# Türkiye'deki kuraklık ve çölleşmenin sebepleri ile olumsuz etkilerinin tespit edilerek kuraklık ve çölleşmeyle mücadelede yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2844)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/2844
- **Tarih:** 26 Haziran 2025
- **İlk imza:** Çiçek Otlu (DEM Parti, İstanbul)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/c0eae499-d9a7-4a2e-b11a-0197b1d248e5
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-2844-turkiye-deki-kuraklik-ve-collesmenin-sebepleri-ile-olumsuz-etkilerinin-tespit-edilerek-kur

> 10/2844 esas numaralı meclis araştırması önergesi 26 Haziran 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Çiçek Otlu (DEM Parti); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Türkiye'de kuraklık ve çölleşmenin nedenlerinin belirlenmesi, kuraklık ve çölleşmenin halk sağlığı, tarım ve hayvancılık, ormanlar, yer altı ve yer üstü su varlıkları, gıda güvenliği, ekosistem ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki yıkıcı etkilerinin saptanması ve bu sorunlara etkin çözüm üretecek politikaların geliştirilmesinin sağlanması amacıyla Anayasa'nın 98. içtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

GEREKÇE

Özellikle fosil yakıt tüketimi ve endüstriyel tarımdan kaynaklanan karbondioksit ve diğer sera gazı salınımları, ormanların yok edilmesi, sanayi tesislerinin hızla artması, enerji ve maden şirketlerinin faaliyetleri küresel sıcaklık artışına, sıcaklık artışı da kasırgalara, orman yangınlarına, aşırı yağışlara, sel felaketlerine, sıcak hava dalgalarına, kuraklığa ve çölleşmeye neden olmaktadır. Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) 5. Değerlendirme Raporu'nda, 1951-2010 döneminde küresel sıcaklıklardaki artışın kesin olarak insan etkinliklerinden kaynaklandığı, ortalama yüzey sıcaklıklarının sanayi devrimi öncesine göre 2°C yüksek olduğu belirtilmektedir.

Türkiye topraklarının yaklaşık %60'1 yarı kurak iklim kuşağında yer almaktadır ve çölleşme riski altındadır. 2001-2020 yılları arasında kurak iklime sahip alanlar %5,4 oranında artmıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Ekim 2024-31 Mayıs 2025 dönemini kapsayan 2025 su yılı yağışları normalin ve geçen yıl yağışlarının altında seyretmektedir. Bu dönemde ortalama 371.1 mm yağış kaydedilmiştir. İklim değişikliğine karşı hassas olan Türkiye'de özellikle Iç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Ege'nin iç kesimleri yüksek kuraklık riski taşımaktadır. Bazı bölgelerde yağış yıllık 5-6 ay ile sınırlıdır.

Türkiye, kişi başı 1.500-1.700 m3/yıl su tüketimiyle "su stresi" yaşayan ülkeler sınıfındadır. Yıllık su tüketimi 57,7 milyar m'' e ulaşmıştır. Türkiye'de 2024 yılı itibarıyla yıllık toplam su tüketimi (water footprint) yaklaşık olarak 140 milyar m3 civarındadır Bu tüketimin sektörel dağılımı; Tarım: %89 (yaklaşık 124,6 milyar m'), Evsel (şehir içi): %7 (yaklaşık 9,8 milyar m'), Sanayi: %4 (yaklaşık 5,6 milyar m') şeklindedir. Bu suyun 44,25 milyar m3 (%77'si) sulama, 13,27 milyar m' (%23'ü) içme-kullanma-sanayi için kullanılmaktadır.

TÜİK verilerine göre 2022'de belediyeler, köyler, imalat ve sanayi işyerleri, termik santraller, Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) ve maden işletmeleri 19,2 milyar m' su kullanmıştır. Bu suyun %56,8'i denizden (%94'ü soğutma amaçlı kullanıldı), %22,1'i yeraltı ve %21'i yüzey suları olmak üzere toplam %43,2'si tatlı su kaynaklarından temin edilmiştir. Termik santraller soğutma, buhar üretimi ve temizlik işlemlerinde yoğun miktarda su kullandığından en tartışmalı konuların başında gelmektedir. TÜİK 2018 verilerine göre termik santraller için Türkiye'de 7,9 milyar m' su çekilmiştir. Bu durum su varlıklarının azalmasına, sıcak su deşarjı nedeniyle ekosistemin zarar görmesine ve halkın suya erişiminin zorlaşmasına neden olmaktadır.

Türkiye su varlıkları açısından 25 hidrolik havzaya bölünmüştür. Ancak belirlenen 25 ana havza üzerine aynı miktarlarda yağış düşmediğinden söz konusu bu havzaların bazıları yeterli tatlı su varlığına sahipken, -örneğin Doğu Karadeniz- bazı havzalar ise-örneğin Konya Kapalı Havzası- yetersiz su varlıkları ile karşı karşıyadırlar. Havza yönetimi ile ilgili politika ve stratejilerde yetersizlikler mevcuttur. Nehir havzaları yapılaşmaya açılmış ve nehirlerin su toplama havzaları yeterince korunmamaktadır.

Son 60 yılda Türkiye'deki 240 gölden 186'sı tamamen kurumuş ve geriye kalanlar da kuraklık tehlikesi ve aşırı kirlilik yaşamaktadır. Bu göllerin su seviyelerinin korunması için tarımsal sulamada kullanılan suyun yüzde 60 oranında azaltılması, vahşi tarımsal sulamanın sona erdirilmesi, göllerin dip temizliğinin yapılarak ağır metal ve diğer kirleticilerden arındırılması gerekmektedir.

Su varlıklarının kullanımı ve korunması çok önemli hale gelmiştir. Şehirlerde ve kırsal yerleşim alanlarında da aşırı su tüketimi mevcuttur ve su tasarrufuna gidilmemektedir. Tarım arazilerinin aşırı ve yanlış sulanması, anız yakma, ormanların tahribi, erozyon ve meraların aşırı kullanımı, çölleşmeyi hızlandırmakta, JES, GES projeleri yıkımın boyutlarını arttırmaktadır. İnsan faaliyetleri sonucu oluşan çölleşmenin tarım alanlarını ve su varlıklarını tahribatı gıda kıtlığı, açlık, işsizlik, yoksulluk, savaş ve göç gibi sorunlara neden olmaktadır. Çölleşme ve kuraklık nedeniyle dünyada iki milyar insanın güvenli içme suyuna erişimi bulunmamaktadır. Türkiye'de tarıma verilen desteğin arttırılması gerektiğine, kuraklık ve çölleşmeye karşı mücadelenin sistematik hale getirilmesine, tarım alanlarının etkin bir şekilde korunması gerektiğine dikkat çekilmektedir.

Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Sekretaryası'na göre, 2030 yılına kadar 135 milyon insanın göç etmesi beklenmektedir. Bilim insanları, tahrip olmuş ormanların yeniden orman haline getirilmesi, çayır ve meraların ıslah edilmesi, sulak alanların geri kazanılması, tarım arazilerinde ise erozyonu önleyen, toprak organik madde içeriğini artıran ve toprak sağlığını koruyan tarım tekniklerinin uygulanmasına dikkat çekmektedir. Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi gereği 2019-2030 yıllarını kapsayan Çölleşme ile Mücadele Ulusal Strateji ve Eylem Planı hazırlanmasına karşın, bu plan etkin olarak uygulanmamakta, hatta çölleşmeyi derinleştirecek rant projelerine devam edilmektedir.

Türkiye'de kuraklık ve çölleşmenin nedenlerinin belirlenmesi, kuraklık ve çölleşmenin halk sağlığı, tarım ve hayvancılık, ormanlar, yer altı ve yer üstü su varlıkları, gıda güvenliği, ekosistem ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki yıkıcı etkilerinin saptanması ve bu sorunlara etkin çözüm üretecek politikaların geliştirilmesinin sağlanması amacıyla bir Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

---

**Kaynak gösterme:** Çiçek Otlu (DEM Parti, İstanbul). “Türkiye'deki kuraklık ve çölleşmenin sebepleri ile olumsuz etkilerinin tespit edilerek kuraklık ve çölleşmeyle mücadelede yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/2844, 26 Haziran 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-2844-turkiye-deki-kuraklik-ve-collesmenin-sebepleri-ile-olumsuz-etkilerinin-tespit-edilerek-kur (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/c0eae499-d9a7-4a2e-b11a-0197b1d248e5

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
