# 8 Ağustos 1938'de Erzincan'da yaşanan olayların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3077)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3077
- **Tarih:** 8 Ağustos 2025
- **İlk imza:** Ayten Kordu (DEM Parti, Tunceli)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/410f2fce-d3ed-432c-abf5-0198a8d3441e
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3077-8-agustos-1938-de-erzincan-da-yasanan-olaylarin-arastirilarak-alinmasi-gereken-tedbirlerin

> 10/3077 esas numaralı meclis araştırması önergesi 8 Ağustos 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Ayten Kordu (DEM Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

8 Ağustos 1938 tarihinde, Erzincan'ın Kılıçkaya (Surbahan), Galolar, Magaçur, Brastik, Balibey ve Kismikör köylerinden, tarlalarından ve evlerinden zorla alınan, yaşları 17 ile 80 arasında değişen yaklaşık 97 Kürt Alevi yurttaş, Erzincan ile Ovacık (Dersim) sınırındaki 2700 rakımlı Zînî Gediği bölgesine götürülerek topluca infaz edilmiştir. Bu olay, Kürt Alevi halkının uzun yıllardır maruz kaldığı inkâr ve asimilasyon politikalarının en karanlık örneklerinden biridir. Bu bağlamda, 8 Ağustos 1938'de Zînî Gediği'nde gerçekleşen bu toplu infazın tüm yönleriyle ortaya çıkarılması, adaletin tesis edilmesi ve geçmişle yüzleşilmesi amacıyla, Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'‚inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ederiz.

GEREKÇE

8 Ağustos 1938'de Erzincan'ın Kılıçkaya (Surbahan) köyü ve çevresindeki yerleşimlerden toplanan yaklaşık 97 Kürt Alevi yurttaş, herhangi bir yargılamaya tabi tutulmadan Erzincan ile Ovacık (Dersim) sınırındaki 3200 rakımlı Zînî Gediği'ne götürülerek topluca infaz edilmiştir. Yaşları 17 ila 80 arasında değişen bu yurttaşlar, tanık ifadelerine göre saatlerce aç ve susuz bir şekilde yürütülmüş, ardından kurşuna dizilmiş, cesetlerin altında sağ kalan birkaç kişi ise taşla ezilerek öldürülmüştür. Bu vahşetin tanıkları, yıllar boyunca yaşadıklarını anlatmalarına rağmen olay hiçbir zaman gerçek anlamda soruşturulmamış, adaletin yolları mağdurlar ve aileleri için sistemli biçimde kapatılmıştır.

Katliamın gerçekleştiği bölge uzun yıllar "yasak bölge" ilan edilerek, yakınları tarafından dahi ziyaret edilmesi engellenmiş, kurbanlara bir mezar yeri dahi çok görülmüştür. Cesetlerin kurda-kuşa yem olduğu, görgü tanıklarının beyanlarında açıkça yer almaktadır. Geriye kalan aileler ise zorla köylerinden çıkarılarak başta Balıkesir ve Edirne olmak üzere Batı illerine, 10 yıl dönmeme şartıyla sürgüne gönderilmişlerdir. Bu sürgünlerde birçok aile dağılmış, kültürel kopuşlar yaşanmış ve travma sonraki kuşaklara da aktarılmıştır.

Zînî Gediği katliamının yakınları ve torunları, 1950'lerden itibaren devlet kurumlarına başvurular yaparak kayıplarının akıbetini sormuş, mezar yeri istemiş, hukuki girişimlerde bulunmuştur. Ancak tüm talepler, "asayiş meselesi", "zamanaşımı", "delil yokluğu" gibi gerekçelerle reddedilmiştir. 2011 yılında yapılan başvurular yine aynı şekilde reddedilmiş ve dosya AİHM'e taşınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, davayı esastan incelemeye almıştır ve süreç halen devam etmektedir.

Bu süreçte aileler kendi imkânlarıyla amılarını yaşatmak adına çaba göstermiş; 2014 yılında Zînî Gediği'nde atalarının infaz edildiği taşlarla sade bir Anma-Hatırlama Mekânı inşa etmişlerdir. Aynı zamanda Kılıçkaya köyünde bir Ateş Çemberi inşa edilmiştir. Ancak bu iki anıt da kimliği belirsiz kişilerce saldırıya uğramış ve yıkılmıştır. Devletin bu saldırıları önlememesi ve failleri bulmaması, adaletsizlik zincirini derinleştirmiştir.

Zînî Gediği Katliamı yalnızca bir tarihsel olay değil; günümüzde de süren inkâr, yok sayma ve toplumsal hafızaya yönelik sistematik bir müdahalenin parçasıdır. Her yıl Ağustos ayında yapılan anmalar, yurttaşların kayıplarını sahiplenme ve onurlandırma çabasıdır. Ancak bu anmalar bile zaman zaman baskı, soruşturma ve engellemelerle karşı karşıya kalmaktadır.

Katliamın tanıkları hayatta değilse de, torunları hâlâ hayattadır. Onlar, "atalarımızın kemiklerini dini inancımıza göre toprağa sırlamak istiyoruz" diyerek devletten haklı taleplerde bulunmaktadırlar. Bu topraklarda bir daha benzer trajedilerin yaşanmaması, ortak hafızanın onarılması ve toplumsal barışın tesisi için Zînî Gediği Katliamı'nın tüm boyutlarıyla aydınlatılması bir toplumsal ve vicdani sorumluluktur.

1938 'Dersim Katliamı'nın bir devamı olarak Zînî Gediği'nde gerçekleşen bu toplu infaz; uluslararası hukukta "insanlığa karşı suç" tanımına girmekte, zamanaşımına tabi olmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin geçmişiyle yüzleşmesi, mağdurlara haklarını iade etmesi, Zinî Gediği'nde katledilenlerin kimliklerinin tespit edilmesi, anıtların korunması ve faillerin resmi olarak açıklanması toplumsal adaletin gereğidir.

Bu nedenle, Zînî Gediği Katliamı'nın aydınlatılması, kimliklerin belirlenmesi, toplu mezarların tespiti, yıkılan anıtların yeniden yapılması, ailelerin haklarının iadesi ve devletin bu suçla yüzleşmesi için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması zorunludur.

---

**Kaynak gösterme:** Ayten Kordu (DEM Parti, Tunceli). “8 Ağustos 1938'de Erzincan'da yaşanan olayların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3077, 8 Ağustos 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3077-8-agustos-1938-de-erzincan-da-yasanan-olaylarin-arastirilarak-alinmasi-gereken-tedbirlerin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/410f2fce-d3ed-432c-abf5-0198a8d3441e

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
