# 2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(gençlik ve spor genel müd., vakıflar genel müd., devlet personel bşk., başkanlık yüksek denetleme kurulu, danıştay başkanlığı ıv tur)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 16 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜD., VAKIFLAR GENEL MÜD., DEVLET PERSONEL BŞK., BAŞKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, DANIŞTAY BAŞKANLIĞI IV TUR)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-genclik-ve-spor-genel-mud-vakifl

> Zekeriya Akıncı (CHP), 16 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜD., VAKIFLAR GENEL MÜD., DEVLET PERSONEL BŞK., BAŞKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, DANIŞTAY BAŞKANLIĞI IV TUR)); konuşma 1.089 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 2006 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının Devlet Personel Başkanlığı bütçesiyle ilgili söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, devlet personel rejiminin temel ilkelerini belirlemek, kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat, görev ve yetkilerini tespit etmek, kamu hizmetinde çalışacak aslî ve sürekli kamu görevlilerinin tabi olacakları personel rejimlerini hukukî olarak düzenlemek, personel rejimleri arasında denge ve koordinasyon sağlamak, tüm mevzuatı ve esasları bilimsel ve tarafsızlık esaslarına göre yürütmek amacıyla Devlet Personel Başkanlığı kurulmuştur.

Böylesi önemli rolü ve işlevi olan bu kurum, kuruluş kanunu ve daha sonra çıkan yönetmeliklerde belirtilen görevlerinden ziyade, artık, Başbakanlığın sekreteryası ve özelleştirme kapsamına alınan kurum personelinin dağıtımı için bir havuz görevi yapmaktadır. Kamu çalışanlarının durumu, bu kurumun görevlerini yerine getirmediğini çok açık ortaya koymaktadır. Aynı işi yapan farklı statüye sahip, farklı ücret alan sayısız kamu çalışanı sınıfı, "arpalık" olarak adlandırılan kurumların ortaya çıkması, içinde bulunduğumuz tabloyu tanımlamaktadır.

Kamu personel yapısının düzeltilmesi için önceki hükümetler ve AKP Hükümeti birçok söz vermesine rağmen, hiçbir adım atılamamıştır. Hatta, yapılan her girişim, farklı bir kesimin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bugün en yakınımızda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bile yaklaşık 10 farklı statüde çalışan, ama, aynı işi yapmasına karşılık farklı ücret alan çalışanlar vardır. Bu durum, artık, içinden çıkılmaz bir hal almıştır ve mutlaka çözülmesi gereken önemli bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.

Kuruma yüklenen bir başka sorumluluk ise, bakanlık oluruyla kurulmuş bir birim aracılığıyla, özelleştirme kapsamına alınan kurumların personelini havuza alıp, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakillerini yapmaya çalışmasıdır. Bu görevi yerine getirirken, özellikle, kamu iktisadî teşebbüslerinde uzun yıllar görev yapmış, konularında uzmanlaşmış personeli hiçbir uyum eğitimine tabi tutmadan diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakletmiş, buna maruz kalan personelin çoğunun unvanları gasbedilmiş, aldıkları ücretler dondurulmuş, yeni görevleri kendilerine uygun olmaması nedeniyle uyum problemleri de yaşanmıştır.

Bakınız, ben bu konuşma için gelirken bir telefonda dediler ki: "Ne olur bunu söyleyin; bu tanımladığımız kesimden 657 4/C'ye göre, ilköğretim mezunu olanlara net 450 YTL, lise mezunlarına 500 YTL, yüksekokul mezunlarına 560 YTL maaş verilmektedir ve önümüzdeki yıl için yüzde 2,5'luk bir ücret artışı öngörülmektedir. O herkesin yararlandığı 40 YTL'lik seyyanen zamlardan da, bu çalışanlarımızın yararlanması söz konusu olamamaktadır. "

Dolayısıyla, yaşanan bu sıkıntılar kimi zaman da "bankamatik memuru" denilen sınıfı oluşturmuştur; ama, bu durum, çalışanların kabahati değildir. Dolayısıyla, bu konularda ivedilikle çözüm arayacak, bulacak olan hükümetler ve biziz; ama, AKP Hükümeti ve Başbakan, konu kamuda çalışan memurlardan açılınca, zaman zaman onları aşağılayıcı ifadeler kullanmaktan geri durmamaktadır; ama, kendi vücut dilinden anlayanlara sıra gelince, olabildiğince esnek davranılmış, diğer çalışanlar ise, kariyer ve unvanları dikkate alınmadan acımasızca kıyıma uğratılmıştır. Hükümetin bu konudaki çarpık anlayışı, devleti, hizmet organlarından oluşmuş bir yapı olarak değil, kadro alanı olarak görmesinden ileri gelmektedir. Bu durum, kamu çalışanlarının hem hizmet gücünü hem de hizmet kalitesini olumsuz etkilemiştir.

Ayrıca, Başbakan ve hükümet üyeleri tarafından, sürekli kamuda çalışan memur sayısının fazla olduğu, bu nedenle memurların çoğunun yan gelip yattığı ifade edilmektedir. Aslında AKP, kamu istihdamını taşeronlaştırmak için bu söylemini sık sık dile getirmektedir, yoksa gerçek bu değildir. Çünkü, OECD ülkeleri arasında kamu çalışanlarının nüfusa oranı en düşük ülke Türkiye'dir. Her 100 kişiye Fransa'da 8,2; Macaristan'da 7,8; ABD'de 7,5; Türkiye'de ise 3,2 kamu çalışanı düşmektedir.

Biz, AKP'nin bu söyleminin altında farklı düşüncelerin olduğunu biliyoruz. Örneğin, "kamunun yeniden yapılandırılması" adı altında çalışanların taşeronlaştırılması, personelin tasfiyesi hedeflenmiş, 657 sayılı Kanun ile 1475 sayılı Kanun arasında bir sınıf oluşturulmak istenmiştir, sendikalaşma ve sendikaların hak alma mücadelesi yıpratılmaya çalışılmıştır. Bugün kamuda kaç kişinin taşeron olarak asgarî ücretle çalıştığı bilinmemektedir.

Acil eylem planlarında yer almasına ve birçok kez söz verilmesine karşın, hükümetiniz, kamu çalışanlarının özlük haklarına, malî haklarına, grevli toplusözleşme haklarına yönelik üç yıldır hiçbir ciddî adım atmamış, çalışanları sürekli oyalamıştır. O meşhur toplugörüşmelerde imza atılan ve altına hükümet tarafından imza atılmasına rağmen verilmiş olan sözler ve taahhütler niye bir türlü yerine getirilmez; bunu anlamak da mümkün değildir.

Kaldı ki, bırakınız kamu çalışanlarının grevli toplusözleşme haklarının verilmesini, mevcut sendikal haklarını kullanarak insanca yaşamanın mücadelesini sürdürmeye çalışan memurlarımızın kimi eylem ve etkinliklerinde onları kılıçtan geçirir gibi coptan geçirdiğinizi de unutmuş değiliz. Bu tavrınız bile, AKP İktidarının demokrasi ve insan hakları söylemlerinin ne kadar boş olduğunu göstermeye yeter.

Değerli arkadaşlarım, bugünkü sözleşmeli memur, performansa göre ücret, esnek çalışma gibi kuralsız bir çalışma ve sendikasızlaştırma ortamı personel politikalarının doğurduğu acı sonuçlardır.

Son dönemde devletin birçok kurumunda, deneyimli, tecrübeli, yetişmiş yönetici personel erozyona uğratılmaktadır. Bu kadrolarda yer almak için ÖSYM'nin zorunlu sınavları yetersiz hale getirilmiştir. Kadrolaşmakta AKP kriterleri her şeyin önüne geçmiş, kendi vücut dilinizden anlayanlar kamu yönetiminin tepe noktalarına getirilmiştir. Bu alanda o kadar ileri gitmiştir ki hükümetiniz, bir parça siyasetin dışında kalması gereken bilim kurumları, spor kurumları ve hayır kurumları bile iktidarınızın hışmından kurtulamamıştır. Gün gelmiştir, parlak bürokratlarınız hızlandırılmış tren facialarına imza atmıştır; ama, hiçbirinizin gıkı çıkmamıştır. Eş, dost, akraba atamaları günlerce manşetlerden inmemiştir. Kimi yönetici atamalarında belli tarikat bağlantılarının olduğu ise ısrarla söylenmektedir; ama, yine ses yoktur. Açıkçası, bu üç yıllık dönem, feleğin çemberinden geçmiş kamu çalışanlarımızın bir de AKP'nin eleğinden geçtiği dönem olarak hatırlanacaktır.

Bir diğer önemli konu ise, kamu çalışanları arasındaki ücret dengesizliğidir. Bu durum içler acısı bir hal almıştır. Aynı odada aynı işi yapan aynı okul mezunu iki çalışandan biri diğerinden neredeyse yüzde 100'e varan oranda farklı ücret almaktadır. AKP, acil eylem planında, bir yıl içerisinde kamu çalışanları arasındaki ücret dengesizliğini çözeceğini de vaat etmiştir; ancak, verilen tüm sözlere ve aradan üç yıl geçmesine karşın bu konuda da bir iyileştirme sağlanmış değildir.

Değerli arkadaşlarım, uygulanan ekonomik politikalar sonucunda, her gün artan istihdam ve işsizlik sorunuyla karşı karşıya kalmış durumdayız. Devletin ekonomideki rolünü aza indirip sorunun çözümünü serbest piyasa işleyişine terk etme eğilimi, işsizlikle mücadeleyi çözmek yerine, sosyal devlet anlayışını ortadan kaldırmış, sosyal adaletsizliği daha da yaygınlaştırmıştır.

Bakınız, ülkemiz OECD ülkeleri arasında nüfusuna göre en az memur çalıştıran ülke olmasına karşın, memurumuza, hedeflerine ulaşmaya çalıştığımız Avrupa Birliği ülkelerinin üçte 1'i kadar ücret verebilmekteyiz. Bugün memurlarımız, ortalama yoksulluk sınırı olan 940 YTL'nin altında, ortalama 750 YTL civarında ücret almaktadırlar. Küçük bir örnek: Millî Eğitim Bakanı 165 000 öğretmen açığından bahsediyor; ama, öte yandan, onbinlerce mezun olmuş öğretmenimiz iş bekliyor; AKP, iki ay az maaş vermek için, 20 000 sözleşmeli öğretmen alıyor; üstelik iş güvencesi yok. Sayın Maliye Bakanı da, bunları görmezlikten gelip "millî eğitime büyük önem veriyoruz" diye böbürleniyor. Bu çelişkiyi de anlamakta, biz, doğrusu, zorluk çekiyoruz .

Değerli arkadaşlarım, AKP'nin üç yıllık iktidarı döneminde 100 000 civarında atama adına kadrolaşma yaşandı. Binlerce kamu görevlisi sürülmüş, mağdur edilmiş, aileler ayrılmıştır. Millî Eğitimde, 1 141 yönetici, hastanelerimizde 50 başhekim bir gecede görevden alınmış, Talim Terbiye Kurulu bir gecede tasfiye edilmiştir. Sağlık Bakanı, klinik şefi ve yardımcılıklarının atamaları için yönetmeliği değiştirip, kendisine yetki verilmesini sağlamaya çalışmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(gençlik ve spor genel müd., vakıflar genel müd., devlet personel bşk., başkanlık yüksek denetleme kurulu, danıştay başkanlığı ıv tur)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-genclik-ve-spor-genel-mud-vakifl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
