# Suriye'nin Halep şehrinde yaşanan olaylara yönelik yapılan protestolara yönelik iddiaların tüm yönleriyle araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3726)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3726
- **Tarih:** 29 Ocak 2026
- **İlk imza:** Cengiz Çiçek (DEM Parti, İstanbul)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/aefdcb55-61e5-4374-a1c6-019c1eaf42f3
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3726-suriye-nin-halep-sehrinde-yasanan-olaylara-yonelik-yapilan-protestolara-yonelik-iddialarin

> 10/3726 esas numaralı meclis araştırması önergesi 29 Ocak 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Cengiz Çiçek (DEM Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik saldırılara karşı düzenlenen protestolara yapılan orantısız ve hukuka aykırı kolluk müdahalelerinin, keyfi gözaltı ve tutuklamaların, işkence ve kötü muamelenin, toplantı ve gösteri yürüyüşü yasaklarının tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

Suriye'de 6 Ocak 2026 tarihinde Halep'in Kürt mahalleleri olan Şeyh Maksut ve Eşrefiye ile Süryani mahallesi Beni Zeyd'e yönelik başlatılan ve ardından Kuzey ve Doğu Suriye geneline yayılarak sürdürülen saldırılar, sivillerin yaşam hakkını doğrudan hedef alan ağır insan hakları ihlallerine yol açmıştır.

Bu gelişmelerin ardından Türkiye'nin birçok kentinde söz konusu saldırılara karşı protesto ve eylemler gerçekleştirilmiştir. Kürt halkının Rojava'daki varlığına yönelen saldırılar karşısında yükselen toplumsal tepki, Anayasa'nın güvence altına aldığı toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının meşru kullanımının yanı sıra; adalet, barış ve halkların ortak geleceğine sahip çıkma iradesinin siyasal ifadesidir. Ancak bu itiraz, anayasal bir hak kullanımı olarak değil, bastırılması gereken bir güvenlik tehdidi olarak ele alınmıştır. Protestolara müdahaleler yalnızca fiziksel güç kullanımıyla sınırlı kalmamış; gözaltı süreçlerinde işkence, tıbbi belgelemenin engellenmesi, keyfi tutuklama, basına sansür ve ifade özgürlüğünün kriminalize edilmesiyle tamamlanan çok boyutlu bir baskı stratejisi uygulanmıştır.

Türkiye genelinde protestolara yönelik kolluk müdahalelerinde orantısız güç kullanıldığı, bu müdahalelerin işkence ve kötü muamele boyutuna ulaştığı ağır hak ihlalleri yaşanmıştır. Mardin Nusaybin'de gözaltına alınan Diyar Koç yerde sürüklenerek darp edilmiş, omurilik bölgesinde kırıklar oluşmasına ve iç kanama geçirmesine rağmen darp raporu alması engellenmiştir. Şırnak Cizre'de bir kafenin sivil polislerce basılması, içerideki gençlerin darp edilerek gözaltına alınması, işkencenin gözaltı sürecinin olağan parçası haline getirildiğini göstermiştir. Suruç'ta gerçekleştirilen yürüyüşe uyarısız müdahale edilmiş; plastik merminin Tacettin Kamar'ın gözüne isabet etmesi sonucu ağır yaralanma meydana gelmiştir. Nusaybin'de 13 yaşındaki çocuğun polis tarafından havaya kaldırılıp yere fırlatılması, çocukların dahi şiddetten muaf tutulmadığını ortaya koymuştur. Viranşehir'de 2,5 aylık bebeğin anne ve babasının gözaltına alınması, çocuğun üstün yararını ağır biçimde ihlal etmiştir.

İstanbul Aksaray'da gerçekleştirilen protestolar polis ablukası altına alınmış, 95 kişi gözaltına alınmıştır. Bu müdahale sırasında İstanbul Milletvekilimiz Celal Fırat darp edilerek hastaneye kaldırılmıştır. Mersin Tarsus'ta ise protestoların ardından açılan ateş sonucu Baran Abdi evinin balkonunda yaşamını yitirmiştir. IŞID saldırıları nedeniyle Kobani'den göç etmek zorunda kalan Baran Abdi'nin ölümü, protesto hakkının hedef haline getirildiği bir ortamda yaşam hakkının nasıl ortadan kaldırıldığını en vahim biçimde ortaya koymuştur.

Rojava'ya yönelik saldırıları kamuoyuna duyurmak isteyen gazetecilere gözaltılar yapılmakta; Kürt basınına 'erişim engeli' adı altında sansür uygulanmaktadır. Katledilen Kürt kadın savaşçısının kesilmiş saç örgüsünün teşhir edilmesi karşısında, kadınlarla dayanışma göstermek amacıyla saçlarını örerek sosyal medya paylaşımı yapan Kocaeli'de görevli hemşire . ile Kars Kağızman'da yaşayan 17 yaşındaki N.A. ve 20 yaşındaki Ayşe Avcı gözaltına alınmıştır. Şiddet çağrısı içermeyen barışçıl dayanışma eylemi nedeniyle yurttaşların gözaltına alınması, ifade özgürlüğü ve kadın dayanışmasının kriminalize edildiğini göstermektedir.

Tüm bu uygulamalar birlikte değerlendirildiğinde; protestolara yönelik müdahalelerin, işkence ve kötü muamele uygulamalarının, keyfi gözaltı ve tutuklamaların yaygın, süreklilik arz eden ve siyasal nitelik taşıyan bir devlet pratiği haline getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasa ile Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşme başta olmak üzere uluslararası yükümlülüklerin ağır biçimde ihlal edildiği bu vahim tablo karşısında; söz konusu ihlallerin tüm yönleriyle araştırılması, delillerin karartılmasının önlenmesi ve benzer ihlallerin tekrarının önüne geçilmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması zorunlu hale gelmiştir. 3 Sartar Ouc

---

**Kaynak gösterme:** Cengiz Çiçek (DEM Parti, İstanbul). “Suriye'nin Halep şehrinde yaşanan olaylara yönelik yapılan protestolara yönelik iddiaların tüm yönleriyle araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3726, 29 Ocak 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3726-suriye-nin-halep-sehrinde-yasanan-olaylara-yonelik-yapilan-protestolara-yonelik-iddialarin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/aefdcb55-61e5-4374-a1c6-019c1eaf42f3

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
