# Madencilik sektöründe yaşanan sorunların tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4118)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/4118
- **Tarih:** 28 Nisan 2026
- **İlk imza:** Mesut Doğan (Yeni Yol, Ankara)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/93c938b3-c3b0-4917-b00b-019e074f6132
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-4118-madencilik-sektorunde-yasanan-sorunlarin-tum-yonleriyle-arastirilarak-alinmasi-gereken-onl

> 10/4118 esas numaralı meclis araştırması önergesi 28 Nisan 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Mesut Doğan (Yeni Yol); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde faaliyet gösteren Doruk Madencilik (Yıldızlar SSS Holding) bünyesinde çalışan maden emekçilerinin aylardır ödenmeyen ve birikmiş ödemeleri nedeniyle başlattıkları eylemlerin Ankara'ya taşınması; Türkiye'de madencilik sektöründe yaşanan ekonomik sömürünün ve ücret güvencesizliğinin geldiği boyutu gözler önüne sermiştir. Sektördeki özel işletmelerin finansal risklerini işçi ücretlerini ödemeyerek sübvanse etme alışkanlığının engellenmesi, ücret ödeme sistemindeki denetim açıklarının belirlenmesi ve işçilerin alın terinin tam ve zamanında karşılık bulması için gerekli yasal düzenlemelerin tesisi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.28.04.2026

GEREKÇE

Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde faaliyet gösteren Doruk Madencilik (Yıldızlar SSS Holding) bünyesinde çalışan maden emekçilerinin aylardır ödenmeyen ücretleri, gasp edilen tazminat hakları ve birikmiş yan ödemeleri nedeniyle başlattıkları eylemlerin Başkent Ankara'ya taşınması; Türkiye'de madencilik sektöründe kronikleşen ücret güvencesizliğinin ve yapısal sömürünün ulaştığı vahim boyutu açık biçimde ortaya koymuştur.

Yaşanan süreç, münferit bir işletme krizinin ötesine geçmiş; özel maden işletmelerinin finansal darboğazlarını işçi ücretlerini ödemeyerek aşmaya çalıştığı, kamu denetim mekanizmalarının ise bu tabloyu önlemekte yetersiz kaldığı yapısal bir sorunu görünür kılmıştır. İşçilerin emeğinin karşılığının zamanında ve eksiksiz ödenmesini teminat altına alacak etkin bir denetim ve yaptırım sistemi oluşturulmadığı sürece benzer mağduriyetlerin artarak devam edeceği açıktır.

Maden işçiliği, yüksek risk içeren ve ağır çalışma koşulları altında yürütülen bir iş kolu olmasına rağmen, Türkiye'de bu alanda çalışan emekçiler yalnızca fiziki tehlikelerle değil, aynı zamanda sistematik hale gelmiş bir "ücret gaspı" olgusuyla karşı karşıyadır. Ankara'da açlık grevi ve yürüyüşlerle seslerini duyurmaya çalışan işçilerin durumu, işçi ücretlerinin fiilen bir finansman aracına dönüştürüldüğünü göstermektedir.

Somut olayda işçilerin 5-6 aya varan birikmiş maaşlarının ödenmediği, kıdem ve ihbar tazminatlarının karşılıksız bırakıldığı, toplu iş sözleşmesinden doğan hakların ve ikramiyelerin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bunun yanında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) süreci öncesinde ve sonrasında işten çıkarılan işçilerin önemli bir kısmının tazminat haklarına erişemediği, halihazırda çalışan işçilere ise rızaları dışında ücretsiz izin dayatıldığı görülmektedir.

Öte yandan, maden sahalarında İş Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) kurallarının yeterince uygulanmaması, ücret güvencesizliği ile birleştiğinde emekçilerin yaşam hakkını doğrudan tehdit eden bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Sendikal faaliyetlerde bulunan ve hak arama mücadelesinde öncülük eden işçilerin işten çıkarılması ise anayasal güvence altındaki sendika. hakların ihlali anlamına gelmektedir. TBMM.

Rödovans ve özelleştirme uygulamaları kapsamında özel sektöre devredilen sahalarda, kamu kurumlarının denetim sorumluluğunu etkin biçimde yerine getirmediği, ücret ödemelerine ilişkin izleme mekanizmalarının zayıf kaldığı görülmektedir. Mevcut yaptırımların caydırıcılıktan uzak olması ve işçi alacaklarının devlet güvencesi altında olmaması, işçiyi işveren karşısında korumasız bırakmaktadır.

Sonuç olarak; Türkiye'de madencilik sektöründe yaşanan bu tablo, yalnızca belirli bir işletmeye özgü bir sorun değil, kamusal denetim zafiyetleri ve iş hukukunun uygulanmasındaki eksiklikler nedeniyle derinleşen yapısal bir krizdir. Maden emekçilerinin ücret, tazminat ve çalışma koşullarına ilişkin haklarının güvence altına alınması, sendikal örgütlenmenin korunması ve kamu yararı doğrultusunda sürdürülebilir bir madencilik politikasının oluşturulması için konunun tüm boyutlarıyla incelenmesi zorunludur. Bu doğrultuda bir Meclis Araştırması açılması, benzer mağduriyetlerin önlenmesi ve sosyal devlet ilkesinin gereğinin yerine getirilmesi bakımından kaçınılmazdır.

---

**Kaynak gösterme:** Mesut Doğan (Yeni Yol, Ankara). “Madencilik sektöründe yaşanan sorunların tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/4118, 28 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-4118-madencilik-sektorunde-yasanan-sorunlarin-tum-yonleriyle-arastirilarak-alinmasi-gereken-onl (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/93c938b3-c3b0-4917-b00b-019e074f6132

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
