# Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Zeynep Damla Gürel (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 26 Şubat 2004
- **Gündem:** KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zeynep-damla-gurel-22-2004-02-26-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349

> Zeynep Damla Gürel (CHP), 26 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.017 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ZEYNEP DAMLA GÜREL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Yönetimi Temel Yasası Tasarısının 27 nci maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygılarımla ve sevgilerimle selamlarım.

Bugün, Türkiye'de kamu yönetiminde ciddî problemlerin varlığını hiçbirimiz görmezden gelemeyiz. Her şeyden önce, kamu yönetiminin ve çalışanlarının en önemli görevi dünyadaki çağdaş gelişmeleri de dikkate alarak, vatandaşlarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak ve hayatını kolaylaştırmaktır. Bizlerin de yasal düzenlemeler yaparken, başlangıç noktası olarak bu hususu dikkate almamız son derece önemlidir.

Kamu yönetiminin vatandaşlarımızın gerçek ihtiyaçlarına, en etkili, en doğru, en hızlı şekilde hizmet üretebilmesi ve yanıt verebilmesi açısından bir stratejik boyuta sahip olması büyük önem taşımaktadır. Bugün tartışmakta olduğumuz Kamu Yönetim Temel Yasası Tasarısının en önemli eksikliklerinden bir tanesi, bu stratejik boyuta ilişkin genel ilkeleri ortaya koyması gerekirken, yer yer fazla detaya girerek, ayrıntılı düzenlemeler getirmeye çalışması, kimi yerlerde ise, ortaya koymaya çalıştığı ilkeleri yeterince belirginleştirememesi, ya da kamu yönetiminin önemli düzenleme alanlarıyla kopuk kalmasıdır.

Değerli milletvekilleri, 27 nci maddede, stratejik yönetim anlayışıyla, bakanlıklarda, strateji geliştirme kurulları ve diğer sürekli kurullar oluşturulması öngörülmektedir. Bu oluşturulacak kurulun, sekreterya hizmetlerinin de, Strateji Geliştirme Başkanlığınca yürütüleceği belirtilmektedir. Bakanlıkların yönetiminde stratejik bir yaklaşımın ortaya konup, hayata geçirilmesi, gerçekten, çok önemli ve gerekli bir düzenlemedir. İlke olarak bunun doğruluğunu yadsımak mümkün değildir; ancak, getirilmek istenen düzenlemenin, gerçekten, bu amaca hizmet için ihtiyaç duyulan yapı ve işleyişi de sağlaması gerekir.

Bu tasarıda, Strateji Geliştirme Kurulunun, gerek orta ve uzun vadeli hedeflerle gerekse bütçe gelir-gider çerçevesiyle bağlantılı olması gereken stratejik yaklaşımı nasıl hayata geçireceği yeterince belirgin değildir. Yani, kısaca, stratejik yönetim ile stratejik planlama arasındaki bağ yeterince açık değildir. Çünkü, birincisi, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Yasasında düzenlenen stratejik planla ilgili 9 uncu maddesinde "stratejik planların hangi kamu idarelerince hazırlanacağına Devlet Planlama Teşkilatınca karar verilecek" denilmektedir.

İkincisi, stratejik yönetimde bütçeyle ilgili olan bağın ne kadar önemli bir faktör olduğu ortadadır. Bu tasarının 30 uncu maddesinde, bütçe hazırlama görevi Strateji Geliştirme Başkanlığına verilmiştir. Oysa, aynı tasarının 20 nci maddesinin gerekçesinde, Strateji Geliştirme Başkanlığının bir danışma birimi olduğu ifade edilmiştir.

Üçüncüsü, 27 nci maddenin ve 20 nci maddenin gerekçelerine bakacak olursak, Strateji Geliştirme Kurulu ile Strateji Geliştirme Başkanlığının işlevleri ve bunlar arasındaki ayırımlar belirsizdir. Bunun da ötesinde, müsteşarın başkanlığındaki bir kurulun işlevleri bir danışma birimininkiler gibi tanımlanmakta, bir danışma birimi olarak ifade edilen Strateji Geliştirme Başkanlığı ise, belirleyici işlevlerle yükümlü tutulmaktadır.

Sayın milletvekilleri, görüldüğü gibi, stratejik yönetimin vazgeçilmez temel koşullarından biri olan netlik, açıklık durumundan oldukça uzaktayız. Bunun önemli bir nedeni, başta da belirttiğim gibi, bu tasarının ilkelerle yetinmemesi, düzenlediği ayrıntılarda da net bir kurumsal çerçeveye dayanmamasıdır. Oysa, bakanlıkların teşkilatlanmasına ilişkin ayrıntılı hususların, bu tasarıyla eşzamanlı, ama, ayrı bir yasa çerçevesinde düzenlenmesi gerekirdi. Açıkça ifade etmek gerekirse, şu anda, bu durum, bizi, zaten, bütünü de bulanık olan resmin parçalarıyla birlikte ortaya konulmamasının yol açtığı uyumsuzluk ve belirsizliklerle karşı karşıya bırakmaktadır. Şimdi, yürürlük maddesinde durmak suretiyle bu eksikliğin giderileceğinden söz edilmektedir; ama, ortaya bu dağınık ve kopukluğu giderecek net bir yol haritası konulmamış, amaçladığı söylenen strateji boyutuna uygun bir davranış, maalesef, sergilenmemiştir. Nitekim, bu çerçevede en fazla kaygı duyulması gereken hususlardan biri, Strateji Geliştirme Kurulunun sekreterya görevini yürütecek olan Strateji Geliştirme Başkanlığının, başlangıçta iyi niyetle kurulmuş; ancak, daha sonra siyasî kızak mekanizması haline dönüşmüş olan APK kurullarının akıbetine uğrayabileceği tehlikesidir. Ayrıca, bir de, görev tanımı netleştirilmemiş, ihtiyaç halinde oluşturulması planlanan sürekli kurulların varlığından bahsedilmektedir. Bütün bu dağınıklıklar, bugünkü belirgin kadrolaşma çabası ve süreci de gözönüne alındığında, kaygılarımızı daha da artırmaktadır.

Değerli milletvekilleri, öte yandan, 27 nci maddede, Strateji Geliştirme Kurulunun toplantılarına özel ve kamu kuruluşları ile sivil toplum temsilcilerinin de katılabileceğinden söz edilmektedir.

Şimdi, hepimiz, katılımcı demokrasi kavramını gerçekten çok seviyoruz, çok da benimsedik gibi gözüküyor. Sivil toplum ve siyasetin el ele vermesi, temsilî demokrasi sürecinden katılımcı demokrasi sürecine hızla geçmeye çalışmamız, konu bazında uzmanlaşmış sivil toplum örgütleriyle, siyasîlerin ve bürokratların görüş alışverişinde bulunması, benim gibi, sivil toplumdan siyasete girmiş biri için ne kadar önemlidir hepiniz tahmin edebilirsiniz; ancak, üzülerek ifade etmem gerekir ki, bu düşünceler, zaman zaman sadece kâğıt üzerinde kalıyor. Katılımcı demokrasi felsefesi, kâğıt üzerinde çok seviliyor, benimseniyor; ama, iş pratiğe dönünce, uygulamak bir yana, sivil topluma rağmen, alınan kararlarda zaman zaman ısrarcı olunuyor ve bütün uyarılara kulaklar tıkanıyor. Bugüne kadarki performansı gözönüne alınacak olursa, hükümetin, sivil toplumun ya da bir başka deyişle, vatandaşın sesinden yararlanmaya pek de eğilimli olduğu söylenemez.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; son olarak, kamu reformu açısından hepimiz için büyük önem taşıması gerektiğini düşündüğüm bir konuya daha değinmek arzusundayım. Konunun sizi sıktığını ve üzdüğünü biliyorum; ama, değinmek mecburiyetindeyim.

27 nci maddede oluşturulması hedeflenen kurul Strateji Geliştirme Kuruludur. Hepimizin bildiği gibi, stratejiler belirli hedefler için oluşturulur. İşte, bu noktada akla gelen ve açıkçası net olarak cevaplanamayan soru şu: Bakanlıklar bünyesinde oluşturulacak Strateji Geliştirme Kurulunda, bu tasarının mimarı olan, bir zamanlar yazdığı makalelerde ifade ettiği ve bugün de ısrarla arkasında durduğunu söyleyen Sayın Müsteşarın hedeflerine yönelik stratejiler mi oluşturulacak, yoksa, iktidarıyla muhalefetiyle hepimizin ortak hedefi olması gereken modern, çağdaş, şeffaf, demokrat, laik, hukukun üstünlüğüne inanan, Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerleyen bir Türkiye için mi stratejiler oluşturulacak.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, her ne kadar aksi iddia edilse de, Sayın Müsteşar, bu tasarının gerçek mimarıdır, bunu hepimiz biliyoruz. Birbirimize karşı ve millete karşı, bence, son derece açık olmalıyız burada; çünkü, ben, kendisini, geçtiğimiz ekim ayında KalDer'in İstanbul'daki bir toplantısında kendi tasarısının sunumunu yaparken de dinledim. Şimdi, burada benim endişem, belki tasarının içeriğinden daha da önemli olan bir endişem var; tasarının düzenlemeyi amaçladığı kamu yönetimi açısından bugün hâlâ en kilit görevde tutulan birisinin stratejik hedefleriyle aslında bizlerin, yani iktidarıyla muhalefetiyle hepimizin, Meclisin ortaya koymuş olduğu Avrupa Birliği hedefinin örtüşmediği noktasındadır. Eğer bir hedef birlikteliği yoksa, o zaman ilerlenen yolda belirlenecek stratejilerin de ne şekilde oluşturulacağı şüphe uyandırmaktadır. Elbette ki siyasî tercihler arasında farklılıklar olacaktır, olması doğaldır, gerekir de; fakat, hepimizin ortak düşüncesi olduğuna inanmak istediğim, Türkiye'nin çağdaş uygarlığa uygun temel hedefleriyle zıt hedefler, çağdaşlaşma ve modernleşme adı altında savunulamaz. Bu konudaki iki farklı ve bağdaşmaz söylemden hangisi geçerlidir? Bence bu soruyu kendinize sorma cesaretini gösterdiğiniz ve yanıtını net bir şekilde ortaya koyduğunuz takdirde kamu yönetimindeki stratejik yaklaşımlar konusundaki gerçek niyet ortaya çıkacaktır ve bu açıklık, tutarlı bir stratejik yaklaşım için başlangıç noktası olacaktır.

Bu düşüncelerle, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Zeynep Damla Gürel (CHP, İstanbul). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeynep-damla-gurel-22-2004-02-26-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
