# Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi bir kadının hayatını kaybetmesi üzerine yürütülen soruşturmanın araştırılarak benzer olayların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4130)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/4130
- **Tarih:** 30 Nisan 2026
- **İlk imza:** Hakan Şeref Olgun (İYİ Parti, Afyonkarahisar)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/9bd1df7a-ed90-4b50-b7a2-019e07c38b9d
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-4130-van-yuzuncu-yil-universitesi-ogrencisi-bir-kadinin-hayatini-kaybetmesi-uzerine-yurutulen-s

> 10/4130 esas numaralı meclis araştırması önergesi 30 Nisan 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Hakan Şeref Olgun (İYİ Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in kaybolması, şüpheli ölümü ve sonrasında yürütülen soruşturma sürecinde ortaya çıkan otopsi, delil güvenliği, dijital inceleme, DNA bulguları ve kamu görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin iddiaların tüm yönleriyle araştırılması; yaşam hakkı, etkili soruşturma yükümlülüğü ve adli süreçlere duyulan kamu güveni bakımından gerekli tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. maddesi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz

GEREKÇE

Rojin Kabaiş dosyası, Türkiye'de şüpheli kadın ölümlerinin nasıl soruşturulduğunu, delillerin nasıl toplandığını, kamu makamlarının olayın ilk anından itibaren hangi refleksle hareket ettiğini ve maddi gerçeğe ulaşma iradesinin bulunup bulunmadığını gösteren kritik bir dosya haline gelmiştir.

Basına yansıyan zaman çizelgesine göre Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kaybolmuş; 15 Ekim 2024 tarihinde Van'ın Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi'nde Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunmuştur. Anadolu Ajansı'nın haberinde de, Van Adli Tıp Kurumu'ndaki ön otopsi işlemlerinin ardından numunelerin kesin ölüm nedeninin tespiti amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildiği belirtilmiştir. Bu tablo dahi tek başına, olayın başından itibaren en yüksek delil güvenliği ve en yüksek şeffaflıkla yürütülmesi gereken bir soruşturma bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Ne var ki dosya, daha ilk aşamalardan itibaren 'intihar' kabulüne sıkıştırılmıştır. Oysa bir genç kadının yurttan çıktıktan sonra kaybolması, günlerce bulunamaması, cesedinin Van Gölü kıyısında ortaya çıkması, ölüm nedenine ilişkin raporlardaki tartışmalar ve aile ile baroların sürekli biçimde dile getirdiği şüpheler karşısında yapılması gereken şey, intihar ihtimalini merkeze alıp dosyayı daraltmak değil; cinayet, cinsel saldırı, ihmali davranış, delil karartma ve görevi kötüye kullanma ihtimallerini de kapsayan çok yönlü, etkili ve bağımsız bir soruşturma yürütmektir.

Dosyanın en ağır başlıklarından biri otopsi sürecidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 87. maddesi uyarınca otopsi, Cumhuriyet savcısının huzurunda ve hekimler tarafından yürütülen teknik bir adli işlemdir. Bu işlem yalnızca tıbbi uzmanlık değil, aynı zamanda delil güvenliği bakımından da sıkı usul güvenceleri gerektirir. Bu nedenle, otopsi odasında kimlerin bulunduğu, kimlerin otopsi sürecine hangi sıfatla dahil edildiği, her bir kişinin adli ve idari yetkisinin ne olduğu, tutanaklara kimlerin geçirildiği ve kamera/kayıt/tutanak güvenliğinin nasıl sağlandığı açık biçimde ortaya konulmalıdır.

Bu noktada özellikle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Hamdullah Şevli'ye ilişkin iddia son derece ciddidir. Basın organlarında yer alan haberlerde, baba Nizamettin Kabaiş'in, Rektör Hamdullah Şevli'nin tıp doktoru olmadığı halde otopsi sürecine girdiğini ileri sürülmüştür.

Burada sorulması gereken soru açıktır: Bir üniversite rektörü, Rojin Kabaiş'in otopsi sürecinde herhangi bir aşamada otopsi alanına, morg birimine veya adli işlem alanına girmiş midir? Girmişse hangi yasal yetkiyle, kimin izniyle ve hangi sıfatla girmiştir? Girmediyse, aileye ve kamuoyuna bu iddiayı kesin biçimde çürütecek tutanak, kamera kaydı, giriş-çıkış kaydı ve adli işlem evrakı neden açık ve denetlenebilir şekilde sunulmamıştır? Bu sorular cevapsız kaldıkça, soruşturmanın güvenilirliği tartışmalı olmaya devam edecektir.

Dosyanın ikinci ağır başlığı DNA bulgularıdır. Basına yansıyan haberlere göre, Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi'nin 10 Ekim 2025 tarihinde dosyaya giren raporunda Rojin Kabaiş'in bedeninde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği belirtilmiştir. Haberlerde bu bulguların Rojin'in göğüs ve vajina bölgesinde bulunduğu, ilk raporlarda bu hususun kamuoyuna yansımadığı ve yaklaşık bir yıl sonra ortaya çıktığı aktarılmıştır. Böyle bir bulgunun varlığı, dosyanın niteliğini kökten değiştirebilecek ağırlıktadır. Bu bulgu karşısında 'bulaş' ihtimali soyut biçimde ileri sürülüyorsa, bunun bilimsel dayanağı, bulaş zinciri, numune alma koşulları, muhafaza zinciri ve karşılaştırma sonuçları ayrıntılı biçimde açıklanmalıdır.

Olay yerinden Adli Tıp Kurumu Van Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'ne nakil sürecinde cenazeye temas etmiş olabileceği değerlendirilen kişiler yönünden DNA taraması yapıldığı, ilk etapta 134 kişinin DNA profilinin karşılaştırıldığı, sayının sonrasında 195'e çıktığı; üniversite ve yurt güvenlik görevlilerinden de DNA örnekleri alındığı aktarılmıştır. Buna rağmen iki erkek DNA'sının kaynağı açıklığa kavuşturulamamışsa, bu durum yalnızca teknik bir eksiklik değil, soruşturmanın merkezinde duran ağır bir zaaf olarak değerlendirilmelidir.

Üçüncü başlık dijital delillerdir. Rojin Kabaiş'in cep telefonu, olayın aydınlatılması bakımından kritik delildir. Kamuya yansıyan bilgilere göre telefon uzun süre açılamamış, İspanya'ya gönderilmiş, ancak gelen raporda cihaza tam erişim sağlanamadığı ve yalnızca kısmi içerikli bir inceleme yapılabildiği belirtilmiştir. Baba Nizamettin Kabaiş'in, İspanya'dan dönen telefonun bu kez şifresinin kırılması için Çin'e gönderileceğini söylediği haberleri basında yer almaktadır. Bir genç kadının ölümünden bu kadar uzun süre sonra hâlâ telefon içeriğine tam erişim sağlanamamış olması, adli bilişim kapasitesi, delil yönetimi ve soruşturmanın zamanında yürütülmesi bakımından kabul edilebilir değildir.

Telefonun açılamaması yalnızca teknik bir mesele olarak görülemez. Rojin'in son görüşmeleri, mesajlaşmaları, konum verileri, sosyal medya hareketleri, arama kayıtları, uygulama bildirimleri, silinmiş veriler ve cihaz imajı, ölümün intihar mı, cinayet mi, cinsel saldırı veya tehdit süreciyle bağlantılı mı olduğu konusunda belirleyici olabilir. Bu nedenle telefonun neden Türkiye'de çözülemediği, hangi kurumların devreye girdiği, İspanya'ya hangi usulle gönderildiği, gelen raporun kapsamı, veri kaybı riskinin nasıl yönetildiği ve Çin'e gönderilme sürecinin hukuki dayanağı ayrıntılı biçimde incelenmelidir.

Dördüncü başlık üniversite ve yurt güvenliğidir. Rojin Kabaiş bir üniversite öğrencisidir; kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuştur. Kampüs, yurt, güvenlik noktaları, kamera sistemleri, giriş-çıkış kayıtları, görevli personelin nöbet çizelgeleri ve olay günü/öncesi/sonrası kamera kayıtları bu dosyada hayati önemdedir. Ailenin ve basının gündeme getirdiği kamera kayıtlarına ilişkin iddialar, kayıtların bütünlüğü, renk/siyah-beyaz dönüşümleri, eksik veya karartılmış görüntü olup olmadığı ve kayıtların ilk anda muhafaza altına alınıp alınmadığı hususları, teknik bilirkişi incelemesine konu edilmelidir.

Beşinci başlık etkili soruşturma yükümlülüğüdür. Anayasa'nın 17. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesi kapsamında devletin yalnızca yaşam hakkını koruma değil, şüpheli ölümleri etkili, bağımsız, hızlı, tarafsız ve kamu denetimine açık biçimde soruşturma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük, özellikle genç bir kadının şüpheli ölümü söz konusu olduğunda daha da ağırdır. Soruşturmanın ilk aşamasında 'intihar' kabulüne yasanılması, otopsi ve DNA süreçlerinde şüphelerin giderilememesi, dijital delillerin uzun süre çözülememesi ve aile ile kamuoyunun tatmin edici şekilde bilgilendirilmemesi, yaşam hakkının usuli boyutunun ihlali tartışmasını doğurmaktadır.

Rojin Kabaiş dosyasında mesele yalnızca bir ailenin adalet arayışı değildir. Mesele, bir genç kadının ölümünde devletin bütün kurumlarının maddi gerçeğe ulaşmak için mi, yoksa dosyayı kapatmak için mi hareket ettiği sorusudur. Bir yıl sonra ortaya çıktığı belirtilen erkek DNA'ları, açılamayan telefon, tartışmalı otopsi süreci, üniversite ve yurt güvenliğine ilişkin iddialar ve kamu makamlarının çelişkili açıklamaları karşısında TBMM'nin sessiz kalması düşünülemez.

Bu nedenle Meclis araştırması kapsamında; Rojin Kabaiş'in kaybolduğu andan cansız bedeninin bulunduğu ana kadar geçen süredeki tüm kamera, HTS, baz, konum, yurt, kampüs ve güvenlik kayıtlarının akıbeti; otopsi ve numune alma süreçlerinde görev alan tüm kişilerin yetkileri; otopsi alanına giren veya işlem sürecinde hazır bulunan herkesin kimliği; DNA bulgularının kaynağı, bulaş ihtimali ve karşılaştırma sonuçları; cep telefonunun adli bilişim incelemesindeki gecikmeler; üniversite ve yurt idaresinin ihmali; kolluk, savcılık, adli tıp ve idari makamların sorumluluğu ayrıntılı biçimde araştırılmalıdır.

Rojin Kabaiş'in ölümü aydınlatılmadan, bu dosyadaki her çelişki giderilmeden, her kamu görevlisinin sorumluluğu ortaya çıkarılmadan ve her delil bilimsel denetime açılmadan adaletten söz edilemez. Bu dosya, Meclis'in denetim görevinin ve devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünün sınandığı bir dosyadır. Tüm bu nedenlerle Meclis Araştırması açılması zorunluluk haline gelmiştir

---

**Kaynak gösterme:** Hakan Şeref Olgun (İYİ Parti, Afyonkarahisar). “Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi bir kadının hayatını kaybetmesi üzerine yürütülen soruşturmanın araştırılarak benzer olayların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/4130, 30 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-4130-van-yuzuncu-yil-universitesi-ogrencisi-bir-kadinin-hayatini-kaybetmesi-uzerine-yurutulen-s (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/9bd1df7a-ed90-4b50-b7a2-019e07c38b9d

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
