# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 22 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Zekeriya Akıncı (CHP), 22 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 567 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akıncı. (CHP sıralarından alkışlar)

Beş dakika süreniz efendim.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve değişikliğiyle büyük önem arz eden, o nedenle de televizyonlarının başında bu maddenin değiştirilmesini merakla bekleyen, Başkanlık Kurulu üyelerinin hâli acep nice olacak diye sabırsızlıkla bizleri izleyen yurttaşlarımızı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin bunca önemli, yakıcı ve öncelikli çözüm bekleyen sorunu varken özü itibarıyla toplumun büyük bir kesimini değil de Başbakanı ve AKP üst yönetimini yakından ilgilendiren, geleceğe dönük bir Yüce Divan korkusuyla hazırlanmış Anayasa değişikliği teklifini tartışıyoruz. Bir süredir devam eden bu tartışmalar içerisinde, bazı kavramlar, özellikle tanımlar öne çıktı: Uzlaşma, demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, Şark kurnazlığı gibi. Tabii, bu konuları değerlendirirken hepimizin göz önünde tutması gereken bir gerçeklik var. Sadece bu değişiklik teklifinde değil, AKP’nin yasa yapma taktiklerinde sürekli yakından tanık olduğumuz bir yöntem kullanılmaktadır. Eğer iktidar sözcüleri bir düzenlemede bazı şeyleri çok sıkı savunuyor, sahipleniyor gibi görünüyorlarsa biliniz ki onun tam tersini yapacaklardır ve aslında bunu gizleme gayreti içindedirler. Nitekim, bu teklifte de böyle olmuştur. Uzlaşma denilmiştir, tam bir dayatma yapılmıştır; demokratikleşme denilmiştir, tek adam, tek parti yönetimi hedeflenmiştir; hukukun üstünlüğü denilmiş, tam aksine, siyasetin emrine girmiş bir hukuk isteği açıkça ortaya konulmuştur; değişim ve ilerleme denilmiş ama cumhuriyetin kuruluş felsefesinin temel direkleri yok sayılmıştır. Bütün bunlar da şu anda görüştüğümüz maddede olduğu gibi, kimi mütevazı değişikliklerle, süslerle, soslarla gizlenmeye çalışılmıştır. Kötü olan bir yanı da bütün bunların üstüne üstlük, Ana Muhalefet Liderinin, bu aşure teklifin hiç olmazsa iki adet paket olarak oylama yöntemine dönük en haklı, en masumane önerileri bile “Şark kurnazlığı” diye değerlendirilerek reddedilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu tür yaklaşımlara, aslında Hükûmetin her türlü açılım gayretinde, her türlü projesinde tanık oluyoruz. Başlangıçta büyük iddialar, büyük hedefler konuluyor, sonuçta Hükûmet her şeyi eline yüzüne bulaştırıyor, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olunuyor. İşte, o zaman da Sayın Başbakan, dönüyor, çaylı, müzikli, yemekli, sanatçılı, çeşit çeşit moral toplantılarında sızlanmaya başlıyor, her şeyden ve herkesten dert yanıyor, şikâyetçi oluyor. Amaç, hiç kuşkusuz, kendi beceriksizliğini örtmeye çalışmaktır. Bakarsınız, Sayın Başbakan, bu tür toplantılarda, bazen, o güne kadar hiç tanık olmadığınız değerlendirmeler yapar, düşünceler sergiler. Kimi zaman da toplantıların büyüsüne öylesine kapılır ki, o kadar ileri giderler ki konuşmakta olan Başbakan millî görüşçü müdür, muhafazakâr demokrat mıdır, yoksa gizliden gizliye sosyalistlere sempati duymaya mı başlamıştır, yoksa hepsi bir yana her şeyi kullanarak amacına ulaşmayı mübah sayan bir makyavelist midir, şaşırırsınız. Tabii biz şaşırmıyoruz da… (CHP sıralarından alkışlar)

Bakarsınız, bir toplantıda, on yıllarca iş, ekmek ve özgürlük şiarıyla mücadele etmiş Yılmaz Güney’in mesajlarına niye kulak vermediler diye geçmiş yöneticiler suçlanır, bir başka toplantıda, “hasretinden prangalar eskiten” Ahmet Ariflere göndermeler yapılır. Başka bir günse teslim alamadığı meslek örgütü yöneticilerinin burnunu sürtme adına, güya emek sömürüsüne karşı çıkan bir başbakan rolünde görürsünüz Tayyip Bey’i.

Hepsi tamam da, peki kardeşim, o zaman size sormazlar mı: Sen ki emeğin sömürüsüne karşısın, sen ki Yılmaz Güney’in filmlerindeki, Ahmet Arif’in şiirlerindeki mesajları bu kadar beğeniyor ve bu kadar önemsiyorsun, o zaman Kızılay Meydanı’nda, o zor koşullarda, sadece ekmek için, hak ve hukukları için aylarca feryat eden Tekel işçilerinin taleplerine nasıl oluyor bu kadar duyarsız kalıyorsun, onlara saldırıyor, eziyor, gaz sıkıyor ve emek sömürüsünün zirve yaptığı 4/C zulmünü sürdürmeye devam ediyorsun? Şair, yazar, gazeteci, sanatçı, siyasetçi, kimi masum insanlara geçmişte haksız yere vurulan prangalar eğer seni çok üzüyorsa, o zaman, çeşitli isimler taşıyan davalarda neyle suçlandıklarını bile anlamadan yıllardır kelepçeye, prangaya vurulmuş gazeteciler, bilim adamları, rektörler…

---

**Kaynak gösterme:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
