# İş sağlığı ve güvenliği konusundaki eksikliklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4122)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/4122
- **Tarih:** 29 Nisan 2026
- **İlk imza:** Kamuran Tanhan (DEM Parti, Mardin)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/b74b9863-b82d-4f1b-bb86-019e07652a4c
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-4122-is-sagligi-ve-guvenligi-konusundaki-eksikliklerin-arastirilarak-alinmasi-gereken-onlemleri

> 10/4122 esas numaralı meclis araştırması önergesi 29 Nisan 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Kamuran Tanhan (DEM Parti); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Başta Anayasa'nın sosyal devlet ilkesi, yaşam hakkı ve çalışma şartlarını düzenleyen amir hükümleri olmak üzere; Türkiye'nin taraf olduğu ILO'nun 155 ve 161 sayılı iş sağlığı ve güvenliğine dair temel sözleşmeleri ile Avrupa Sosyal Şartı'ndan doğan yükümlülükler çerçevesinde; çalışma yaşamını bir yaşam hakkı krizine sürükleyen yapısal nedenlerin tespiti, çocuk ve göçmen işçiliği sömürüsünün sonlandırılması ve iş cinayetlerine karşı kalıcı, kamucu çözüm politikalarının inşa edilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM Içtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederim.

GEREKÇE

Türkiye'de işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin yapısal sorunları, denetim mekanizmalarının yetersizliği ve cezasızlık kültürü neticesinde iş kazaları; sistematik, önlenebilir ve öngörülebilir "iş cinayetlerine" dönüşmüştür. 2026 yılının ilk çeyreğinde derinleşen ekonomik kriz ve güvencesiz çalışma biçimleri, bu tabloyu bir yaşam hakkı ihlali krizine sürüklemiştir.

Türkiye, çalışma hayatında sermaye birikimini insan hayatının önüne koyan bir anlayışın bedelini her gün ağır bir şekilde ödemektedir. 2026 yılı verilerine göre iş cinayetleri durmaksızın artmaktadır: Ocak ayında 155, Şubat ayında 129 ve Mart ayında en az 148 işçi yaşamını yitirmiş; yılın ilk üç ayında toplam can kaybı 432'ye ulaşmıştır. Sadece Mart ayında ölenlerin %18 i inşaat, %16'şı taşımacılık ve %14'üi tarım işkolundadır.

Gayrettepe'de 29 işçinin can verdiği facianın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen ailelerin adalet arayışı sürmekte, İliç maden faciası gibi dosyalarda ise bilirkişi skandallarıyla gerçek sorumlular gizlenmektedir.

Bu ülkede çocuklar maruz bırakıldıkları çoklu sorunların yanı sıra işçileştirilmeyle kıskacıyla da karşı karşıyadırlar. Siyasi iktidarın icra birimleri eliyle meşrulaştırılan MESEM uygulamaları, çocukları ucuz ve güvencesiz emek depolarına dönüştürmüştür. Eylül 2023'ten bu yana 18 çocuk MESEM kapsamında, Haziran 2023'ten bugüne ise en az 218 çocuk çalışırken can vermiştir. Bu durum, ILO'nun 182 Sayılı En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması Sözleşmesi'nin açık ihlalidir.

Türkiye'de göçmen işçilerin tamamına yakını kayıt dışı sektörlerde, ağır ve tehlikeli işlerde düşük ücretlerle ve güvencesiz çalıştırılmaktadır. Göçmen emeğinin Mart ayında en az 15 göçmen işçi (Suriye, Afganistan, İran vb.) hayatını kaybetmiştir. Antalya'da bir konteyner

• yangınında hamile bir kadın ve beş çocuğunun ölümü, göçmenlerin barınma ve çalışma koşullarındaki insanlık dışı durumu özetlemektedir.

Araştırma açılmasını zorunlu kılan temel odaklardan biri de yaşadığımız ülkede haftalık

• 49 saatten fazla çalışma süresiyle Avrupa lideri konumunda olunmasıdır. Bu yoğun tempo; mart ayındaki ölümlerin %19'una sebep olan kalp krizi ve beyin kanamalarını tetiklemektedir.

İSİG Meclisi'nin verilerine göre Türkiye'de iş cinayetlerinde ölenlerin %97,981 sendikasızdır. İşçilerin örgütlenme hakkı suç sayılmakta; BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen örneğinde olduğu gibi, hak arayan sendikacılar tutuklanarak işçi sınıfı sessizliğe mahkum edilmek istenmektedir.

Emekçilerin uğradığı hak gaspına dair son örnek ise Doruk Madencilik işçilerinin Bağımsız Maden-İş öncülüğünde Ankara'da gerçekleştirdiği hak arama eylemleridir. Madenciler; ödenmeyen ücret ve tazminatlarını verilmesini, dayatılan ücretsiz izinlerin kaldırılmasını, işten atılan sendika üyelerinin iadesini ve İSİG kurallarına uygun güvenli bir çalışma ortamının tesis edilmesini talep ederek direnişlerini kazanımla sonuçlandırmışlardır:

Sonuç olarak; işçiyi maliyet, ölümü ise kader gören bu düzenin değişmesi şarttır. İş cinayetlerini durdurmak bir tercih değil, hukuki bir zorunluluktur. İş cinayetlerine zemin hazırlayan taşeron sistemi, denetimsizlik, çocukların işçileştirilmesi ve sendikal baskıların son bulması; sorumluların caydırıcı şekilde cezalandırılması amacıyla TBMM çatısı altında. kapsamlı bir araştırma yapılması elzemdir.

---

**Kaynak gösterme:** Kamuran Tanhan (DEM Parti, Mardin). “İş sağlığı ve güvenliği konusundaki eksikliklerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/4122, 29 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-4122-is-sagligi-ve-guvenligi-konusundaki-eksikliklerin-arastirilarak-alinmasi-gereken-onlemleri (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/b74b9863-b82d-4f1b-bb86-019e07652a4c

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
