# Grup önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zeyid Aslan (AK Parti, Tokat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim
- **Tarih:** 13 Aralık 2005
- **Gündem:** GRUP ÖNERİSİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zeyid-aslan-22-2005-12-13-grup-onerisi

> Zeyid Aslan (AK Parti), 13 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ); konuşma 884 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ZEYİD ASLAN (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisinin aleyhinde şahsım adına söz almış bulunuyorum, bu vesileyle Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, ben, bugün buraya grup önerisi içerisinde getirilen Tarım Bakanı Sayın Mehdi Eker'le ilgili dokunulmazlık konusunun içeriğiyle ilgili konuşmayı düşünüyordum; fakat, benden önce çıkan her üç konuşmacı da, bu konunun içeriğinden ziyade, çok daha farklı konulara değindikleri için, ben, sadece Sayın Mehdi Eker'le ilgili olan kısmı birkaç cümleyle geçip, arkadaşların bahsettiği konularla ilgili konuşmak istiyorum.

Sayın Mehdi Eker'in, bundan yaklaşık on yıl önce, Tarım Bakanlığında Koruma Kontrol Genel Müdürü Vekili olduğu dönemde, 1996 yılında, donyağı diye ifade edilen yağın ithaline izin verildiğinden dolayı, bugün gerek Sayın Bakan gerekse o dönemde görev yapmış bakanlar, bürokratlar, yaklaşık 30-35 kişilik bir grup hakkında soruşturma istenilmesiyle ilgili bir dosya. Tabiî, bu dosyanın süreci içerisinde çalışmalar yapılmış, müfettişler incelemelerini yapmışlar; Tarım Bakanlığı müfettişleri yaptıkları bu incelemelerin sonucunda ilgili şahıslarla ilgili dava açılmasına yönelik bir rapor hazırlamış. Bu rapora karşı da, kendilerinin hakkında dava açılmasına ilişkin düzenlenen rapora Danıştaya ilgili şahıslar itiraz etmişler ve Danıştay 1. Dairesi, hakkında dava açılması istenilen tüm şahıslarla ilgili soruşturma izninin iptaline karar vermiş ve nihayetinde, Danıştayın kararı gereği ilgililer hakkında bir dava açılmasına gerek olmadan dosya kapanmış.

Tabiî, bu süreç içerisinde Sayın Mehdi Eker'in de milletvekili seçilmiş olması sebebiyle bundan yararlanmasına ilişkin olarak Tarım Bakanlığı dosyayı Meclise göndermiş, Meclis Anayasa Komisyonu, Karma Komisyon da, bu konunun dönem sonuna ertelenmesine karar vermiş.

Daha önceki konuşmalarımızın hepsinde belirttik; dokunulmazlıklarla ilgili olarak buraya gelen dosyaların, öncelikle, gerçekten ciddî olup olmadığı, isnatların ciddî olup olmadığı, bu hususun güncel olup olmadığı, halkı ilgilendirip ilgilendirmediği gibi birtakım kıstaslara bakıp, eğer, bu konuda, Yüce Meclis, isnadın ciddîliğine ve halkın bu konudaki duyarlılığına kanaat getirirse, zaten burada dokunulmazlık kaldırılıyor ve giden varsa, yargıya gidip, gereği yapılıyor.

HALUK KOÇ (Samsun) - Örnek var mı?

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Var mı örnek?

ZEYİD ASLAN (Devamla) - Örnek olup olmaması önemli değil. Bu Meclis, millet adına karar veriyor. Bu Meclisteki insanlar, millet adına ve vicdanları adına karar veriyorlar. Buna sizin hangi sözle mukabele ettiğinizin bir önemi yok. Siz, kendi vicdanınıza göre karar verirsiniz; buradaki arkadaşlarımız da, kendi vicdanlarına göre karar verirler.

ATİLLA KART (Konya) - Bir dosyada bile dokunulmazlığı kaldırmıyorsunuz.

ZEYİD ASLAN (Devamla) - Dokunulmazlıkların geçmişteki felsefelerine inmek istemiyorum; ama, bu dosyaya somut olarak diyeceğim tek şey var: Danıştay tarafından soruşturma izninin kaldırılmış olması sebebiyle soruşturma kapsamı içerisindeki hiç kimseye açılmış bir dava yok, Sayın Mehdi Eker'e de açılabilme imkânı olmayan bir dosya. Bu nedenle, bu dosyanın buraya getirilmesinin, aslında, Mehdi Eker'in dokunulmazlığını kaldırarak yargıya göndermekten ziyade, geçen seneden beridir, birbuçuk yıldan beridir, bir tefrika halinde devam eden dokunulmazlığı yeniden burada konuşmak… Bunda da sizler başarılı oldunuz. Sanıyorum, önümüzdeki haftalarda da bu devam edecek.

Şimdi, buraya çıkan arkadaşlarımız, özellikle Sayın Atilla Kart, yargıdan bahsetti, yargının sorunlarından bahsetti; iktidarın, yargının sorunlarına yaklaşmadığından, yakınlaşmadığından, yargının sorunlarına yönelik çözüm üretmediğinden bahsetti.

Değerli arkadaşlar, burada, hepimiz -özellikle hukuk kökenli arkadaşlarımız bilir ki- bizler, mesleğimizi icra ettiğimiz dönemde, adliyelerin yoğunluğunu, dosyaların yoğunluğunu, hâkimlerin işyükü altında ezildiğini biliyoruz ve buraya geldik; buraya geldikten sonra, öncelikle buna bir çözüm üretebilme açısından, sizlerin de katkılarıyla, tüm Meclisin katkılarıyla, bölge adliye mahkemeleri kurmak suretiyle, en azından, dosyaların belli bir kısmını Yargıtaydan alıp bölge adliye mahkemelerine vermek suretiyle, yükü hafiflettik; ama, bir şey daha yaptık; özellikle, bugün, yargıdaki en büyük sorunun, hâkim, savcı yetersizliğinden kaynaklandığını hepimiz biliyoruz. Burada yine bir yasa çıkardık; özellikle, Türkiye'deki hâkim, savcı açığını kapatmak adına, yeni hâkim ve savcıların alınabilmesine, mevcut hukuk camiası içerisinde çalışan, mesleğini icra eden avukatların hâkimliğe geçişinde kolaylıklar sağlanmasına ilişkin yasal düzenlemeleri çıkardık; ama, bu konuda, maalesef, burada, biraz önce, yargının sorunlarına eğilmemekten bahseden arkadaşlarımız, sürekli olarak, muhalefet ettiler ve şu anda da, Cumhurbaşkanından bazı maddeler döndüğü için, yürürlüğe giremedi.

Yani, evet, yargının sorunlarını çözelim. Yargının sorunu sadece AK Partinin sorunu değil, yargının sorunu sadece hükümetin sorunu değil; yargının sorunu, tüm milletin sorunu. Öyleyse, yargının sorunlarına, sizlerin de katkı vereceği ölçüde, en kısa zamanda… Biraz önce bahsettiğimiz gibi, hâkim, savcı açığını kapatmak suretiyle… Bakın, şimdi, Türkiye'nin her yerinde, çok modern, çağdaş adliye binaları yapılmak suretiyle, adliyelerin, hâkim ve savcılarımızın, adliye personelinin daha rahat fizikî imkânlarda çalışabilmesine yönelik yoğun çalışmalar var, bunlarda, sizden katkı bekliyoruz.

Değerli arkadaşlar, tabiî, hepimizi üzen -Sayın Kemal Unakıtan da buna cevap verdi ama- bu kürsü milletin kürsüsü, bu kürsüden, elbette, her türlü eleştiriyi yapacağız, muhalefetimizi de yapacağız; ama, her zaman söylendiği gibi, asla ama asla hakâret etmeyeceğiz. Burada, bir ülkenin Başbakanına, bir ülkenin Bakanına "yalan söylüyorsun" diyebilme cesaretini hiç kimsenin göstermemesi gerekir. Siyasî nezaket icabı göstermemesi gerekir.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - O da yalan söylemesin o zaman.

ZEYİD ASLAN (Devamla) - Eğer, bu cümleyi kullanırsanız, bu cümlenin karşılığında çok daha ağır cümlelere muhatap olursunuz.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Ne olur?.. Ne dersin, söyle bakalım.

ZEYİD ASLAN (Devamla) - Ama, biz, bu kürsüde kavga istemiyoruz, biz, bu salonda kavga istemiyoruz.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Adam mı döveceksin?!.

ZEYİD ASLAN (Devamla) - Eğer, size, bu anlamda, sizin söylemlerinizle cevap vermiyorsak, bilin ki, korktuğumuzdan, çekindiğimizden, yaramız olduğundan değil, bu milletin gözü önünde kavgalar olmasın, bu milletin sorunları çözüm beklerken, bu milletin Meclisinde, böyle, polemiklerle zaman geçirilmesin diye yapıyoruz.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Polemiği yapan sensin.

ZEYİD ASLAN (Devamla) - Bunun altını da özellikle çiziyorum.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Polemik yapma da bir hukukçu gibi konuş, hukukçu gibi konuşacaksın.

ZEYİD ASLAN (Devamla) - Feridun Bey, burada…

---

**Kaynak gösterme:** Zeyid Aslan (AK Parti, Tokat). “Grup önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeyid-aslan-22-2005-12-13-grup-onerisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
