# Su ve su sorunlarıyla ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Züheyir Amber (Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim
- **Tarih:** 14 Ocak 2004
- **Gündem:** SU VE SU SORUNLARIYLA İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zuheyir-amber-22-2004-01-14-su-ve-su-sorunlariyla-ilgili

> Züheyir Amber, 14 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SU VE SU SORUNLARIYLA İLGİLİ); konuşma 759 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ZÜHEYİR AMBER (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, televizyonları karşısında bizi izleyen sevgili vatandaşlarım; gündemdışı söz alarak su ve sularımızın kirliliği konusunda araştırmalarımı, fikirlerimi ve görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

12-14 Aralık 2003 tarihlerinde İspanya'nın Murcia Kentinde düzenlenen ve benim de parlamenter üyesi olduğum "Global Water Partnership" ve "MİO-ECSDE" adlı çevre kuruluşlarının Akdeniz ülkeleri arasında "sürdürülebilir kalkınma" ilkesi temelinde su ve su sorunlarıyla ilgili kongresine katıldım.

Avrupa Birliği, UNESCO ve Dünya Bankası tarafından desteklenen, bilimsel başkanlığını da Yunanistan'ın yaptığı bu örgütün toplantıları daha önce Güney Afrika ve Atina'da yapılmıştır. Parlamenter düzeyinde gerçekleşen toplantıya İspanya, Malta, Yugoslavya, Karadağ, Fas, Tunus, Cezayir, Mısır, Ürdün, Filistin, İsrail, Lübnan ve sair ülkeler katılmışlardır. Her ülke temsilcisi kendi ülkesinin su sorunlarını ciddî bir şekilde dile getirmiştir. Uluslararası bilim ve teknoloji politikaları oluşturarak, kriz yönetimi anlayışı yerine risk yönetimi anlayışına geçilmesi ve bu doğrultuda çalışmalar yapılmasına karar verilen bu toplantıda, diğer ülkelerin bu konuda bizden çok daha ileride olduklarını ve mesafe aldıklarını müşahede ettim. Bu müşahedem beni bayağı üzüntüye soktu. Değerli arkadaşlarım, bu nedenle, özellikle bu konuyu buraya getirmek istedim.

Su, bildiğiniz gibi, insan hayatı için en önemli unsur olup, temelde, sanılanın aksine sınırlı bir kaynaktır. Gelişmekte olan dünyamızda halen su kaynaklarının etkin ve sürdürülebilir kullanımı sağlanamamıştır. Bilindiği gibi dünyadaki toplam su miktarı 1 400 000 000 kilometreküptür. Bu miktarın yüzde 97,5'i deniz ve okyanuslardaki tuzlu sudur, geri kalan yüzde 2,5'i ise tatlı su kaynağıdır. Bu yüzde 2,5'lik oranın yüzde 87'si ise buzullarda, toprakta, atmosferde, yeraltı sularında bulunur ve kullanılmaz durumdadır. Dünya nüfusunun yüzde 40'ını barındıran 80 ülke, şimdiden su sıkıntısı yaşamaktadır.

İspanya'da düzenlenen yukarıda bahsetmiş olduğum kongredeki ilk konuşmamda kısaca, ülkemizin, sanıldığı gibi sürdürülebilir su zenginliğine sahip olmadığını, gerekli önlemler alınmadığı takdirde, yakın gelecekte ülkemizin su sorunları yaşamaya aday ülke konumunda olacağını; ancak, bu tehlikenin ne kadar ciddî olduğunun hâlâ farkında olmadığımızı belirterek, ülkemizin kullanılabilir su potansiyelinin 186 milyar metreküp olup, yüzde 16'sının içme ve kullanımda, yüzde 72'sinin tarımsal sulamada, yüzde 12'sinin de sanayide tüketilmekte olduğunu vurguladım.

Su potansiyelimizin yaklaşık 66,37 milyar metrekübünün sınıraşan sularda olduğunu, bu sularımızdan Fırat ve Dicle Irmaklarının paylaşımı konusunun Fırat üzerine yapılan ilk baraj olan Keban'ın inşaından bu yana sorun oluşturduğunu, GAP gündeme geldiğinde Irak ve Suriye'nin suyun azalacağı ve kalitesinin düşeceği gerekçesiyle bu projeye karşı çıktıklarını; ancak, Türkiye'nin, Atatürk Barajı doldurulmaya başlanmadan önce, 1987 yılında imzaladığı protokolde 500 metreküp/saniye Suriye'ye su bırakmayı taahhüt ettiğini ve bugüne kadar da bu taahhüdünü bu protokole uygun olarak devam ettirdiğini belirttim.

Değerli arkadaşlarım, yapmış olduğum ikinci konuşmamda ise, su kaynaklarımız zaten sınırlı iken, bir de kirlilik problemleriyle uğraşmakta olduğumuzu, örneğin, seçim bölgem olan Hatay İli Samandağ sahillerinin kirlilikle ilgili sorunlarını dikkatlerine sundum.

Türkiye'nin en güzel, dünyanın en uzun sahillerinden biri olan Samandağ sahillerinin yok olma aşamasına geldiğini, dünyada en hızlı kirlenen deniz olan Akdeniz'deki doğal akıntı nedeniyle; Mısır, Suriye ve İsrail'in bıraktığı kimyasal atıklar ve çöplerin, gemiler tarafından uluslararası sulara bırakılan petrol atıkları, sintinelerin bu sahillerimizi kirletmekte olduğunu, ayrıca Suriye'nin, Asi Nehrine boşalttığı kanalizasyon ve diğer atıkların da Samandağ sahillerinde büyük sorunlar oluşturmakta olduğunu dile getirdim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde, suyla ilgili bu kadar sorun yaşanırken, su ve su sorunlarıyla ilgili görev yapan birbirleriyle ilgisiz yaklaşık 6 kuruluş olduğunu saptadım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Amber.

ZÜHEYİR AMBER (Devamla) - Bitirmek üzereyim.

Bu kuruluşlar arasında koordinasyon ve iletişim eksikliği kaynakların rasyonel kullanımını zorlaştırmaktadır. Gündeme getirilen sorunlar çözülmek yerine, âdeta çözümsüzlüğe dönüşmektedir. İvedi olarak yapılması gereken, bu kuruluşları tek çatı altında toplamaktır veya acilen bir su müsteşarlığının kurulmasıdır.

İlginizi çekmek istediğim diğer bir konu ise, genel bir su yasasının olmadığıdır. Çıkarılmasının gerekli olduğunu düşündüğüm bu yasanın kapsamı, sularımızın -ekonomik kullanımını, temizliğini, sosyal boyutlarını da dikkate alacak şekilde- stratejik öneme sahip yeraltı ve yerüstü kaynaklarının rasyonel kullanımını, planlanmasını, korunmasını ve kurumsal birlikteliği sağlayacak, su konusundaki mevzuat dağınıklığını giderecek biçimde düzenlenmelirdir.

Su kaynaklarının kontrol edilmemesi, bilinçsiz kullanılması ve kirlenmesi, yağışların bölgelere göre dengesiz dağılımı, su kaynaklarının uzun vadeli planlamalar yerine, bölgesel, bağımsız ve kısa vadeli projelerle kullanıma açılması su sıkıntısına ve israfa neden olmaktadır.

Hükümetin meşhur acil eylem planında da olması gereken aciliyette olan su sorunu, maalesef, bu plan içerisinde değildir. Türkiye'nin gelecek nesillerine sağlıklı ve yeterli su kaynakları bırakılabilmesi için, şimdiye kadar, hükümetin projeleri ve planları arasında su sorunlarıyla ilgili sağlıklı bir bilgiye rastlayamadım. Üzülerek belirtiyorum ve Partimizin bu konuda her türlü desteği vereceğini vurgulayarak, buradan, hükümeti göreve çağırıyor ve uyarıyorum.

Yukarıda saydığım bir dizi yasal ve kurumsal önlemler ivedi olarak uygulamaya sokulmazsa, sanıldığı gibi su kaynaklarımızı uzun yıllar verimli bir şekilde kullanamayacağımız gibi, 2040 yılına varmadan büyük su sıkıntısı içine gireceğiz. Bunun büyük vebalinin maalesef bizim üzerimizde olacağını burada sizlere anımsatmak istiyorum.

Hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Züheyir Amber (Hatay). “Su ve su sorunlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 14 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zuheyir-amber-22-2004-01-14-su-ve-su-sorunlariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
