# HES projelerinin ÇED süreçlerinin etkin ve bütüncül bir şekilde yürütülmesinin sağlanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3858)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3858
- **Tarih:** 27 Şubat 2026
- **İlk imza:** Nurten Yontar (CHP, Tekirdağ)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/0265271f-11e2-4b05-baa7-019cb7a06c02
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3858-hes-projelerinin-ced-sureclerinin-etkin-ve-butuncul-bir-sekilde-yurutulmesinin-saglanmasi

> 10/3858 esas numaralı meclis araştırması önergesi 27 Şubat 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Nurten Yontar (CHP); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Gerekçesi ekte sunulan, Türkiye genelinde hidroelektrik santral (HES) projelerinin çevreye, su varlıklarına, orman ekosistemlerine ve yerel yaşam alanlarına etkilerinin bütüncül biçimde araştırılması, çevresel akış uygulamalarının, etki analizlerinin, ÇED süreçlerinin ve denetim mekanizmalarının etkinliğinin değerlendirilmesi, havza bütünlüğünü esas alan sürdürülebilir enerji politikalarının oluşturulması ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasamızın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

Türkiye'nin elektrik üretiminde hidroelektrik enerjinin önemli bir payı bulunmaktadır. DSİ verilerine göre 2024 yılında elektrik üretiminin yaklaşık %21,5'i hidroelektrik santrallerden sağlanmış, toplam yaklaşık 349 milyar kWh üretimin 75 milyar kWh'lik kısmı HES'lerden elde edilmiştir. Bu tablo, hidroelektriğin enerji arz güvenliği açısından rolünü göstermektedir. Ancak "yenilenebilir" nitelemesi, bir yatırımın kendiliğinden çevresel sürdürülebilir olduğu anlamına gelmemektedir. Özellikle nehir tipi HES projelerinde suyun büyük bölümünün borulara alınması ve dere yatağında bırakılan su miktarının yetersiz kalması, akarsu ekosistemlerinde habitat kaybına, su kalitesinde bozulmaya, balık popülasyonlarında azalmaya ve dere kenarı ekosistemlerinde parçalanmaya yol açabilmektedir. Bu konu ile alakalı uzman kuruluşlar tarafından hazırlanan raporlarda, çevresel akışın bilimsel yöntemlerle belirlenmesi ve izlenmesi gerektiği açıkça vurgulanmaktadır. Buna karşın uygulamada, çevresel akış miktarlarının ekosistem ihtiyacını karşılayıp karşılamadığı, ölçüm ve denetim mekanizmalarının yeterliliği konusunda ciddi soru işaretleri bulunmaktadır. Türkiye'nin birçok havzasında aynı akarsu üzerinde ardışık biçimde kurulan çok sayıda HES bulunmaktadır. Tek tek değerlendirildiğinde "kabul edilebilir" görünen etkiler, toplamda havzanın doğal işleyişini geri dönüşü zor biçimde değiştirebilmektedir. Parçalı ÇED süreçleri ve proje bazlı izin mekanizmaları, havza ölçeğinde bütüncül değerlendirmeyi çoğu zaman dışarıda bırakmaktadır.

Bilim insanlarına göre bir akarsu yalnızca yatağındaki sudan ibaret değildir. Beslendiği orman ekosistemi, toprak yapısı, eğim, jeolojik formasyon ve mikroklima ile birlikte bir havza sistemidir. Bu sistemde yapılacak her müdahale yalnızca su miktarını değil, suyun zamanlama, hız ve dağılım rejimini, dolayısıyla yeraltı su beslenmesini, toprak nem dengesini, erozyon süreçlerini ve biyolojik çeşitliliği doğrudan etkiler.

Öte yandan, nehir tipi HES'lerde su rejiminin değiştirilmesi, sediman taşınımının kesilmesine, balık göç yollarının bozulmasına, orman kuşağının zayıflamasına, kurak dönemlerde su stresinin artmasına, sel ve taşkın risklerinin değişmesine zemin hazırlayabilmektedir. İklim değişikliğiyle birlikte yağış rejimlerinin düzensizleştiği, kuraklık riskinin arttığı bir dönemde havza bütünlüğünü gözetmeyen enerji yatırımları, kısa vadeli üretim artışı sağlasa bile uzun vadede su güvenliğini ve ekolojik dengeyi riske atabilmektedir.

Ayrıca korunan alanlar ve hassas ekosistemlerde enerji yatırımlarına ilişkin düzenleme ve uygulamaların kamu yararı ve doğa koruma dengesi açısından yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargıya taşınan çeşitli uyuşmazlıklar, doğal sit alanlarında ve hassas bölgelerde yürütülen projelerin hukuki ve çevresel boyutunun tartışmalı olduğunu göstermektedir. Enerji arz güvenliği ile doğa koruma ve yaşam hakkı birbirinin alternatifi değil, birlikte gözetilmesi gereken anayasal yükümlülüklerdir.

Sonuç olarak, Türkiye genelinde hidroelektrik santral (HES) projelerinin çevreye, su varlıklarına, orman ekosistemlerine ve yerel yaşam alanlarına etkilerinin bütüncül biçimde araştırılması, çevresel akış uygulamalarının, etki analizlerinin, ÇED süreçlerinin ye denetim mekanizmalarının etkinliğinin değerlendirilmesi, havza bütünlüğünü esas alan enerji politikalarının oluşturulması ve alınması gereken önlemlerin belirlenmigsi Anayasamızın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri gereğince Mecjª açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

CRUP BAŞKANI

---

**Kaynak gösterme:** Nurten Yontar (CHP, Tekirdağ). “HES projelerinin ÇED süreçlerinin etkin ve bütüncül bir şekilde yürütülmesinin sağlanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3858, 27 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3858-hes-projelerinin-ced-sureclerinin-etkin-ve-butuncul-bir-sekilde-yurutulmesinin-saglanmasi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/0265271f-11e2-4b05-baa7-019cb7a06c02

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
