# Depremzedelere ilişkin soru önergeleri ( 6/34,35,36 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zeki Ergezen (AK Parti, Bitlis)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ocak 2003
- **Gündem:** DEPREMZEDELERE İLİŞKİN SORU ÖNERGELERİ ( 6/34,35,36 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zeki-ergezen-22-2003-01-22-depremzedelere-iliskin-soru-onergeleri-6-34-35-36

> Zeki Ergezen (AK Parti), 22 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEPREMZEDELERE İLİŞKİN SORU ÖNERGELERİ ( 6/34,35,36 )); konuşma 1.454 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Sirmen'in soru önergesi şöyle: "Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Abdullah Gül tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim." Konu, ilgili bakana iletilmiştir; ben de, bu nedenle huzurunuzdayım. Sayın milletvekilimin sorusuna cevap arz ediyorum.

Sorunun birisini, anlaşılsın diye, tekrar ediyorum; çünkü, burada, cevaplandırmanın bir anlamı olması lazım, bir formaliteyi tamamlamak için huzurunuzda değilim. Gerçekten, sorulara cevap verilip verilmeyeceğini... Her ne kadar kürsüden sayın milletvekilini göremiyorsam da, belki seçim bölgesindeki insanlar dinliyor olabilir.

MEHMET SEFA SİRMEN (Kocaeli) - Buradayım Sayın Bakan.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Peki, çok özür diliyorum; biraz önce göremedim. Burada olmanızdan mutluluk duyuyorum; çünkü, biraz da sizi ilgilendiriyor.

Sorunun birisi şöyle: "Deprem bölgesinde işyerleri yıkılan esnaflar zor durumda ve mağdur olmuşlardır. Bunların mağduriyetlerini gidermek amacıyla ne gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz; bu esnaflar için düşük faizli veya faizsiz kredi verilmesi düşünülmekte midir?"

Şimdi, bu deprem nedeniyle, hak sahibi tespiti yapılmış. İşyeri hak sahibi tespiti. Aynen konutlar gibi, evi yıkılan insanlarla ilgili nasıl hak sahibi tespiti yapılmışsa Afetler Kanununa göre, 2 370 hak sahibi tespiti yapılmış; bunlardan 2 361'inin işyerinin yapımına karar verilmiş. Kredi olarak verilmemiş de, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, konutu yıkılanlara konut yapar anlayışıyla işyeri yapmaya karar vermiş. Bu işyerlerinden 2 361'inin yüzde 90'ı tamamlanmıştır. 9 tanesine başlanılmamış, 9'una da 2003 yılında başlanılacaktır; dosyalardan, ilgililerden ve yetkililerden aldığım bilgileri arz ediyorum huzurunuzda. Bunlar, yüzde 4 faizlidir ve beş yıl geri ödemelidir. Ayrıca, bu soruyu iletince, Sanayi Bakanlığı, Hazine ve ilgili bakanlıklardan da bilgi almaya çalıştım. Onların da, aynı işyerleri için, aynı işyerlerinin altyapıları için, tahminî yüzde 15-20 civarında faizli kredileri var; ancak, görebildiğim kadarıyla, Kocaeli'nde bu konu kullanılamamıştır, talepte bulunulmamıştır. Sorunun birinin cevabı böyle.

İkinci sorunuzda şöyle diyorsunuz: "Gölcük Kavaklı Mahallesi afete maruz bölge ilan edilmiştir. Bu mahallenin sağı ve solu afete maruz bölge olmaktan çıkarılmış; ama, bu mahallenin kendisi halen afet bölgesi olarak devam ediyor." Pek tutarlı ve mantıklı gelmediğini ifade etmek istiyorsunuz. Bize de pek mantıklı gelmedi; ancak, bizden önceki hükümetin Bakanlar Kurulu kararıyla, Teknik Üniversitenin raporlarına rağmen, afet bölgesi olmaktan çıkarılmış. Yani, buranın tamamı, sağı da, solu da, mahallenin merkezi de afet bölgesi olarak İstanbul Teknik Üniversitesinin raporlarında beyan edilmiş, rapora bağlanmış; ancak, bilahara, resen, Bakanlar Kurulu, sözünü ettiğiniz mahallenin sağını ve solunu, deprem bölgesi, yani afet bölgesi olmaktan çıkarmış, diğeri kalmış; ama, Teknik Üniversitenin raporlarında burası afet bölgesi. Bizim, bilime, ilme ve bu mühendislerin raporuna itimadımız var, güvenimiz var; ama, çok arzu ediliyorsa, yeniden bir inceleme yapılır, gerçekten yanlış bir rapor varsa düzeltilir, bu arzunuz da yerine gelir; ama, verilen rapor doğruysa -bir önceki Bakanlar Kurulunun yaptığını eleştirmiyorum- gerçekten afet bölgesiyse, afet bölgesi olarak kalmamasında herhalde ısrarcı olamayız, hiçbirimiz ısrarcı olamayız. Konu bu şekilde. Birinci, yani (6/34) esas numaralı soruyu ifade eden önergenizin cevabı böyle.

(6/35) esas numaralı soru önergenizde, yine, Sayın Başbakanımız tarafından cevaplandırılmak üzere zatıâlilerine sormuşsunuz; ilgili Bakan olarak huzurunuzdayım. "Belediyelere ödenen afet payları kesilmiştir. Bu durumda belediyeler ekonomik olarak zor duruma düşmüşlerdir. Belediyelerin, bu mağduriyetlerini gidermek için afet paylarının ödenmesi yeniden düşünülmekte midir?" Sorunuzun birincisi böyle. Şunu söyleyeyim: Afet bölgesindeki afetzede belediyelerin görev alanlarını ihtiva eden yatırımları telafi edecek afet kararnameleri bugüne kadar çıkarılmış. Önemli kesimde, bu bölgenin belediyelerle ilgili yapılması gereken hizmetlerin yapıldığını görüyoruz; en azından, dosya üzerinde öyle görüyoruz, kâğıtların üzerinde öyle görüyoruz; ancak, göreve geldiğimiz günden bugüne kadar -ki, iki ay oldu- o bölgeye çok sık elemanlarımızı, ekiplerimizi gönderiyoruz, problemlerini yerinde tespit ediyoruz, adım adım da çözmeye çalışıyoruz.

Şimdi, tabiî, yeni bir afet kararnamesi çıkarmayı şahsen düşünmüyorum. Bu kararnamenin çok istismar edildiğini de hepimiz biliyoruz; ancak, bu bölgedeki, yani, deprem bölgesindeki Afyon, Yalova, Gölcük, Kocaeli, Adapazarı, Düzce, Bolu İllerimizin borçları da olsa belediyelerimizin aylık paylarını yüzde 75 olarak gönderiyoruz. Yani, diğer belediyelerimize, borçları olan belediyelerimize yüzde 35-40 gönderirken, bu bölgeye önce yüzde 60 dedik, üç gün sonra tekrar düzelttik, yüzde 75'e çıkardık. Gaye, bu bölgeyi biraz daha onore etmek için. Bunu da devam ettireceğiz. Eğer imkânımız olursa, biraz daha yukarı çıkarmaya çalışıyoruz; ancak, Danıştay 11. Dairesinin kararıyla mağdur edilen belediyelerimiz var. Bu belediyelerin içerisinde deprem bölgesindeki belediyelerimiz de var. Onunla ilgili çalışmalarımız son aşamaya gelmiştir. Mağdur edilen belediyelerin haklarını iade etmek üzere, Bakanlar Kurulunun imzasına yakında açacağımı söylemek istiyorum buradan. Bunu da telafi etmek istiyoruz.

Yine, aynı konuda bir sorunuz var. "Depremde evi yıkılan hak sahibi maliklere kalıcı konut tahsis edilmektedir. Bu konutlar için hak sahiplerinden maliyetleri tahsil edilmek istenmektedir. Bu kişilerin mağduriyetlerini gidermek için para almamayı düşünüyor musunuz?" Almamak güzel de... Ama, 1959 yılından beri süregelen bir kanun vardır. Bütün hükümetler bunu almışlardır. Aslında, çok da bir miktar değildir ki, altyapı maliyetleri bu projeye dahil değildir; sadece, konutun maliyeti, bittikten sonra tespit ediliyor, yirmi yıl vadeli, faizsiz ödeniyor. Gönlümüz de arzu eder ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok zengin olsun, fazla sıkıntıları olmasın, içte dışta borcumuz olmasın; elbette ki, bu insanları sevindirmek, sizin de, bizim de, hepimizin görevi olur; çünkü, insanların yarasını ne kadar sararsanız, ne kadar yardımcı olursanız, o insanlar, size, o kadar sempatik davranırlar veya dua ederler veya sizin yanınızda yer alırlar; ama, şu an için böyle bir imkân gözükmüyor; çünkü, bu, bir kanun gereğidir.

Üçüncü soru kâğıdınız, (6/36)... Onda da iki soru görüyoruz. Yine, Sayın Başbakan tarafından cevaplandırılmasını arz etmişsiniz. İlgili bakan olarak, zatınıza Meclisin huzurunda cevap vermek üzere buradayım diyorum Sayın Sefa Sirmen.

Sorunuzun birincisi, "Irak Kızılayının, Türkiye Kızılayı vasıtasıyla, Kocaeli Valiliğinin emrine yaklaşık olarak 10 000 000 dolar..." Doğrudur; 10 000 000 dolar para gönderilmemiş, 10 000 000 dolara karşılık petrol -benzin diyelim veyahut mazot diyelim- gönderilmiş. Bunun 9 000 000 dolarlık kısmı konutlar için, 1 000 000 doları da Kızılayda bloke edilmiş bir teminat gibi. Yalnız, bu verilirken şartlar konulmuş. Şartın birincisi, afetzede olacak; ikincisi, Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde hiçbir vilayette, hiçbir köyde konutu olmayacak; üçüncüsü de, depremden dolayı bir yakınının ölmüş olması lazım ki, bu krediden elde edilecek konutlardan yararlanabilsin. Yani, burada, hak sahibi değil bu insanlar. Hak sahibi kimlerdir; orta ve ağır hasarlı binaları yıkılan insanlardır; çünkü, hak sahibi kavramı, çok farklı bir kavramdır.

Burada, mağdurları korumak için bir kredi verilmiş. Bunun da toplamı 250 değil -düzeltmek istiyorum- 230 hanedir. Bunlar yapılmış, insanlar buralarda oturmuş; bunlardan, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin konut kira tespitine göre bir kira alınmaya başlanmış. Bunun miktarı da, 55 000 000 liradır. Bu 55 000 000 liraya bütün ortak giderler de dahildir. Nedir; apartmanın bakımıdır, temizlik işleridir, elektrik işidir, sokak aydınlatması, park, bakım, onarım gibi işler de bu 55 000 000'un içinde değerlendirilmiştir. Çok fazla bir miktar değil. "Bunları verebilir misiniz" diyorsunuz; verebilmek için bir hukukî sorun karşımıza çıkıyor. Bu bir kanun gereğidir. Yani, hak sahibi değil bunlar. Ayrıca, buradaki insanların bir kısmı burayı terk etmiş, hiç alakası olmayan insanlar da bu konutların içine gelmiş oturmuş. Yani, hakları mı, değil mi, ayrı mesele; ama, sayıları nedir; şu anda da onu tespit etme durumunda olmadığımızı arz etmek istiyorum. Durum bundan ibaret.

Diğer, ikinci soru: "Prefabrikeler için arsalara kira bedeli olarak her yıl yaklaşık 16 trilyon TL ödenmektedir. Bu prefabrikeler kiracı konumundaki depremzedeler için yapılmıştır. Bu konutlarda oturan depremzedeleri özel bir statüyle konut sahibi yapmayı düşünüyor musunuz?" Tabiî, soruyu güzel soruyorsunuz... Keşke olsa da yapabilsek. Yalnız, bu 16 trilyon değil, 6 trilyondur; bu rakamı düzeltmek istiyorum. Bizler de, o sıralarda, muhalefette otururken çok bol keseden verdiğimizi hatırlıyorum; ama, bu kürsüye geldiğiniz zaman, elinizi taşın altına koyduğunuz zaman hiç de muhalefette oturduğunuz gibi iktidar koltuğunda oturamıyorsunuz. Bu da bir gerçek, bir realite. Tabiî, bunların oturanlara verilmesi bir kanun ve mevzuat ölçüleri içinde ele alınabilir, değerlendirilebilir; ama, şu anda, bunlara verilebilir deme noktasında olmadığımı... Yani, bir popülist politika da izlemek istemiyorum. Burada, bir bakan olarak, kendimi, sağa vurarak sola vurarak, bunu halledebilirim diye, belki, İzmitlilere alkışlatabilirim; ama, bir yarayı çok da iyi sarmış olduğumuza inanmıyorum. Biraz emin adımlarla yürümek; yani, vatandaşı bedavacılığa teşvik etmemek konusunda da, gerek muhalefet gerekse iktidar, çok dikkatli konuşmamız, çok dikkatli davranmamız gerektiği anlayışındayım; çünkü, onbir yıldır arkadaşlarımızla beraber bu Parlamentodayız. Bunun faydalı olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla, geçici olarak bunlara verilmiştir. Yani, hak sahibi değillerdir; hak sahibi olmadıklardan dolayı, sadece, geçici olarak verilmiştir. Orta ve ağır hasarlı konut sahibi insanlar, kendilerine ev yapılıncaya kadar, burada ikamet etsinler diye verilmiştir.

Ancak, ben, dün, kendi imzamla bir yazı gönderdim; çünkü -bu afetzedelerle ilgili bir dernek kurulmuş, o dernek mensupları buradaydılar- evleri bitenleri konutlarına gitmek üzere valiliğin zorladığını duyunca, hiç olmazsa yaz aylarına kadar bu vatandaşların buradan çıkarılmaması konusunda valiliğe talimat verdik. Vatandaşların, evleri bitmiş olsa dahi, kışın rahatsız olmamaları, dağılıp dökülmemeleri için evlerinden çıkarılmaması konusunda valiliklere böyle bir talimat verdik.

Ayrıca, zatıâlinizin bulunduğu Kocaeli'nde 550'ye yakın konut vardı; bunlar, bir yıla yakın zamandan beri tamamlanmıştı. İçmesuyu konusuyla ilgili, belediyeye bağlı bir şirkete 230 trilyona yakın bir paranın ödenmesi gerekiyordu; ödenmediğinden dolayı, bitmiş olan konutlara, aşağı yukarı yedi sekiz aydan beri vatandaşlar taşınamıyorlardı. Bundan onbeş yirmi gün önce de, ilgili miktarı ilgili şirkete ödedik; dolayısıyla, bu sorunu da çözmüş olduk.

Bize böyle imkân verdiğiniz için zatıâlinize teşekkür ediyor; Parlamentoya saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Zeki Ergezen (AK Parti, Bitlis). “Depremzedelere ilişkin soru önergeleri ( 6/34,35,36 )”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeki-ergezen-22-2003-01-22-depremzedelere-iliskin-soru-onergeleri-6-34-35-36 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
