# Tarım sektöründe yaşanan sorunların tüm boyutlarıyla araştırılarak bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2926)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/2926
- **Tarih:** 9 Temmuz 2025
- **İlk imza:** Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/130fc529-18e2-436c-9256-0197f4c0b7a6
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-2926-tarim-sektorunde-yasanan-sorunlarin-tum-boyutlariyla-arastirilarak-bu-sorunlara-yonelik-co

> 10/2926 esas numaralı meclis araştırması önergesi 9 Temmuz 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Erhan Usta (İYİ Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Tarım sektörü her daim stratejik önemi haiz bir sektör olmuştur. İklim değişikliği, jeopolitik gerilimler ve pandemi gibi gelişmeler tarım sektörünün önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması ve gıdada arz güvenliğinin temini hem iktisadi bakımdan hem de ulusal güvenlik bakımından oldukça önemlidir.

Diğer taraftan, son yıllarda uygulanan kısa vadeli ve hatalı politikalar, tarım sektöründe sürdürülebilirliği tehdit eder hale gelmiştir. Tarımsal girdi fiyatları ve dolayısıyla üretim maliyetleri yüksek oranda artmış, bütçeden yapılan tarımsal destekleme transferleri yetersiz kalmış, tüketiciler yüksek gıda fiyatlarıyla boğuşurken, üreticiler emeklerinin karşılığını alamaz olmuşlardır. Çiftçiler, ağır bir borç yükü altında ezilmeye başlamıştır. BDDK'nın yayımladığı son verilere göre 2025 yılı Nisan ayında tarımsal (tarım, avcılık, ormancılık ve balıkçılık toplamı) nakdi krediler 1 trilyon 36 milyar TL, gayri nakdi krediler 48 milyar TL, toplam krediler 1 trilyon 84 milyar TL olmuştur.

2023 yılında yayımlanan 12. Kalkınma Planında "Öncelikli Gelişme Alanı" olarak belirlenen ancak geliştirilmek bir kenara her gün önüne yeni bir engel çıkarılan tarım sektörünün, başta yüksek borçluluk ve yetersiz bütçe destekleri konuları olmak üzere, tüm boyutlarıyla araştırılarak, sorunların çözümüne yönelik alınabilecek tedbirlerin ve yapılabilecek düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla, Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünün 104 ile 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

Tarım sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payı yıllar için düşüş göstermektedir. 2004 yılında %9,3 olan bu oran 2024 yılında %5,6 olmuştur. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri arttıkça, milli gelir içinde tarımın payının düşmesi beklenen bir gelişmedir. Ancak tarımın stratejik önemi ve temel bir zorunluluk olduğu göz önünde bulundurulduğunda, tarımın milli gelir içindeki payının kentleşmeden gıda arzına, ihracattan kendine yeterliliğe kadar birçok kriter gözetilerek, belli vizyon ve planlara göre sürdürülebilir seviyede tutulması çok önemlidir.

Kağıt üzerinde, hükümetin bu önemi gördüğü ve 2023 yılında yayımlanan 12. Kalkınma Planında (Plan) tarım ve gıda arzını "Öncelikli Gelişme Alanı" olarak belirlediği görülmektedir. Planda, tarım sektörünün yıllık ortalama yüzde 3,1 oranında büyümesi ve GSYH içerisindeki payının yüzde 6,2 olması hedeflenmiştir. Diğer birçok hedef ve politikanın yanı sıra şu ifadelere yer verilmiştir:

"...Gıda alanında da arz güvenliğinin güçlendirilmesinin daha önemli hale geldiği günümüzde iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması çabalarının yanı sıra toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, tarımsal nüfusun yerinde muhafaza edilmesi, tarımda yeni teknoloji, girdi kullanımı ile verimliliğin artırılması ülkemiz açısından öncelik teşkil etmektedir."

2053 yılına gelindiğinde gen kaynakları başta olmak üzere tarımda sahip olduğumuz doğal kaynaklar etkin şekilde korunacak, tarım ve gıda ürünlerinde verimlilik ile üretim artışı, kendine yeterlilik ve arz güvenliği sağlanmış olacaktır. Su kaynaklarının sürdürülebilir ve etkin kullanımıyla yağmur suyu ve gri su gibi alternatif su kaynaklarından istifade edilecek, sulanabilecek tarım arazilerinin tamamının sulanması sağlanacak, ormanlarımızın iklim değişikliğine uyum kabiliyeti geliştirilerek karbon yutak alanları artırılacaktır. Yaşam kalitesinin en üst düzeye yükseltildiği daha güçlü, bağlantılı, esnek ve müreffeh kırsal alanlar oluşturulacak, kır ve şehir arasında refah farkı kalmayacaktır. Türkiye 2053 yılında tarımsal milli gelir bakımından Avrupa'nın en büyük ülkesi olmaya devam ederken dünya ülkeleri arasında 7'nci sıraya yerleşecektir."

Politika dokümanlarında yer alan bu hedef ve temennilerin kağıt üzerinde kaldığı görülmektedir. Zira bu hedefleri gerçekleştirecek olan üreticiler bugün ağır bir borç yükü altındadır. Geleceğin planlanması, yeni tarım teknolojilerine geçiş bir yana, bir çok çiftçi toprağını ve hayvanlarını elden çıkarmaya çalışmaktadır. Uygulanan politikalar nedeniyle, mevcut durumun korunması dahi imkânsız hâle gelmiştir.

2004 yılından bu yana BDDK tarafından yayınlanan tarımsal kredi verileri ile bütçeden yapılan tarımsal transferler incelendiğinde, tarımsal üreticilerin yaşadığı zorluk net bir şekilde görülmektedir. Tarımsal krediler, TÜİK tarafından yayımlanan GSYH serileriyle uyumlu olması bakımından tarım, avcılık, ormancılık ve balıkçılık toplamı olarak hesaplanmıştır. Tarımsal kredilere; Tarım Kredi Kooperatifleri ve diğer birlikler tarafından kullandırılan krediler, veri noksanlığı sebebiyle dahil edilmemiştir. Dolayısıyla, çiftçilerin toplam borçlarının daha yüksek olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

2004 yılında GSYH'ya oranla %0,53 olan ve 2007'de %0,63'e çıkan tarımsal desteklemeler ilerleyen dönemde düşüş göstermiştir. 2024 yılında bütçeden yapılan tarımsal transferlerin GSYH'ya oranı %0,21'e kadar düşmüştür. Tarımsal hasılaya oran olarak bakıldığında da 2007 yılında %8,4 olan destekler, 2024 yılında %3,8'e gerilemiştir. Tarımsal desteklerin giderek azaldığı bu dönemde, tarımsal girdi maliyetleri ise önemli oranda artmıştır. 2016 yılından 2024 yılına tarımsal girdi maliyetleri yıllık ortalama %33 oranında artmıştır. 2022 yılında bu oran %91'lere kadar çıkmıştır. Üreticiler, en çok ihtiyaçları olan bu dönemde yalnız bırakılmıştır. Tarımsal girdi maliyetlerindeki bu artış, gıda enflasyonuna da etki etmiştir. TÜİK rakamlarına göre, gıda enflasyonu 2022 yılı sonunda %78, 2023 yısonunda %72, 2024 yısonunda ise %44 olmuştur. 2025 Mayıs ayı itibarıyla bu oran %33 ile hâlâ çok yüksek bir seviyededir.

Tarımsal desteklerin azaltıldığı bu dönemde tarımsal krediler ise çok hızlı bir şekilde artmıştır. Tarımsal hasılaya oranla 2004 yılında %10,8 olan krediler, 2024 yılında %38,6'ya yükselmiştir. GSYH'ya oran olarak bakıldığında ise, 2004 yılında ol olan kredilerin 2024 yılında %2,2'ye yükseldiği görülmektedir.

Dolayısıyla, hükümet bütçeden tarıma yaptığı desteklemeleri azaltmış ve çiftçiyi borç almak zorunda bırakmıştır. Bu durum, bütçe kaynaklarının çiftçiden ve üreticiden yana kullanılmadığının bir göstergesidir. Bütçeden Kamu-Özel İşbirliği projelerine, kötü yönetim dolayısıyla zarar ettirilen kamu işletmelerine, hatalı borçlanma politikaları ve ülkenin artan risk primi nedeniyle hızlı bir şekilde artan faiz ödemelerine kaynak ayrılmakta, ancak tarıma yapılan desteklemeler giderek azaltılmaktadır. Bu, çok açık bir politik tercihtir.

Bu tercihlerin iktisadi sonuçları yüksek gıda fiyatlarının olumsuz etki ettiği yüksek ve kalıcı bir enflasyon ve tarımsal dış ticaret açığı olarak karşımıza çıkmıştır.

Tarımsal dış ticarette 2019 yılından bu yana bir bozulma söz konusudur. Tarımsal dış ticaret açığı 2013 yılında 2,5 milyar dolar iken 2019 yılında 4,3 milyar dolara 2022 yılında ise 7 milyar dolara yükselmiştir. 2023 ve 2024 yıllarında ekonomik aktivitedeki daralmayla birlikte bir miktar iyileşme yaşanmış olsa da 2025 yılının ilk 5 ayında 2,6 milyar açık verilmiştir. Tarımsal ticaret kaynaklı açığın, toplam dış ticaret açığı içindeki payı 2013 yılında %2,5 iken 2019 yılında bu oran %14,4'e yükselmiştir. Tarım ithalatı, tarım ihracatından hızlı bir şekilde artmaktadır.

Tarım konusunun iktisadi öneminin yanı sıra sosyal etkileri ve güvenlik boyutu da söz konusudur. Tarımsal nüfusun yerinde muhafaza edilmesi, gençlerin çiftçiliğe devam etmesi ve burada yılların bilgi birikiminin aktarılması, jeopolitik gerilimler ve pandemi gibi nedenlerle durabilecek ya da azalabilecek tedarik karşısında kendi kendine yetebilirliğin sağlanması konuya ilişkin diğer önemli hususlardır.

Önümüzdeki dönemde iklim değişikliği ve yüksek jeopolitik risklerin tarım sektörüne getireceği ilave belirsizlik ve yükler de düşünüldüğünde, çiftçinin ve üreticilerin belirli bir seviyede gelir elde etmesi ve borçluluk oranının azaltılması gibi çok temel sorunların artık aşılması gerektiği aşikârdır. Bu bağlamda, yüksek borçluluk oranı ve bütçe transferlerinin yetersizliği başta olmak üzere, tarım sektörünün aciliyet arz eden sorunlarının tespit edilmesi ve çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98 inci maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırma komisyonu kurulması her bakımdan yararlı olacaktır.

---

**Kaynak gösterme:** Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun). “Tarım sektöründe yaşanan sorunların tüm boyutlarıyla araştırılarak bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/2926, 9 Temmuz 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-2926-tarim-sektorunde-yasanan-sorunlarin-tum-boyutlariyla-arastirilarak-bu-sorunlara-yonelik-co (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/130fc529-18e2-436c-9256-0197f4c0b7a6

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
