# Mevcut iklim politikalarının çevresel, toplumsal ve ekonomik etkilerinin tüm yönleriyle ele alınması ve yenilenebilir enerjiye geçiş için planlama yapılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3066)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3066
- **Tarih:** 5 Ağustos 2025
- **İlk imza:** Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/d73d30e9-7d78-4d82-ae6b-0198a8ad9be8
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3066-mevcut-iklim-politikalarinin-cevresel-toplumsal-ve-ekonomik-etkilerinin-tum-yonleriyle-el

> 10/3066 esas numaralı meclis araştırması önergesi 5 Ağustos 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Türkiye'nin iklim politikalarının çevresel, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla bütüncül biçimde ele alınması; fosil yakıtlardan çıkış sürecinin hızla ve adil bir biçimde başlatılması; yenilenebilir enerjiye geçişin doğa hakları gözetilerek planlanması; nükleer enerji yatırımlarının kamu kaynakları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi ve adil geçiş stratejilerinin iş gücüne yansımalarının tespit edilmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.

GEREKÇE

İklim krizinin etkileri her geçen yıl daha da yakıcı bir biçimde hissedilirken, Türkiye'nin 2024 yılı boyunca iklim politikaları alanında attığı adımlar, kamuoyunda büyük bir tartışma yaratmış ve çevre, iklim, enerji ve emek alanlarında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Türkiye'nin 2024 İklim Karnesi'ne yansıyan bulgular, iklim kriziyle mücadele konusunda atılması gereken yapısal adımların hâlâ ertelendiğini ve pek çok alanda uluslararası yükümlülüklerle çelişen tercihlerde bulunulduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Türkiye, 2024 yılında güneş ve rüzgâr enerjisi kapasitesini dört katına çıkarma hedefini ilan etmiş; bu, yenilenebilir enerji potansiyelinin değerlendirilmesi açısından olumlu bir gelişme olarak kaydedilmiştir. Ancak bu hedef, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan ulusal enerji planlarına dâhil edilmemiş, dolayısıyla bağlayıcılığı ve uygulanabilirliği belirsiz bırakılmıştır. Üstelik yol haritası kapsamında izin süreçlerinin kısaltılacağı belirtilmiştir ki bu da ekosistemlerin bütünlüğünü ve yöre halkının katılım hakkını gözetmeyen bir planlamaya işaret etmektedir. Yenilenebilir enerji projeleri, çevresel etkileri bağımsız uzmanlarca değerlendirilmiş, doğayla uyumlu ve toplumsal katılımı gözeten bir yaklaşımla tasarlanmadığı sürece sürdürülebilir olmayacaktır.

2024 yılı aynı zamanda Türkiye'nin kömür ve nükleer enerjiye bağımlılığını derinleştiren politikalarının sürdürülmesine sahne olmuştur. Kahramanmaraş Afşin-Elbistan A Termik Santrali'ne, yeni bir santral büyüklüğünde iki yeni ünitenin eklenmesi planlanmaktadır. Oysa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın kendi ölçüm verilerine göre mevcut santralden kaynaklanan kirlilik, yönetmelik sınırlarını sekiz kata kadar aşmakta; bölgede 40 yıldır süregelen çevresel yıkım ve halk sağlığı tehditlerini daha da derinleştirmektedir. Türkiye, bu santralden derhal vazgeçmeli ve kömürden çıkış için somut bir takvim açıklayarak adil geçiş planlamasına başlamalıdır.

Avrupa'da 23 ülke kömürden çıkış kararı almışken, Türkiye; Polonya, Sırbistan, Kosova ve Bosna-Hersek ile birlikte hâlâ kömürden çıkışı gündemine almayan beş ülkeden biri olarak kalmıştır. Ayrıca, OECD ülkeleri arasında yeni termik santral planı olan beş ülkeden biri olması, Türkiye'yi hem küresel iklim sorumluluğundan hem de yerel halkın sağlık hakkından uzaklaştırmaktadır. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi COP29'a en geniş katılım sağlayan ülkelerden biri olmasına rağmen burada sunduğu 2053 Uzun Dönemli İklim Stratejisi'nde fosil yakıtlardan çıkışa dair hiçbir tarih bulunmaması, bu çelişkinin en görünür örneklerinden biridir. Aynı şekilde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 2024-2028 Stratejik Planı'nda, kömür ve fosil yakıt arama faaliyetlerinin artarak süreceği ifade edilmiştir. Bu yaklaşım, 2053 yılı için ilan edilen net sıfır emisyon hedefiyle açık bir çelişki içindedir. Türkiye'nin nükleer enerjiye yönelimi de iklim politikaları açısından ciddi bir endişe kaynağıdır. COP29'da 2050 yılına kadar nükleer enerji kapasitesini üç katına çıkarma taahhüdü verilmiş, ancak ne yüksek maliyet, ne atık yönetimi, ne de dışa bağımlılık riskleri dikkate alınmıştır. Mersin Akkuyu Nükleer Santrali devreye alındığında, Rus şirkete piyasa fiyatının çok üzerinde, megavatsaat başına 12,35 dolar cent ödeme yapılması öngörülmekte, bu da kamu kaynaklarının boşa harcanacağı anlamına gelmektedir. Atık sorunu çözülmemiş, riskli ve dışa bağımlılık yaratan bu enerji modeline yapılacak yatırımların, halkın yararına ve iklim dostu alternatiflere yönlendirilmesi zorunludur.

Türkiye'de adil geçişe ilişkin atılan adımlar da son derece yetersizdir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı her ne kadar bir adil geçiş stratejisi hazırlığı başlatacağını duyurmuş olsa da, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın kömürde ısrar eden tutumu bu süreci sabote etmektedir. 2024 yılı içerisinde Yatağan'daki kömürlü termik santralde işten çıkarmalar yaşanmış, Çayırhan'da özelleştirme nedeniyle işçiler işsizlikle karşı karşıya kalmıştır. Adil geçiş planlarının yokluğunda, bu süreçten en çok zarar görenlerin işçiler olması, planlama eksikliğinin acı sonuçlarını gözler önüne sermektedir. İklim krizine karşı mücadelede işgücünü koruyan, insana yakışır işler yaratan, kapsayıcı ve hak temelli adil geçiş politikalarına acilen ihtiyaç duyulmaktadır.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın 2024 yılında hazırladığı demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre sektörlerine dair düşük karbonlu yol haritalarında ise ne yazık ki somut ve bağlayıcı emisyon azaltım hedeflerine yer verilmemiştir. Bakanlık her ne kadar "Türkiye Endüstriyel Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu"nu başlattığını duyurmuş olsa da bu finansal kaynakların etkili ve verimli kullanılabilmesi için, sanayide emisyon azaltımını sağlayacak kararlı ve uygulanabilir politikalara ihtiyaç vardır.

Tüm bu nedenlerle; Türkiye'nin iklim politikalarının çevresel etkileri, toplumsal sonuçları ve ekonomik sürdürülebilirliği açısından bütüncül biçimde incelenmesi, fosil yakıtlardan çıkış, yenilenebilir enerjiye geçişin ekolojik temelli planlanması, nükleer enerji yatırımlarının kamuya yükü, adil geçiş stratejilerinin iş gücü üzerindeki etkilerinin araştırılması elzemdir.

---

**Kaynak gösterme:** Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş). “Mevcut iklim politikalarının çevresel, toplumsal ve ekonomik etkilerinin tüm yönleriyle ele alınması ve yenilenebilir enerjiye geçiş için planlama yapılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3066, 5 Ağustos 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3066-mevcut-iklim-politikalarinin-cevresel-toplumsal-ve-ekonomik-etkilerinin-tum-yonleriyle-el (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/d73d30e9-7d78-4d82-ae6b-0198a8ad9be8

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
