# Diyarbakır başta olmak üzere bölge genelinde kaya petrolü ve kaya gazı arama ve çıkarma faaliyetlerinin çevresel, toplumsal ve halk sağlığı üzerindeki etkilerinin tüm boyutlarıyla araştırılması ve ortaya çıkan risklerin ortadan kaldırılması için bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/3942)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/3942
- **Tarih:** 23 Mart 2026
- **İlk imza:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/22467c5e-6e3d-4e27-ad05-019d3e9f5c9d
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-3942-diyarbakir-basta-olmak-uzere-bolge-genelinde-kaya-petrolu-ve-kaya-gazi-arama-ve-cikarma-fa

> 10/3942 esas numaralı meclis araştırması önergesi 23 Mart 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Serhat Eren (DEM Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Diyarbakır başta olmak üzere bölge genelinde hızla genişletilen kaya petrolü ve kaya gazı arama ve çıkarma faaliyetlerinin; çevresel, toplumsal, ekonomik ve halk sağlığı üzerindeki etkilerinin tüm boyutlarıyla araştırılması, bu faaliyetlerin yol açtığı zararların tespiti, sorumlular hakkında gerekli incelemelerin başlatılması ve ortaya çıkan risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM Içtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.

GEREKÇE

Diyarbakır başta olmak üzere bölge genelinde son yıllarda yürütülen kaya petrolü ve kaya gazı faaliyetleri, artık münferit enerji projeleri olmanın ötesine geçmiş; toprağı, suyu ve yaşam alanlarını doğrudan dönüştüren geniş çaplı bir müdahaleye dönüşmüştür. Enerji üretimi adı altında yürütülen bu süreç, yalnızca yer altındaki kaynakları değil, aynı zamanda bölgenin tarımını, suyunu ve toplumsal yaşamını da hedef almaktadır. Nitekim Bismil ilçesinde yaklaşık 600 bin dönüm alanın, Çınar ve Mazıdağı hattında ise yaklaşık 450 bin dönüm alanın bu faaliyetlere tahsis edilmesiyle birlikte toplamda 1 milyon dönümü aşan geniş bir coğrafya doğrudan enerji faaliyetlerinin kapsamına alınmıştır. Mevcut sahalara yaklaşık 44 bin 851 hektarlık yeni alanların eklendiği ve bu genişlemenin ilerleyen süreçte 7 milyon 200 bin dönüme kadar ulaşmasının hedeflendiği ifade edilmektedir.

Bu genişleme yalnızca Diyarbakır ile sınırlı kalmamakta; Batman ve Mardin'i kapsayan yaklaşık 615 milyon metrekarelik, Mardin ve Şırnak hattında ise yaklaşık 598 milyon metrekarelik alanlarda ruhsat sürelerinin uzatıldığı; ayrıca Siirt ve Batman sınırlarında yeni petrol işletme sahalarının açıldığı bilinmektedir. Toplamda 1 milyar 756 milyon metrekareyi aşan alanın petrol ve gaz faaliyetlerine açıldığı bu süreçte, bölge genelinde son 5 yılda yaklaşık 350 bin dönüm tarım arazisinin kaybedildiği belirtilmektedir.

Kaya petrolü ve kaya gazı çıkarımında kullanılan hidrolik kırma yöntemi; her bir kuyu için yaklaşık 300 bin metreküpe varan su kullanımını ve yüzlerce kimyasal maddenin yer altına enjekte edilmesini içermektedir. Bu süreçte kullanılan kimyasalların önemli bir kısmının doğada parçalanmayan ve insan sağlığı açısından ciddi riskler barındıran maddeler olduğu bilinmektedir. Bu durum, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının geri dönülmez biçimde kirlenmesi ve tükenmesi riskini beraberinde getirmektedir. Bu faaliyetler sonucunda ortaya çıkan tablo açıktır: Toprak üretimden kopmakta, su kirlenmekte, yaşam alanları daralmaktadır. Enerji üretimi adına yürütülen bu süreç, gerçekte bölgenin ekolojik ve toplumsal bütünlüğünü zayıflatan bir yıkım zincirine dönüşmektedir.

Söz konusu faaliyetlerin; tarım arazilerinin verimsizleşmesine, mera alanlarının daralmasına, hayvancılığın sürdürülemez hale gelmesine ve ekosistemin geri dönülmez biçimde tahrip edilmesine yol açacağı açıktır. Bu durum yalnızca çevresel bir sorun değil; aynı zamanda bölgedeki üretim ilişkilerini ve geçim kaynaklarını doğrudan etkileyen bir süreçtir. Geçim kaynaklarının ortadan kalkmasıyla birlikte kırsal nüfusun üretimden kopması, yoksullaşma ve zorunlu göç riskinin artması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu süreç, bölgedeki sosyal ve ekonomik dengeleri de derinden sarsmaktadır.

Öte yandan, çok sayıda projeye "ÇED gerekli değildir" kararları verilmesi, çevresel denetim mekanizmalarının zayıflatılması ve sürecin şeffaflıktan uzak yürütülmesi; çevre hakkı, yaşam hakkı ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı bakımından ciddi ihlal riskleri doğurmaktadır. Bu faaliyetler aynı zamanda halk sağlığı açısından da ciddi tehditler içermektedir. Kullanılan kimyasalların suya, toprağa ve havaya karışması; kanser başta olmak üzere solunum yolu hastalıkları ve çeşitli kronik hastalıkların artmasına yol açabilecek riskler barındırmaktadır. Bu konuda yeterli ve şeffaf bir sağlık izleme mekanizmasının bulunmaması ise riskleri daha da büyütmektedir.

Bugün karşı karşıya olunan tablo yalnızca bir çevre sorunu değil; doğrudan yaşam hakkını ilgilendiren çok yönlü bir krizdir. Bu nedenle söz konusu faaliyetlerin tüm yönleriyle araştırılması, ortaya çıkan zararların tespit edilmesi, sorumlular hakkında gerekli incelemelerin yapılması ve kamu yararı doğrultusunda gerekli önlemlerin belirlenmesi zorunludur.

---

**Kaynak gösterme:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “Diyarbakır başta olmak üzere bölge genelinde kaya petrolü ve kaya gazı arama ve çıkarma faaliyetlerinin çevresel, toplumsal ve halk sağlığı üzerindeki etkilerinin tüm boyutlarıyla araştırılması ve ortaya çıkan risklerin ortadan kaldırılması için bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/3942, 23 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-3942-diyarbakir-basta-olmak-uzere-bolge-genelinde-kaya-petrolu-ve-kaya-gazi-arama-ve-cikarma-fa (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/22467c5e-6e3d-4e27-ad05-019d3e9f5c9d

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
