# Kamuda israfın boyutlarının araştırılarak kamu kaynaklarının verimli kullanılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1272)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/1272
- **Tarih:** 14 Mayıs 2024
- **İlk imza:** Turhan Çömez (İYİ Parti, Balıkesir)
- **İmza sayısı:** 1
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/a0554c7a-b569-4ad1-8860-018f95c90bee
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-1272-kamuda-israfin-boyutlarinin-arastirilarak-kamu-kaynaklarinin-verimli-kullanilmasi-icin-ali

> 10/1272 esas numaralı meclis araştırması önergesi 14 Mayıs 2024 tarihinde verildi; ilk imza: Turhan Çömez (İYİ Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek 13 Mayıs 2024'te kamuda tasarruf ve verimlilik paketini açıklamıştır. Hükümetin tasarruf kavramını 22 yıldır rafa kaldırmasının sonucu olarak bugün çok daha sert önlemler almak icap etmiştir. Tasarruf paketi esasen 2002 yılından itibaren süregelen kamu israfının itirafı niteliğindedir. Alınan tüm tedbirler, bir önlemden ziyade uzun süredir olması gereken uygulamalardır. Diğer taraftan tedbirlerde, kamuda fayda-maliyet analizini ve ortak mutabakatla belirlenmiş etkinlik kriterini içeren yenilikçi fikirlerden uzak bir anlayışın olduğu görülmektedir.

Açıklanan tüm tedbirler incelendiğinde geleneksel fikirlerin ötesine geçilemediği, tedbirlerin mevcut israfı önlemeye yönelik önlemler olduğu görülmektedir. Bu kapsamda kamuda israfın boyutlarının araştırılması, diğer yandan bu israfları önlerken hizmetlerin aksamaması adına teknik ve teknolojik anlamda ileri yöntemlerin bulunabilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması konusunda gereğini arz ederiz.

GEREKÇE

Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek?in 13 Mayıs 2024te açıklamış olduğu kamuda tasarruf ve verimlilik paketi esasen 2002 yılından itibaren süregelen kamu israfının itirafı niteliğindedir.

Hükümetin tasarruf kavramını 22 yıldır rafa kaldırmasının sonucu bugün çok daha sert önlemler almak icap etmiş ancak görünen o ki bu önlemler dahi yetersiz kalacaktır. Çünkü halen ülkeyi itibardan tasarruf olmaz diyen bir zihniyet yönetmektedir.

Kamuda tasarruf ve verimlik paketi çerçevesinde; ambulans, savunma ve güvenlik gibi alanlardaki zorunlu ihtiyaçlar hariç, kamuda yeni araç satın alma ve kiralamaların 3 yıl süreyle durdurulacağı; kanunla izin verilenler hariç yabancı menşeli araç kullanımının yasaklanacağı bildirilmiştir. Bugüne kadar zorunlu ihtiyaçlar hariç keyfi bir biçimde yeni araç satın alma ve kiralama neden yapılmıştır? Yabancı menşeili araç kullanım hakkına savunma ve sağlık sektörü hariç kimler sahiptir?

Pakette, deprem riski olanlar hariç yeni bina alımı ve yapımının 3 yıl durdurulacağı, yeni bina kiralanmasına izin verilmeyeceği, mevcut kiralamaların da peyderpey sonlandırılacağı belirtilmiştir. Anlaşıldığı üzere bugüne kadar kamu ihtiyacı olmayan binalar satın almış veya kiralamıştır. Bunun sebebi nedir? İhtiyaç olmadığı halde halkın vergileri kimlerin keyfi hizmetine sunulmuştur?

3 yıl boyunca emekli olanlar kadar yeni personel istihdamı sağlanacağı paket kapsamındaki maddelerden biridir. Bu konuda sektörel bir ayrım düşünülmüş müdür? Savunma, sağlık ve eğitim gibi en temel hizmetleri içeren kamu sektörleri bu kısıtlamaya tabi midir? Özellikle sağlık sektöründe giderek artan maliyetler ve ihtiyaçlar kapsamında bir araştırma yapılmış mıdır, bu konuda bir önlem alınacak mıdır?

Kamu çalışanlarının yönetim kurulu ücretlerine sınırlama getirileceği, sadece bir yerden yönetim kurulu ücreti alınabileceği, ücretlere üst sınır getirileceği pakette yer almaktadır. Bu durum da yine itiraf niteliğindedir. Kamuda yönetim kurulu üyelikleri aynı kişilere adeta peşkeş çekilmektedir. Yıllardır kamuoyunda dile getirilen ancak yetkililerin duymazlıktan geldiği bir konu olan kamu görevlilerinin birden fazla maaş alması ve birçok yerde yönetim kurulu üyeliği yapmaları durumunun bütçeye bir yük oluşturduğu da bu paketle birlikte kabul edilmiştir. Bugüne kadar bu vasıtayla bütçeye nasıl bir yük yüklendiğinin araştırılması gerekmektedir.

Paket kapsamında hizmet içi eğitim ve toplantı faaliyetlerinin kamu tesislerinde yapılması gerektiği bildirilmiştir. Bu önlem bugüne kadar lüks otellerde ve tesislerde milletin parasının nasıl israf edildiğini aslında kamuya ait tesislerde bu faaliyetlerin yapılabileceğini göstermektedir.

Yine paket kapsamında temsil ve tanıtma ödeneklerinde yüzde 25 kesintiye gidileceği; uluslararası toplantılar ve milli bayramlar hariç yemek vb. faaliyetlerin düzenlenmesinin yasaklanacağı; ajanda, takvim, plaket, eşantiyon türü hediyelerin yasaklanacağı; zorunlu haller hariç demirbaş alımlarının 3 yıl süreyle durdurulacağı, makine ve teçhizatın ekonomik ömrü dolmadan elden çıkarılmaması gerektiği belirtilmiştir. Tüm bunlar ek birer tasarruf değil olması gerekenlerdir. Bugüne kadar yapılmaması hatadır. Toplantı, yemek vb. etkinliklerin çoğu zaman hiçbir fayda sağlamadığı halde her geçen yıl hazineye ciddi bir yük getirdiği bilinmektedir. Özellikle seçim dönemlerinde kamu kurumları, hükümetin seçim propagandasını yürütür gibi çeşitli etkinlikler düzenlemekte ve bunu kamu bütçesinden finanse etmektedirler, Kamu kurumlarının bu tür etkinlikleri hangi amaçla düzenlendikleri, bu etkinliklerden ne tür bir fayda sağlandığı, etkinliklerin maliyetlerinin ne olduğu konularında geriye dönük olarak araştırma yapılması kamu yararı adına elzemdir.

Paketin birçok maddesinde tasarruf önlemleri 3 yıl ile sınırlandırılmıştır. Bu sürenin maliye literatüründe bir karşılığı var mıdır? 3 yıl bitince israf ekonomisine geri mi dönülecektir? 3 yıl sonra; 2028 yılında yapılacak olan genel seçimlere bir yıl süre kalacaktır. Planda yer alan 3 yıllık sınırlandırmalar ile 3 yılın sonunda seçime yönelik popülist politikalara dönülerek hataların tekrarlanacağı endişesi doğmuştur.

Tasarruf paketi kapsamında kamu personeline servis hizmeti kaldırılırken; 2024 yılı bütçesinde, Cumhurbaşkanlığı'nın bütçesi 12 milyar 283 milyon 843 bin lira olarak öngörülmüştür. Bu ödeneğin; yüzde 39'u Barışı Destekleme Faaliyetleri ve Acil Destek Giderleri kapsamında diğer kurum ve kuruluşlara aktarılmak üzere, yüzde 9*u hazine yardımı olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kurulan Ofislere aktarılmak üzere, yüzde 5'si ise Cumhurbaşkanlığı Merkez Teşkilatı ihtiyaçlarında kullanılmak üzere ayrılmıştır. Türkiye'de kamudan özel sektöre, öğrenciden emekliye, dar gelirliden orta direğe her kesimin kemer sıkmaya mecbur edilirken Cumhurbaşkanlığının da israftan vazgeçmesi gerekmez midir? Gerekli tedbirlerin alınması kamuoyu tarafından beklenmektedir.

Bugün kamu hizmeti için bina kiralamak dahi yasaklanırken; basında yer alan haberlerde Ankara Beştepe'de bulunan, 1150 odalı Cumhurbaşkanı'na ait sarayın o dönemki maliyetinin 350 milyon dolar olduğu iddia edilmiştir. Bu iddialar sarayın bulunduğu yerleşkeye sonradan inşa edilen saray büyüklüğündeki diğer ek yapıları içermemektedir. Pandeminin, yakın coğrafyalardaki savaş ve iç karışıklıklarının ve en başta ülkemizdeki beceriksiz ekonomi yönetiminin getirdiği kriz koşullarına rağmen Muğla ili Marmaris ilçesinde Cumhurbaşkanının kullanımına özel tahsis edilen Okluk Devlet Konukevinin yapımına 2018-2021 yılları arasında basında yer alan haberlere göre 640 milyon 500 bin Türk lirası harcanmıştır. Bu yazlık saray için özel plaj inşa edilmiştir. Tüm bunlar bugünlerin müsebbibi olan israf furyasının birer parçası değil midir?

Diğer yandan kamu kaynaklarının garantili ödemelerle peşkeş çekildiği devlet garantili otoyol, köprü, havalimanları ve hastanelerle ile ilgili bir önlem alınacak mıdır? 2024 yılı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçesinde planlanan ulaştırma projelerine ilişkin trafik garantileri ve katkı ödemeleri 4 milyar 907 milyon 286 bin Türk Lirasıdır. Yine aynı şekilde 2024 yılı Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesinde planlanan ulaştırma projelerine ilişkin trafik garantileri ve katkı ödemeleri 73 milyar 830 milyon 432 bin Türk Lirasıdır. 2024 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesinde Şehir Hastanelerine ilişkin ödemeler 83 milyar 697 milyon 118 bin Türk Lirasıdır. Örneğin Kütahya Zafer Havalimanı için 2023 yılında 1 milyon 317 bin 733 giden yolcu garantisi verilmiş ancak sadece 43 bin 200 giden yolcu sayısına ulaşılmıştır. Gerçekleşenin garanti edilenin 30'da 1*i olduğu bu öngörü hatasını kim nasıl yapmıştır? Bunun millete maliyeti 6 milyon 700 bin dolara yakındır. Bu sadece bir örnektir ve şu an bütün kamu-özel iş birliği ile inşa edilen ve işletmesi özel sektöre yolcu garantisi ile devredilen otoyol, köprü ve havalimanları devleti zarara uğratmaktadır. Bu öngörü hatalarının sonucunda devletin uğradığı zarar kimden nasıl sorulacaktır?

Bir başka husus ise vergi aflarıdır. 22 yıllık süreçte birçok vergi affı ve vergi uzlaşması yaşanmıştır. Bu vergi afları ve vergi uzlaşmaları toplumun en zengin kısmının lehine olmuş, dar gelirliden yüksek gelirlilere bir gelir transferi gerçekleşmiştir. Vergilendirme ve teşvik sistemleri gözden geçirilecek midir?

Tasarruf paketinin uygulanması neticesinde 100 milyar liralık tasarruf öngörülmektedir. 2021 yılında başlanan faiz indirme politikasının neticesinde meydana gelen kur artışlarını önleyebilmek adına uygulamaya konulan kur korumalı mevduattan dolayı Hazine ile Merkez Bankası'nın son iki yılda üstlendiği toplam maliyet, basında yer alan haberlere göre 48 milyar dolar olmuştur. Bu tutar güncel kur ile yaklaşık 1,55 trilyon Türk Lirasına tekabül etmektedir. Yani kamuda topyekün tasarruf seferberliği ile öngörülen tasarrufun 15 katından fazladır. Diğer yandan 31 Aralık 2023 itibarıyla Türkiye'nin brüt dış borç stoku yaklaşık 500 milyar dolardır. Dolar/TL kurunda meydana gelen her 1 liralık artış Türkiye'nin dış borcunu 500 milyar Türk Lirası yani tasarruf paketi ile gerçekleşmesi beklenen toplam tasarrufun 5 katı kadar artırmaktadır.

Tüm bu hususlar incelendiğinde tasarruf paketindeki tedbirlerde geleneksel fikirlerin ötesine geçilemediği, tedbirlerin mevcut israfı önlemeye çalışan tedbirler olduğu görülmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer alan sorularla birlikte kamuda israfın boyutlarının araştırılması, diğer yandan bu israfları önlerken hizmetlerin aksamaması adına teknik ve teknolojik anlamda ileri tasarruf yöntemlerin bulunabilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması parlamentomuzun sorumluluğunun gereğidir.

---

**Kaynak gösterme:** Turhan Çömez (İYİ Parti, Balıkesir). “Kamuda israfın boyutlarının araştırılarak kamu kaynaklarının verimli kullanılması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/1272, 14 Mayıs 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-1272-kamuda-israfin-boyutlarinin-arastirilarak-kamu-kaynaklarinin-verimli-kullanilmasi-icin-ali (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/a0554c7a-b569-4ad1-8860-018f95c90bee

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
