# Çocuk yoksulluğunun ekonomik, sosyal, kültürel ve demografik yönleriyle araştırılarak etkin ve koruyucu politikaların belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3348)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3348
- **Tarih:** 5 Kasım 2025
- **İlk imza:** Rıfat Turuntay Nalbantoğlu (CHP, İzmir)
- **İmza sayısı:** 22
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/92448b6c-5d67-4f46-b306-019a6db7f266
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3348-cocuk-yoksullugunun-ekonomik-sosyal-kulturel-ve-demografik-yonleriyle-arastirilarak-etki

> 10/3348 esas numaralı meclis araştırması önergesi 5 Kasım 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Rıfat Turuntay Nalbantoğlu (CHP); 22 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Ülkemizde her geçen yıl artan ve derinleşen çocuk yoksulluğunun ekonomik, sosyal, kültürel ve demografik yönleriyle araştırılması, çocuk yoksulluğunu önlemeye yönelik etkin ve koruyucu politikaların yaşama geçirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98. TBMM Iç Tüzüğü'nün 104. ve 105. Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.

GEREKÇE

Çocuk yoksulluğu, çocukların sağlıklı, eğitimli ve bağımsız olarak refahlarını sürdürebilen yetişkinler olarak büyümek için ihtiyaç duydukları kaynaklardan mahrum bırakıldığı durumu ifade eder. Çocuk yoksulluğu oranı, o çocuğun yaşadığı toplumun refah düzeyi açısından da

Gelir dağılımı eşitsizliğinin hızla arttığı ülkemizde yapılan araştırmalara göre yoksulluk, açlık sınırı, enflasyon ve genel mutsuzluk düzeyi de buna paralel olarak artmaktadır. Nüfusun dörtte birinden fazlasını oluşturan çocuklar ise bu olumsuz eğilimden en fazla etkilenen gruplarında başında yer almaktadır.

Nitekim Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2024 yılı verilerine göre ülke nüfusunun yüzde 25,5'ini çocuk nüfusun oluştururken, bu çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 24,9'a yükselmiştir. Aynı verilere göre geride bıraktığımız sene 15 yaş ve altındaki tüm çocukların yeni giysilere sahip olduğu hane halkı oranı yüzde 88,6 olurken, maddi yetersizlik kaynaklı yeni giysisi olmayanların oranı yüzde 9,2 olmuştur.

TÜİK verilerine göre ülkemizde halen gelişim çağındaki her dört çocuktan biri protein içereri gıdalara ulaşamamaktadır. Et, tavuk ve balık 4,4 milyon çocuk için lüks olmuştur. 2 milyona yakın çocuk maddi yetersizlikler nedeniyle taze sebze ve meyveye ulaşamamaktadır. 2,2 milyon çocuğun oyuncağı yokken, 4,2 milyon çocuk evinden uzakta bir hafta bile tatil yapamamaktadır.

Yoksulluğun çocukların gelişimi üzerindeki etkileri derin ve kapsamlıdır. Ekonomik zorluklar çocukların yeterli beslenmeye, barınmaya ve eğitime erişimini sınırladığı gibi fiziksel sağlıklarını, bilişsel gelişimlerini ve duygusal refahlarını da tehlikeye atmaktadır. Çocukların gözünde yoksulluk çoğu zaman yalnızca "maddi yetersizlik" anlamına gelmemekte, çoğu zaman barınma, eğitim, gıda, ısınma, tıbbi destekten yoksunluk ve/veya sosyal dışlanma olarak deneyimlenmektedir. Çocuklukta karşılaşılan yoksulluk, yaşamın ilerleyen dönemlerinde de kolayca üstesinden gelinemeyen eksikliklere yol açmaktadır. Akranlarından az imkana sahip olan çocuklar, büyüdükçe yoksunluklardan sıyrılsa dahi yaşanılan travmalar çeşitli işlevsel bozukluklara dönüşmekte, gelecekteki yaşamlarını da olumsuz etkilemeye devam etmektedir.

Hiç kuşkusuz bu tablonun ortaya çıkmasında en büyük pay izlenilen politikalardır. AKP iktidarının yıllardır uyguladığı piyasacı politika anlayışı neticesinde kamusal eğitim niteliksizleşmiş, sosyal koruma mekanizmaları zayıflamıştır. Bu bilinçli politikaların sonucu olarak yoksulluk derinleşmiş, eğitime erişimdeki eşitsizlikler artmış, ucuz işgücü gözüyle bakılan çocukların işgücüne katılımı her geçen yıl artmıştır. Halen Türkiye'de milyonlarca çocuk, yalnızca açlıkla değil, aynı zamanda yoklukla, eşitsizlikle ve geleceksizlikle mücadele etmek zorundadır.

Bu durum yapılan araştırmalara da yansımış "Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma Riski Altında Olan Çocuk" sıralamasında ülkemiz Avrupa ülkeleri arasında üçüncü sıraya yerleşmiştir. Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) son raporuna göre de Türkiye'de 6,5 milyon çocuk aşırı yoksulluk içinde yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Ülkemiz şu anda OECD ülkeleri arasında en yüksek çocuk yoksulluğu oranlarından birine sahiptir. Yoksulluğun ve açlığın çocuklar için çok yönlü ve çok boyutlu kayıplara neden olmasının yanı sıra fiziksel ve psikolojik olarak uzun vadeli etkileri de düşünüldüğünde çocuk yoksulluğu ile mücadele etmek ülkeyi yönetenlerin öncelikli görevi olmak zorundadır.

Bu gerekçelerle ülkemizde her geçen yıl artan ve derinleşen çocuk yoksulluğunun ekonomik, sosyal, kültürel ve demografik yönleriyle araştırılması ve çocuk yoksulluğunu önlemeye yönelik etkin ve koruyucu politikaların yaşama geçirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98. TBMM Iç Tüzüğü'nün 104. ve 105. Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.

---

**Kaynak gösterme:** Rıfat Turuntay Nalbantoğlu (CHP, İzmir). “Çocuk yoksulluğunun ekonomik, sosyal, kültürel ve demografik yönleriyle araştırılarak etkin ve koruyucu politikaların belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3348, 5 Kasım 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3348-cocuk-yoksullugunun-ekonomik-sosyal-kulturel-ve-demografik-yonleriyle-arastirilarak-etki (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/92448b6c-5d67-4f46-b306-019a6db7f266

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
