# Riskli ve çok riskli durumda bulunan yapıların sayısının tespit edilmesi ve bir acil eylem planı hazırlanarak olası bir deprem riskine karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3938)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3938
- **Tarih:** 17 Mart 2026
- **İlk imza:** Cem Avşar (CHP, Tekirdağ)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/e5df9813-b55a-41aa-b431-019d000b3436
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3938-riskli-ve-cok-riskli-durumda-bulunan-yapilarin-sayisinin-tespit-edilmesi-ve-bir-acil-eylem

> 10/3938 esas numaralı meclis araştırması önergesi 17 Mart 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Cem Avşar (CHP); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Ülkemiz, jeolojik açıdan dünyanın en riskli ve afet potansiyeli en yüksek coğrafyaların biridir. 85 milyon nüfusun yüzde 71'i deprem riski taşıyan bölgelerde yaşamaktadır. Ülkemizde ortalama iki yılda yıkıcı bir deprem meydana gelmektedir. Bunun en bariz örneği, 6 Şubat depremleridir. Bununla birlikte, Türkiye'de 6 milyon bağımsız birim risk altında ve 2 milyonunun acil dönüşüm beklemektedir. Yani biz, deprem riski yüksek bir coğrafyada ve dirençli olmayan şehirlerde yaşamaktayız. Hal böyleyken; bütçeye baktığımızda Kentsel Dönüşüm Başkanlığına 111 milyar 125 milyon 672 TL, AFAD'a ise; 375 milyar 452 milyon 610 bin TL ayrılmıştır.

Depreme ve afette karşı, ülkemizi koruyacak bu iki kurumun toplam bütçesi; 486 milyar 578 milyon 282 bin TL'dir. Bununla birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bütçesi ise 275 milyar 11 milyon 91 bin TL'dir.

Bununla birlikte 2026 yılı bütçesinde yerel yönetimlerin genel bütçe içindeki payı, 2025'teki %9,2'den %8,8'e düşürülmüştür. Şehircilik ve risk odaklı bütünleşik afet yönetiminin toplam bütçe içindeki payı ise %2,9'dan %2,7'ye gerilemiştir. Rakamların yanı sıra ne Komisyon görüşmelerinde ne de Genel Kurul görüşmelerinde bu 'kendiliğinden yıkılabilecek' durumda olan çok riskli 2 milyon bağımsız birime ilişkin herhangi husus gündeme getirilmemiştir.

2025 bütçe görüşmelerinde Sayın Bakan konuşmasında Marmara Depremine ilişkin şöyle ifadelere yer vermiştir; 'Türkiye'nin bekasını tehlikeye atacak olan İstanbul'umuzun üzerine titriyoruz. Bilim insanlarımız uyarılarına her gün bir yenisini daha ekleyerek "İstanbul'un yakın geleceğinde bir deprem bekleniyor, acil ve kesintisiz kentsel dönüşüm şart." diyorlar. "İstanbul'a dair tüm gündemler ertelenmeli, süratle dönüşüme odaklanılmalı." diyorlar. Bu çağrıları da şu hakikatlere dayandırıyorlar: Bugün İstanbul'umuz toplam 7,5 milyon ev ve iş yeriyle devasa bir metropoldür. Bu yuvaların 1,5 milyonu mühendislik hizmeti almamış ve zemin nedeniyle de ileri derecede risk altındadır. Hele hele bunların 600 bini, bırakın 7 şiddetindeki bir depremi, her an kendiliğinden çökebilecek bir vaziyettedir. Zaten gün geçmiyor ki İstanbul'un bir mahallesinde kendiliğinden çöken bir bina olmasın" Planlarda gördüğümüz ise; İstanbul'un depreme hazırlığı, bizatihi kendisinin jeolojik risk taşıdığı bilirkişilerce ispatlanan Kanal İstanbul'a dayandırılmasıdır. Kanal İstanbul güzergahı rezerv yapı alanı olarak yapılaşmaya açılacak ve Yenişehir Kanal İstanbul Projesi ile yapılar yenilenecek, şeklindedir. Ancak Danıştay'ın talebi üzerine 21 akademisyen ve uzmanın hazırladığı son Bilirkişi Heyet Raporunu göre Kanalın zaten yapılması büyük bir deprem riskini tetiklemektedir. Söz konusu Bilirkişi Heyetinin en kritik tespitlerinden biri, projenin jeolojik açıdan taşıdığı ağır risktir. Kanal güzergâhı boyunca yapılacak kapsamlı kazıların, bölgede bulunan gömülü fay hatlarını tetikleme ihtimalinin bulunduğu; bunun olası depremler üzerinde etkili olabileceği bilimsel verilerle ortaya konulmuştur. Dolayısıyla proje, İstanbul'un deprem güvenliğini zayıflatma potansiyeli taşıdığını açıkça göstermektedir. Bununla birlikte, Yenişehir Kanal İstanbul Projesi demek, yeni insan demek ve şehir yükünün artması, insan sirkülasyonun çoğalması demet!.

Planlardan anlaşıldığı üzere Yarısı Bizden Kampanyası ile Yerinde DönusürmPrøjas hedeflerin de ise çok altında kalınmıştır. Bu şekilde Marmara'nın ve Türkıyeşan riskli Konus

yapı stokunu dönüştürmek mümkün değildir. Bütüncül bakış açısına sahip, ülkemizin depremselliğine uygun bir Deprem Kanununun gerekliliği ortadadır.

Bu çerçevede, ülkemizde riskli ve çok riskli durumda olan toplam bağımsız birim sayısının tespiti, gerekli bütçenin temini, çok riskli (kendiliğinden yıkılabilecek durumda olan) birimleri önceleyen bir acil eylem planının tüm tarafların (merkezi ve yerel yönetimler, meslek odalar, STK'lar, uzmanlar, özel sektör temsilcileri ve halk) katkısıyla hazırlanması ve bütüncül bir yaklaşımla uygulamaya alınması gerekçesiyle Anayasamızın 98'nci, Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'nci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim. 06.03.2026

TBMM ORUP BASKANLE

GRUP BASKANLIG

---

**Kaynak gösterme:** Cem Avşar (CHP, Tekirdağ). “Riskli ve çok riskli durumda bulunan yapıların sayısının tespit edilmesi ve bir acil eylem planı hazırlanarak olası bir deprem riskine karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3938, 17 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3938-riskli-ve-cok-riskli-durumda-bulunan-yapilarin-sayisinin-tespit-edilmesi-ve-bir-acil-eylem (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/e5df9813-b55a-41aa-b431-019d000b3436

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
