# Diyarbakır başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde bulunan illerde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin artırılması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3048)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3048
- **Tarih:** 29 Temmuz 2025
- **İlk imza:** Turhan Çömez (İYİ Parti, Balıkesir)
- **İmza sayısı:** 1
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/a60d30c3-a6a7-43d8-ae6b-019889b9f268
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3048-diyarbakir-basta-olmak-uzere-dogu-ve-guneydogu-anadolu-bolgelerinde-bulunan-illerde-tarims

> 10/3048 esas numaralı meclis araştırması önergesi 29 Temmuz 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Turhan Çömez (İYİ Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Diyarbakır ili başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nde tarımsal. üretimin sürdürülebilirliği, üretici kooperatiflerinin desteklenmesi, sulama altyapısının iyileştirilmesi, üretici maliyetlerinin düşürülmesi, tarımsal sanayi yatırımlarının artırılması, Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) bir an önce tamamlanması ve bu kapsamda kamu kaynaklarının etkin kullanımına yönelik sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.

GEREKÇE

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri, Türkiye'nin tarımsal üretim potansiyeli açısından stratejik öneme ve değere sahip bölgeleridir. Tarım ve Orman Bakanlığı ile TÜİK'in verilerine göre bu bölgelerde toplam tarım alanı yaklaşık 60 milyon dekar olup, Türkiye'nin toplam tarım arazilerinin yaklaşık %25'ini oluşturmaktadır. Ancak bu önemli potansiyele rağmen bölgedeki altyapı eksiklikleri, yüksek enerji maliyetleri, yetersiz desteklemeler, örgütlenme zayıflığı ve planlama hatalarıyla nedeniyle kırsal kalkınma arzu edilen düzeyde gerçekleştirilememektedir.

Özellikle Diyarbakır sahip olduğu 7 milyon dekara yakın ekilebilir arazi varlığıyla Türkiyenin en büyük tarımsal üretim potansiyeline sahip illerinden biridir. Ancak bu potansiyelin yalnızca 5,5 milyon dekarı fiilen ekilmekte; geri kalan kısmı ise çeşitli nedenlerle üretim dışında kalmaktadır. Bunun en önemli sebeplerinden biri, sulu tarıma elverişli alanların yeterince değerlendirilememesidir. Mevcut veriler, Diyarbakır'da sulama yapılan tarım arazisinin toplam alanın yalnızca %21'i düzeyinde olduğunu göstermektedir. Bu düşük oran tarımsal verimlilik ve üretici gelirleri üzerinde doğrudan olumsuz etkiler yaratmaktadır.

Bölgede sulama faaliyetleri büyük ölçüde DSİ kanalları, Dicle Nehri'nden sağlanan motopomplar ve sondaj kuyuları aracılığıyla yürütülmektedir. Özellikle sondaj yoluyla yeraltı kaynaklarından temin edilen suyun 650-700 metre derinlikten elde ediliyor olması yüksek enerji maliyetleri ve çevresel riskler doğurmaktadır. DSİ ve Tarım Il Müdürlüğü verilerine göre sadece Diyarbakır ili genelinde yılda 7 milyar kWh'ye yakın elektrik tüketiminin önemli bir kısmı tarımsal sulamaya harcanmaktadır. Bu durum, çiftçiler açısından sürdürülemez bir maliyet oluşturmakta ve bu maliyetin giderek artmasına yol açmaktadır.

Bu yüksek enerji maliyetleri nedeniyle de binlerce çiftçi bölgeye elektrik dağıtımı gerçekleştiren Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. 'ye yüksek miktarda borçlanmıştır. Bölgedeki üretici temsilcilerinin ve ziraat odalarının verdiği bilgilere göre sadece Diyarbakır'da tarımsal sulama kaynaklı borçlar milyonlarca lira düzeyine ulaşmıştır. Ayrıca Dicle Elektrik, Ziraat Bankası aracılığıyla aktarılan tarımsal destek ödemelerine de blokaj koymaktadır. Bu durum hem üreticilerin finansal açıdan ciddi sıkıntılar yaşamasına hem de tarımsal faaliyetlerinin aksamasına yol açmaktadır. Doğrudan üretim için kullanması gereken desteklerin bloke edilmesi, özellikle sulama sezonlarında üretimi durma noktasına getirmektedir. Sonuç olarak; elektrik borcunu ödeyemeyen üreticiler ya elektriksiz kalmakta ya da üretimden tamamen çekilmektedir. Bazı bölgelerde ise üreticiler borçtan dolayı kendi tarlalarında bile üretim yapamayacak hale gelmiştir. Bu durum, yalnızca bireysel üretici açısından değil; kırsal nüfusun genel refahı, işgücü ve istihdam, tarımsal üretim arz güvenliği ve bölgesel kalkınma açısından da büyük bir risk oluşturmaktadır.

Şu gerçek ortadadır ki; yeraltı sularına bu denli bağımlı bir sulama modeli, hem su kaynaklarının tükenmesine yol açmakta hem de sürdürülebilir bir tarımsal kalkınmanın önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Dahası, derin kuyu sondajlarıyla yapılan sulama uygulamaları yalnızca toprağın yapısını bozarak uzun vadede verim düşüklüğüne yol açmakla kalmamakta, aynı zamanda yeraltı su seviyesinin hızla düşmesine neden olarak obruk oluşumlarını tetiklemektedir. Kontrolsüz ve yoğun şekilde çekilen yeraltı suları, toprağın altında boşluklar yaratmakta; bu boşluklar zamanla çökmelere ve yüzeyde büyük çukurlar oluşmasına neden olmaktadır. Bu da hem tarım alanlarının kullanılamaz hale gelmesine hem de yerleşim alanları için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşmasına yol açmaktadır. Son yıllarda Türkiye'nin farklı bölgelerinde görülen obruk vakaları, yeraltı su kaynaklarının bilinçsiz kullanımının doğrudan sonucu olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, sadece çevresel bir tehdit değil, aynı zamanda ekonomik kayıplara ve tarımsal alanların kalıcı zarar görmesine yol açan ciddi bir yapısal sorun hâline gelmiştir.

Bu tablo, bölgedeki sulama stratejilerinin hem çevresel hem de ekonomik açıdan yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, yeraltı sularına aşırı bağımlılık, yüksek enerji maliyetleri ve verimsiz sulama uygulamalarının yarattığı olumsuzluklar daha da görünür hâle gelmektedir. Modern sulama yöntemlerinin (damlama, yağmurlama, akıllı sulama vb.) kullanım oranının hâlâ oldukça düşük olması, bölge tarımı açısından yapısal bir sorun teşkil etmektedir. Bu nedenle, bölgede modern sulama altyapısının yaygınlaştırılması, vahşi sulama yöntemlerinden vazgeçilmesi amacıyla çiftçilere bu sistemleri kurmaları için doğrudan maddi destek sağlanması ve sulama birliklerinin daha etkin işletilmesi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir öncelik hâline gelmiştir.

Bölgede yaşanan bu sorunların temelinde ise başta GAP'ın tamamlanmamış ve diğer sulama projelerinin, barajların hâlâ bitirilememiş olması yatmaktadır. GAP, tarımsal verimliliği artırmak, gelir eşitsizliğini azaltmak ve bölgesel kalkınmayı sağlamak amacıyla hayata geçirilmiş entegre bir kalkınma projesiydi. Ancak aradan geçen uzun yıllara rağmen projenin en kritik bileşenlerinden biri olan sulama altyapısı büyük ölçüde eksik kalmıştır. GAP kapsamında planlanan ana iletim kanalları, dağıtım hatları ve arazi içi sulama sistemlerinin önemli bir kısmı ya inşa aşamasında gecikmiş ya da hiç başlatılamamıştır.

Özellikle Diyarbakır'da yer alan önemli 2 projenin tamamlanmaması ya da mevcut kapasitenin verimli kullanılamaması; sulamaya uygun geniş tarım arazilerinin önemli bir bölümünün sulanamamasına neden olmaktadır. Bölgede tamamlanamayan bu projeler Dicle Kralkızı Barajı ve Silvan Barajıdır. Diyarbakır Ziraat Odası kaynaklarına göre Kralkızı Barajı, 1 milyon 400 bin dönüm araziyi sulama kapasitesine sahipken, projenin tamamlanamaması nedeniyle bugün yalnızca 110 bin dönüm arazi sulanabilmektedir.

Benzer şekilde Silvan Barajı, Güneydoğu Anadolu'nun en büyük sulama yatırımlarından biri olmasına rağmen hâlâ tamamlanmamış olması nedeniyle Diyarbakır tarımı açısından büyük bir kayıp yaratmaktadır. Yaklaşık 2 milyon 350 bin dekar tarım arazisini suya kavuşturacak bu proje, yalnızca sulama altyapısıyla değil, aynı zamanda sağlayacağı istihdam olanakları ve yıllık tarımsal gelir artışı ile de bölgesel kalkınmanın itici gücü olma potansiyeli

taşımaktadır. Ancak projenin gecikmesi, tüm bu kazanımların sürekli olarak ertelenmesine, mevcut tarım alanlarının kuraklık tehdidi altında düşük verimle işlenmesine ve bölge halkının ekonomik açıdan ciddi kayıplar yaşamasına neden olmaktadır.

Yine diğer taraftan Diyarbakır Ziraat Odası'ndan edinilen bilgilere göre il genelinde kayıtlı yaklaşık 38 bin çiftçi bulunmaktadır. Bu sayı, ortalama bir hane üzerinden değerlendirildiğinde yaklaşık 200 bin kişilik bir nüfusun geçimini doğrudan tarımsal faaliyetlerden sağladığını göstermektedir. Dolayısıyla tarım altyapısındaki aksaklıklar, yalnızca üretimi değil, aynı zamanda yüz binlerce vatandaşın refahını da doğrudan etkilemektedir.

Tüm bu gerekçelerle, Diyarbakır ili başta olmak üzere Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nde yer alan illerimizde sulama altyapısının yetersizliği nedeniyle üretim kapasitesi düşük kalan tarım alanlarının durumu, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının sürdürülebilir biçimde kullanımı ile mevcut sulama yöntemlerinin etkinliği konularında kapsamlı bir Araştırma Komisyonu kurulması zorunluluk hâline gelmiştir. Tarımsal üretimin geleceği, sadece ekonomik kalkınma açısından değil, aynı zamanda gıda güvenliği, çevresel sürdürülebilirlik ve kırsal nüfusun refahı açısından da doğrudan bu sorunların çözümüne bağlıdır. Mevcut altyapının durumu, GAP projelerinin ilerleyişi, sulama birliklerinin işleyişi ve çiftçilere yönelik destek mekanizmalarının etkinliği detaylı biçimde incelenmeli; bölgesel kalkınmayı destekleyecek ve doğal kaynakları koruyacak politika önerileri geliştirilmelidir.

---

**Kaynak gösterme:** Turhan Çömez (İYİ Parti, Balıkesir). “Diyarbakır başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde bulunan illerde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin artırılması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3048, 29 Temmuz 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3048-diyarbakir-basta-olmak-uzere-dogu-ve-guneydogu-anadolu-bolgelerinde-bulunan-illerde-tarims (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/a60d30c3-a6a7-43d8-ae6b-019889b9f268

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
