# İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı'nın tutuklanmasını protesto etmek amacıyla düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde gerçekleşen olayların araştırılarak sorumluluğu bulunan kamu görevlilerin tespit edilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2567)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/2567
- **Tarih:** 26 Mart 2025
- **İlk imza:** Sevda Erdan Kılıç (CHP, İzmir)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/1d6fc0b2-31a6-488d-b6c1-0195d67f4a4b
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-2567-istanbul-buyuksehir-belediyesi-baskani-nin-tutuklanmasini-protesto-etmek-amaciyla-duzenlen

> 10/2567 esas numaralı meclis araştırması önergesi 26 Mart 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Sevda Erdan Kılıç (CHP); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınması ve tutuklanmasını protesto etmek amacıyla Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanan binlerce yurttaşa yönelik olarak kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımı ve kötü muamele olaylarının araştırılması, faillerin belirlenmesi, olaylarda sorumluluğu olan kamu görevlilerinin tespit edilmesi ve gerekli işlemlerin başlatılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğünün 104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE:

19 Mart 2025 tarihinde İstanbul'un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sabah saatlerinde gözaltına alınmış, 23 Mart 2025 tarihinde tutuklanmıştır.

Ekrem İmamoğlu'nun başta gözaltına alınması ardından tutuklanması üzerine yurt genelinde protesto eylemleri başlamıştır.

Üniversite öğrencileri başta olmak üzere toplumun tüm kesimleri bu tutuklama eylemine tepki göstererek, Anayasal hakları olan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullanmak üzere kent meydanlarında barışçıl gösteriler düzenlemiştir.

Anayasa'nın "Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" başlıklı 34. maddesine göre "Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir."

Toplantı ve gösteri hakkının korunması, Türkiye'nin kamu düzeninin unsurlarındandır. Bu hakkın kullanılmasının uygulamada zorlaştırılması, bu hakkı kullananlara karşı herhangi bir müdahalenin söz konusu olması Anayasal hakkın da kullanılamaması anlamına gelmektedir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme özgürlüğü uluslararası sözleşmelere göre örgütlenme ve ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak güvence altına alınmıştır. Temel bir insan hakkıdır. Bunun yanı sıra toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemek hak aramak ve ülke yönetimine katılım aracı olarak demokratik toplum olma gereğindendir.

Ancak ülkemizde 19 Mart'ta başlayan ve 23 Mart'a kadar aralıksız devam eden toplantı ve gösteri yürüyüşlerine orantısız bir biçimde müdahalede bulunulmuştur. Kamu düzenini korumakla görevli güvenlik güçleri, barışçıl gösterilerde bulunan üniversite öğrencilerine, sivil toplum örgütlerine, siyasi parti üyelerine orantısız güç kullanarak, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal etme girişiminde bulunulmuştur.

19 Mart - 23 Mart 2025 tarihlerinde gerçekleştirilen toplantı ve gösteri yürüyüşlerine TOMA'lar üzerinden tayzikli su sıkılması, biber gazı sıkılması, göstericilerin üzerine plastik mermi sıkılması, jopla ve fiziksel yolla müdahale edilmiştir. Olaylarda çok sayıda gösterici yaralanmıştır. Olaylarda çok sayıda gösterici de gözaltına alınmıştır. Göstericiler gerek protesto alanlarında, gerek gözaltına alınırken, gerekse de gözaltı araçlarında kötü muameleye maruz kaldıklarını bildirmişlerdir.

Bu muamele Anayasa'nın 17. Maddesi'nde düzenlenen kişi dokunulmazlığı hakkına aykırılık teşkil etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. Maddesi'nde düzenlenen "Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz" yasağı ihlal edilmektedir.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, görevlerini yaparken direnişle karşılaşmałaf Hatinde kolluk görevlilerinin bu direnişi kırmak amacıyla ve direnişi kıracak ölçüde zoı kullanmaya yetkili olduğu, fiili bir saldırının varlığı halinde kolluk görevlileri ayrıca mestufsavünı; kapsamında zor kullanma yetkisine sahip olduğu belirtilirken, bu zor kullanımın' yalnızca zorunlu hallerde başvurulabilecek bir yol olduğu, ölçülü ve kademeli olması gerektiği belirtilmektedir. Güç kullanımının görevin ifası için zorunlu olması yerine getirilmek istenen amaç ile orantılı olması gerektiği, polisin zor kullanma yetkisinin bir cezalandırma aracı olmayıp zorunlu sınırın aşılmasının kötü muamele yasağının ihlali sonucunu doğurabileceği belirtilmektedir.

Anayasa Mahkemesi kararları ışığında, yurdun hemen hemen tüm kentlerinde düzenlenen eylemlere yapılan müdahalelere yönelik TOMA üzerinden tayzikli su sıkma, yakın mesafeden biber gazı sıkma, plastik mermi ile müdahale, jopla ve fiziksel müdahale olaylarının orantısız olduğu ortadadır. Ayrıca Yüksek Mahkeme kararında da tarif edildiği üzere bu orantısız müdahale kötü muamele yasağının ihlal edildiği görüntüler ortaya koymuştur.

Öte yandan 14 Ağustos 2024 tarihinde yayımlanan Birleşmiş Milletler (BM) İşkenceye Karşı Komite'nin Türkiye'nin Beşinci Dönemsel Raporu'na İlişkin Sonuç Gözlemleri'nin 23. paragrafında yer verilen "Ters kelepçe gibi gereksiz acı ve ıstıraba neden olan kısıtlama tekniklerinin kullanımı yasaklanmalı" tavsiyesinde bulunmuştur. İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı son müdahalelerde yaşanan kişilere yönelik ters kelepçe uygulamasını, mutlak olan işkence ve diğer kötü muamele yasağının ihlali olarak değerlendirmiştir.

Dünya Tabipler Birliği'nin (DTB) Ekim 2015 tarihindeki Genel Kurulunda kabul edilmiş olan, DTB Gösteri Kontrol Ajanları Üzerine Tutum Belgesi'nde yer alan "DTB, bu tür [Göz yaşartıcı gaz gibi kimyasal ajanların] gösteri kontrol ajanlarının kullanılmasının yol açtığı ciddi güçlükler, sağlık ve yaşam açısından oluşturduğu riskler nedeniyle, Devletlerin hangi koşullarda olursa olsun bunları kullanmaktan kaçınmasını tavsiye eder" şeklindeki değerlendirmelerde bulunmuştur.

Herkesin toplantı ve gösteri yürüyüşü yapabilme hakkı Anayasal ve demokratik bir haktır. Vatandaşlarımızın Anayasal haklarını kullanırken uğradıkları orantısız müdahale ve kötü muamele olayları asla kabul edilemez.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınması ve tutuklanmasını protesto etmek amacıyla Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanan binlerce yurttaşa yönelik olarak kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımı ve kötü muamele olaylarının araştırılması, faillerin belirlenmesi, olaylarda sorumluluğu olan kamu görevlilerinin tespit edilmesi ve gerekli işlemlerin başlatılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğünün 104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımla arz ve teklif ederiz.

---

**Kaynak gösterme:** Sevda Erdan Kılıç (CHP, İzmir). “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı'nın tutuklanmasını protesto etmek amacıyla düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde gerçekleşen olayların araştırılarak sorumluluğu bulunan kamu görevlilerin tespit edilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/2567, 26 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-2567-istanbul-buyuksehir-belediyesi-baskani-nin-tutuklanmasini-protesto-etmek-amaciyla-duzenlen (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/1d6fc0b2-31a6-488d-b6c1-0195d67f4a4b

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
