# 6-8 Ekim tarihinde gerçekleşen olaylara yönelik yargılama süreçlerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3176)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3176
- **Tarih:** 7 Ekim 2025
- **İlk imza:** Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti, Kars); Sezai Temelli (DEM Parti, Muş)
- **İmza sayısı:** 2
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/b3dd1683-8a38-4506-8466-0199dc1a46c5
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3176-6-8-ekim-tarihinde-gerceklesen-olaylara-yonelik-yargilama-sureclerinin-arastirilmasi-amaci

> 10/3176 esas numaralı meclis araştırması önergesi 7 Ekim 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti); 2 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Türkiye tarihinin en tartışmalı ve hukuki meşruiyeti ciddi biçimde sorgulanan davalarından biri olan Kobani Kumpas Davası'nda, yargılamanın her aşaması hukuk dışı uygulamalar ile yürütülmüş, nihayetinde hukuk, vicdan ve akıl dışı ağır cezalarla sonuçlanan bir karar verilmiştir. Söz konusu davada verilen karar, siyasi saiklerle verilmiş ve yargılama sürecinin tamamı adil yargılanma ilkesi başta olmak üzere hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. 32 bin sayfadan oluşan gerekçeli karar bu davanın boşa düştüğünün, kumpasın çöktüğünün yeni bir delili olmuştur. AİHM'in daha önce verdiği çok sayıda karar, hem bireysel başvurular hem de genel ilkeler düzeyinde bu davadaki ağır hukuksuzlukları uluslararası düzeyde de tescillemiştir. Tüm bu tabloya rağmen siyasetçilerin hala tutuklu bulunması, hukukun değil, siyasetin karar verdiği bir sürecin devam ettiğini göstermektedir. Bu nedenlerle, hukukun temel ilkelerini ihlal eden sürecin, bu sürecin toplumda yarattığı adalet duygusu kaybının ve ulusal ve uluslararası hukuk normlarına aykırılıkların kapsamlı biçimde ortaya konması amacıyla; Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE ÖZETİ

2014 yılının Eylül ayında, IŞID'in Kobani'ye yönelik saldırıları başta Kürt halkı olmak üzere Suriye ve Türkiye halkları ile dünya kamuoyunda büyük tepkiye neden olmuştu. Saldırıların durdurulması, Kobani halkıyla dayanışmanın büyütülmesi ve yardım koridorunun açılması amacıyla uluslararası toplumu da harekete geçirmek üzere protestolar yaşandı. Protestolara karşı kolluk güçlerinin orantısız güç kullanımı ve bazı militarist güçlerin de provokasyonlarıyla yaşanan şiddet olaylarında ne yazık ki, büyük çoğunluğu HDP'li olmak üzere onlarca yurttaşımız hayatını kaybetti. Aralarında eş genel başkanların, milletvekillerinin ve parti MYK'sının da bulunduğu 108 HDP'li siyasetçi, hiçbir hukuk kuralı ile bağdaşmayacak şekilde, somut delile dayanmadan, gerçekleşen şiddet olaylarının azmettiricisi olmakla suçlanmış, yargılamaya tabi tutulmuş ve çok ağır cezalara çarptırılmıştır.

GEREKÇE

Ankara Adliyesi'nde görev yapan kıdemli sekiz savcının elinde yıllarca ilerletilmeyen bu soruşturma dosyası, 2018 yılına kadar ciddi bir işlem yapılmadan adeta askıya alınmış, ifade vermeye gitmeyen kişiler hakkında dahi yakalama kararı çıkarılmamıştır. Ancak 2018'deki Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine girilirken dosyanın başına Savcı Ahmet Altun'un getirilmesiyle birlikte dosyanın seyri köklü biçimde değiştirilmiş ve yargı süreci, hukuki ilkeler yerine siyasi hedeflere göre kurgulanmıştır.

Bu dönemde dosyaya özel görevlendirilen Savcı Altun'un soruşturma evrakları arasında sehven bıraktığı, TEM Şube antetli 5 sayfalık "bilgi notu" adlı belge, yürütülen yargılamanın siyasi niteliğini ve önceden belirlenmiş hedefler doğrultusunda şekillendiğini açıkça ortaya koymuştur. Yargılama sürecinde savunma hakkı ağır şekilde ihlal edilmiş; bu kumpas davaya özel mahkeme heyeti oluşturulmuş, bu mahkeme heyetine sadece bu dosya verilmiş, duruşma aralıkları bir süre savunmaya hazırlığı engelleyecek biçimde ayda bir şekilde düzenlenmiş, mikrofonlar kapatılmış, bazı savunmalar dinlenmemiş, tanıklar usule aykırı şekilde dinlenmiş ve avukatların tüm itirazları ile tevsii tahkikat talepleri sistematik olarak reddedilmiştir. Dahası, dosyada kritik işlemleri yapan bazı hakim ve savcıların, iktidar çevreleriyle ilişkilendirilen çete ve yasa dışı yapılarla bağlantılı olduklarının ortaya çıkması; bu davada yaşanan ağır hukuksuzlukların bağımsız yargı kararları değil, dışarıdan yönlendirilmiş siyasi talimatlarla şekillendiğine dair ciddi bir kanaatin oluşmasına neden olmuştur. Tüm usule aykırılıklara, savunma hakkının gasp edilmesine ve siyasi müdahalelere rağmen, bu siyasi kumpasın sonucunda Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi, HDP'li 24 siyasetçiye toplamda 407 yıl 7 ay hapis cezası vermiştir. Selahattin Demirtaş hakkında 47 ayrı suçtan toplam 42 yıl, Figen Yüksekdağ hakkında ise 32 yıl 9 ay hapis cezası kararı alınmıştır. Yargılama sürecinde özellikle manipülatif şekilde HDP'yi suçlama çabaları çökmüş; hayatını kaybeden tüm yurttaşlarla ilgili iddialardan HDP'li siyasetçilerin tamamı beraat etmiştir. Böylece bu davada en çok istismar edilen yalanlardan biri mahkeme kararıyla çürütülmüş, ancak diğer tüm siyasi içerikli faaliyetler, basın açıklamaları, mitingler, röportajlar, şenlik ve cenazeye katılmak vo. suç gibi gösterilerek ağır cezalarla karşılık bulmuştur.

Verilen cezalar, hukuki bir temele değil; dayanaksız suçlamalara, baskıyla alınmış veya kurgulanmış tanık beyanlarına ve esasen demokratik siyaset sınırları içindeki konuşma, çağrı ve açıklamalara dayanmaktadır. Bu karar, sadece bir ceza kararı değil; muhalif siyaseti tasfiye etmeye dönük sistematik bir yargı mühendisliği örneğidir.

Kararın açıklanmasının üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçtikten sonra karar yazılmıştır. Bu açık ihmal ve gecikme, yalnızca yargı sistemindeki çöküşün değil, aynı zamanda siyasi rehine olarak tutulan siyasetçilere yönelik hukuki zulmün de göstergesidir. Aradan geçen onca zamana rağmen, HDP'li siyasetçiler hala tutukludur. Üstelik tutukluluk, artık hukuki değil, tamamen keyfi ve siyasi bir uygulama halini almıştır. Gerekçeli karar olmaksızın aylar boyunca tutukluluğun devam ettirilmesi, Anayasa'ya, Ceza Muhakemesi Kanunu'na ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırılık oluşturmuştur. Adil yargılanma hakkı, gerekçeli karar hakkı, makul sürede yargılanma ve masumiyet karinesi gibi temel hukuk ilkeleri alenen çiğnenmiştir. 32 bin 630 sayfalık gerekçeli kararın her bir sayfası suçlamaları çürütmüş; dosyanın kurgu olduğunu, delillerin uydurma, suçlamaların zorlama olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Buna rağmen, ceza hükümleri büyük ölçüde, duruşmalarda çelişkileri açıkça ortaya konmuş ve güvenilirliği ciddi biçimde sarsılmış olan gizli tanık beyanlarına dayandırılmıştır. Bu durum, adil yargılanma hakkının ve delile dayalı yargılama ilkesinin açık ihlali anlamına gelmektedir.

Tutukluların yasal ve Anayasa tarafından güvence altına alınmış siyasi faaliyetleri, örneğin; basın açıklamaları, miting konuşmaları, yasama çalışmaları ve dernek faaliyetleri vb. tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirilmiş; bu faaliyetler, gizli tanık ifadeleriyle örgütsel talimat kapsamında gösterilerek bir suç örgüsü inşa edilmeye çalışılmıştır. Mahkeme, şaibeli tanık beyanlarını itibar edilebilir delil sayarak kararının temel dayanağı haline getirmiştir. Bu bağlamda, Sayın Selahattin Demirtaş ve Sayın Figen Yüksekdağ hakkında verilen 42 yıl ve 32 yıl 9 ay hapis cezaları; barış ve çözüm sürecine katkı sunan açıklamalar, Meclis kürsüsündeki konuşmalar ve Kobani halkıyla dayanışma çağrıları üzerinden tesis edilmiştir. Bu durum, ifade özgürlüğü, siyasal faaliyette bulunma hakkı ve adil yargılanma ilkeleri bakımından ciddi hukuki sakıncalar doğurmaktadır.

AİHM, sadece Selahattin Demirtaş hakkında bugüne kadar üç ayrı ihlal kararı vermiştir. Bu kararların her biri, yalnızca Demirtaş'ın değil, aynı dosyada yargılanan tüm Kobani tutsaklarının da hukuka aykırı biçimde yargılandığını ve tutuklandığını açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle 8 Temmuz 2025 tarihli son karar, doğrudan Kobani Kumpas Davası kapsamındaki tutukluluğa ilişkindir ve yargılamanın hiçbir hukuki temele dayanmadığını bir kez daha tescillemiştir. Bu nedenle, gerek Demirtaş'a ilişkin kararlar, gerekse bu davadaki sistematik ihlaller, hem adil yargılanma hakkının yok sayıldığını hem de yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliğinin ağır tehdit altında olduğunu göstermektedir. Bu, Kobani Davasının, yalnızca iç hukuk açısından değil, uluslararası hukuk açısından da ciddi meşruiyet sorunları barındırdığını göstermektedir. Ancak bu kararlara uyulmaması, uluslararası yükümlülüklerin açık ihlali anlamına gelmekte ve davanın kendisi başlı başına bir hukuksuzluk üretmektedir. Gelinen aşamada, hukuki dayanağı ortadan kalkmış, hatta hiçbir zaman hukuken inşa edilememiş bir davanın sürdürülmesi, yalnızca yargı bağımsızlığını değil, aynı zamanda ülkedeki demokratik çözüm ve barış müzakerelerine olan güveni de zedelemektedir. Bu davanın varlığı ve tutuklulukların devamı, halkların barış ve adalet beklentisiyle çelişmekte; sürece güveni zedeleyen bir araç olarak işlev görmektedir.

Kobani davası özelinde meydana gelen bu hukuksuzlukta ısrarın yarattığı/yaratacağı tahribat yalnızca HDP ve tabanını değil tüm siyasi partileri ve yurttaşları direkt olarak etkilediğinden dava sürecinde meydana gelmiş tüm hukuka ve demokratik toplum düzenine aykırılıkların tespit edilmesi ve ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerin derhal yerine getirilmesi meclisin sorumluluğundadır.

---

**Kaynak gösterme:** Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti, Kars) ve diğerleri. “6-8 Ekim tarihinde gerçekleşen olaylara yönelik yargılama süreçlerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3176, 7 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3176-6-8-ekim-tarihinde-gerceklesen-olaylara-yonelik-yargilama-sureclerinin-arastirilmasi-amaci (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/b3dd1683-8a38-4506-8466-0199dc1a46c5

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
