# Organ nakli haftası

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Züheyir Amber (Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim
- **Tarih:** 4 Kasım 2004
- **Gündem:** ORGAN NAKLİ HAFTASI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zuheyir-amber-22-2004-11-04-organ-nakli-haftasi

> Züheyir Amber, 4 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGAN NAKLİ HAFTASI); konuşma 841 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ZÜHEYİR AMBER (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 - 9 Kasım günleri arasında gerçekleşen Organ Nakli Haftası nedeniyle, bu alanda yaşanan sıkıntıları anlatmak için, sizlere, gündemdışı bu konuşmamı hazırlamış bulunmaktayım; hepinize saygılarımı sunarım.

Değerli arkadaşlarım, tarihin ilk devirlerinden itibaren insanoğlu ruhen ve bedenen sağlıklı yaşamak için çeşitli çalışmalar yapmış, bu çalışmalar toplumların ekonomik ve sosyal gelişimlerine paralel olarak değişim göstermiştir. Tıptaki bu gelişmelerde Türk hekimleri belirleyici rol üstlenmişler ve önemli katkılarda bulunmuşlardır. Mumyalama, kan alma ve küçük cerrahi operasyonlarla başlayan tıp bilimine, nakil, hep ilginç gelmiştir. Tarih boyunca organ nakilleri denenmiş, ilk başarılı organ nakli, 1958 yılında böbrek nakli olarak yapılmış ve gerçekleştirilmiş ve 1967 yılında da, herkesin malumu, Dr. Bernard tarafından yapılan kalp naklinden sonra da hız kazanmıştır.

Değerli milletvekilleri, organ nakli, günümüzde başka hiçbir tıbbî çözüm olmadığı için, bir insanın organ ya da dokularının, gereksinimi olan başka bir insana tedavi amacıyla nakledilmesi işlemidir. Organ nakli canlıdan canlıya veya kadavradan canlıya olmak üzere iki şekilde gerçekleşmektedir. Canlıdan canlıya yapılan nakiller, doku, böbrek ve karaciğerin bir kısmı olarak gerçekleştirilmektedir; ancak, bu naklin, vericinin sağlığını olumsuz olarak etkilememesi gerekmektedir. Kadavradan organ nakli yapmak için ise beyin ölümünün gerçekleşmesi gereklidir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde ilk başarılı organ nakli 1975 yılında, Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde, bir anneden oğluna yapılan, canlıdan canlıya, böbrek nakli olmuştur.

Organ nakli, ilk yapıldığı günden bugüne kadar büyük gelişim göstermiş, özellikle 1994 yılından sonra büyük ivme kazanmış; ancak, yeterli düzeye ulaşamamıştır. Bunu, bir örneklemeyle açacak olursak, çeşitli ülkelerden alınan istatistiklerde, yapılan bağışların 1 000 000 kişide 20-25 kişi olduğu görülmektedir. Kaba bir hesap yaparsak, ülkemiz nüfusunu 60 000 000 olarak kabul edersek, 25 kişi hesabıyla gittiğimizde, 1 500 verici ortaya çıkar. Bu da, 1 500 kalp, 1 500 karaciğer, 3 000 böbrek eder. Tıbbî nedenlerle bunun yarısını kullanacağımızı varsayarsak, bu rakam 750'dir. Türkiye'de on senede yapılan karaciğer nakillerine bakacak olursak, kadavradan alınarak yapılan karaciğer nakli yaklaşık 250 adettir; yani, bizim, yılda 700-750 karaciğer nakli yapmamız gerekirken, biz bunun ancak üçte 1'ini on yılda gerçekleştirebilmişiz. Kalp nakillerini hesaplamaya kalkarsak, daha üzücü bir tabloyla karşı karşıyayız. Bunun sonucunda da, organ bekleyen hasta sayısı artmakta; ancak, verici sayısı giderek azalmaktadır.

Bu sıkıntılar neden yaşanmaktadır ve çözüm yolları nasıl bulunmalıdır? Ben, bir tıp doktoru olarak, ilkönce tanıyı doğru koymakta yarar olduğu düşüncesindeyim; çünkü, tanı doğru konulursa, tedavisi ve çözüm yolları daha kolay bulunacaktır.

Sayın milletvekillerim, ülkemizde yeterli sayıda organ nakli merkezi yok mudur, yoksa bu konuda deneyimli bilimadamlarımız mı yetersiz ve eksiktir? Bu iki sorunun da yanıtı, hayır; yani, yeterli sayıda organ nakli merkezlerimiz var ve yetkin bilimadamlarımız canla başla hayat kurtarmak için savaşmaktadır. O halde, sorunlar nelerdir?

Burada, size bu sorunları kısaca özetlemek istiyorum:

Sorunlardan en önemlisi ve birincisi eşgüdüm eksikliği. Organ ve doku alınması, saklanması ve nakli, 1979 yılında yürürlüğe giren 2238 sayılı Yasayla yürütülmektedir. Daha sonra, 2000 yılında, bu yasaya ek olarak Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir; ancak, yasa ve yönetmelikler eksik kalmakta, bu yüzden eşgüdüm eksikliğine yol açmaktadır. Daha geniş ve kapsamlı bir yasa hazırlanarak bu karmaşaya son verilmelidir.

Bu yasa hazırlanırken, bu konuyla ilgili sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapılmalıdır. Halkımız, organ nakliyle ilgili bilgilendirilmeli ve eğitilmelidir. Bu eğitim ve bilgilendirme, başta Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜHEYİR AMBER (Devamla) - Bitmek üzere Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun, lütfen sözlerinizi tamamlayın efendim.

ZÜHEYİR AMBER (Devamla) - ...Diyanet İşleri Başkanlığı, gönüllü kuruluşlar ve medyayla sürekli eşgüdüm içerisinde olmalı ve birlikte çalışılmalıdır.

Eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarına yeterli önemin verilmesi:

2001 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığının ortaklaşa yaptıkları kampanya epey ses getirmiş, bağışlarda bir artış görülmüştür; ancak, daha sonra bu konu gündemden düşmüş, çalışmalar sonuçsuz kalmıştır; çünkü, insanlar, hasta durumuna gelene kadar böyle bir şeyin önemini kavrayamıyorlar, hatta yok sayıyorlar. İnsanlara, bunun böyle olmaması gerektiği, bu tip rahatsızlıklara herkesin yakalanma riskinin bulunduğu, herkes organ bağışında bulunursa, gereksinim olduğunda organ bulunabileceğinin bilincine kavuşturulması gereklidir. Bunun için de, bu tip kampanyalar, iki üç yılda bir değil de, halkımız bu bilince kavuşana kadar devamlılık arz etmelidir.

Organ nakilleri belli merkezlerde yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı, bu konuda çizgisi ve kriterleri belli ihtisas hastaneleri kurmalıdır. Vakalar orada birikmeli, başarı ve beceri bir arada olmalıdır. Bununla "yeterli merkez yok, doktorlarımız yetersiz" demek istemiyorum; ancak, bir merkez, yılda birkaç nakil yapıyorsa, orada başarıyı elde etmek uzun zaman alacaktır. Eğer böyle uzman merkezler açılırsa, cerrahlarımızın birincil işi organ nakli olacak, organ sayıları daha kolay tespit edilecek, hastalar kime, nereye gideceklerini daha rahat bulacaklardır. Böylece, işgücü kaybı önlenmiş, istatistikî bilgiler doğru ve net tutulmuş, hizmet hızlı ve ivedi bir şekilde verilmiş olacaktır.

Esasında çok önemli bir konu olan organ nakli, hâlâ pek ciddîye alınmamaktadır. Ancak başımıza geldikten sonra, organa gereksinim duyunca mı önemini fark edeceğiz?! Unutmayalım ki, hepimiz insanız; her an, her türlü olumsuz koşulla, buna benzer hastalıklarla karşılaşabiliriz; bu konuya ciddiyetle eğilmezsek -hiç birimiz için temenni etmem; ama- karşılaştığımızda da çok geç olabilir.

Biz milletvekilleri, topluma örnek olmak zorundayız. Onun için diyorum ki, gelin, burada, Yüce Meclisin çatısı altında, bu Meclise yakışır, ulvî bir eylem olan organ bağışı yaparak halkımıza örnek olalım.

Sağlık Bakanlığımızın ve diğer kuruluşlarımızın da, bu çağrıma kulak vereceğine olan inancımla, hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Züheyir Amber (Hatay). “Organ nakli haftası”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zuheyir-amber-22-2004-11-04-organ-nakli-haftasi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
