# Kuzey ankara girişi kentsel dönüşüm projesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1114)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim
- **Tarih:** 4 Nisan 2006
- **Gündem:** KUZEY ANKARA GİRİŞİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1114)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2006-04-04-kuzey-ankara-girisi-kentsel-donusum-projesi-kanununda-degisiklik-yapil

> Zekeriya Akıncı (CHP), 4 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KUZEY ANKARA GİRİŞİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1114)); konuşma 1.286 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlarken, sizin de hoşgörünüze sığınarak iki küçük konuda düzeltme yapma ihtiyacı duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Sayın Ersönmez Yarbay, konuşması sırasında bir ara, Ankara'daki gecekondu dönüşüm projelerinin 1996'lı yıllardan itibaren başladığını söylemişti. Sanıyorum bir dalgınlık olacak; çünkü, Ankara'daki gecekondu dönüşümü projeleri 1996 yılından çok önce başlamıştı; bir.

Ayrıca, gecekonduyu önleme doğrultusundaki çalışmaların tarihi çok daha eskiye dayanıyordu. Sadece ülkemizde değil dünyada örnek bir proje olarak gösterilen Batıkent, Ankara'da gecekondu önlemesinin en önemli çalışmalarından birisi. Dolayısıyla, bu vesileyle bir kez daha, bu projelerin büyük mimarı olan Vedat Dalokay'ı da saygı ve rahmetle anmak gerekiyor.

Eğer, bugün de Ankara'da, ister Keçiören'in Piyangotepesi, İncirlisi; eğer, dilerseniz Altındağ'ın Karapürçek'i, Gökçenefes'i, Atillası, Aktaşı gecekondulardan yavaş yavaş arınıyor ve bir dönüşüm sağlanıyorsa, biliniz ki bu, bugünün işi değildir, son dönemlerin işi değildir, 1989'lu yıllardan itibaren sosyal demokrat belediyeciliğin özellikle imar ıslah çalışmalarıyla birlikte başlatmış oldukları uygulamaların bugün devam eden halinden başka bir şey değildir. Bunu da dikkatinize sunmak istiyorum.

Bu yasayla ilgili bir küçük de uyarım olacak. Sayın Tuna, konuşması sırasında evlerin davullu zurnalı yıkıldığını söyledi. O da doğru; ama, o evler yıkılırken insanlara verilen sözler bu projenin iki yıl içerisinde tamamlanabileceğiydi, bu propaganda edilmişti; ama, biz ikinci yılın içinde hâlâ bunun yasal düzenlemesiyle uğraşıyoruz. Onu da bir uyarı olarak yetkililere iletmekte yarar görüyorum.

Değerli arkadaşlarım, kuşkusuz hepimiz, bizler de, muhalefet partisi olsak da, Türkiye'nin ve Ankara'nın iyiliğine olan her projenin, her çalışmanın elbette arkasında olacağız, destek vereceğiz. Ancak, bu destek veriyor olmamız, çeşitli projelerle ilgili, ya da burada olduğu gibi, tasarılarla ilgili kaygılarımızı da sizlerle paylaşmamıza engel değil.

Korkarım ki, bu son düzenlemeyle birlikte, biz, daha önce yasalaşmış olan kanuna rötuşlar yaparak, son şeklini vermeye çalışarak, bir anlamda, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının da bütün yetkileri elinde topluyor olmasının önünü açıyoruz. Meclisimiz, zaman zaman "Melih Gökçek yasası" diye tabir edilen yasalar çıkarmıştı; doğrudur bu. Kaygım odur ki, bu yasal düzenlemeler de, bir parça, gelecekte, yine "Melih Gökçek yasası" diye anılmasın; bu kaygımı paylaşmak istiyorum. Çünkü, bu yasayla birlikte, biz, yanılmıyorsam ilçe belediyelerini önce by-pass ediyoruz ve Büyükşehir Belediyesinin "güç bende, yetki bende" tanımlamasına uygun bir biçimde, önündeki engelleri yok ediyoruz. Gerekçemiz; efendim, işler hızlı gitsin; doğrudur. Onun için yetkileri tek kişide toplayacak bir yasa çıkarıyoruz; yetmiyor, bir süre sonra da, 6 maddelik yeni bir tasarıyla, unutulmuş, atlanmış kimi kolaylıkları da eksiksiz sunuyoruz. Elbette, bunu yaparken -yine bir başka kaygım da- acaba, biz, Meclis olarak, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisini by-pass ediyor muyuz? Onların yetkisinde olan planlamayı, düzenlemeyi, acaba, biz, kendi üzerimize mi almış oluyoruz; onun da kaygısını taşıyorum.

Zaten, tasarının 3 üncü maddesiyle, güya, hizmetin aksamaması için müşavirlik ve kontrollük hizmetleri bir bütün olarak düşünüldüğünden, tüm denetim yolları ortadan kaldırılıyor. Yasa çıkmış; ama, henüz uygulama yokken bile, Sayın Belediye Başkanının önünü iyice bir temizliyoruz; son rötuşlarını yaptırıyor bize; "aman, önümüze bir engel çıkmasın, işler hızlı yürüsün" bir anlamda "istediğim her şeyi yapabileyim" diyor ve biz de, kendisine her türlü kolaylığı sağlayacak yeni bir Melih Gökçek yasası yapıyoruz; niye; benim kaygım odur ki, o bölgede büyük bir rantın oluşacağı ortada. Zaten, Melih Gökçek'in -kulakları çınlasın- eğer, bir proje üzerinde ısrarlı duruşu varsa -kendisini birçok AKP'li milletvekili arkadaşımız da yakından tanır- "oralarda, acaba, geleceğe dönük planlamalar her alanda yapılıyor mu" biçimindeki soru işaretleri hepimizin kafasında uyanır. Dolayısıyla, Sayın Gökçek de, bir rant dağıtım mekanizması oluşacaksa, onun başında tek başına oturmak, kimseyi de karıştırmadan, neyi, nasıl istiyorsa öyle yapayım demek istiyor. Biz, bu yasal düzenlemeyle kendisine bu kolaylığı da sağlıyoruz. Yani, bir anlamda diyoruz ki "olur, hay hay, madem öyle istiyorsunuz öyle olsun, başka bir isteğiniz var mı" diyerek yasa çıkarıyoruz. Düşününüz ki, bu yasa çıktıktan sonra, müşavirlik ve kontrollük bile, belediyenin şirketleri veya iştiraki olan şirketler tarafından yapılabilecek hale getiriliyor.

Bir başka yönüyle, diyoruz ki "ya, bu proje Ankara'nın yüz akı olacak, işte herkesi, Türkiye'yi çok ilgilendiriyor" falan; ama, işin doğrusu, itiraf edelim, biz, bir anlamda, bir utanç tablosundan kendimizce kurtulmaya çalışıyoruz ve bir anlamda "havaalanı yolu" diye tanımladığımız yolu da cilalamaya çalışıyoruz ki, gelip geçen yabancılara "ya, Ankara ne kadar güzel bir şehirmiş" dedirtebilelim; özü bu yapmaya çalıştığımız işin.

Ama, bir kez daha söylüyorum: Biliniz ki, biz, bu yolla, ayrıca, belki de şimdiden planlanmış rant dağılımının da zeminini hazırlıyoruz. Tamam, güzel, bir itirazım yok, cilamızı, makyajımızı yapalım, Ankara ne güzel, ne cici bir kent dedirtelim, kimilerinin gözünü boyayalım, tamam, itirazım yok; ama, allahaşkına, ne olursunuz, bu projenin uygulandığı alanın 1-2 kilometre gerisindeki Ankara'yı da görelim lütfen. Orası için yapılması gerekenleri de yapalım lütfen. Yani, havaalanı yolunu şirin göstererek, güzel göstererek, Ankara'nın bunca sorununu, gecekondu bölgelerindeki sıkıntılarını gidermiş olabilmek mümkün müdür?! İnsanlar gelir, o güzelim havaalanı yolundan geçerler; ama, bir on dakika sonra, bu sene yaşadığımız ağır kış koşullarındaki gibi koşulları oluşursa, o güzelim Ankara havası biter ve bu Ankara ne berbat bir kentmiş denilmeye başlanır tekrar; yani, çok cici bir kente değil, aslında çok kötü yönetilen ve altyapısı çok zayıf bir başkente gelmiş olduklarını, çok değil, on dakika sonra, havaalanı yolunu geçtikten sonra görürler bizim konuklarımız ya da havaalanı yolunu geçtikten sonra -arkadaşlarım da örneklediler- bir süre sonra, Ankara'yı hep böyle sananlar, şöyle bir Samsun yoluna doğru çıktıklarında gördükleri manzara karşısında, korkarım ki, kafalarındaki Ankara imajı fazlasıyla sarsılır.

Bununla anlatmak istediğim şu: Yapalım, itirazımız yok; düzeltelim, doğrudur; ama, bununla çok büyük bir şey yapıyoruz ve Ankara'nın sanki bütün sorunlarını çözüyormuşuz gibi bir anlayışa sakın saplanmayalım. Ankara'nın hâlâ çok sorunu var, çok dertleri var. Bilmiyorum, arkadaşlarımdan ne kadarı gider görür; ama, ben iyi biliyorum, bilerek söylüyorum, bugünkü koşullarda, örneğin Altındağ İlçesinin herhangi bir gecekondu bölgesindeki bir su ve kanalizasyon arızası bile, Ankara Büyükşehir Belediyesinin temel bir kuruluşu olan ASKİ tarafından, ne yazık ki, onbeş günde bile giderilemez haldedir; ne araçlar yeterlidir ne çalışan personel yeterlidir. Yani, Ankara'nın girişini süsleyeceğiz; ama, bir kanal arızasının da onbeş günde bile tamir edilemiyor olduğunu da, asla unutmayacağız. Ben sık sık gidiyorum, gittiğimde oralarda gördüğüm tablo şudur: Oralarda Büyükşehir yoktur, Büyükşehir hizmetleri yoktur; çünkü, rant yoktur. Tam aksine hizmete gereksinim vardır; ama, gariptir, yine seçimlerde belli oy oranları hep tutturulur; ama, inanıyorum ki, yakın bir dönemde, Altındağ'da hizmete ne gerek var, yapacağımız yardımlar, dağıtacağımız gıda paketleri, patates soğan çuvalları bizim oy almamız için yeterlidir düşüncesini, Ankaralıların bu siyasî iradelerine patates ve soğanla ipotek koyma anlayışını, yakın bir zamanda, inşallah, elinin tersiyle de itip atacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Akıncı, konuşmanızı tamamlayınız.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, arkadaşlarım yine -Ankara milletvekilleri- gidiyorlar mı bilmiyorum; bir süre önce, Keçiören'de muhtarlar toplantısı vardı, kısa bir süre önce de Altındağ'da. Niye Keçiören ve Altındağ diyorum; çünkü, havaalanı yolunun, bu proje iki tarafta, iki ilçemizi kapsıyor. Muhtarlar toplantısında, bütün muhtarlar, hiç ayrımsız, olağanüstü hırsızlık, kapkaç, cinayet, yaralama, uyuşturucu ve benzeri sorunlardan şikâyetçiler; ama, toplantıda emniyet müdürü yok. Muhtarların hepsi… Hani, siz bazen böyle, elinizi birden bire kaldırıyorsunuz ya, ben de konuşmam sırasında muhtarlara sordum: "Allahaşkına, biz, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanına haksızlık mı yapıyoruz; acaba, onun, Altındağ'da ya da başka yerlerde getirmiş olduğu kimi hizmetleri göremiyor muyuz. Lütfen, siz bölgelerinizdeki hizmetleri bir anlatır mısınız" dediğimde, sizin elinizi kaldırdığınız gibi, hepsi birden elini kaldırdı "hiçbir şey yok, hiçbir şey yok" diye feryat ettiler. Bunlar, muhtarlar toplantısındaki gözlemlerim, bunları sizle bir paylaşayım.

Biraz önce anlatmaya çalıştım; elektrik şebekelerinden şikâyetler, su şebekelerinden şikâyetler, kanalizasyon şebekelerinden şikâyetler, ardı arkası gelmez bir biçimde, herkes tarafından dillendiriliyor.

Ayrıca, bir başka şeyi dikkatinize sunmak istiyorum -bütün yetkililerin- umarım bir yararı olur: Altındağ'da, bu, imar ıslah planlarının düzenlenmesinden sonra yapılan çalışmalarla, gecekondulaşmadan çok katlı yapılaşmaya bir dönüş yaşanıyor değerli arkadaşlarım; ancak, bu dönüşüm sırasında, atıyorum, üç tane, dört tane gecekondunun yerinde, artık, on daireli, onbeş daireli, yirmi daireli apartmanlar yükseliyor. Yani, kaçınılmaz bir biçimde nüfus yoğunluğuna gidiyor o bölgeler; ama, gelin görün ki, ileride artacak olan nüfus yoğunluğunu karşılayacak bir altyapı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - İzin verirseniz, toparlayayım.

---

**Kaynak gösterme:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Kuzey ankara girişi kentsel dönüşüm projesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1114)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 4 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2006-04-04-kuzey-ankara-girisi-kentsel-donusum-projesi-kanununda-degisiklik-yapil (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
