# Bitlis ilindeki ütün üreticilerinin yaşadığı yapısal, hukuki ve ekonomik sorunların araştırılarak bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2835)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/2835
- **Tarih:** 25 Haziran 2025
- **İlk imza:** Semra Çağlar Gökalp (DEM Parti, Bitlis)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/05c69f35-6b57-46a0-8594-0197b05df084
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-2835-bitlis-ilindeki-utun-ureticilerinin-yasadigi-yapisal-hukuki-ve-ekonomik-sorunlarin-arasti

> 10/2835 esas numaralı meclis araştırması önergesi 25 Haziran 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Semra Çağlar Gökalp (DEM Parti); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Bitlis tütün üreticilerinin yaşadığı yapısal, hukuki ve ekonomik sorunların tespiti; yerel tarımsal emeğin korunması, kültürel miras niteliğindeki geleneksel üretimin desteklenmesi ve küçük üreticinin piyasaya erişiminin önündeki engellerin kaldırılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

GEREKÇE ÖZETİ

Türkiye'nin tütün politikasının dönüşümü, 1980 sonrası neoliberal ekonomik yönelimlerle başlamış; 24 Ocak 1980 kararlarıyla birlikte serbest piyasa ekonomisine geçilmiştir. TEKEL, tarihsel olarak devletin tütün üretimini, satışını ve fiyatlandırmasını kontrol ettiği bir yapı iken, 1986'dan itibaren 3291 sayılı kanun ile devlet tekeli kaldırılmış ve yabancı sermayeye geçişin önü açılmıştır. 2001 krizi sonrası IMF ve Dünya Bankası'nın baskılarıyla "kurumsal reform" adı altında özelleştirme süreci hızlanmıştır. 2002 tarihli 4733 sayılı Tütün Yasası, bu dönüşümün hukuki temelini oluşturmuştur. Tütün sektörü, IMF'ye verilen niyet mektuplarında açıkça özelleştirilecek sektör olarak tanımlanmıştır. Çok uluslu şirketler (PMI, JTI, BAT gibi) bu süreçte Türkiye tütün pazarına doğrudan girmiştir. TEKEL'in işlevsizleştirilmesi, yerli üreticilerin ve tütün işçilerinin geçim kaynaklarını ortadan kaldırmıştır. TEKEL'in sigara bölümü, 2008 yılında 1 milyar 720 milyon dolar karşılığında British American Tobacco'ya (BAT) satılmıştır. Satışın ardından İstanbul, Adana, Bitlis, Malatya ve Tokat'taki sigara fabrikaları kapatılmış, yalnızca Ballıca fabrikası faaliyetini sürdürmüştür. Bu süreçte tütün üreticisi sayısı 477 binden 194 bine düşmüş, üretim miktarı ise 200 bin tondan 93 bin tona gerilemiştir. Üretim alanlarını yitiren köylü ve işçiler üretim dışına itilmiş; tütün piyasası büyük ölçüde yabancı şirketlerin denetimine geçmiştir. Böylece ulusal tütün sektörü, küresel tekelci sermayenin insafına bırakılmıştır.

Yerli üreticiye dayatılan sözleşmeli sistem, büyük sermaye şirketlerinin lehine işlemiş, küçük üreticilerin pazarlama özgürlüğü elinden alınmıştır. Sözleşmeli tütün üretimi; bir tütün firması ile üretici arasında yapılan önceden belirlenmiş koşullara dayalı üretim anlaşmasıdır. Üretici ne kadar tütün ekeceğini, nasıl kurutacağını ve hangi kalite standartlarını sağlayacağını taahhüt eder. Firma ise ürünü belirli bir fiyattan satın almayı ve çoğu zaman girdi (tohum, ilaç, gübre) desteği vermeyi taahhüt eder. Bu sistem Türkiye'de 2002 tarihli 4733 Sayılı Tütün Yasası ile getirilmiş; TEKEL'in destekleme alımları kaldırıldıktan sonra küçük üretici bu modele mecbur bırakılmıştır. Tamamen şirketlerin lehine işleyen bu modele göre şirket fiyata tek başına karar verir, üreticide pazarlık gücü yoktur. Üretici bir şirkete mahkum olur; alternatif pazar arayamaz. Bu sözleşme kapsamı dışında üretici satış yapamaz, çünkü bu bağımsız üretim, 4733 sayılı yasa nedeniyle "kaçak üretim" olarak tanımlanmakta, kolluk baskısı, cezai işlem ve ürün müsaderesiyle karşılaşmaktadır. Kooperatifleşme yolları tıkanarak küçük üretici tasfiye edildi, yerine küresel sigara tekelleri egemen hale geldi.

Tütün üretimi, özellikle Bitlis gibi illerde geçimlik bir üretim tarzı olarak varlık göstermekteydi. TEKEL'in özelleştirilmesiyle bu üreticilerin pazara erişimi ortadan kalktı. Destekleme alımlarının kaldırılması, 4733 sayılı yasa ile tütün üretimi ruhsata bağlanması, sözleşmeli üretim modeli, ruhsatsız üretim ve satışın kaçakçılık suçu kapsamına alınması Bitlisli üreticiyi doğrudan piyasaya mahkum etti.

Türkiye'de tütün sektörü dış baskı ve iç politikalarla küresel sermayeye teslim edilerek, yerel üretici sistem dışına itildi. Bitlis gibi illerdeki geleneksel tütün üretimi ve üreticileri, bu sürecin en mağdur alanlarından biri olmuş; üretici emeği ve kültürel üretim mirası yok sayılmıştır. Bu yapısal dönüşümün Bitlis özelindeki etkileri derinlemesine incelenmeli, hem tarihsel sorumluluğun hem de sosyal adaletin gereği olarak kırsal üretici desteklenmeli, tütün üretimi suç olmaktan çıkarılmalı, kooperatifler teşvik edilmelidir.

GEREKÇE

Bitlis tütünü, yüzyıllardır Bitlis'in merkez köylerinde ve ilçelerinde (özellikle Hizan, Güroymak, Mutki ve Ahlat'ta) üretilen, bölgeye özgü aromatik yapısı, doğal yetişme biçimi ve geleneksel işlenme süreci ile tanınan yerli bir üründür. Ancak bu kadim üretim modeli, son yirmi yıldır yürürlüğe konan neoliberal tarım politikaları, devlet desteklerinin kesilmesi, Tekel'in özelleştirilmesi ve 4733 sayılı yasa ile getirilen cezai uygulamalar sonucunda ciddi biçimde tehdit altına girmiştir. Bitlis Il Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 2016 yılı üretim değerleri verilerine göre Bitlis'te 291 ton tütün üretimi yapılmıştır.

Bitlis tütünü, sadece ekonomik bir faaliyet değil; aynı zamanda çok kuşaklı üretici ailelerin emeğini ve yerel üretim kültürünü içeren bir toplumsal ve kültürel mirastır. Tütün işçiliği, aile emeğine dayalı, kadın ve çocukların da katkı sunduğu, mevsimsel olarak şekillenen bir üretim biçimidir. Bu yönüyle Bitlis tütüncülüğü, uluslararası ölçekte "yaşayan kültürel miraslar" arasında yer alabilecek bir değerdir. UNESCO'nun "somut olmayan kültürel miras" tanımlarında da belirtildiği üzere bu tür üretim biçimleri, sadece ekonomi değil toplumsal aidiyet, yerel bilgi ve gelenek açısından da korunmaya değerdir.

Ancak ne yazık ki mevcut tarım politikaları Bitlisli tütün üreticisini kriminalize etmekte, yerel pazarlara erişimini engellemekte ve kırsalda yoksulluğu derinleştirmektedir. Sözleşmeli tütün üretimi modeli ile şirketlere teslim olmak istemeyen yerli üreticinin üretimi, 4733 sayılı yasa kapsamında "kaçakçılık" sayılmakta, üreticilere hapis ve para cezaları uygulanmaktadır. Bu durum hem Anayasa'nın sosyal devlet ilkesiyle hem de üretim özgürlüğü ile bağdaşmamaktadır.

Bitlis tütünü, dünya tütün literatüründe "oriental tobacco" (doğulu tütün) sınıfına dahil edilmekte ve özellikle doğal aromasıyla uluslararası sigara harmanlarında aranan bir çeşit olarak bilinmektedir. Ancak devletin bu stratejik ürüne dair herhangi bir kalkınma planı, teşvik programı ya da ihracat politikası bulunmamaktadır. Bu, hem iç pazarda hem dış pazarda yerli üreticinin yok sayılması anlamına gelmektedir.

Yerli ve küçük ölçekli üretimi teşvik etmeyen politikalar, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyo-demografik bir yıkım doğurmaktadır. Bitlis'te tütün üretimiyle geçinemeyen aileler mevsimlik göçe zorlanmakta, kent dışına yönelmekte, kırsal boşalmakta, yerel üretim belleği kesintiye uğramaktadır. Bu durum, kadim üretim havzalarının yok olmasına, tarımsal çeşitliliğin azalmasına ve kültürel aidiyetlerin çözülmesine yol açmaktadır. Bitlis tütün üreticilerinin yaşadığı sorunlar; sadece bir tarım meselesi değil, aynı zamanda bir emeğin, kültürün ve coğrafyanın var olma mücadelesidir. Bu nedenle, Bitlis tütününün dünya tütün pazarındaki yeri ve potansiyelinin, tarihsel ve kültürel değerinin açığa çıkartılması, mevcut yasal düzenlemelerin üretici üzerindeki etkisinin araştırılması, pazara erişim ve kooperatifleşmenin önündeki engellerin belirlenmesi, tütün üretiminin kadın emeği ve kırsal istihdamdaki rolünün ortaya çıkarılması, üretici taleplerinin belirlenmesi ve alternatif destek modellerinin sunulması için Bitlis tütününe dair hukuki, ekonomik ve kültürel boyutları içeren çok yönlü bir Meclis araştırması elzemdir.

---

**Kaynak gösterme:** Semra Çağlar Gökalp (DEM Parti, Bitlis). “Bitlis ilindeki ütün üreticilerinin yaşadığı yapısal, hukuki ve ekonomik sorunların araştırılarak bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/2835, 25 Haziran 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-2835-bitlis-ilindeki-utun-ureticilerinin-yasadigi-yapisal-hukuki-ve-ekonomik-sorunlarin-arasti (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/05c69f35-6b57-46a0-8594-0197b05df084

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
