# Milli parklarda son yirmi yılda yapılan tahsis ve imar değişiklikleri ile ÇED süreçlerinin bilimsel yeterliliğinin araştırılarak milli parkların korunması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3899)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3899
- **Tarih:** 5 Mart 2026
- **İlk imza:** Mühip Kanko (CHP, Kocaeli)
- **İmza sayısı:** 23
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/ff45764a-51ef-4827-bc35-019cfb0e1b12
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3899-milli-parklarda-son-yirmi-yilda-yapilan-tahsis-ve-imar-degisiklikleri-ile-ced-sureclerinin

> 10/3899 esas numaralı meclis araştırması önergesi 5 Mart 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Mühip Kanko (CHP); 23 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilen Milli Parklar Kanunu değişikliği, yalnızca teknik bir düzenleme değildir; ülkemizin en değerli doğal varlıklarını piyasa mantığına açan yeni bir yaklaşımın ifadesidir. Milli parklar, ormanlar, sulak alanlar ve göller üzerinden sürdürülen rant odaklı anlayışın yeni halkası niteliğindeki bu teklif, kamu yararını değil ticari kaygıyı esas alan bir zihniyetin ürünüdür.

Türkiye'de 49 adet Milli Park bulunmaktadır. Yedigöller (Bolu), Kaçkar Dağları (Rize), Kapadokya (Nevşehir), Uludağ (Bursa), Kazdağı (Balıkesir), Beyşehir Gölü (Konya), Munzur Vadisi (Tunceli) gibi alanlar yalnızca doğal güzellikleriyle değil; zengin biyolojik çeşitliliği, endemik türleri, su kaynakları ve kültürel mirasıyla ülkemizin ortak hazinesidir. Bu alanlar karbon yutakları, su havzaları ve ekolojik denge merkezleridir. Aynı zamanda milyonlarca yurttaşın ortak yaşam alanıdır.

Ancak Meclis'e sunulan düzenleme, *planlama" adı altında bu alanları kamu güvencesinden çıkarma riskini barındırmaktadır. Mevcut yasada devletin uzmanları tarafından hazırlanan koruma planları, teklif metninde yapılan tek kelimelik bir değişiklikle "hazırlattırılır" ifadesi üzerinden özel planlama bürolarına devredilmektedir. Bu değişiklik teknik değil, ideolojiktir. Devletin koruma sorumluluğunu piyasaya devreden bir anlayışın yasal zemine kavuşturulmasıdır.

Son yıllarda kıyıların ayrıcalıklı imar kararlarıyla yapılaşmaya açıldığı, zeytinliklerin "kamu yararı" bahanesiyle madencilik ve sanayi projelerine tahsis edildiği, orman alanlarının çeşitli şirket projelerine devredildiği bilinmektedir. Orman yangınlarının ardından dahi tahsis, uygulamalarının sürmesi, koruma yerine rantın önceliklendirildiği yönündeki kaygıları artırmıştır. Şimdi benzer bir yaklaşımın milli parklar üzerinden sürdürülmek istendiği

Milli parklar ülkenin nefes borularıdır. Bu alanların planlama süreçlerinin özel bürolara . devredilmesi; çıkar çatışması riskini artırmakta, kamu denetimini zayıflatmakta ve koruma statülerini kağıt üzerinde bırakma tehlikesi doğurmaktadır. Planı hazırlayan ile projeden ekonomik fayda sağlayan arasında mesafenin ortadan kalkması, doğal alanların yatırım baskısına açık hâle gelmesine yol açabilir.

Anayasa'nın 56'ncı maddesi devlete çevreyi koruma yükümlülüğü vermektedir. 169'uncu maddesi ormanların korunmasını açıkça düzenlemektedir. Buna rağmen koruma alanlarının planlama yetkisinin özelleştirilmesi, anayasal sorumluluğun aşındırılması anlamına gelmektedir. Doğal alanlar birkaç yatırımcının kâr hanesi değildir; gelecek kuşakların hakkıdır. Küresel iklim krizinin etkilerinin her geçen gün arttığı bir dönemde, biyolojik çeşitliliğin korunması ve su kaynaklarının güvence altına alınması yaşamsal önemdedir. Munzur Vadisi'nden Kazdağı'na, Kaçkarlar'dan Beyşehir Gölü'ne kadar uzanan bu doğal alanlar, yalnızca turizm potansiyeli değil; ekolojik varlık ve kültürel miras alanlarıdır. Bu alanların olmayan tahribatlara yol açabilir.

Bu nedenle;

Milli Parklar Kanunu teklifinin planlama yetkisi devrine ilişkin hükümlerinin, 49 milli parkta son 20 yılda yapılan tahsis ve imar değişikliklerinin,

• Koruma planlarının özel bürolara devredilmesinin hukuki ve çevresel sonuçlarının,

• Çevresel Etki Değerlendirme süreçlerinin bilimsel yeterliliğinin,

• Kamu yararı gerekçesiyle yapılan düzenlemelerin gerçek etkilerinin tüm yönleriyle araştırılması gerekmektedir.

Doğayı korumak anayasal ve vicdani bir sorumluluktur. Milli parkları, ormanları ve sulak alanları rant politikalarına teslim etmek; gelecek kuşakların yaşam hakkını bugünden tüketmektir.

Bu nedenle Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim. ilhami Oroa AUGun

---

**Kaynak gösterme:** Mühip Kanko (CHP, Kocaeli). “Milli parklarda son yirmi yılda yapılan tahsis ve imar değişiklikleri ile ÇED süreçlerinin bilimsel yeterliliğinin araştırılarak milli parkların korunması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3899, 5 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3899-milli-parklarda-son-yirmi-yilda-yapilan-tahsis-ve-imar-degisiklikleri-ile-ced-sureclerinin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/ff45764a-51ef-4827-bc35-019cfb0e1b12

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
