# Şırnak'ın Cizre ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında yaşandığı iddia edilen hak ihlallerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3732)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3732
- **Tarih:** 9 Şubat 2026
- **İlk imza:** Nevroz Uysal Aslan (DEM Parti, Şırnak)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/498ef4a2-6643-4883-a1cc-019c524a1ce0
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3732-sirnak-in-cizre-ilcesinde-ilan-edilen-sokaga-cikma-yasagi-sirasinda-yasandigi-iddia-edilen

> 10/3732 esas numaralı meclis araştırması önergesi 9 Şubat 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Nevroz Uysal Aslan (DEM Parti); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

14 Aralık 2015'te Cizre'de Şırnak Valiliği tarafından verilen hukuk dışı sokağa çıkma kararı, kesintisiz ve tam zamanlı olarak 79 gün sürmüştür. Bu süre zarfında ablukaya alınan kent sakinleri tarihte eşi benzerine az rastlanır bir uygulama ile karşı karşıya kalmış/bırakılmıştır. Abluka süreci boyunca yaşanan ihlallerin en ağır ve en geri dönülmez kırılma noktası, 7 Şubat 2016 tarihinde Cizre'de bodrumlarda mahsur kalan sivillerin katledildiği ve kamuoyunda "Cizre Bodrum Katliamları" olarak bilinen olaylar bütünüdür.

Ancak aradan geçen on yıla rağmen. söz konusu olaylara ilişkin olarak etkili, bağımsız ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmemiş: yaşam hakkı ihlallerine dair maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması yönünde herhangi bir ilerleme kaydedilmemiştir. Bu nedenle; "Cizre Bodurm Katliamları"na sebebiyet veren faillerin, ihmali-sorumluluğu bulunan siyasilerin ve kamu görevlilerinin açığa çıkarılarak yargılanmalarının önünün açılması amacıyla, Anayasa'nın 98'inci. Iç Tüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

14 Aralık 2015 tarihinde Şırnak Valiliği taratından Cizre ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı, kesintisiz ve tam zamanlı olarak 79 gün sürmüş: bu süre boyunca ilçe ağır silahlarla kuşatılmış, sivil yerleşim alanları tank. top ve havan atışlarıyla hedef alınmıştır. İlçede tepelere konuşlanan güvenlik güçleri. sokak ve caddelerde sivilleri doğrudan hedef almış; binlerce ev ve işyeri yıkılmış. yakılmış ve kullanılamaz hale gelmiş. on binlerce kişi ilçeyi terk etmek zorunda bırakılmıştır.

Sokağa çıkma yasağını ilk 41 günü boyunca Cizre'de yaşanan ölümler, ilçenin farklı noktalarına yayılan biçimde gerçekleşmiş: bu dönemde günde ortalama 3-4 kişi yaşamını yitirmiştir. Ancak 22 Ocak 2016 tarihi itibarıyla Cizre de yaşanan ölümler niteliksel olarak farklı bir aşamaya geçmiştir. Bu tarihten sonra ölümler. belirli adreslerde yoğunlaşmış, sivillerin bodrum katlarında mahsur kaldığı ve durumlarının kamuoyuna gün gün yansıdığı bir sürece dönüşmüştür.

22 Ocak 2016 tarihinde Cudi Mahallesinde bulunan ve kamuoyunda "Birinci Vahşet Bodrumu" olarak anılan Cudi Mahallesi Bostancı Sokak No: 23 adresinde, aralarında ağır yaralıların da bulunduğu 31 sivilin bodrum katına sığındığı bilgisi doğrudan milletvekillerine iletilmiştir. Aynı gün itibarıyla bodrumda bulunan siviller: açık adres bilgilerini, yaralı sayılarını ve acil tıbbi müdahale taleplerini milletvekilleriyle telefon görüşmeleri yaparak aktarmış, bu bilgiler ilgili bakanlıklara ve devletin en üst makamlarına iletilmiştir. Dolayısıyla bodrumda sivillerin bulunduğu. bu sivillerin yaralı olduğu ve acil yardım ihtiyacı içinde olduğu hususu yetkili makamların bilgisi dahilinde olmuştur.

Bu süreçte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Cihan Karaman hakkında yaşam hakkının korunmasına yönelik tedbir kararı verilmiş: ancak bu karara rağmen Karaman hastaneye ulaştırılamamış ve kan kaybı nedeniyle yaşamını yitirmiştir.

23 ve 24 Ocak 2016 tarihlerinde bodrumdan yapılan canlı yayınlar ve telefon bağlantılarıyla, yaralı sivillerin hastaneye ulaştırılamadığı için ölümlerin arttığı kamuoyuna duyurulmuştur. Bu süreçte, vahşet bodrumlarında yakılarak katledilen Mehmet Tunç. Med Nuçe TV'ye yaptığı canlı bağlantılarda; bodrumda bulunan sivillerin adres bilgilerinin yetkililere defalarca iletildiğini, aralarında ağır yaralıların bulunduğunu ve buna rağmen herhangi bir tahliye koridorunun açılmadığını açıkça ifade etmiştir. Tunç. bu bağlantılarda, adres bildiriminin hemen ardından binanın üst katlarının yoğun ateş altına alındığını. sivillerin bu nedenle bodrum katına sığınmak zorunda kaldığını ve bodrumun da doğrudan hedef haline getirildiğini kamuoyuna aktarmıştır.

25-28 Ocak 2016 tarihleri arasında bodrumda bulunan yaralı sivillerin yaşamını yitirdiği; ambulansların defalarca bölgeye yönlendirildiği ancak güvenlik gerekçesi ileri sürülerek engellendiği; bazı durumlarda ambulanslara ateş açıldığı yönündeki bilgiler basın yayın organları ve insan hakları raporlarıyla belgelenmiştir. Bu süre boyunca yapılan yardım çağrılarına rağmen, sivillerin tahliyesine yönelik hiçbir etkili adım atılmamıştır. Birinci bodrumdaki bu süreç devam ederken. Cudi Mahallesi Narin Sokak No:6 adresinde bulunan ve "İkinci Vahşet Bodrumu" olarak anılan başka bir bodrumda da sivillerin mahsur kaldığı bilgisi kamuoyuna yansımıştır. 7 Şubat 2016 tarihinde bu adrese yönelik yüksek tahrip gücüne sahip bir patlama meydana gelmiş. patlamanın etkisi kilometrelerce uzaktan hissedilmiştir. Yasakların kaldırılmasının ardından yapılan incelemelerde, bodrumun bulunduğu binanın tamamen yıkıldığı, enkazın hızla kaldırıldığı ve geriye yalnızca bina temelinin kaldığı tespit edilmiştir. Bu bodrumda bulunan sivillerin tamamına yakınının yaşamını yitirdiği anlaşılmaktadır.

Aynı dönemde, Sur Mahallesi Akdeniz Sokak'ta bulunan ve kamuoyunda "Üçüncü Vahşet Bodrumu" olarak anılan, inşaat halindeki bir binanın bodrum katında yaklaşık 45 sivilin mahsur kaldığı ve bu bodrumun da yoğun ve doğrudan saldırılar altında bulunduğu kamuoyuna yansımıştır. Bu durum, 10 Şubat 2016 tarihinde, bodrumda bulunan HDP Milas Eski İlçe Başkanı Derya Koç tarafından İMC Televizyonu'na yapılan canlı yayın bağlantısı ile kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu bağlantıda, bodrumda çok sayıda sivilin bulunduğu, binanın ağır ateş altında kaldığı ve sivillerin yaşamlarının acil ve ciddi bir tehlike altında olduğu açık biçimde ifade edilmiştir. Böylelikle Üçüncü Vahşet Bodrumu'nda sivillerin mahsur kaldığı gerçeği, yalnızca yerel kaynaklar aracılığıyla değil, ulusal bir televizyon kanalı üzerinden tüm kamuoyunun gözü önünde açığa çıkmış ve ilgili devlet makamları bakımından inkar edilemez hale gelmiştir.

Bu koşullar altında sürdürülen saldırılar ve tahliye mekanizmalarının bilinçli biçimde işletilmemesi sonucunda. "vahşet bodrumları" olarak anılan bu alanlardan toplam 177 cenaze çıkarılmış, bunların 41'inin çocuk. 22'sinin kadın olduğu tespit edilmiştir. İnsan hakları örgütlerinin raporlarında, çok sayıda cenazenin bombardıman ve yangın nedeniyle vücut bütünlüğünün ağır biçimde bozulduğu belirlenmiştir.

Son olarak; ablukanın kaldırılmasının hemen ardından başlatılan yıkımı faaliyetleri, riskli alan ilanları ve enkazların hızla ortadan kaldırılması; cenazelerin kimlik tespiti tamamlanmadan defnedilmesi ve olay yerlerinde bağımsız incelemelerin engellenmesiyle birlikte değerlendirildiğinde, yaşanan ihlallerin ortaya çıkarılmasını engelleyen bir uygulama pratiği olarak dikkat çekmektedir.

Yaşam hakkının bu denli açık, belgeli ve görünür biçimde ihlal edildiği bir sürecin ardından, devletin etkili, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmasına rağmen; aradan geçen on yıla rağmen sorumluların tespitine ve yargılanmasına yönelik herhangi bir ilerleme sağlanmamıştır. Bu durum, ağır ihlallerin cezasızlık politikasıyla korunmak istendiğini göstermektedir.

Bu nedenlerle; başta 22 Ocak-7 Şubat 2016 tarihleri arasında Cizre'de bodrum katlarında yaşanan toplu ölümler olmak üzere. sokağa çıkma yasakları sürecinde meydana gelen ağır insan hakları ihlallerinin tüm yönleriyle araştırılması. ihmali ve sorumluluğu bulunan siyasi ve idari makamların tespit edilmesi ve yargı süreçlerinin önünün açılması amacıyla bir Meclis Araştırması açılması zorunludur.

---

**Kaynak gösterme:** Nevroz Uysal Aslan (DEM Parti, Şırnak). “Şırnak'ın Cizre ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında yaşandığı iddia edilen hak ihlallerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3732, 9 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3732-sirnak-in-cizre-ilcesinde-ilan-edilen-sokaga-cikma-yasagi-sirasinda-yasandigi-iddia-edilen (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/498ef4a2-6643-4883-a1cc-019c524a1ce0

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
