# ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının Türkiye'nin tarımsal üretimi, gıda arzı ve gıda güvenliği konularına etkisinin araştırılması ve üreticinin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3901)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3901
- **Tarih:** 5 Mart 2026
- **İlk imza:** Nejla Demir (DEM Parti, Ağrı)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/c7a1011b-19c3-47a6-be4b-019cfb73e12c
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3901-abd-ve-israil-in-iran-a-yonelik-saldirilarinin-turkiye-nin-tarimsal-uretimi-gida-arzi-ve

> 10/3901 esas numaralı meclis araştırması önergesi 5 Mart 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Nejla Demir (DEM Parti); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla tırmanan bölgesel savaş, küresel gıda ve taşımacılık piyasalarını doğrudan etkileyen yeni bir kriz ortaya çıkarmıştır. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz hattında yaşanan aksaklıklar deniz ticaretinde ciddi belirsizlikler yaratmakta, konteyner hatlarını zorlayarak gübre ve gıda akışını kısıtlamaktadır. Bunun yanında petrol sevkiyatında yaşanabilecek kesintiler enerji fiyatlarını yükseltme potansiyeli taşımaktadır. Enerji maliyetlerindeki artış ise üretimden taşımaya kadar tüm maliyet zincirini etkileyerek başta gıda olmak üzere birçok ürünün fiyatını artırmakta ve küresel gıda enflasyonu riskini büyütmektedir. Bu gelişmelerin, başta Hürmüz Boğazı ve Körfez hattına bağlı tedarik zincirleri üzerinden Türkiye'de tarımsal üretim, gübre temini ve gıda arz güvenliği üzerindeki etkileri dikkate alındığında, Türkiye'nin çok ciddi bir krizle karşı karşıya kalma ihtimali açıkça görülmektedir.

Daha önce Rusya-Ukrayna savaşıyla derinleşen girdi ve gıda krizinin Türkiye'de tarımsal üretim ve fiyatlar üzerindeki etkileri değerlendirildiğinde, benzer bir sürecin yeniden yaşanması halinde ortaya çıkabilecek sonuçların telafisi güç olacaktır. Bu nedenle söz konusu sürecin bütün yönleriyle ele alınması, ortaya çıkabilecek risklerin tespit edilmesi ve çiftçileri, üreticileri ile yurttaşları kamucu bir anlayışla koruyacak acil önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrasında Ortadoğu'da tırmanan savaş riski, yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değildir. Bu gelişmeler, birçok ülke ile birlikte özellikle ekonomisi kırılgan olan Türkiye açısından doğrudan doğruya bir tarımsal üretim, gübre temini ve gıda arz güvenliği krizine dönüşme potansiyeli taşımaktadır. Hürmüz Boğazı ve Körfez hattında artan savaş gerilimi; başta petrol olmak üzere birçok ürünün tedarikinde aksamalara yol açarken, deniz taşımacılığında navlun maliyetlerini ve savaş riski sigorta primlerini artırarak küresel ticaret maliyetlerini yükseltmektedir. Bazı sigorta şirketlerinin Körfez'de savaş riski teminatlarını askıya alma ya da fiyatları ciddi biçimde artırma yönünde adımlar attığı kamuoyuna yansımıştır. Bu durum, özellikle tarımsal üretimi doğrudan etkileyecek olan enerji kadar ve gübre gibi temel tarımsal girdiler açısından da doğrudan maliyet baskısı yaratmaktadır.

Uluslararası piyasa değerlendirmelerinde özellikle gübre fiyatlarında çatışma sonrası yukarı yönlü hareketlilik yaşandığı belirtilmektedir İran ve Körfez. bölgesinin küresel gübre ticaretindeki ağırlığı dikkate alındığında, tedarik zincirindeki her kırılma Türkiye gibi gübrede yüksek dışa bağımlılığı bulunan ülkeler açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır. Bu tablo, yalnızca fiyat artışı değil; üretim planlamasında belirsizlik, ekim alanlarında daralma ve verim kaybı ihtimalini de gündeme getirmektedir.

AKP'nin ithalata dayalı mevcut tarım politikası uzun süredir Türkiye'de tarımsal üretim yapısını ciddi biçimde etkilemektedir. Gübrede, enerjide ve yem hammaddelerinde dışa bağımlılık giderek artmış; yerli üretimi güçlendirecek kamusal üretim ve planlama kapasitesi ise yıllardır uygulanan yanlış tarım politikaları ile adeta bilinçli bir şekilde ihmal edilmiştir.

Savaşın uzaması durumunda yalnızca üretim maliyetleri artmayacak; özellikle küçük ölçekli çiftçiler üretimden kopacak, gıda enflasyonu derinleşecek, dar gelirli yurttaşların temel gıdaya erişimi daha da zorlaşacaktır. Bu koşullarda ortaya çıkan maliyet artışlarının yükü bir kez daha çiftçilere, üreticilere, emekçilere ve nihayetinde yurttaşlara yansıtılacaktır. Başka bir ifadeyle savaşın ekonomik faturası bir kez daha halkın sırtına yüklenmiş olacaktır. Bu tablo Türkiye açısından yeni değildir. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrasında 2022 yılında enerji ve gübre fiyatlarındaki artış küresel gıda fiyatlarını yükseltmiş; tarımsal üretim maliyetlerinde ciddi sıçramalara yol açmıştır. FAO'nun değerlendirmeleri, savaşın tarımsal girdiler ve gıda güvenliği üzerindeki sistematik etkilerini açık biçimde ortaya koymuştur. O dönemde yaşanan girdi şoku Türkiye'de gıda enflasyonunu derinleştirmiş, özellikle küçük ölçekli çiftçiyi ve üreticiyi daha da zayıflatmıştır. Bugün benzer bir zincirin, hatta daha ağır bir biçimde tekrarlanma riski bulunmaktadır.

Bu nedenle araştırılması gereken konu yalnızca mevcut savaşın anlık etkileri değildir. Bölgedeki savaşın derinleşmesi ve uzaması halinde tedarik zincirinde yaşanabilecek kırılmaların maliyetlere nasıl yansıyacağı incelenmelidir. Bu maliyet artışlarının Türkiye'de başta enerji ve gübre fiyatları üzerindeki etkileri değerlendirilmelidir. Başta gübre ve enerji olmak üzere stratejik tarımsal girdilerde ülkenin mevcut üretim ve tedarik yapısının yarattığı kırılganlık ortaya konulmalı ve alınması gereken önlemler tespit edilmelidir. Enerji ve gübre fiyat şoklarının 2026 üretim sezonu ve verim düzeyi üzerindeki muhtemel etkileri araştırılmalıdır. Küçük ölçekli çiftçilerin ve üreticilerin borçluluk düzeyi ile tasfiye riski incelenmelidir. Gıda enflasyonunun dar gelirli kesimler üzerindeki etkileri bütüncül biçimde değerlendirilerek gerekli önleyici politikalar ivedilikle uygulanmalıdır. Savaşın bölgesel halklara yıkım getirdiği bir ortamda Türkiye'de de gıda krizinin derinleşmesine seyirci kalınamaz. Yurttaşların sofrasını küresel savaş stratejilerine ve ithalat lobilerinin insafına bırakan anlayış sürdürülebilir değildir; bu politikalardan derhal vazgeçilmelidir. Bu nedenle ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla tırmanan savaşın Türkiye'nin tarımsal üretimi, gübre arzı ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerinin incelenmesi ve çiftçiyi, üreticiyi ile yurttaşı koruyacak kamucu ve planlamacı politika önerilerinin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Içtüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

---

**Kaynak gösterme:** Nejla Demir (DEM Parti, Ağrı). “ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının Türkiye'nin tarımsal üretimi, gıda arzı ve gıda güvenliği konularına etkisinin araştırılması ve üreticinin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3901, 5 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3901-abd-ve-israil-in-iran-a-yonelik-saldirilarinin-turkiye-nin-tarimsal-uretimi-gida-arzi-ve (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/c7a1011b-19c3-47a6-be4b-019cfb73e12c

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
