# Kanser hastalarının sağlık hizmetlerine ve ilaçlara erişimde karşılaştıkları sorunların araştırılarak bu sorunlara yönelik çözüm önerileri belirlenebilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2791)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/2791
- **Tarih:** 2 Haziran 2025
- **İlk imza:** Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/4c4e0242-6b99-4913-a54e-01973513c300
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-2791-kanser-hastalarinin-saglik-hizmetlerine-ve-ilaclara-erisimde-karsilastiklari-sorunlarin-ar

> 10/2791 esas numaralı meclis araştırması önergesi 2 Haziran 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Kanser hastalarının yaşam hakkı ve ilaca erişim hakkının korunmasına ilişkin yargısal ve idari ihlallerin tespit edilmesi, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ödeme politikalarının insan hakları perspektifinden değerlendirilmesi, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurulardaki gecikmelerinin neden olduğu telafisi imkânsız hak kayıplarının açığa çıkarılması ve sosyal devlet ilkesi çerçevesinde çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İçtüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.

GEREKÇE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesi uyarınca Türkiye, sosyal bir hukuk devleti'dir. Bu ilke, yalnızca bireylerin hak ve özgürlüklerinin tanınmasını değil, bu hakların etkin biçimde kullanılabilmesi için devletin pozitif yükümlülükler üstlenmesini de zorunlu kılar. Aynı şekilde Anayasa'nın 17. maddesi ile "herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı" güvence altına alınmış; 56. maddede ise "herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu" ve "devletin herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlü olduğu" açıkça belirtilmiştir. Buna rağmen, özellikle kanser gibi tedavisi zamanla sınırlı hastalıklarda, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) "endikasyon dışı" gerekçesiyle ilaçları ödeme listesine dahil etmemesi ve mahkemelerin bu süreçte koruyucu tedbir kararlarını zamanında vermemesi sonucunda çok sayıda hasta yaşamını yitirmektedir. Oysa bu hastaların büyük çoğunluğu, hekim reçetesiyle kendisine uygun görülen hayati ilaca erişim için dava açmakta; ancak tedaviye ulaşmaları için gereken yargı kararları ya çok geç çıkmakta ya da çıkan kararlar uygulanmamaktadır. Hukuk devletinde bu tür gecikmeler, yalnızca usuli ihlaller değil, doğrudan yaşam hakkının ihlali anlamına gelir.

Son dönemde kamuoyuna yansıyan İmmihan Öztürk, Egemen Mutlu ve Ayşe Tavacı örnekleri, bu yapısal çöküşün en çarpıcı göstergeleridir. 63 yaşındaki İmmihan Öztürk, SGK tarafından karşılanmayan bir kanser ilacına erişim için dava açmış; ancak ihtiyati tedbir talebi reddedilmiş, Anayasa Mahkemesi de bireysel başvurusuna zamanında müdahale etmemiştir. Yalnızca dört ay içinde yaşamını yitiren Öztürk'ün ölümünden sonra yapılan bireysel başvuru kabul edilse de, AYM bu dosyayı "mirasçıların sürdürmemesi" gerekçesiyle düşürmüştür. Aynı şekilde 6 yaşındaki Egemen Mutlu'ya da "Qarziba" adlı hayati ilaç reçete edilmiştir. SGK ödeme yapmayınca aile dava açmış, mahkemeden yürütmenin durdurulması kararı alınmış olmasına rağmen SGK kararı fiilen uygulamamıştır. AYM ilaç bedelinin ödenmesine karar vermiş, ancak kararın etkisi çocuğun ölümünden sonra fiilen sona ermiştir. Bu ölümlerin her biri, hukuki süreçlerin yaşamın önünde nasıl bir engel oluşturduğunu göstermektedir.

Uluslararası sözleşmeler açısından da Türkiye'nin yükümlülükleri açıktır. Türkiye'nin taraf olduğu Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (ICESCR) 12. maddesi, herkesin mümkün olan en yüksek sağlık standardına ulaşma hakkını garanti altına alır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesi yaşam hakkını korurken, AİHM içtihadı, bu hakkın devlete yalnızca negatif değil, aynı zamanda etkin ve zamanında sağlık hizmeti sağlama gibi pozitif yükümlülükler de yüklediğini açıkça ortaya koymuştur.

Yaşam hakkı gibi mutlak bir hakkın, bürokratik gerekçeler, sağlık harcamalarındaki tasarruf politikaları ya da yargının yavaşlığı nedeniyle ihlal edilmesi kabul edilemez. SGK'nın ilaç ödeme politikalarının şeffaf, bilimsel ve kamu yararını esas alır şekilde gözden geçirilmesi; yargı mercilerinin "ölümcül hastalıklar" söz konusu olduğunda özel hızlandırılmış usullerle karar vermesi; Anayasa Mahkemesi'nin ise bireysel başvurularda gecikmenin hak ihlaline dönüşmesini engelleyecek yapısal bir reform sürecine tabi tutulması elzemdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa ile tanımlanmış görev ve sorumlulukları gereği, yurttaşlarının yaşam hakkını, sağlık hakkını ve insan onurunu korumakla yükümlüdür. Bu sebeple yukarıda sayılan ihlallerin neden ve sonuçlarıyla birlikte incelenmesi, ilgili kurum ve uygulamaların insan hakları ve sosyal devlet ilkeleri ışığında değerlendirilmesi, kamuoyuna hesap verilmesi ve çözüm yollarının geliştirilmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.

12 Mu men

---

**Kaynak gösterme:** Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş). “Kanser hastalarının sağlık hizmetlerine ve ilaçlara erişimde karşılaştıkları sorunların araştırılarak bu sorunlara yönelik çözüm önerileri belirlenebilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/2791, 2 Haziran 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-2791-kanser-hastalarinin-saglik-hizmetlerine-ve-ilaclara-erisimde-karsilastiklari-sorunlarin-ar (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/4c4e0242-6b99-4913-a54e-01973513c300

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
