# Kayyım atanmasının sebep olduğu olumsuzlukların araştırılarak bunların ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2544)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/2544
- **Tarih:** 18 Mart 2025
- **İlk imza:** Turan Taşkın Özer (CHP, İstanbul)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/db03f127-028e-4bf6-b7ab-0195ad43c1e3
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-2544-kayyim-atanmasinin-sebep-oldugu-olumsuzluklarin-arastirilarak-bunlarin-ortadan-kaldirilmas

> 10/2544 esas numaralı meclis araştırması önergesi 18 Mart 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Turan Taşkın Özer (CHP); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Seçilmiş belediye başkanlarının iradelerinin gasp edilmesi, masumiyet karinesinin ihlali ve kayyum atamalarının demokrasiye verdiği zararın tespiti amacıyla Anayasa'nın 98. maddesi ve TBMM Içtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ve teklif ederiz.

Gerekçe, 31 Mart 2024'te yapılan yerel seçimlerde Türkiye genelinde Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 37.8, AKP yüzde 35.5, Yeniden Refah Partisi yüzde 6.2, DEM Partisi 5.7, MHP yüzde 5, İYİ Parti ise yüzde 3.8 oy almıştır.

Seçimlerin ardından Haziran ayı itibariyle muhalefet partilerinin kazandığı belediyelerin belediye başkanları görevden alınmış ve kayyım atanmıştır.

2005 yılında yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu, Türkiye'deki belediyelerin görev, yetki ve sorumluluk alanlarını düzenlemektedir. Belediye Kanunun 45. maddesi ise belediye başkanlığı makamının boşalması durumunda yeni belediye başkanının belediye meclisi tarafından seçilmesini öngörmektedir. Bu madde, yerel yönetimlerin halkın iradesiyle şekillendiği ve belediyelerdeki yönetim değişikliğinin yine halkın seçmiş olduğu temsilciler aracılığıyla yapılması ilkesine dayanmaktadır. Ancak 2016 yılında OHAL kapsamında yapılan düzenleme ile, bu maddeye eklenen bir fıkra aracılığıyla İçişleri Bakanı'na belediye başkanını görevlendirme, bir diğer ifade ile atama yetkisi tanınmıştır. Bu düzenleme ile merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki müdahale alanı genişlemiş, belediye meclisinin yeni başkan seçme yetkisi sınırlandırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda yapılan bu değişiklikle, merkezi idare ile mahalli idare kavramları arasındaki ayrım belirsizleşmiştir.

Türkiye'de yerel yönetimlerin işleyişi ve belediye yönetimlerinin seçilmiş başkanlar tarafından sürdürülmesi, demokrasinin yereldeki yansıması olarak büyük bir önem taşır. Yerel yönetimlerin belirlenme şekli demokratik hukuk devletinin en temel unsurlarından biridir. Bu, yerel yönetimlerin kamu yararı doğrultusunda, kendi hizmet alanlarındaki ihtiyaçları gidermek için kendi organları ile karar alabilmesi ve uygulayabilmesidir.

Belediye meclisi, yerel seçimle belirlenen ve halkın iradesini temsil eden bir yapıdır. Bu nedenle, belediye başkanının görevinin sona ermesi durumunda yeni başkanın belediye meclisi tarafından seçilmesi hukuk devletinin ve demokrasi anlayışının bir gereğidir. Ancak kayyum atamaları, yerel yönetimlerin merkezi idarenin adeta bir uzantısı haline gelmesine yol açmakta ve halkın iradesini yansıtan belediye meclisinin yetkilerini apaçık bir şekilde ortadan kaldırmaktadır.

2016'da ilan edilen ve 2018'de kaldırılan OHAL dönemine ait uygulamaların halen günümüzde devam ettirilmesi hukukla ve kamu vicdanı ile bağdaşmamaktadır.

Anayasamızın 127. maddesi mahalli idareleri tanımlarken aynı zamanda mahalli idarelerin özerkliğini ve demokratik meşruiyetini de güvence altına almaktadır. Ancak belediyelere uygulanan kayyum atamaları, merkezi idarenin yerel yönetimlerin işleyişine doğrudan müdahale etmesine imkan tanıyarak bu anayasal ilkenin zayıflamasına neden olmaktadır. Bugüne kadar Kayyımlar tarafından yönetilen belediyelerde görülmüştür ki; kayyımlar yerel halkın çıkarlarını ve taleplerini ön planda tutmak yerine hükümeti pistek ve çıkarları doğrultusunda görev yapmaktadır.

Belediyelerle ilgili süreçte hukuksuz diğer bir durum da yapılan operasyemarg ive şafak operasyonlarıyla belediye başkanları ve belediye çalışanlarına maşumiye ŞıTI zedeleyen süreç işletilmektedir. İtibar suikasti olarak adlandırılabilecek bu operasyonları halkın iradesini gasp etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Her birey suçlu olduğu ispatlanmadıkça masum kabul edilir. Bu ilke, tüm vatandaşlar için geçerlidir ve her tür suçlamadan önce şüphelinin suçlu olduğuna dair somut bir kanıt bulunması gerekir.

Seçilmiş belediye başkanlarının iradelerinin gasp edilmesi, masumiyet karinesinin ihlali ve kayyum atamalarının demokrasiyi zedelemesi, yalnızca hukuki ve siyasi bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal barışı ve halkın demokrasiye olan inancını tehdit eden büyük bir sorundur. Seçilmiş belediye başkanlarının iradelerinin gasp edilmesi, masumiyet karinesinin ihlali ve kayyum atamalarının demokrasiye verdiği zararın tespiti amacıyla Meclis Araştırması açılmasını gerekmektedir.

---

**Kaynak gösterme:** Turan Taşkın Özer (CHP, İstanbul). “Kayyım atanmasının sebep olduğu olumsuzlukların araştırılarak bunların ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/2544, 18 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-2544-kayyim-atanmasinin-sebep-oldugu-olumsuzluklarin-arastirilarak-bunlarin-ortadan-kaldirilmas (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/db03f127-028e-4bf6-b7ab-0195ad43c1e3

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
