# Enerji yoksulluğunun nedenlerinin ve güncel boyutlarının tüm yönleriyle araştırılarak toplumun enerjiye erişimindeki sorunların giderilmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3750)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3750
- **Tarih:** 11 Şubat 2026
- **İlk imza:** Ümit Özlale (CHP, İzmir)
- **İmza sayısı:** 23
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/36652453-7afe-4465-83c2-019c75d9e7bf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3750-enerji-yoksullugunun-nedenlerinin-ve-guncel-boyutlarinin-tum-yonleriyle-arastirilarak-topl

> 10/3750 esas numaralı meclis araştırması önergesi 11 Şubat 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Ümit Özlale (CHP); 23 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Türkiye'de enerji yoksulluğunun boyutlarının, nedenlerinin ve toplumsal sonuçlarının ortaya konulması; mevcut enerji politikalarının hane halkları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi, temiz, ucuz ve kesintisiz enerjiye erişimin temel bir kamu hizmeti olarak yeniden ele alındığı Türkiye'nin enerji yoksulluğu ile mücadele politikaları ve eylem planlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ortak uzlaşıya dayanarak belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim. 10.02.2026

GEREKÇE

Enerji, modern toplumlarda yalnızca bir ekonomik girdi değil; barınma, sağlık, eğitim ve insanca yaşam koşullarının ayrılmaz bir parçasıdır. Buna rağmen Türkiye'de son yıllarda izlenen enerji politikaları, geniş toplum kesimlerinin temel enerji ihtiyaçlarını karşılayamaz hâle gelmesine yol açmış; enerji yoksulluğu kalıcı ve yapısal bir sorun hâline gelmiştir.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verileri, Türkiye'de evini yeterince ısıtamayan nüfus oranının 2014 yılından bu yana anlamlı bir iyileşme göstermediğini ortaya koymaktadır. 2024 itibarıyla Türkiye'de bu oran %15,1 düzeyindeyken, Avrupa Birliği ortalaması %9,2'dir. Türkiye OCD'nin Kasım-Aralık 2025 verilerine göre enerji enflasyonunda %30,7 ile 38 ülke arasında açık ara ilk sıradadır. Birçok Avrupa ülkesinde enerji yoksulluğu gerilerken Türkiye'nin bu alanda yerinde sayması, sorunun geçici değil, yapısal nitelik taşıdığını göstermektedir.

Enerji yoksulluğu Türkiye'de yalnızca en yoksul kesimleri değil, giderek farklı gelir gruplarını kapsayan daha geniş toplumsal kesimleri etkilemektedir. Medyan gelirin %60'ının altında gelire sahip hanelerde evini yeterince ısıtamayanların oranı %37'yi aşarken, bu oran Avrupa Birliği ortalamasının neredeyse iki katıdır. Daha da çarpıcı olan, yoksul olmayan kesimlerde dahi bu oranın %8'in üzerinde seyretmesidir. Bu durum, enerjiye erişimin Türkiye'de yalnızca gelir yetersizliğinin değil, yanlış fiyatlandırmayı da içeren yapısal politika tercihlerinin bir sonucu olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, hane halklarına yönelik sübvansiyon politikaları kısa vadede fiyat artışlarını sınırlıyor gibi görünse de sanayi ve ticari kullanıcılar üzerindeki yüksek enerji maliyetleri üretim maliyetlerini artırmakta; bu artışlar dolaylı biçimde enflasyon, istihdam kaybı ve reel gelir düşüşü olarak toplumun tamamına geri dönmektedir. Bu yönüyle mevcut sübvansiyon yapısı, enerji yoksulluğunu çözmek yerine ertelenmiş ve dolaylı bir sosyal maliyet üretmektedir.

Enerji yoksulluğunu derinleştiren bir diğer temel unsur ise elektrik piyasasında yaşanan yapısal bozulmadır. Özelleştirme süreci sonrasında elektrik faturaları içinde dağıtım, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin payı olağanüstü biçimde artmış; bugün bu kalemler enerji bedelinin katbekat üzerine çıkmıştır. Vatandaş artık elektriğin kendisinden çok, elektriğin dağıtımına ödeme yapar hâle gelmiştir. Bu durum, enerji hizmetinin kamusal bir hak olmaktan uzaklaşıp ticari bir maliyet kalemine dönüştüğünü göstermektedir.

Tüm bu veriler, enerji yoksulluğunun Türkiye'de yalnızca kısa vadeli sosyal yardım mekanizmalarıyla ele alınamayacak kadar derin, çok boyutlu ve yapısal bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Enerji fiyatlandırma politikaları, özelleştirme uygulamaları, sübvansiyon mekanizmaları ve gelir dağılımı arasındaki ilişki bütüncül biçimde incelenmeden kalıcı ve adil bir çözüm üretmek mümkün değildir.

Türkiye'de enerji yoksulluğunun güncel boyutlarının ve yaygınlığının ortaya konulması; hane halkları, sanayi ve ticari kullanıcılar üzerindeki etkilerinin incelenmesi; enerji fiyatlandırma ve sübvansiyon politikalarının toplumsal sonuçlarının değerlendirilmesi; elektrik ve doğalgaz piyasasında uygulanan özelleştirme politikalarının enerjiye erişim üzerindeki etkilerinin araştırılması; enerjiye erişimin temel bir kamu hizmeti ve sosyal hak olarak yeniden ele alınmasına yönelik politika seçeneklerinin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması elzemdir.

---

**Kaynak gösterme:** Ümit Özlale (CHP, İzmir). “Enerji yoksulluğunun nedenlerinin ve güncel boyutlarının tüm yönleriyle araştırılarak toplumun enerjiye erişimindeki sorunların giderilmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3750, 11 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3750-enerji-yoksullugunun-nedenlerinin-ve-guncel-boyutlarinin-tum-yonleriyle-arastirilarak-topl (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/36652453-7afe-4465-83c2-019c75d9e7bf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
