine yatmış oldunuz. Üstelik, işin başında, istikrar ve güven arayışı içinde olan kamuoyuna "aritmetik hesaplarla siyaset yapmayacağız" ya da "atacağımız her adımda toplumun ilgili kesimleriyle mutlaka mutabakat arayacağız" diyenler de bu sözlerini çoktan unutmuş görünüyorlar.

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Halkın kime güvendiğini 28 Martta gördük.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Hele hele böylesine önemli bir yasal düzenlemede mutabakat aramaktan vazgeçenlerin, tüm seçmenin yüzde 25'inin oyunun arkasına sığınarak ve anlamsız bir demokrasi ve millî irade tartışması açarak kendi bildiğini okumaya devam etme anlayışını da ibretle izliyoruz.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Yeni seçim mi oldu!..

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Bu noktada "milletle mutabakat ya da millet istiyor biz de yapıyoruz" diyenlere hatırlatmak istediğim bir şey daha var. Eğer gerçekten milletin ne istediğiyle ilgili olsaydınız, herhalde ne istemediğiyle de ilgili olurdunuz. Bunu şunun için söylüyorum: Eğer gerçekten milletin ne istediği ya da ne istemediğiyle ciddî bir ilginiz olmuş olsaydı, 2003'te 1 Mart tezkeresini Meclise getirmezdiniz; çünkü, hepiniz hatırlayacaksınız, o günlerde yapılan tüm kamuoyu yoklamaları yüzde 80 oranında Türkiye'nin Ortadoğu bataklığına saplanmasına yol açacak anlayışı reddediyordu. Peki, milletin sesine o gün niye kulak vermiyordunuz?! Belli ki, meydanlarda değil; ama, kapalı kapılar ardında verdiğiniz sözlerden dönemiyordunuz; çünkü, bildiğimiz kadarıyla millete böyle bir sözünüz yoktu. Bu tasarı, belki imam-hatiplilere verilen sözlere karşılık geldi; peki, o tezkere kimlere verilmiş hangi sözlerin gereği olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne getirildi? Bunu bilmek de herhalde herkes kadar hakkımız.

Sayın Başkan, sevgili arkadaşlarım; kaldı ki, Türkiye'yi bütün kurumlarıyla bu kadar gerginleştiren, onları karşı karşıya getiren yasa tasarısını hazırlayanların, kendileri değilmiş gibi, bir de ona buna beddua ederek durumu kurtarmaya çalışmalarını anlamak hiç mümkün değildir.

Sayın Bakana bir tek şey hatırlatmak isterim. Sizin için hiç istemem; ama, Türkçede güzel bir söz vardır; denilir ki: "Bela okuyan, bela bulur. "Daha da acı olanı, bu görüşmeler süresince kendi dayatmalarını bir türlü kabul ettiremeyenlerin "aldatıldım" diye durumu açıklamaya ve kurtarmaya çalışmalarıdır.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Hangi madde üzerinde konuşuyorsun?!

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Eğer Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı bu kadar kolay ve bu kadar çok aldatılıyorsa, vay geldi Türkiye'nin başına! Kim bilir, geçen onyedi ayda, kimler, hangi işlerde bizleri aldattı da haberimiz olmadı ya da bundan sonra daha kim bilir kimler kaç kez aldatacak, onu da Allah bilir.

Biz, bunları algılamakta zorlanıyoruz; ama, AKP İktidarının, siyaset yapma anlayışını, o ünlü tüccar siyaset anlayışını, Millî Eğitim Bakanımızın da bu anlayış içerisindeki siyasetinde toptancı yaklaşımını çok iyi biliyoruz. Perakendecilikle uğraşmayan bakanlarımızın, bir gecede 1 144 yöneticiyi toptan görevden alarak, 167 yetişkin üst düzey yönetici konumundaki Talim ve Terbiye Kurulu üyelerini tasfiye ederek, bunun en çarpıcı örneklerini geçmişte sergilediğini biliyoruz.

Yine, bir başka yasa tasarısıyla, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki birçok okul arazilerinin satışının yolunun açılması da, bu toptancı tüccar siyaset anlayışının bir başka örneğidir. Aynı toptancı anlayışla, şimdi de imam-hatip lisesi mezunlarının istedikleri bölüme girebilmelerini sağlayacak ve dayatmalarına direnen YÖK yönetimini bir kalemde toptan tasfiye edecek, AKP'nin kendi YÖK'ünü kurma gayretlerine de tanık oluyoruz.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Geçici madde üzerinde konuş.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Sevgili arkadaşlarım, bu yasa tasarısının kamuoyunda tartışılması sırasında görüldü ki, İktidarımız, sürekli sırtının sıvazlanmasını ve pohpohlanmayı bekliyor; ama, ne zaman ki, kimi konularda eleştiriliyor, uyarılıyor, kamuoyundan tepkiler görüyor, o zaman hırçınlaşıyor ve daha üç gün önce aynı çevrelerin kendilerine ne kadar büyük kredi açtığını unutup, onlara bile sert çıkış yapmaktan geri durmuyor; ama, AKP İktidarı da, unutmamalıdır ki, o çok tartıştığımız, özümsemeye çalıştığımız demokrasi hep böyle işlemiş, böyle gelişebilmiştir. Herkesin, her an AKP'yi alkışlamasını beklemeniz doğru değildir. Hele hele, uzun süredir "değiştik" diyenlerin, yeni kimlik arayışında olanların, böylesi kritik dönemlerinde aslına rücu etmeleri karşısında herkesin susmasını beklemelerini anlamak da mümkün değildir.

Sayın Başkan, sevgili arkadaşlarım; hangi maddelerle nasıl süslenmiş olursa olsun, kime göz kırpma amacını taşıyor olursa olsun, değerli AKP sözcüleri hangi ateşli konuşmalarda bu yasa tasarısını savunmaya ve gerçekleri aslında gizlemeye çalışıyor olursa olsun, bu yasanın adı, bal gibi, imam-hatiplerin önünü açma, eğitimi dinselleştirme ve AKP'nin YÖK'ünü kurma yasasıdır.

AHMET YENİ (Samsun) - Nerede yazıyor, nerede?!

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - İmam-hatip liselerine yeniden canlılık kazandırmak ve bugün 70 000 diye ifade edilen sayıyı yarınlarda 100 000'lere taşıyabilme gayretinden başka bir şey de değildir. Daha önce bir yasa yoluyla yönetmeliklerini Cumhurbaşkanının denetiminden kaçırmayı başaran Sayın Bakan, şimdi de, üniversiteye giriş sistemini bugüne kadarki yetkili kurumların elinden alıp, kendi tercihleriyle şekillendirmeye ve AKP'nin emrine amade bir YÖK hediye etmeye çalışmaktadır.

Zaten, bir yandan, söz verdik, bu yasayı mutlaka geçireceğiz deyip, diğer yandan, bu yasanın imam-hatiplerin önünü açmakla ne ilgisi var diye savunanların çelişkisini biz anlıyoruz; kimse saklamasın, gizlemesin. Kime ne söz verildiği de açıktır, kimin hangi yolla, yöntemle önünün açılmaya çalışıldığı da bellidir; çünkü, bu yasa...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
