# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 14 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-23-2010-12-14-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Zekeriya Akıncı (CHP), 14 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 957 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum ve umut ediyorum ki Sayın Arınç’ın bu tanıtım ve reklam kampanyası TRT’nin o sıfırlara inmiş izlenebilirlik oranını bir parça olsun yükseltsin. Dileğim odur.

Değerli arkadaşlarım, Hükûmet sözcülerince çizilen pembe tablolara rağmen, halkın acı gerçeklerin pençesinde kıvrandığı bir süreçte bütçe görüşmelerini yapıyoruz, “Şu kuruma ne kadar, bu kuruluşa ne kadar?” diye kalemleri belirliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bazı kurumları bir yana bırakırsak, kime ne pay verirseniz verin, hangi bütçeyi sunarsanız sunun, esas olan onların yönetim anlayışı ve uygulamaları olacaktır ve hiç kuşku yok ki bu uygulamalar büyük ölçüde Başbakanlık politikalarına paralel bir anlayışla sergilenecektir.

Kimi arkadaşlarım “Bunu nereden çıkarıyorsunuz?” diyebilir. Sadece bu birinci turdaki kimi kuruluşlarla ve kurumlarla ilgili değerlendirmemi kısaca yaparsam konu daha iyi anlaşılacaktır diye umut ediyorum. Ayrıca, biraz önce konuşan bir AKP sözcüsü de -turun başında konuşan bir AKP sözcüsü de- devlet yöneticilerine saygılı olmaktan söz etti. O arkadaşıma hatırlatmak isteyeceğim temel konu şudur: Devlet yöneticileri önce kendi saygınlıklarını koruyacaklardır.

Bakınız, şu anda görüşmekte olduğumuz bütçe kalemlerinden birisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanı eğer şurada, hepimizin huzurunda Sayın Başbakan tarafından azarlanabilmişse ve sesini çıkaramamış ise onun bütçesi ne kadar olursa olsun, ne kadar heyet karşılarsa karşılasın, 23 Nisanda da Meclisi gelin odası gibi süslesin, hiçbir şey ifade etmez ya da Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, Sayın Başbakanımızın kardeşi, eğer yürütmenin başı olarak bugüne kadar sadece ve sadece AKP’nin düzenlemiş olduğu yasaları onaylamak ve kafasına göre rektör atamakla hatırlanacaksa onun varın bütçesinde Hanımefendinin perdeleri ya da halıları değiştirmek için ne kadar pay verirseniz verin bir anlamı, bir önemi kalmaz.

CELAL ERBAY (Düzce) – Ayıp ya, ayıp!

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – Şurada daha kısa bir süre önce Sayıştay Yasası düzenlenirken eğer Sayıştayın Başkanı, Sayıştayın en temel görevi elinden alınırken gıkını çıkarmadan orada oturuyorsa Sayıştayın bütçesi 200 milyar fazla olsa ne olur, 300 milyar eksik olsa ne olur? Neyi ifade eder ki!

Önce Sayıştayın Başkanı o kurumun, Meclisin Başkanı bu kurumun, Cumhurbaşkanının kendisi o kurumun saygınlığını korumak zorundadır.

Eğer Deniz Feneri davasında suçluluğu ayyuka çıkmış birisi, Başbakanın ve Sayın Arınç’ın kollarının altında RTÜK Başkanlığı yapmaya devam etmişse kimden kime ne saygısı bekliyorsunuz? Orada bütçe üç kuruş fazla olsa ne olur, beş kuruş eksik ne olur değerli arkadaşlarım?

Belli ki buralarda Başbakanın iradesi dışında hiçbir Allah’ın kulunun hareket şansı yoktur ve bunlar üstelik güya en tarafsız olması gereken kurumlardır. Niye mi öyledir? E tek adam yönetimi deyince kızıyorsunuz. Kızmayın, karşı çıkmayın. Biz uzlaşmadan ve katılımdan uzak bu gücün kafasındaki başkanlık sistemine ağır ağır yürümeye çalıştığını ve amacına ulaşma adına her yöntemi denediğini, bazen uzaktan yakından ilgisi olmadığı hâlde 12 Eylülde idam edilen gençlerin arkasından ağladığını, bazen de dört yüz elli iki yıllık Süleymaniye’nin avlusuna kürsü kurdurup millete nutuk çektiğini çok iyi biliyoruz. Yeter ki insanların inançlarını ve duygularını istismar edebilsinler. Her yöntemi denemekten kaçınmıyorlar.

Peki, ben size başka bir şey söyleyeyim: Bu duygulu ve yufka yürekli aslan gençlerin arkasından ağlayan Başbakanımız bir tek gün Tekel işçileri, üniversite öğrencileri, bilim adamları, aydınlar, gazeteciler, en acımasız baskı ve saldırılara maruz kaldığında kendisinden bir tek üzüntü beyanı duydunuz mu bugüne kadar? Duyamazsınız, duyamazsınız çünkü bizim Başbakanımız demokrasiyi ve onun vazgeçilmez unsuru olan muhalefeti ve muhalif unsurları sevmiyor.

Bakınız, Sayın Başbakan daha on gün önce yapılan 6. İmam Hatipliler Kurultayında diyor ki: “Yatılı öğrenci arkadaşlarımın parasızlıktan ranzalarında hıçkırarak ağladıklarını unutmuş değilim.”

Peki, Sayın Başbakan, o yatılı okullarda ranzalarda parasızlıktan hıçkırarak ağlayan arkadaşlarınızı unutmuyorsunuz da o kulaklarınızı niye üniversitelerdeki yüz binlerce halk çocuğunun yoksulluğun pençesinde kıvranırken “parasız eğitim” diye taleplerini üniversite koridorlarında haykırdıkları zaman duymak istemiyorsunuz? Eğer parasızlık sadece imam hatiplilerin canını yakıyor diye düşünüyorsanız öyle düşünmeyin. Parasızlık herkesin canını yakıyor, yoksulluk da üniversiteli gençlerin canını yakıyor ve o feryatların yükseliş sebebi de budur.

Şimdi, bakın, üstelik, bu minicik protestoları bile -onaylamayabiliriz, beğenmeyebiliriz- mütevazı protestoları bile…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akıncı, konuşmanızı tamamlayınız.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – …acımasızca ezen, burun kıran, hamile protestocuları tekmeleyen uygulamayı dün Başbakanın burada büyük bir heyecanla savunmuş olmasından da utanç duydum.

Polis sizin polisiniz değildir Başbakanım, polis bu ülkenin polisidir, hepimizin polisidir. Polis sizin polisiniz değildir sadece. Onu savunmak hepimizin görevidir ama onun acımasız, vahşi şiddet uygulamalarına karşı çıkmak bizden önce de sizin görevinizdir.

Şu yumurta atan gençlerle “Omlet yapsaydınız.” diye niye alay ediyorsunuz? TÜSİAD Başkanı kadar olamıyor musunuz? “Gençlik, muhalefet demektir.” diyemiyor musunuz?

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sizin Genel Sekreteriniz “faşist” dedi. Üstelik de yumurta atmamışlardı, sadece protesto etmişlerdi.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – “Gençleri anlayalım, onlarla diyalog kurmalıyız.” diyemiyor musunuz? Diyemiyorsunuz, alay ediyorsunuz “Omlet yapsınlar.” diye. Ne berbat bir espri, ne kötü bir espri. Espri kabiliyetiniz de yok. Onun için ha bire karikatüristleri mahkemeye verip duruyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun) – “Faşist” niye dediniz öğrencilere?

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – Bakın arkadaşlar, sekiz yıldır iktidardasınız…

AHMET YENİ (Samsun) – “Faşist” niye dediniz öğrencilere?

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – Sekiz yıldır iktidardasınız. Buraya çıkıyorsunuz “Yapıyoruz, yapıyoruz, yapıyoruz…” Yapın, iyi olur, memlekete bir çivi çakın, memnun oluruz ama beş senedir, altı senedir TOKİ’nin konutlarını, duble yolları dinliyoruz.

Sayın Canikli’ye dedim ki ya dokuzuncu bütçeyi mi kullanıyorsunuz? “Evet.” Ortalama 300 katrilyon. Ne kadar eder? 2,5 kentilyon. E Allah’tan korkun, dokuzuncu kezdir 300 katrilyon bütçe kullanıyorsunuz ya! Yapacaksınız bir şeyler, hepsini yiyip yutacak hâliniz yok. Elbette ki bu ülkede bir sürü işi de yapmak… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Özür dilerim, maksadımı aşmayayım da elbette yapacaksınız. Millet bu parayı size hizmet edin diye veriyor. O parayı alıyorsunuz uhdenize, milletin vergileriyle, rafineriden 90 kuruşa çıkan benzini 4 liraya satıyorsunuz, vergileri topluyorsunuz, sonra da 300 katrilyon bütçenin üstüne oturuyorsunuz, “Onu yaptık, bunu yaptık.” diye övünüyorsunuz. Yapacaksınız kardeşim, yapacaksınız ama bizim size önerimiz, daha düzgün yapın, daha dürüst yapın, daha iyi yapın. Bir de “Yapıyoruz.” derken seksen yıllık cumhuriyet tarihinde yapılanları da satmayın, elde avuçta da bir şeyler bırakın. Bizim bir başka önerimiz de odur. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-23-2010-12-14-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
