# Hakkari ili ve çevresinde 25.01.2005 tarihinde meydana gelen deprem afeti hakkında kan.tas.(ss.838)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zeki Ergezen (AK Parti, Bitlis)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim
- **Tarih:** 30 Mart 2005
- **Gündem:** HAKKARİ İLİ VE ÇEVRESİNDE 25.01.2005 TARİHİNDE MEYDANA GELEN DEPREM AFETİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.838)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zeki-ergezen-22-2005-03-30-hakkari-ili-ve-cevresinde-25-01-2005-tarihinde-meydana-gelen-deprem-af

> Zeki Ergezen (AK Parti), 30 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKKARİ İLİ VE ÇEVRESİNDE 25.01.2005 TARİHİNDE MEYDANA GELEN DEPREM AFETİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.838)); konuşma 2.175 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis) - Sayın Başkanım, sözlerime başlarken, zatıâlinize ve Yüce Meclise saygılarımı sunarım.

İktidar ve muhalefet milletvekili arkadaşlarıma da konuşmalarından dolayı teşekkür ederiz. Eleştirilerini dikkatle takip ediyoruz. Mutlaka eksikler vardır, mutlaka hatalar vardır; ama, bunları, samimiyetle, var olanlarını mutlaka düzelteceğiz. Ancak, Halil Ünlütepe kardeşimiz, arkadaşımız -tabiî, kardeş kabul ederse kardeş, arkadaş kabul ederse arkadaş; ama, mesai arkadaşımız- şimdi, anlatırken öyle bir tablo çizildi ki, yani, Bingöl'de incelemeler yapıldı; sanki, orada böyle olumsuzluklar var. Bingöl milletvekilleri burada, biraz önce de zaten birisi burada konuştu. Bir kere, Bingöl'de ciddî bir başarı var; ben, bir daha altını çizmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütçesinin menfaatı var. Nedir; bizden önceki hükümetler döneminde, önce geçici konutlar yapılıyordu, sonra kalıcı konutlar.

1971 depreminde ben öğrenciydim ve Bingöl depreminde üç ay çalıştım ve stajımı da orada yaptım. Hiç unutmam, tam üç ay boyunca çadırda yatmıştım kalkmıştım. O dönemde, İller Bankası İmar ve İskân Bakanlığına bağlıydı. Oradaki arkadaşları tanıyorum; o günkü hükümetin direktifiyle çizilen projeler yapıldı ve hiçbir vatandaş bu binalara girmedi.

VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Ben de oradaydım Bakanım!

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Bir şey söyleyeceğim de, bir anlayış var, yeni bir anlayış getirildi; çünkü, ben, vahameti, Yalova, Gölcük, Düzce depremlerinde görüyorum; devlet nasıl zarara uğratılmış. Önce kalıcı konutlar, önce arazi kiralamaları, altyapılar, şunlar bunlar hükümetleri bile yıpratmış, bakanları bile yıpratmış, bürokratları mahkemelik yapmış. Bütün bunları değerlendirerek, çünkü, biz, bakan olduğumuzda, önce o bölgeyi masaya yatırdık. Olumsuzluklar nerede, negatif olanlar nerede, pozitif olan şeyler nerede; biz nasıl yaparsak daha kârlı bir sonuca gideriz; en azından, iktidar ve muhalefet milletvekillerinin bu kürsüde bizi silkelememesi için ne yaparız. Bu da nedir; kış geldiği zaman vatandaş çadırda olmayacak -birinci, temel felsefemiz bu oldu bizim- çünkü, eğer, kış geldiği zaman vatandaş çadırda olsaydı, ben inanıyorum ki, televizyon programları genel başkanlara bile taşınacaktı. Ben, şu geçmişte Meclisi çok iyi tanıyorum da onun için söylüyorum. Şurada, belki, iktidar milletvekilleri köşeye sıkıştırılacaktı bizim eksikliğimizden dolayı. Şu milletvekilleri çok rahat yürüsün, siz de bizi çok fazla incitmeyesiniz diye, biz gecemizi gündüzümüze kattık, sizin de muhalefet yapmanızın önünü kestik, geçici konutlar değil, kalıcı konutları yaptık. (AK Parti sıralarından alkışlar) Kafamın içindekini söyleyeyim; çünkü, ben, muhalefetin bu kürsüde neler söyleyebileceğini çok iyi gören birisiyim.

YILMAZ KAYA (İzmir) - Ama, çadırdan farkı yok… İşte, çadırlardan…

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Şimdi, o fotoğrafı bırak… Ben biliyorum, yeni geliyorum oralardan.

YILMAZ KAYA (İzmir) - Şemsiyeyle duruyor arkadaşımız…

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Ben, vatandaşlarla görüşüyorum. Çok samimî olarak söylüyorum, hiç abartmıyorum ama.

Biz, burada, köylerde binaları yaparken, arkadaşlarımıza şunu söyledik. Bakın, bir anlayışı bir daha söylüyorum. O 1971 depreminde… O fotoğrafların bizimle alakası yok bir kere. O fotoğraflar da… Nasıl uyduruk uyduruk fotoğraflar çekilip gazetelere veriliyor...

1960 depreminde Karlıova'da yapılan afet konutunun yanına, vatandaşın çocukları için briketten yaptığı kısmı, sanki bizim dönemimizde yapılmış afet konutunun yıkılması gibi gazetelere verdiler ve elden ele dolandırıyorlar.

MEHMET KARTAL (Van) - O 1966'ydı…

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Pardon, 1966…

Dolayısıyla, siyaset yaparken bile, karşı rakibinizi köşeye sıkıştırmak için çok daha tutarlı yürümekte fayda var kanaatindeyim yani; çünkü…

YILMAZ KAYA (İzmir) - Ben çektim onları… Yapmayın, Sayın Bakan!

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Hayır, hayır… O fotoğrafı gazetelere siz verdiniz demiyorum. Kim verdiyse doğru yapmamıştır; çünkü, o fotoğraf bana da ulaştı…

VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Yeni çekilen fotoğraf…

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Yeni çekilen fotoğraf, tabiî canım! Yeni çektiler, Karlıova depreminden sonra çektiler; gittik, gördük. Ben de ekip gönderdim. Yani, o çekildi de ben duracak mıyım? Ekip gönderdim…

MEHMET KARTAL (Van) - 1966…

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - 1966 depremi; çünkü, biz, Karlıova'da konut yapmamışız! Konut yapmamışız arkadaşlar! Bir daha söylüyorum. Niye; çünkü, ben, milletvekillerimizin, Türk kamuoyunun eksik ve yanlış bilgilendirilmesinden çektiğim sıkıntıların bir daha benim tarafımdan da olmaması için özen gösteriyorum; çünkü, bu ülke, bu millet ne çektiyse, yanlış bilgiden, eksik bilgiden, kasıtlı bilgiden, taassuptan dolayı çekti. Çekmeyelim diyoruz; onun için, doğruları yansıtmaya çalışıyorum. Sizi de, CHP'li arkadaşlarımı da yanıltmamak için elimden geleni yapıyorum ve size de çok sıcak olduğumun altını bir daha çizmek istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, toplukonut, Bingöl'de… Vatandaşlarımız arasında bu şey çok kullanılıyor. Sayın milletvekillerinin bir kısmı da Afet Kanununu bilmiyor. Afet Kanununu bilmiyor, EYY'li metodu bilmiyor, ihaleli usulü bilmiyor; bilmediği için "Allah Allah, Bingöl'de 17 milyara konut yapılmış, bir de 30 milyara yapılmış, bir de 35 milyara yapılmış; nasıl oluyor bu" diyor. Ben de olsam… Allah Allah, büyük bir sorun var hakikaten.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kanun devletidir.

VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Yok mu yani?!..

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Anlatacağım işte. Bak, ne anlatacağım. Elbetteki vardır da, hani Bektaşî fıkrası gibi; namaza yaklaşma... Niye yaklaşma?.. Yani, işi doğru koymak lazım orta yere.

YILMAZ KAYA (İzmir) - Kanunu kim yapıyor Sayın Bakan? Yapalım…

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Siz yapıyorsunuz.

Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti, kanun devleti. Bu kanunlar kötü veya iyi; siz parmak kaldırıyorsunuz, ben parmak kaldırıyorum. Kanunlar yapılırken denilmiş ki, arkadaş, kendi evini yapana yardım metoduyla ev yapmak var, bir de ihaleli yapmak var. Kanun çıkarılırken bu hükümler konulmuş. Teknik elemanlar giderler, muhtarın huzurunda vatandaşa "arkadaş, sen kredi mi kullanmak istiyorsun, yoksa, ihaleli mi olmasını istiyorsun" derler. Hatta, notere gidilir, noter huzurunda bunlar tespit edilir, bağlanır, sonra da ilan tahtasına asılır, müddet verilir. Vatandaşın bir kısmı diyor ki: "Arkadaş, devletin yaptığı 100 metrekare ev bize azdır, ben 150 metrekare ev yapacağım, benim nüfusum 10'dur. Siz benim kredimi verin, ben projeyi çizeyim, siz başında durun, bu projeyi yapayım." Bir kısmı da "evet, sizin verdiğiniz 100 metrekare bana yeterlidir. Benim 17-19 milyar kredimi verin, ben bunu yapayım; çünkü, geri ödemesi var bunun" diyor. Hiçbir şey bedava değil. İki yıldan sonra, ister ihaleli olsun ister kredili olsun, vatandaşın, bunu, faizsiz olarak, yirmi yılda geri ödeme mecburiyeti vardır. Dolayısıyla, vatandaş diyor ki: "Benim 17 milyara gücüm yeter, 17 milyara gücü yeter, 17 milyar ödeyeceğim" öbürü de "canım, devlettir, ne olur ne olmaz, bir gün af çıkar, bu ev bana bedavaya gelir. Onun için, arkadaş, ihale edin." Vatandaş, yüreğindeki duyguyu da böyle çözmeye çalışıyor. Dolayısıyla, biz, kanunun verdiği yetkiye dayanarak, vatandaşın arzusu istikametinde ya ihaleli yaparız ya kredili yaparız. Kredili; yani, kendi evini yapana yardım metoduyla yaptığımız zaman, 17 milyar... Şimdi, 20'ye çıkardık bu krediyi; ama, öbürü... İhale yaptığın zaman, 30'a da gider, 22'ye de gider, 35'e de gider. Şimdi, İhale Kanunu orta yerde, vatandaş geliyor "ben 20'ye yaparım" diyor "22'ye yaparım" diyor "35'e yaparım" diyor. Haa, fahiş fiyat olduğu zaman, biz, Bakanlık olarak, bunları iptal ediyoruz, öyle kolay kolay bunlara prim de vermiyoruz; onu da söyleyelim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Toplu Konut 38 milyara yapmış; Toplu Konut bana bağlı olsun veya olmasın, biz hükümetiz, cevaplandırmak mecburiyetindeyim. Toplu Konuttan ben de kendilerini çağırdım "38 milyar nereden çıkıyor; ben, köylerde, 34 milyara, 35 milyara 100 metrekare konutları yaparken, sizinki niye 38 milyar..." Tabiî, bunlarda tünel kalıp var bir, altyapılar var iki, saha düzenlemesi var üç. Bu rakamlar bizim karşımıza bu şekilde konuldu; ama, siz de, tabiî ki, inceleyeceksiniz, varsa fazlalıklar, bunun hesabı, tabiî ki, sorulacaktır; bir kasıt varsa, ciddî bir fazlalık varsa...

SABRİ VARAN (Gümüşhane) - Kasıt yok.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) -Ama, Türkiye'de şu bir gerçektir: Cezaevi ihalesi yapıyoruz. Bir ilde, bakıyorsun, cezaevi ihalesini yapıyorsun, metrekaresi 380 000 000 TL'ye geliyor, öbürü 300 000 000'a geliyor. Kanun sana böyle bir yetki vermiş, aşağıdan yukarıya doğru tarıyorsun, sorgulama yapıyorsun; vatandaş "ben bu fiyata yaparım" diyor, öbürü "ben bu fiyata yapamam" diyor. Biraz da Kanunla... Veyahut da dünyada da bu böyle yani, onu da size söyleyeyim; dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Yani, bu tür rakamlar oynar. Siz de yarın gelin Bayındırlık Bakanı olun, bayındırlık müdürü olun, daire başkanı olun, bu ihaleleri yaptığınız zaman göreceksiniz ki, ihalelerde metrekare maliyetlerde farklılıklar olacaktır. Olur bu; çünkü, yolları ihale ediyoruz, görüyoruz, görüyoruz bunların hepsini.

O bakımdan, yani, Türk kamuoyuna, Parlamentoya, bürokratlara, medyaya mümkün mertebe doğru bilgi vererek, Türk kamuoyunun siyasete olan güvenini sarsmamak için elimizden geleni yapmak mecburiyetindeyiz; hepimize çok ciddî görevler düşüyor.

Şimdi, efendim, tuvaleti olmayan evlerden bahsedildi; çok iyi kavrayamadım da... Tuvaleti olmayan evler mi yapıyoruz, yoksa, tuvaleti olmayanları hak sahibi yazmamışlar mı?

YILMAZ KAYA (İzmir) - İçeride, kapalı alanda tuvaleti olmayan yerleri hak sahibi yazmıyorlar.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Şimdi, onu arkadaşlarımızla görüştük. Bizim, zaten, geçmişte Bingöl'de yaptığımız evlerin hiçbirisinde tuvalet yoktu ki! Türkiye'nin hangi köyünde tuvalet var evlerde?! Allahaşkına, yani, Amerika'dan mı geldik, aydan mı geldik; şu Türkiye'yi bir tanıyalım ya! Şu Türkiye'nin köylerini bir tanıyalım Allah rızası için ya! (AK Parti sıralarından alkışlar) Yahu, köyde, ne evde tuvalet var ne de umumî tuvalet var; tuvalet yok.

YILMAZ KAYA (İzmir) - Bana söylemeyeceksin Sayın Bakanım, Komisyona söyleyeceksin.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Eğer cami varsa, birisi de, imam da uyanıksa, muhtarla beraber camiin yanına bir tuvalet yapmışsa, tuvalet öyle olur; başka türlü, köylerde tuvalet yok, yok; ne evlerde ne köyde ne de meydanda. Onun için...

VEZİR AKDEMİR (İzmir) - Ne yapmak lazım?

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Bir dakika... Evet, demagoji yapmayın, gerçekleri koyuyorum orta yere.

Dolayısıyla, ben, hemen arkadaşlarıma döndüm; yahu, siz, tuvaletsiz evleri hak sahibi yapmıyor musunuz? "Ne demek Sayın Bakanım, hangi evde tuvalet var ki, hepsini hak sahibi yaptık" dediler. Yani, şimdi, Hakkâri milletvekili arkadaşlarım burada. Hakkâri'nin hangi köyünün evinde tuvalet var?

ESAT CANAN (Hakkâri) - Hepsi öyle değil ama!

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Ben Bitlisliyim. Benim vilayetimin köylerinin hangisinde tuvalet var? Yok, yok.

YILMAZ KAYA (İzmir) - Efendim, tuvaleti olanları hak sahibi yazıyorlar...

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Onun için, Bingöllüler, Hakkârililer, Denizlililer müsterih olsun; tuvaleti olsun olmasın hak sahibi yapıyoruz onları, merak etmesinler; hem de 100 metrekare ev yapıyoruz, hem de 1998 deprem yönetmeliğini en iyi şekilde de uyguluyoruz, malzemenin kalitesine dikkat ediyoruz.

Bir diğer husus, ahırlar yapılıyor mu... Ahır, isteyene yapıyoruz, istemeyene yapmıyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin de öyle ortaya atılacak bir parası yoktur. Vatandaş "ben, ahırımı kendim yaparım, borçlanmak da istemiyorum, sen benim evimi yap" diyor, biz onun evini yapıyoruz.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Borçlandırmışsınız, üç yıl olmuş.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Bir dakika ama, söyleyeceğim.

Borçlandırdığımız vatandaşlar var...

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Üç yıl olmuş, üç yıl...

BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Devamla) - Tamam, söyleyeceğim kardeşim.

Borçlandırdığımız vatandaşlar var, onların da tuvaletini yapıyoruz, ahırını yapıyoruz; kimisinin yanında yapıyoruz, kimisini altlı ve üstlü yapıyoruz. Evleri yaparken de, şehirdeki evde ne varsa köydeki evde de o var; kilerini yapıyoruz, banyosunu, tuvaletini, salonunu, oturma odalarını en güzel şekilde yapıp, vatandaşa teslim ediyoruz. Eksiğimiz olmaz mı, kusurumuz olmaz mı? Ne demek olmaz, olur elbette ki; sen de yapsan olur, ben de yapsam olur. Mühim olan, eksiklerin boyutu nedir, gerçekten, bu kürsüye getirilecek düzeyde mi, yoksa, keşke, şu eksiklik de olmasaydı, yani, Toplu Konutun yaptığı binanın çatısından keşke su damlamasaydı!.. Gönül öyle arzu eder; ama, damlamış, ne yapalım. Onun da fotoğrafını çekiyorlar, büyütüyorlar, televizyona çıkıp, allayıp pullayıp gösteriyorlar. Ne yapalım, devam etsinler; ama, ben, Bingöl'e gittiğim zaman, vatandaşlarımın teveccühünü görüyorum. Gerçekten, vatandaşlarımız memnun; gerçekten de, hepimize dua ediyorlar.

Tabiî ki, ben, CHP'li arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum. Bu kanunlarla ilgili Meclise geldiğimizde, konunun samimiyetle çıkarılmasında yardımcı oluyorlar, iyi niyetli olduklarını da görüyoruz. Bu Hakkâri kanununun çıkarılmasında CHP'li arkadaşlarımın da payı epey vardır. Dolayısıyla, Deniz Baykal'ın da Hakkâri'ye gitmesi faydalı olmuştur. Muhalefetin de görevidir zaten; gitmeseydi kınanırdı, iyi ki gitti. O gidince, bu kanunu ben biraz daha hızlandırdım canım, ne olacakmış yani şimdi!.. (CHP sıralarından alkışlar) Eğer, o gitmeseydi, siz, burada, bu desteği vermezdiniz. Onun için, muhalefet, iktidar böyle günlerde elbirliği yapar, işbirliği yapar, gönül birliği yapar, dil birliği yapar, bu işleri çözer. Bu işler böyledir, bunun siyaseti olmaz. Biz, burada siyaset de yapmayız.

Diğer taraftan "arkadaş, önlem alınsın" deniliyor. Yapılmış binalara ne önlem alacağız? Yapılmış binalara önlem almak için, bizim, önce, vatandaşın evini yıkmamız lazım. Onun için de çalışmalarımız var, çalışıyoruz. Vatandaşlar... Kaynak bulabilirsek, ki, bulmak bizim görevimizdir, hükümetlerin görevi; dert yanma yeri değil, çare bulma yeridir. Bu ödenek konusunda, Erzurum Milletvekili Mustafa Bey burada mı, onunla beraber de bir çalışmamız var, Avrupa boyutunda bir çalışmamız var. Bu çalışma, inşallah, sonuçlandığı zaman, köylerimizdeki fiziksel yönden sağlıklı olmayan binalarımızı sağlıklı hale getirmeyi de planlıyoruz, düşünüyoruz. Mühim olan, bundan sonra yapılacak olan binaları sağlam yapmak.

Demin, bir CHP'li, bir de AK Partili milletvekili arkadaşımla ara verilince konuştuk. İki şeye dikkat edilmesi lazım -burada belediye başkanlarına büyük görev düşüyor tabiî, bürokratlara büyük görev düşüyor- zemini sağlam seçeceksiniz, betonarme hesaplarını düzgün yapacaksınız ve bunu uygulayacaksınız. Bundan sonraki depremlerde mevcut binalar -inşallah, insanımızın canına bir zeval gelmez- yıkıldıkça biz düzelteceğiz. İnşallah, gönül arzu ediyor ki, kaynak bulalım da yıkılmadan önce yapalım; bunun çalışması içindeyiz, bunun gayreti içindeyiz. Olayları abartmaya gerek yok.

Demin, Burdur Milletvekilimiz buraya çıktığında "şu cümleyi ben yazmadım senin hatırın için" dedi, teşekkür ederiz, Allah razı olsun; ama, ben bir şey söyleyeyim: Gerçeklerin üstünü kapatarak nereye gideceğiz? Arkadaş, Türkiye'de birçok vilayetimizde, kırsal kesimde fiziksel yapı sağlıklı değildir, sağlıklı değildir. Bunun altını çiziyorum. Bundan sonra hükümetlerin en önemli meselesidir diye görüyorum. Buna, hepimiz, elbirliğiyle çare aramamız lazım, çözüm bulmamız lazım. Ülkemizin menfaati bunu gerektiriyor. İnsanımız, inşallah, bundan sonra daha iyi mekânlarda, daha sağlıklı mekânlarda yaşar, çoluk çocuklarını buralarda büyütürler.

Bakınız, Türkiye'nin problemleri çok büyük.

---

**Kaynak gösterme:** Zeki Ergezen (AK Parti, Bitlis). “Hakkari ili ve çevresinde 25.01.2005 tarihinde meydana gelen deprem afeti hakkında kan.tas.(ss.838)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeki-ergezen-22-2005-03-30-hakkari-ili-ve-cevresinde-25-01-2005-tarihinde-meydana-gelen-deprem-af (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
