# Kürtçe dilinin kamusal alanda kullanımında karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3819)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3819
- **Tarih:** 20 Şubat 2026
- **İlk imza:** Hüseyin Olan (DEM Parti, Bitlis)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/5b5d30d1-80e2-4088-b425-019c9e2caba0
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3819-kurtce-dilinin-kamusal-alanda-kullaniminda-karsilasilan-sorunlarin-arastirilarak-alinmasi

> 10/3819 esas numaralı meclis araştırması önergesi 20 Şubat 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Hüseyin Olan (DEM Parti); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Anadil; bireyin dünyayla ilk temas kurduğu, kimliğini şekillendirdiği, düşünme biçimini geliştirdiği ve toplumsal aidiyetini oluşturduğu temel varoluş alanıdır. İnsan, duygularını, hafızasını ve kültürel birikimini anadili aracılığıyla taşır. Bu nedenle bir dili korumak yalnızca kelimeleri korumak değildir. Dili korumak; toplumsal hafızayı, kültürel sürekliliği ve insan onurunu korumaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından 21 Şubat'ın Dünya Anadili Günü ilan edilmesi, dillerin korunmasının kültürel bir tercihten ziyade insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü her dil, insanlığın kolektif mirasının bir parçasıdır. Kürtçe de bu mirasın kadim ve zengin bir bileşeni olarak yaşamaya çalışmaktadır. Dolayısı ile anadili Kürtçe olan yurttaşların eğitim, sağlık, adalet ve diğer kamusal hizmetlere erişimde karşılaştıkları yapısal sorunların tespit edilmesi, Türkiye'de konuşulan dillerin korunma korunması ve geliştirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

Dil, bir toplumun tarihsel deneyimini, düşünme biçimini ve kültürel birikimini taşıyan temel yapıdır. İnsan, dünyayı ilk olarak anadili üzerinden anlamlandırır, toplumsal ilişkilerini bu dil aracılığıyla kurar. Bu nedenle dillerin korunması yalnızca kültürel bir çeşitlilik meselesi olarak değerlendirmek yetersiz olacaktır. Dillerin korunması toplumsal hafızanın sürekliliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Bir dilin kamusal alanın dışına itilmesi, o dili konuşan toplumun kamusal varlığının daralması sonucunu doğurur. Modern devlet yapılanmalarında dil, ulusal bütünlüğün aracı olarak konumlandırılmış ve eğitim sistemi başta olmak üzere kamu kurumları tek dil üzerinden örgütlenmiştir. Bu yaklaşım, çok dilli toplumlarda farklı anadillere sahip yurttaşlar açısından eşitsizlik üretmiştir. Eğitim sürecine anadili dışında bir dilde başlayan çocukların bilişsel gelişim süreçlerinde zorlandığına ilişkin çok sayıda akademik çalışma bulunmaktadır. Uluslararası raporlarda, resmi dil ile anadili farklı olan çocukların okullaşma ve eğitimde kalıcılık oranlarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'de anayasal ve yasal düzenlemeler eğitim dilini fiilen tek dille sınırlandırmaktadır. Bu durum, anadili Kürtçe olan çocukların eğitim sürecinde dezavantajlı konuma düşmesine neden olmaktadır. Sorun yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesidir. Eğitim dili ile ev dili arasındaki kopukluk, öğrencinin kendini ifade etme kapasitesini sınırlamakta ve okul başarısını doğrudan etkilemektedir.Dil meselesi eğitim alanıyla sınırlı kalmamaktadır. Sağlık hizmetlerinde doğru teşhis ve etkili tedavi, hastanın kendini açık ve doğru biçimde ifade edebilmesine bağlıdır. Egemen dilin diğer etno-dilsel gruplar üzerinde kurduğu dil bariyeri, özellikle yaşlı nüfus ve kırsal bölgelerde yaşayan yurttaşlar açısından sağlık hakkının kullanımını zorlaştırmaktadır. Adalet hizmetlerinde ise kişinin beyanının sağlıklı biçimde alınabilmesi ve savunma hakkının etkin kullanımı, dil engelinin ortadan kaldırılmasını gerektirmektedir. Kamusal hizmetlerin yalnızca tek dil üzerinden yürütülmesi, fiilî eşitsizlik üretmektedir. Türkiye çok dilli bir toplumsal yapıya sahiptir. Buna karşın kamusal politika ve uygulamalar uzun yıllar boyunca bu çok dilliliği kurumsal güvence altına almamıştır. Kürtçe ve Zazaca başta olmak üzere bazı dil ve lehçeleri uluslararası dil izleme çalışmalarında risk kategorilerinde yer almaktadır. Bu durum kuşaklar arası aktarımın zayıflatmaktadır. Dilin kamusal statüsünün sınırlı olması, genç kuşakların anadillerini gündelik yaşamda kullanma oranını düşürmektedir. Son yıllarda seçmeli ders uygulamaları, üniversitelerde açılan bölümler ve kamu yayıncılığı alanındaki gelişmeler olsa da bu adımlar dilin kamusal işlevini güçlendirecek bütüncül bir politika oluşturamamıştır. Öğretmen ihtiyacı, materyal eksikliği, uygulamadaki idari engeller ve kamusal hizmetlerde anadil kullanımının kurumsallaşmamış olması sorunun devam ettiğini göstermektedir.

Bu bağlamda; anadili Kürtçe olan Kürtlerin eğitim, sağlık, adalet ve diğer kamusal hizmetlere erişimde karşılaştıkları yapısal sorunların tespit edilmesi, Türkiye'de konuşulan dillerin korunma korunması ve geliştirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir araştırma komisyonunun kurulması elzemdir.

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Olan (DEM Parti, Bitlis). “Kürtçe dilinin kamusal alanda kullanımında karşılaşılan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3819, 20 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3819-kurtce-dilinin-kamusal-alanda-kullaniminda-karsilasilan-sorunlarin-arastirilarak-alinmasi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/5b5d30d1-80e2-4088-b425-019c9e2caba0

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
