# Yok olma tehlikesi altındaki dillerin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2443)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/2443
- **Tarih:** 24 Şubat 2025
- **İlk imza:** Cengiz Çiçek (DEM Parti, İstanbul)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/62fc4434-0bd4-44a9-9e50-01953bdc0f68
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-2443-yok-olma-tehlikesi-altindaki-dillerin-korunmasi-icin-alinmasi-gereken-onlemlerin-belirlenm

> 10/2443 esas numaralı meclis araştırması önergesi 24 Şubat 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Cengiz Çiçek (DEM Parti); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Türkiye'de yok olma tehlikesi altındaki dillerin korunması, anadilinde eğitim hakkının anayasal güvenceye alınması ve kamusal hizmetlere erişimin sağlanması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederim.

GEREKÇE

Türkiye'de tarihsel olarak varlığını sürdüren ve halkların kimliklerinin ayrılmaz bir parçası olan anadiller, resmi politikalar nedeniyle baskı altında tutulmakta ve kamusal alandan dışlanmaktadır. UNESCO'ya göre, Türkiye'de konuşulan dillerden 18'i yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ubıhça, Mlahso ve Kapadokya Yunancası ise artık konuşulmamaktadır. Osetçe, Çerkezce, Romanca, Batı Ermenice, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Abazaca ve Suret gibi diller risk altındadır. Kürtçenin Zazaca (Kirmancki) lehçesi de giderek yok olma tehdidine yaklaşmaktadır.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana uygulanan "tek dil, tek millet" politikaları Türkiye'de birçok dili asimilasyona uğratmış ve bazı dillerin tamamen kaybolmasına neden olmuştur. 2016 sonrası dönemde bu baskılar daha da artmış, anadilinde yayın yapan basın organları, eğitim kurumları ve kültürel merkezler kapatılmıştır. Kayyımlarla birlikte yerel yönetimlerde anadilinde hizmet sunumu engellenmiş, çok dilli tabelalar kaldırılmıştır. Seçmeli ders uygulamaları fiilen etkisiz hale getirilmiş, eğitimi destekleyecek kurumsal altyapılar oluşturulmamıştır. Mahkemeler, hapishaneler ve hastaneler gibi kamu hizmetlerinde anadilinde hizmet verilmemektedir.

Yapılan araştırmalar, Türkiye'de anadillerin yeni nesiller arasında hızla kullanım kaybına uğradığını göstermektedir. SAMER tarafından yapılan bir ankete göre, ebeveynler arasında anadili kullanım oranı yüksekken, 11 yaş altındaki her 5 çocuktan yalnızca 1'i anadilini konuşabilmektedir. Ara sıra konuşanlar dâhil edildiğinde bile bu oran %40'1 geçmemektedir. Yaş küçüldükçe anadil kullanım oranı azalmakta, anadilini bilmeyen çocukların oranı artmaktadır.

Anadilinde eğitim ve kamusal hizmetlere erişim, bireysel bir hak olmanın ötesinde, halkların kimliklerini ve kültürel varlıklarını korumanın temel koşuludur. Uluslararası sözleşmeler bu hakkı güvence altına alırken, Türkiye bu yükümlülüklere ya taraf olmamış ya da uygulamada gereğini yerine getirmemiştir. Avrupa Konseyi'nin Bölgesel ve Azınlık Diller Şartı'na katılmamış, BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin azınlık haklarına dair 27. maddesini iç hukukta işletmemiştir. Ayrıca, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin anadil ve kimlikle ilgili 17, 29 ve 30. maddelerine koyduğu çekinceleri kaldırmamıştır. Bu nedenle çocukların kültürel kimlikleri ve eğitim hakları anayasal güvenceye alınmamış, uygulamada ise kısıtlamalar devam etmiştir.

Dil hakları; ifade özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı gibi temel insan haklarının ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak Türkiye'de bu haklar, siyasi iktidarın tercihlerine bağlı olarak keyfi biçimde yorumlanmaktadır. Anadilinde yayın yapan televizyon kanallarının varlığı, devletin bu hakları tanıdığı iddiasını desteklemek için öne sürülse de Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çekenlerin gözaltına alınması veya kayyımlar marifetiyle "peşî peya" yazılarının silinmesi gibi uygulamalar, resmi söylemle gerçeklik arasındaki çelişkiyi ortaya koymaktadır. Dil politikaları, kalıcı çözümler üretmek yerine, kısa vadeli siyasi kararlarla belirlenmiştir.

Bu nedenle, yok olma tehlikesi altındaki dillerin korunmasına yönelik devlet politikalarının değerlendirilmesi, anadilinde eğitim ve kamusal hizmetlere erişimdeki engellerin tespit edilmesi ve gerekli çözüm adımların atılması amacıyla bir Meclis Araştırması açılması elzemdir.

---

**Kaynak gösterme:** Cengiz Çiçek (DEM Parti, İstanbul). “Yok olma tehlikesi altındaki dillerin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/2443, 24 Şubat 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-2443-yok-olma-tehlikesi-altindaki-dillerin-korunmasi-icin-alinmasi-gereken-onlemlerin-belirlenm (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/62fc4434-0bd4-44a9-9e50-01953bdc0f68

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
