# 209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Züheyir Amber (Anavatan Partisi, Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mart 2006
- **Gündem:** 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/zuheyir-amber-22-2006-03-07-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme

> Züheyir Amber (Anavatan Partisi), 7 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)); konuşma 970 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA ZÜHEYİR AMBER (Hatay) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1101 sıra sayılı kanun teklifinin 2 nci maddesi hakkında Anavatan Partisi Grubum adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, 1923, 1924, 1925 yıllarına inelim, o tarihlerde, cumhuriyetin ilk kuruluş dönemlerinde, savaştan yeni çıkmış ülke, zaten, harap ve bitap, ekonomik yönden son derece sağlıksız bir durumda. Bunlarla mücadele verirken cumhuriyet, o tarihlerde, karşısına, bu sefer, salgın halinde hastalıklar çıkmıştır ki, bu hastalıklara burada kısaca değineceğim. Bunlardan en önemlilerinden -ki, halen bugüne kadar devam edegelen ve salgın halinde olan hastalıklardan- biri verem hastalığı, ikincisi sıtma hastalığı, üçüncüsü trahom hastalığıydı.

O tarihlerde yaşayan yönetici arkadaşlarımız -hepsine, buradan, Allah'tan rahmet diliyorum- o zamanki aktif çalışmalarıyla, halkla bütünleşerek yaptıkları çalışmalarla; yani, sivil toplum örgütleriyle birlikte yaptıkları çalışmalarla; yani verem savaş dernekleri, yani sıtma savaş dernekleri, yani trahom savaş dernekleri gibi derneklerin çok sağlıklı ve iyi bir şekilde örgütlenmesiyle ve Sağlık Bakanlığının da birlikte çalışmasıyla bu hastalıkların önüne geçilmiş ve özellikle trahom ve sıtma eradike edilmiştir; yani, yok edilmiştir.

Verem hastalığı, bildiğiniz gibi, son derece zor mücadelesi verilen bir hastalık olduğu için, mücadele 1970'li yıllara kadar çok ciddî bir şekilde devam ettirilmiş ve 1970'li yıllarda hastalık minimuma düşürülmüştür ki, o tarihlerde, Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından Türkiye'ye ödül bile verilmiştir, veremle yaptığı mücadele yüzünden, sayesinde. Ancak, 1970'li yıllardan sonra -ne olduysa bilemiyorum- bu mücadele yavaşlatılmıştır. Öyle bir hale getirilmiş ki, son yıllarda yapılan araştırmalarda, ne yazık ki, her yıl vereme yakalanan insan sayısı, verilen istatistiksel değerlere göre, 30 000 civarındadır ve yine de ne yazık ki diyorum, bu 30 000 insandan 3 000'i her sene kaybedilmektedir, vefat etmektedir.

Bu kadar önemli ve ciddî boyutlarda olan veremi, kısaca, size burada anlattıktan sonra, esas bundan sonraki olayı size izah etmek istiyorum.

Şimdi, hastalık, bu mücadele safhası içerisinde bu şekilde bırakılmış iken, bir de, hastalıkta ilaçlara karşı bir direnç olayı söz konusu, gelişmiş; yani, şu anda bizim elimizde olan ilaç düzeyindeki dört veya beş çeşit verem ilacı var iken, şu anda, biz, bazı hastalarımıza bu ilaçları verdiğimiz zaman, bu mikroba karşı ilaçların etkisi, maalesef, yeterli kalmıyor ve hastalarımız dirençli mikropları taşıyarak etrafımızda yaşamaktadırlar. Bu olay yalnız o hastalarımız için değil, bizler gibi sağlıklı insanlar için de önemli bir olgudur. İşte, bu, eğer böyle devam ederse Türkiye'de, ileriye dönük ciddî önlemin alınması son derece güç, zor, ciddî salgınların söz konusu olması demektir. Ki, o zaman, işte, oturup, eyvah, ne yapacağız diye kendi kendimize düşüneceğiz, konuşacağız ve çözümü mümkün olmayan sorunlarla baş edemeyecek duruma geleceğiz. İşte, ben, bunu burada özellikle vurgulamak istiyorum; yani, mikrobun ilaca karşı olan "rezistans" dedikleri direnç olgusudur. Şu anda, Türkiye'de, bu, maalesef, hızlı bir şekilde yayılmaktadır.

Şimdi, Sayın Sağlık Bakanım geçen konuşmasında dediler ki: "Biz, öyle bir aşılama sistemi geliştirdik ki, Türkiye'deki insanlarımızın yüzde 90'ını aşıladık." Ne kadar güzel bir ifade bu, koruyucu hekimlik açısından; fakat, bakıyoruz -hiç uzağa gitmeyelim- Ankara'nın merkezinde Sincan Kazası... Düşünün yani, bu Sincan Kazasında üç dört yıl önce yapılan sayımlarda nüfus sayısı 250 000 civarındaydı; fakat, son zamanlardaki hızlı göçlerden dolayı, şu anda, Sincan, üç dört katı nüfusa sahip; yani, 750-800 bine yakın nüfusu olan bir ilçemizdir. Orada bir araştırma yaptım arkadaşlar ve orada, veremle ilgili hiçbir şey yapılmış değil; en azından, veremle mücadele veren, bir tane de olsa, verem savaş dispanseri bile yok; orada ne verem taraması var ne aşılama var ne bir şey var. Bu, yalnız Sincan için söylediğim ifade. Bunu, siz, bütün Türkiye'ye yaydığınız zaman, ürpertici durumun ne düzeyde olduğunu görmeniz açısından, bunu bilhassa burada vurgulamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bunu teyit etmek için bir köşeyazarının yazdığını, kısaca, ben, burada, sizlere okumak istiyorum. Dr. Cenk Deliküçük diye bir hastamız bunları ifade ediyor "yaşadıklarını anlatacağım" diyor köşeyazarımız. "Cenk Deliküçük, 1990 yılında, ilaca dirençli -deminki ifade ettiğim- tüberküloza yakalanır ve yapılan tedaviler sonuç vermez. 1997'de, genç doktora, meslektaşları 'sana yapılabilecek bir şey yok' derler; yani, tıp, onu, ölümle karşı karşıya bırakır. Genç doktor, yurt dışında tedavi raporu alır; ancak, Ankara bunu onaylamaz. Dönemin Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna 'üç ay yurt dışında tedavi görebilir' raporu verilmesini sağlar, Londra'ya gidip tedavi görmeye başlar. Üç ay sonra, tedavi gördüğü hastaneye, Ankara'dan 'hastayı gönderin' diye yazı gelir; ancak, İngiliz doktorlar 'hasta bulaştırıcıdır; onun için, özel uçakla götürülmesi gerekir' derler. Bu şart kabul edilmez ve harcırahı kesilir. Yapılan yazışmalardan sonra genç doktorun tedavisinin sürmesi kabul edilir; ama, eşinin harcırahının kesileceği bildirilir. İngiliz doktorların 'refakatçi gerekli' uyarısına rağmen durum değişmez. Bütün zorluklara rağmen Deliküçük'ün tedavisi sürer ve sağ akciğerinin bir bölümü ameliyatla alınır." Yani, bu tedaviler, düşünebiliyor musunuz, Türkiye'de yapılmıyor, yurt dışında, İngiltere'de yapılmaktadır.

"1999'da uzun tedavi ve ameliyattan sonra ancak sağlığı düzelen genç doktor -yani, dokuz yıllık bir süreç geçmiş aradan- Türkiye'ye döner. Çektiklerini başka insanlar çekmesin diye, Sağlık Bakanlığına giderek başından geçenleri anlatır, önlemler önerir; ama, dinleyen olmaz. Bunun üzerine, www.tuberkuloz.info sitesini kurar ve aynı hastalığa yakalanmış olanlara yardımcı olmak için başından geçenleri yazar. Bununla da yetinmez, gazetelere yaşadıklarını anlatır. Sağlık Bakanı Recep Akdağ bunları okuyunca konuyla ilgilenir ve Cenk Deliküçük'ü bulup kendisinden bir rapor yazmasını ister. Dr. Deliküçük raporu yazar; ama, bir türlü Bakana ulaşamaz."

Şimdi, değerli arkadaşlarım, ben bunu size niye okudum; bu hastalığın ciddiyetinin ne kadar fazla olduğunu burada ifade etmek için bunları ben size okudum. Gerçekten, bu son derece önemli.

Sağlıkta Dönüşüm Programı diye bir program, sayın hükümet tarafından, Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulmuş. Saygı duyuyorum; ama, bu dönüşümle sağlıklı sonucun alınacağına ben inanmıyorum, eğer siz koruyucu hekimlik konusunda yeteri kadar sağlıklı çalışmazsanız. Koruyucu hekimlik, esas önemli olan, Türkiye'de yapılması gereken. Eğer siz koruyucu hekimliğe yeteri kadar ilgiyi gösterirseniz, eğer koruyucu hekimliği Türkiye'de oturtabilirseniz, şu anda konuşulmakta olan 3,5 milyar dolarlık paranın büyük bir kısmına ihtiyacınız olmaz, şu anda hastanelerde çekilmekte olan sıkıntıların hiçbiri yaşanmaz. Koruyucu hekimlikle, siz, insanlarımızı hastalıklardan, fazla para harcamadan, sağlıklı bir şekilde korumuş olursunuz ve bu sıkıntılarımızı, bu sorunlarımızı ortadan kaldırmış olursunuz.

Burada, çok acil olarak yapılması gereken, en önemli şeylerden biri, Türkiye'de koruyucu hekimlikle ilgili hekimlerimizin hazır olan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Züheyir Amber (Anavatan Partisi, Hatay). “209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 7 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zuheyir-amber-22-2006-03-07-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
