# Gazeteci ve yorumcuların bazı vatandaşları hedef gösterici beyanlarının ve yargı bağımsızlığına müdahale iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2573)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/2573
- **Tarih:** 8 Nisan 2025
- **İlk imza:** Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla)
- **İmza sayısı:** 1
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/c9eb7308-aab7-4729-af57-0196238bdb0a
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-2573-gazeteci-ve-yorumcularin-bazi-vatandaslari-hedef-gosterici-beyanlarinin-ve-yargi-bagimsizl

> 10/2573 esas numaralı meclis araştırması önergesi 8 Nisan 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Selçuk Özdağ (Yeni Yol); 1 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Ülkemiz özellikle son yıllarda, artarak devam eden bir hukuksuzluk sarmalının içinde ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Demokratik sistemin temel omurgası olan düşünce ve ifade özgürlüğü ile onu koruyan hukukun üstünlüğü, yargının adil, tarafsız ve bağımsızlığı bilinçli bir şekilde örselenmektedir. Yargının temel işlevi olan; bağımsız ve tarafsız olma ilkesi ile herhangi bir güç ve vesayetin etkisi altında kalmaması konusu maalesef mevcut iktidar ve dolaylı dolaysız sözcü ve uygulayıcıları eliyle ciddi bir erozyona uğratılmaktadır. Bu konuda özellikle yürütme erki başta olmak üzere legal ve illegal çıkar odaklarının bazen doğrudan çoğu zaman da sofistike metotlarla yargıyı etkiledikleri, talimat verdikleri, baskı altında tuttukları, lehe ve aleyhe kararlar çıkartılmasını sağladıkları, yargı borsaları kurdukları, çıkar amaçlı havuzlar oluşturdukları, siyasi iktidar lehine ve çıkarına soruşturmalar ve davalar açtırdıklarına dair ciddi haber ve iddialar gündemi işgal etmektedir. Öyle ki; iş dünyası örgüt ve temsilcilerinden, sinema ve sanat dünyasına, dizi ve film oyuncu ve yapımcılarına, sokakta mikrofona görüş bildiren sıradan vatandaşlardan üniversite öğrencilerine, tek tük eleştiride bulunan akademisyen, gazeteci, siyasetçi ve emekli kamu personeline varıncaya kadar eleştiride bulunup fikir beyan eden her bir vatandaş ve kurum maalesef iktidar ve sözcüleri tarafından hedef gösterilmekte, tehdit edilmekte ve yargıya talimat verilerek haklarında soruşturma ve tutuklamalara varıncaya kadar bir dizi yaptırımlara maruz bırakılmaktadır. Tüm bu hukuksuzluklar kamuoyunun önünde meydana gelmekte ama iktidar bu konuda en küçük bir adım dahi atmamaktadır.

Herhangi bir kamu görevi ve yetkisi bulunmayan bazı gazeteci ve yorumcuların ekranlardan hedef gösterdiği vatandaşlarımız hakkında yargı ve güvenlik mensuplarının işlem başlattığı, soruşturmaların deruhte edildiği, gözaltına alındığı, tutuklandığı, işlerinden kovulduğu, mallarına ei konulduğu ve bazı uygulamaların gizli yürütülen soruşturmalardan elde edilen bilgilerden kaynaklandığı ifade edilmektedir. Tüm bu faaliyetlerin ise yargı ve güvenlik birimlerindeki bazı görevlilerin de dahil olduğu bir oluşum içinde icra edildiği algısı günden güne kuvvet kazanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti anayasasında ülkemizin bir hukuk devleti olduğu, yargının tarafsız ve bağımsız olduğu, kimseden talimat ve telkin almayacağı ortada iken söz konusu kişilerin hedef göstermesi, gizli yürütülen soruşturmaları afişe etmesi, iktidarın (yürütme) ve yargı mensuplarının ihsas-ı rey niteliğindeki söz ve beyanları, adaletin tesis edilmesine mâni olmaktadır. Kamuoyun tarafından yakından bilinen belli bazı kişilerin ekranlardan vatandaşlarımızı hedef gösterip tehdit etmelerinin yarattığı hukuksuz ve güvenliksiz Türkiye algısının tüm boyutları ile ele alınarak irdelenmesi, mevzu uygulamaların engellenmesi ve sorunların çözümüne yönelik yasal ve siyasi adımların atılması amacı ile, Anayasa'nın 98'inci Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederim. 08.04.2025

Gerekçe:

Türkiye, Dünya Adalet Projesi tarafından hazırlanan 2024 yılı Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 142 ülke arasında 117. sırada yer almıştır. Hukukun üstünlüğü, demokratik bir toplumun temel taşı olup, vatandaşların adalete güvenini sağlamak için kritik bir öneme sahiptir. Türkiye'nin bu endekste üçüncü dünya ülkelerinin bile gerisine düşmesi, hukuk devleti ilkesinin zayıflığı, yargı bağımsızlığına dair endişeler ve adalete erişim konusundaki eksiklikler gibi çeşitli sorunları gündeme getirmektedir. Bu endeksin kriterleri arasında yolsuzluk kontrolü, temel hakların korunması, hükümet yetkilerinin sınırlandırılması, düzen ve güvenlik, temel haklara saygı, adil düzenlemeler ve yargının etki altında kalmaması gibi unsurlar bulunmaktadır. Türkiye'nin 117. sırada yer alması, bu kriterlerin çoğunda ciddi zafiyetler yaşandığını göstermektedir. Bu durum, uluslararası arenada Türkiye'nin hukuk devleti imajını olumsuz etkilemekte ve vatandaşların adalete olan güvenini sarsmaktadır.

Bu bağlamda, Türkiye'nin hukukun üstünlüğü ilkesini tam anlamıyla benimsemesi ve uygulaması için mevcut durumu iyileştirecek adımların atılması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğünün zayıf olduğu bir ortamda, ekonomik kalkınma, sosyal huzur ve uluslararası itibar da olumsuz etkilenmektedir. Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde Türkiye'nin sıralamasının düşük olmasının birçok nedeni olmakla birlikte esasen iktidarın, yargıyı arka bahçesi yapmak için hayata geçirdiği "parti devleti" uygulamaları başı çekmektedir.

Muhalif siyasetçilerin, gazetecilerin, akademisyenlerin, belediye başkanlarının, yazar ve sanatçıların, film ve dizi oyuncusu kişilerin, iş insanlarının, üniversite öğrencilerinin, sosyal medyada düşüncesini açıklayan ya da bir haberi paylaşan vatandaşların takibata uğraması, gözaltı ve tutuklamalara maruz bırakılması, haklarında davalar açılması ve tüm bunların ekseriyetle talimatla yapıldığı algısı, iktidarın yargıyı baskı altında tuttuğu iddialarını güçlendirmektedir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptali ve ardından tutuklanması ile başlayan sürece toplum, anayasadan kaynaklı eleştiri ve hak arama konusunda bir duyarlılık göstermiştir. Tüm bu süreçte toplumun farklı kesimlerinden genç yaşlı milyonlarca vatandaşımız bu uygulamaları protesto etmiştir. Protestoların gösteri ve mitinglere dönüşmesi, ardından yine anayasal bir hak ve tercih olan boykot konusunda halkın ciddi bir kesiminin tepki koymasını özellikle iktidar mensubu ve destekçisi bazı kesimler vatan hainliği ve ihanet olarak lanse edip birçok vatandaşımız hedef göstermeye başlamıştır. Maalesef ülkemizde uzunca bir süredir vatandaşların hak arama ve ifade hürriyetini kullanması ciddi bir cesaret göstergesi haline gelmiştir. İktidarın uyguladığı baskı ve hukuksuz uygulamalar bu algıyı günden güne güçlendirmiştir. Lakin cesaret bulaşıcıdır ve bunu en iyi haksızlık yapanların bildiği ise herkesin malumudur. İktidar bu nedenle vatandaşların hak aramasını kendisine yapılan bir başkaldırı olarak görmekte, dolaylı dolaysız yol verdiği resmi ve gayrı resmi kişiler eliyle vatandaşlarımızın hedef gösterilmesine ve tehdit edilmesine sessiz kalmaktadır. Maalesef iktidarın, büyük bir soğukkanlılıkla yol verdiği belli olan her dönemin kullanışlı aparatlarına Türk milletini ve çocuklarımızı tehdit etmekle görevlendirdiklerini görüyoruz. Sabah akşam ekranlarda sağa sola had bildirip millete sopa sallayan bu güruh, kanun ve hukuk size dokunmayacak sözü verildiği için çok rahat ve kendilerinden de hayli emin bir durumda ekranlarda boy göstermektedir.

İktidar günden güne güç kaybedip halkta bir karşılığı kalmadıkça kimine hükümet havucu ama daha çok da "devlet sopası" ile korkutarak ömrünü uzatmaya çalışmaktadır. Müflis bir tüccar çaresizliği ile eski defterleri karıştırmakta, hak hukuk talep eden gençlerimizi söz konusu bu karanlık kişiler marifetiyle; not ediyoruz, fişliyoruz, iktidar değişse bile hiçbir yerde çalışamaz aç kalırsınız şeklinde tehdit ettirmektedir. Siyasi bir mücadeleyi, yine siyasi kültür gereği sözle yapmak yerine, aparatlar ile milletimizi, çocuklarımızı tehdit etmek, yargı sopası ile korkutmak, gözaltı ve tutuklamalarla sabıkalı yapmak, Türk milletinin ne töresinde ne devlet geleneğinde ne de teamüllerinde yeri vardır.

TV ekranlarında muhalif cellatlığına soyunan, bunu yaparken de yüksek perdeden devlet hamaseti ve dürüst gazeteci pozları verenlerin bu gücü kimden ve ne sebeple aldığı bellidir. Anayasal hakkını kullanıp fikrini beyan eden, bir duruş sergileyen sanatçılar, iş insanları, sivil toplum mensupları, akademisyenler, gazeteciler, sosyal medya kullanıcıları, üniversite öğrencileri hasılı evlatlarımız, gençlerimiz gelecekleri ile, rızıkları ile tehdit edilmekte ve işlerinden atılmaktadır.

Kamuoyun tarafından yakından bilinen belli bazı kişilerin ekranlardan vatandaşlarımızı hedef gösterip tehdit etmelerinin yarattığı hukuksuz ve güvenliksiz Türkiye algısının tüm boyutları ile ele alınarak irdelenmesi, mevzu uygulamaların engellenmesi ve sorunların çözümüne yönelik yasal ve siyasi adımların atılması ülkemizin en ciddi meselelerinden biri olup, atılacak adımların ivedilikle uygulamaya konulması büyük önem arz etmektedir.

---

**Kaynak gösterme:** Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “Gazeteci ve yorumcuların bazı vatandaşları hedef gösterici beyanlarının ve yargı bağımsızlığına müdahale iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/2573, 8 Nisan 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-2573-gazeteci-ve-yorumcularin-bazi-vatandaslari-hedef-gosterici-beyanlarinin-ve-yargi-bagimsizl (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/c9eb7308-aab7-4729-af57-0196238bdb0a

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
