# Madencilik sektöründeki iş kazalarının ve işçi ölümlerinin araştırılarak bunların engellenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3482)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3482
- **Tarih:** 5 Aralık 2025
- **İlk imza:** Hüseyin Olan (DEM Parti, Bitlis)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/909a3e72-b161-486b-b93e-019b08256108
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3482-madencilik-sektorundeki-is-kazalarinin-ve-isci-olumlerinin-arastirilarak-bunlarin-engellen

> 10/3482 esas numaralı meclis araştırması önergesi 5 Aralık 2025 tarihinde verildi; ilk imza: Hüseyin Olan (DEM Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Madencilik sektöründe artan iş cinayetlerinin, özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarının yarattığı yapısal sorunların, iktidarın sermayeden yana tercihleri nedeniyle ortaya çıkan ağır çalışma koşullarının, işçi sağlığı ve güvenliği alanındaki denetimsizliklerin bütüncül biçimde araştırılması amacıyla, Anayasa'nın 98'inci; TBMM Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

Türkiye'de madencilik, uzun yıllardır "kaza" adı altında olağanlaştırılan fakat gerçekte sistematik bir sömürü düzeninin sonucu olan iş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı sektörlerden biridir. Son beş yılda en az 336 madencinin yaşamını yitirmiş olması, bu alanda bir "olağan çalışma düzeninden" değil, derinleşmiş ve siyasal iktidar eliyle kurumsallaştırılmış bir güvencesizlik rejiminden söz etmemiz gerektiğini göstermektedir.

Türkiye, yıllardır maden ocaklarında yaşanan katliamların yarattığı ağır bilanço ile yüzleşmek zorunda bırakılmaktadır. 2021'de 70 madenci, bir yıl sonra ise 102 madenci yaşamını yitirmiştir. Bartın'da grizu patlamasında 42 işçinin bir anda hayattan koparılmıştır. 2023'te 51 madenci can vermiştir. 2023'de Zonguldak'ta Afgan göçmen işçi, MHP'li bir yöneticinin sahibi olduğu kaçak ocakta göçükten yaralı çıkarıldıktan sonra darp edilerek öldürülmesi; ardından cenazesinin yakılıp yok edilmeye çalışılması, bu düzenin çürümüşlüğünü ve hukuksuzluğunu açıkça ortaya koymuştur. Geçtiğimiz yıl kömürden taş ocağına, bakırdan krom madenlerine kadar en az 75 işçi, özelleştirme furyasının, taşeron cehenneminin, rödovans sömürüsünün ve denetimsizliğin kurbanı olmuşlardır. Bu yılın ilk on ayında bile en az 38 madenci, alınmayan önlemler, denetlenmeyen ocaklar, görmezden gelinen uyarılar ve kâr uğruna hayatını kaybetmiştir.

Dolayısıyla; 4 Aralık Dünya Madenciler Günü, bu topraklarda bir kutlama günü değil; Karadon'dan Elbistan'a, Kozlu'dan Soma'ya, Ermenek'ten Şırnak'a, Şivan'dan Bartın'a, Amasra'dan İliç'e uzanan acıların, devletin ve sermayenin madencinin yaşamı karşısındaki umursamazlığının bir kez daha görünür hale geldiği bir hatırlayış günüdür. Madencilik sektöründe 2000'li yıllarla birlikte derinleştirilen özelleştirme uygulamaları, kamu denetimini zayıflatmış; taşeron ve rödovans sistemi ise işçi güvenliğini maliyet kalemi olarak gören vahşi bir rekabet düzenini doğurmuştur. Bu sistem, iş güvenliğini maliyet hesabına indirgeyerek ölümü "işin fıtratı" haline getirmiş, kamusal sorumluluğu şirketlere devrederek denetimsizliği artırmış, sendikalaşmayı baskılayan bir çalışma kültürü yaratarak madencileri örgütsüz bırakmıştır. Soma'da 301 madencinin, İliç'te toprak sahasının çökmesiyle 9 işçinin toprağın altında kalmasının temel nedeni, tam da bu kar odaklı modeldir.

Siyasi iktidar, yıllardır madencilik alanında patronların çıkarlarını önceleyen bir yaklaşımı tercih etmektedir. İktidarın önceliği, maden işletmelerinin kâr oranları olurken madenlerde işçi sağlığı ve güvenliği eğitimleri formaliteye indirgenmiş, denetim mekanizmaları etkisizleştirilmiş, bilirkişi raporları ve uyarılar çoğu kez yok sayılmış, kamu adına denetim yapması gereken kurumlar siyasal baskı altında işlevsizleşmiştir. Madenciler yaşamlarını koruyacak en temel güvenlik önlemlerine bile erişemezken, şirketlere ceza yerine teşvik verilmiştir. Bu durum "ihmalin ötesine geçen sistematik bir tercihin" varlığını işaret etmektedir. Sektörde sendikal örgütlülüğün sistematik biçimde zayıflatılması, işçilerin hak mücadelesi vermesini imkânsızlaştırmıştır. Pek çok maden ocağında, sendika girişimleri baskı altına alınan, işten atılma tehdidiyle çalışan madenciler bulunmaktadır. Bu tablo, işçi sınıfının en ağır koşullarda bile söz hakkına sahip olmasını engelleyen ve ölümcül sonuçlar doğuran siyasal bir tercihin ürünüdür. İliç'te yaşanan felaketin üzerinden uzun süre geçmemişken, Türkiye'nin dört bir yanında maden patlamaları, göçükler ve zehirlenmeler sürmektedir. Bu kazalar, önlenebilir olduğu halde önlenmemiş, uyarılara rağmen gerekli teknolojik ve yapısal tedbirler alınmamış, denetimler kâğıt üzerinde gerçekleştirilmiş, işçilerin yaşamı sistematik biçimde hiçe sayılmıştır. Madencilerin hayatını hiçe sayan kâr odaklı bu çürümüş düzen, yalnızca iş güvenliğinin değil, sosyal devlet ilkesinin de tamamen tasfiye edildiğini göstermektedir. Bu nedenle madencilerin yaşam hakkını savunmak, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Sektördeki yapısal sorunların bütün yönleriyle ortaya çıkarılması, gerekli kamusal adımların atılması ve emekçilerin insan onuruna yakışır koşullarda çalışmasının sağlanması için kapsamlı bir Meclis araştırması açılması zorunluluktur.

2 G atm

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Olan (DEM Parti, Bitlis). “Madencilik sektöründeki iş kazalarının ve işçi ölümlerinin araştırılarak bunların engellenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3482, 5 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3482-madencilik-sektorundeki-is-kazalarinin-ve-isci-olumlerinin-arastirilarak-bunlarin-engellen (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/909a3e72-b161-486b-b93e-019b08256108

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
