# Iv.tur (milli savunma bak.,bayındırlık bak.,ulaştırma bak.,)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zeki Ergezen (AK Parti, Bitlis)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2003
- **Gündem:** IV.TUR (MİLLİ SAVUNMA BAK.,BAYINDIRLIK BAK.,ULAŞTIRMA BAK.,)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zeki-ergezen-22-2003-12-20-iv-tur-milli-savunma-bak-bayindirlik-bak-ulastirma-bak

> Zeki Ergezen (AK Parti), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IV.TUR (MİLLİ SAVUNMA BAK.,BAYINDIRLIK BAK.,ULAŞTIRMA BAK.,)); konuşma 2.205 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bakanlığımın 2004 yılı bütçesi üzerinde milletvekili arkadaşlarımın yaptıkları olumlu konuşmalara teşekkür ederken, Meclisin tenkitlerini de olumlu karşıladığımızı ve değerlendirmeye alacağımızdan hem iktidarın hem de muhalefetin emin olmasını hatırlatmak istiyorum.

Siyasetin ve particiliğin kendi içerisinde zorluklarını bilen birisiyiz. Hele hele, muhalefetin zorluklarının çok daha farklı olduğunu hatırlatmakta yarar var. Bu zorlukları aşmalıyız. Ülke çıkarları söz konusu olduğu zaman, partilerüstü düşünebilmeyi de başarmalıyız. Değerlendirmeler bu bakış açısıyla ele alınmalı, bu yaklaşım, mutlaka, ülkemizde kabul görmelidir. Türkiye'de, üreterek değil tenkit ederek varlığımızı devam ettirme alışkanlıkları, bugüne kadar gereğinden fazla alkışlanmıştır; bu, gereğinden fazla iltifat görmüştür. Artık, bunun tarihe karışacağına inanıyorum; çünkü, yıllardır siyasetin ve siyasetçinin, iktidarların önünü tıkayan gereksiz bir yaklaşım olmuştur.

Ülkemizin kalkınmasına, milletimizin refahına, siyasetin ve siyasetçinin güvenilir bireyler ve kurumlar olmasına gerekli zamanı ayırmalı, gerekli enerjiyi de harcamalıyız. Türkiye'nin her zamankinden daha çok, bugün, buna ihtiyacı vardır.

Ben, bir daha hatırlatmak istiyorum. Bir zamanlar Kızılay'a giderken, milletvekili rozetlerini çıkarma ihtiyacı hissediyorduk; ama, ben diyorum ki, Kızılay'da göğsümü gere gere "ben milletvekiliyim" diyebilmeliyim, bundan da iftihar etmeliyim. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu, bize düşüyor. Kime düşüyor; iki tarafa birden düşüyor.

Popülist politikaları bir tarafa bırakacağız. Allah için olmayan tenkitleri terk edeceğiz. Takdir edebilme erdemliliğini göstermeyi yüreğimizin ortasına koyabilmek mecburiyetindeyiz. Büyük Türkiye için, gelecekteki Türkiye için, mutlu Türkiye için ve Türk Milletinin âli menfaatları için bunu hepimiz mutlaka yüreklerimize koymalıyız; sıkıntılarımız var, bunları aşmalıyız diyorum.

ALİ DİNÇER (Bursa) - Sayın Bakan, rozetiniz yok.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Ali Bey, yapılan konuşmaları değerlendirdikten sonra böyle bir konuşmaya ihtiyaç duydum; onun için, yüce milletimizin de mutlaka aydınlanması gereğine inanıyorum. Şu anda Bakanım, Kızılay'a giderken takıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Başbakanımız, çok önemli bir hedef göstermiştir, doğru bir hedef göstermiştir. 15 000 kilometre yol, Türkiye'nin ihtiyacıdır; çünkü, millet alkışlıyor; çünkü, millet istiyor. Millet, Bakanlığımızın kapısını aşındırıyor. Aslında muhalefet de istiyor da, acaba, her dediğimizi yaparlar mı diye de, haklı olarak biraz çekimser davranıyorlar.

Bir de şunu düşünüyor muhalefet: "1991'den 1995'e kadar Bayındırlık Bakanlığı bizdeydi; biz, niye bu bölünmüş yolları yapmadık" diye üzülüyorlar; ben bunu biliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bunu biliyorum; ama, ne yapsınlar, o gün herhalde tek başlarına iktidar değillerdi, koalisyon vardı, koalisyon sıkıntıları vardı, onbeş günde bir bakan değişiyordu. Bu şartlar altında da, ne bölünmüş yol yapılır ne de yollar genişletilir. Muhalefet partisinin milletvekili olarak burada o günün sıkıntılarını yaşıyordum.

Şimdi, Sayın Maraş Milletvekilimiz konuştular, İzmir Milletvekili konuştular, Aydın Milletvekili konuştular. Sayın Maraş Milletvekilimiz dediler ki...

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) - Kahramanmaraş Sayın Bakan.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Kendisini komisyondan tanıyoruz, çok güzel değerlendirmeleri var; kendisini de her zaman takdir ediyoruz. Takdir ettiğim için de, bayrama üç gün kala, Kayseri'den Maraş'a ayrılan yolu, bizzat onun hatırı için, gittim, inceledim; yol yapılıyor mu yapılmıyor mu... Söz vermiştim; yolun yapıldığını da gördüm ve sevinçle, Malatya'ya doğru devam ettim; onu da buradan hatırlatıyorum.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) - Hatır için yol yapılmaz!

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Şimdi "kriterlere uyuluyor mu" dediler. Dünyada bölünmüş yol kriterleri neyse, bizim de, bakanlığımızda, bölünmüş yol kriterleri aynı. Artık, dünya çok büyük değil ki; Japonya'da ne varsa biz biliyoruz, Hollanda'da ne varsa biz biliyoruz, Amerika'nın California Eyaletinde ne varsa biz biliyoruz. Dünya küçüldü; insanlar, akşam gidiyor, sabahleyin öbür ülkenin bilgilerini alıyor, Bakanlığın odasında bize ulaştırıyorlar. Çocuklara "gidin, inceleyin, Japonya'da binaları depreme dayanıklı hale nasıl getirdiler; viyadükleri, köprüleri, depreme dayanıklı hale nasıl getirdiler; bu teknoloji ürünlerini bizim ülkeye alelacele taşıyın" dedik. Sağ olsunlar, başta Müsteşar Muavinimiz Mücahit Şahin ve arkadaşları, işte o teknolojiyi getirdiler; Bolu Dağı Tünelindeki viyadükleri o teknolojiye göre yapıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Evet, ben, buradan, bu bölünmüş yol konusunda Bahçesaray'ın dağlarında çalışan, Karayollarının, Köy Hizmetlerinin, Devlet Su İşlerinin işçilerine, valilerimize, bölge müdürlerimize, mühendislerimize ve bakanlığımın bürokratlarına teşekkür ediyorum.

Sabahleyin, Star'da, çok kasıtlı bir haber vardı; Bahçesaray'da yol yokmuş. Gidip, Bahçesaraylıları konuşturmuyor, Bahçesaray'ın dışında, Van'a yakın bir yerde, köylüyü televizyonun karşısına getiriyor. Vatandaş, televizyonun karşısına geçince diyor ki: "Efendim, Bahçesaray'a yol yok; yollar kapalı." Ee, şimdi, Star, senin, Bahçesaray'da yol yapıldığından haberin yoksa, ben ne yapayım arkadaş!... Biz, 42 kilometreyi üç ayda yaptık bitirdik; üç ayda... Şu anda, Bahçesaraylılar, ellerini açmışlar bize dua ediyorlar. Altmış yılda yapılmayan yolu -42 kilometreyi- üç ayda yaptık bitirdik; hem de 2 500 rakımdaki askerî birliğimizin olduğu yere de bakımevimizi kurduk, 2 dozerimizi, 1 greyderimizi yerleştirdik. Senenin 12 ayı Bahçesaray yolu açık olacak; çünkü, Bahçesaray'ın da kilidini kırdık, zincirleri kırdık. Vatandaş, Belediye Başkanının dediği gibi, senede 3 ay Van'a, 9 ay Allah'a bağlı olmak değil, senenin 12 ayı hem Allah'a bağlı olsun hem Van'a bağlı olsun. (AK Parti sıralarından alkışlar) Hem de biz, bu yolu yaparken, ihale falan yapmadık. Biz, bu yolu yaparken, sadece ve sadece devletin makinelerini, devletin işçilerini, mühendislerini bir araya getirdik, 7 grup oluşturduk, 42 kilometreyi projelendirdik, akaryakıt, yedek parça, bakım, onarım parasıyla bu yolu bitirdik. Evet, bir tarih yazmıştır Karayolları, Karayolcular.

Benim Genel Müdürüm oraya gittiği zaman, vatandaş "şu ağacın altında oturma Sayın Genel Müdür" demiştir. Niye; "bu ağacın adı yalancı ağacıdır; çünkü, her gelen siyasetçi burada oturdu, söz verdi, bu yolu yapmadı. Eğer sen de yapmayacaksan, o ağacın altında oturmak yakışır size. Eğer yapacaksan, bu ağacın altını terk et." O Genel Müdür burada. Evet, oradan beni aradı ve "Sayın Bakanım, bu yalancı ağacının altında oturayım mı, oturmayayım mı" dedi. Biz de "ağacın altından çık; siyasete dürüstlük getireceğiz, siyasetçi ve bürokrat aynı lafı, aynı ağzı kullanır. Yap diyorum. Başlayın, yapın" dedik ve yaptık, bitirdik. Abdülkadir Aksu'yla beraber de, bu yolun yapıldığını gittik gördük, yol boyunca da, Van Valisi, Van Emniyet Müdürüyle, bizzat, bu yol bitti mi diye, yolun tamamını inceledik. Şu anda da, yolumuz açık, Allah'a şükür diyoruz.

Yine, Sayın Maraş Milletvekilimiz "Devlet Su İşlerinin, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün makinelerini kullandığınız için, programları, gereği gibi hedefine ulaşmıyor" dedi. Biz, bunun bilinci ve şuuru içindeyiz. Bir başkasının programını aksatacak makine parkını kendi yol yapımımızda kullanmayız; çünkü, köyün yolu da bizim yolumuz; çünkü, barajın yolu da bizim yolumuz. Biz, oradan makine alırken, işçi alırken, mühendis alırken, onların da programlarını en iyi şekilde başarabilmelerinin planlarını yapıyoruz, koordineyi sağlıyoruz, ona göre çalışıyoruz. Gittiğimiz illerde valilere soruyoruz, köy yollarının programlarında aksama oldu mu diye "hayır, bir önceki yıla nazaran daha çok yol yaptık, bir önceki yıla nazaran daha çok içmesuyu getirdik, ünitelere içmesuyu kazandırdık" diyorlar, valilerle bunun değerlendirmesini yapıyoruz. Kendi ilim olan Bitlis İlinden Köy Hizmetlerinin de makinelerini aldık; ama, geçmiş yılların 2 katı kadar da köy yolu yapıldı, içmesuyu getirildi, bunu da Karayolları yapmadı ya, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü yaptı. Demek ki biz, bir tarafı şenlendirirken diğer tarafı harap etmiyoruz; her tarafı şen etmenin, şenlendirmenin planını programını yapıyoruz, devamlı koordine halindeyiz, kendi başımıza buyruk değiliz, Başbakanımızla, bakanlarımızla, valilerimizle, il teşkilâtlarımızla, il örgütlerimizle, bürokratlarımızla hep beraber olayları masaya yatırıyoruz. Türkiye'nin bir tarafını şenlendirip, bir tarafını da böyle sahipsiz bırakma gibi bir yüreğimiz yok; çünkü, biz, ne bölgeciyiz ne vilayetçiyiz, biz Türkiyeciyiz, Türkiye'yi kalkındırmak mecburiyetindeyiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bölünmüş yollara ihtiyaç olduğunu sizler de söylüyorsunuz, bütün dünya söylüyor, yaşlı anneler söylüyor, çocuklarını kaybedenler söylüyor, ölüleri çok fazla olanlar söylüyor. Biraz önce Çorum Milletvekili burada söyledi, gerçi, kaza kara noktasından bahsetti. Orada kaza kara noktası değil de, yolun darlığından kaynaklanan bir sıkıntı var, oranın mutlaka genişletilmesi lazım. Yeri gelmişken söyleyeyim, Ankara'dan Samsun'a kadar bölünmüş yol programımızdadır, 564 trilyonluk proje ihale edilecektir. Bu sene orası için de 46 trilyon lira ayrılmıştır. Üç ünite halinde projelendirme çalışmaları da yapılıyor. Çünkü, bizim işimiz, bizim amentümüz olmuştur. Biz, gece gündüz bunlarla yatıp kalkıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Nerede ne var ne yok, onu görüyoruz. İşte, Antalya Milletvekili karşımda, beraber gittik, Antalya-Alanya yolunun nasıl bitirileceğini gördüler. O yetmiyormuş gibi, bir de Antalya-Kemer yolunu bitireceğimizin çalışmalarını müşahede ettiler. Bu da yetmiyormuş gibi, Finike yoluna da karar verdik, çalışmalarını başlattık, hazırlıklarını yaptık. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bize iş dayanmıyor, dağları deviriyoruz arkadaşlar, iş dayanmıyor. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yeter ki, Allah sağlık versin, gönül hoşluğu versin, huzur versin. Yeter ki, Cenabı Mevla, ülkemize birlik, beraberlik nasip etsin, ülkemize güç kazandırsın. Bu milletin duasını almış başbakanın, bakanların, bürokratların, milletvekillerinin karşısında dağlar dayanmaz; dayanmaz diyorum.(AK Parti sıralarından alkışlar) Hani, demişler ya "inanç, tekeden süt çıkarırmış" hakikaten, çıktığını da gördük arkadaşlar.

Şimdi, diyorlar ki "yollar bozuluyor." Ee kardeşim, bizimle diyalog halinde olsanız, o yolların bozulmadığını göreceksiniz. Biliyorsunuz, iki katlı sathî kaplama yapmamız gerekirken, ikinci katını daha yapmadık. Dedik ki, şöyle bir arabalar yürüsün, nerede sıkıntı var, nerede sıyırma var, nerede kazınma var, onları da bir görelim; yollar otursun, baharda ikinci kat asfaltı atalım, yollarımız beton asfalt gibi olsun; ikiyüz sene, bir daha, vatandaşımız, politikacı, siyasetçi, arabacı, tankerci, TIR'cı dert yanmasın. Biz, planlı, programlı çalışıyoruz, emin adımlarla gidiyoruz.

Bir daha söyleyeyim: Bakanlığa başladığımız zaman, para yok pul yok; yine söylüyorum, yine yok. Arkadaşlarla oturduk "ne yapabiliriz; ülke bizim, yol bizim, ölen insan da bizim, ağlayan insan da bizim" dedik. "Milyarlarca dolar verilmiş, kalkınmış ülkelerin teknoloji ürünleri olan dozerler, greyderler, loderler alınmış; devlet binalarının arka bahçelerinde paslanmaya terk edilmiş. Türkiye Cumhuriyeti bütçesine 2 200 000 000-2 600 000 000'a mal olan 100 000'in üzerinde işçi de işsizlikten esniyor. Çok kaliteli, çok becerikli, birikimli mühendislerimiz de, sadece ve sadece, müteahhitlere hakediş ödüyor, telefonlara bakıyor. Buna dur demeliyiz" dedik. İsraf eden milletler kalkınamaz diyoruz. İsraf en büyük kötülüktür bir millet için. Milyarlarca dolarları vermişsiniz, makineler orada yatıyor; bütçeden bu kadar parayı işçiye ayırıyorsunuz, işe yaramıyor; mühendislerimizi değerlendirmiyorsunuz. Biz, bunları bir araya getirdik, makineleri harekete geçirdik; ancak, o zaman bile, karayolcuların hepsi, bizim Hükümetin atadığı bürokratlar dahil olmak üzere "efendim, bu makinelerle yol yapamazsınız, bu makineler yolda kalır; bu makinelerin ekonomik ömrü bitmiştir, iş yapamazsınız" diye karşımıza çıktılar. Gece gündüz çalış, çalış; baktık ki, biz, bu arkadaşları ikna edemiyoruz -alışmışlar ya, alışmış kudurmuştan beterdir derler- arkadaşları çağırdık -65 yaşını doldurmuş bir insan, yani, yaşlıdır; ama, bu insan işe yarıyor- dedik ki: Arkadaş, peki, kâğıt üstünde ekonomik ömrü dolmuştur dediğin makine, yatarak ömrünü dolduracağına, çalışarak ömrünü doldursa daha iyi değil mi? Her biri, Türkiye Cumhuriyetine aylık 2 milyar Türk Lirasına mal olan işçiler, oturarak emekli olacaklarına, yol yaparak emekli olsalar daha iyi değil mi? (AK Parti sıralarından alkışlar) Teftişlerde "müteahhitlere hakedişi fazla ödedin" eksik ödedin diye, mühendislerimiz mahkemelerde yargılanacaklarına, kendi makinesiyle, kendi birikimiyle bu milletin çocuklarına yol yaparak emekli olsalar daha iyi değil mi? Bunları söyledik, söyledik; ama, hep, karşımıza şöyle çıktılar: "Bu makineler çalışmaz, ekonomik ömürleri dolmuştur." Ben de ayağa kalktım "bu makinelerin ekonomik ömrü bitmiştir diyen her bürokratın ekonomik ömrü bitmiştir; buyurun" dedim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuştuklarımı, yaptıklarımı aynen söylüyorum. Yollar kaliteli olmayabilir, eksik olabilir, yeterli olmayabilir; hepinizin istek ve taleplerini, zamanında yerine getiremeyebiliriz; ancak, samimiyiz, azimliyiz, kararlıyız, bu yolların bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz.

Örnek vereceğim: Kırıkkale-Kayseri yolunun temelini attığımızda yağmur yağıyordu -154 kilometre- Başbakan Abdullah Gül idi; Denizli-Aydın yolunun temelini attığımız zaman kıştı, Sayın Genel Başkanımız Tayyip Bey ile beraberdik; Sivrihisar-Eskişehir yolunun temelini attığımızda kar yağıyordu, güldüler; Aksaray yolunun temelini attığımızda tipi vardı... Biz, bu yolları yaparken, bir seferberlik ilan ettiğimize inandık; ama, ölen insanlar da bizim içimizden çıkmıyor, ağlayan analarla ilgili televizyon haberleri yüreğimize oturmuş. Kazaların bir kısmının bu yollardan dolayı olduğunu da biliyoruz. Ben, şu Meclis bilsin ve Türk Milleti işitsin diye söylüyorum; şu saydığım, Sivrihisar-Eskişehir, Kırıkkale-Kayseri, Denizli-Aydın arasına bölünmüş yollar yapıldıktan sonra -onbeş gün önceye kadar- ölümlü kaza sayısı 7; bir önceki yılda, aynı tarihler arasında, ölümle sonuçlanan kaza sayısı 22. Biz demiyoruz ki, dağı taşı bölünmüş yol yapalım, biz demiyoruz ki, il başkanlarımızı, milletvekillerimizi memnun edelim diye gelişigüzel yerlere bölünmüş yol yapalım. Bölünmüş yol yapılması gereken yerlere bölünmüş yol yapacağız; ama, diğer yollarımızı da mutlak surette iyileştireceğiz; ihtiyacımız var.

Yol konusuna çok zaman ayırdım, biliyorum. Bingöl'e sıra geleceğe benzemiyor, Afyon'a sıra geleceğe benzemiyor; bir gün söz alacağım, burada, o tarihî Bingöl'ü de, Afyon'u da anlatacağım; anlatılması gerekir, bu Meclisin de bilmesi gerekir; bunlara ihtiyaç vardır.

Bakınız, biz, bayrama bir hafta kala karar verdik "memlekete gidinceye kadar, yol boyunca, sağdaki soldaki illerde yapılan yolları denetleyelim, trafik işaretlerine bakalım, bayram boyunca kaza sayıları azalsın, insanlar da az hata yapsın" dedik. Biz -Bitlis Milletvekili Sayın Abdurrahim Aksoy da yanımdaydı- Bingöl'deki incelemelerden sonra, Solhan'a doğru yönelirken, karşıdan gelen Erciş Turizm otobüsüne çarpmamak için arabamızı yolun kenarına çekmek mecburiyetinde kaldık. Bunu niye söylüyorum; yol standartlarımız, 1950'li yılların standartlarıdır. Buradan sadece Gerede otoyoluna bakıp da "Türkiye'de yollar ne güzel" demeyin, bütün Türkiye'yi düşünün. Şimdinli de benim, Tekirdağ da benim, Sinop da benim, Hatay da benim. Türkiye'yi böyle düşüneceksiniz. Kars benim, Muğla benim. Her tarafa bakacaksınız. Bir zamanlar Anadolu'dan gelip Kızılay'ın gökdelenlerini, apartmanlarını görüp "burası ne kadar gelişti, bizim memleket niye geri kaldı" diyerek istismar edenlere, ben hep şunu söylüyordum: "Gidin Mamak'ın gecekondularına da bakın; niye Mamak'ın gecekondularını görmüyorsunuz, hep Kızılay'a bakarak birtakım siyasî tenkitler yapıyorsunuz?" Türkiye'yi görmek lazım, Türkiye'nin fotoğrafını iyi çekmek lazım, Türkiye'yi masaya güzel yatırmak lazım; peşin hükümle değil, sözümün başında söyledim, bölgecilik, vilayetçilik, hemşericilik ayağıyla değil, Türkiyecilik ayağıyla masaya yatırmak lazım. O zaman, problemleri çok daha iyi görür, çok daha güzel yol alırız kanaatindeyim. Meseleye böyle bakmak lazım.

Bir önceki yıldan 60 kilometre daha fazla yeni yol yapmışız, bölünmüş yolun dışında. Diyorlar ki: "Siz bölünmüş yola yöneldiniz de..." Rakamlar burada. Vaktinizi alacağım; ama, kusura bakmayın. 2002 yılında, 308 kilometre tek yönlü yol yapılmış, 186 kilometre de bölünmüş yol yapılmış; bütçesi 2,2 katrilyon lira; ama, 2003 yılında, 1,4 katrilyon liralık bütçeyle, 1 600 kilometre yolun dışında, 366 kilometre tek yönlü yol ve 108 kaza kara noktası halledilmiştir. Hani "kaza kara noktalarına önem verin" diyorlar; bizim birinci şiarımız o; insanları öldüren noktaların bu olduğunu biz biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Zeki Ergezen (AK Parti, Bitlis). “Iv.tur (milli savunma bak.,bayındırlık bak.,ulaştırma bak.,)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeki-ergezen-22-2003-12-20-iv-tur-milli-savunma-bak-bayindirlik-bak-ulastirma-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
