# Özelleştirme uygulamalarının kamu maliyesi, istihdam, bölgesel kalkınma gibi konularında kamu yararının gözden geçirilmesi ve özelleştirmenin sonuçlarının belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4154)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/4154
- **Tarih:** 6 Mayıs 2026
- **İlk imza:** Engin Altay (CHP, İstanbul)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/f8d74f0e-c901-483d-8768-019e07ec844e
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-4154-ozellestirme-uygulamalarinin-kamu-maliyesi-istihdam-bolgesel-kalkinma-gibi-konularinda-k

> 10/4154 esas numaralı meclis araştırması önergesi 6 Mayıs 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Engin Altay (CHP); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

2003 yılından bu yana gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarının kamu maliyesi, istihdam, üretim kapasitesi, yatırım düzeyi, tarımsal üretim, bölgesel kalkınma ve kamu yararı üzerindeki etkilerinin bütün boyutlarıyla araştırılması; kamuya ait varlıkların rant odaklı kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

2003 yılı sonrasında Türkiye'de özelleştirme uygulamaları hız kazanmış; kamuya ait sanayi tesisleri, şeker fabrikaları, enerji üretim ve dağıtım şirketleri, limanlar, otoyol ve köprü işletmeleri, maden sahaları ve çok sayıda kamu taşınmazı özel sektöre devredilmiştir. Ancak aradan geçen süreye rağmen bu kapsamlı varlık devrinin Türkiye ekonomisine net katkısı ile yarattığı ekonomik ve sosyal maliyetler Meclis denetimine tabi tutulmamıştır. Öncelikle, 2003-2026 döneminde özelleştirmelerden elde edilen toplam gelirin yıllar itibarıyla Türk Lirası ve ABD Doları bazında ne olduğu; bu gelirlerin bütçedeki gerçek etkisi; ne kadarının borç azaltımında, ne kadarının cari harcamalarda kullanıldığı şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Kamu varlıklarının satışıyla elde edilen gelirlerin kalıcı üretim artışı mı sağladığı yoksa geçici bütçe finansmanına mı dönüştürüldüğü açıklığa kavuşturulmalıdır. Daha önemlisi, özelleştirilen işletmelerin önemli bir kısmında yeni istihdam yaratılmadığı, mevcut istihdamın azaltıldığı ve üretim kapasitesinin daraltıldığı yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır. "Atıl kapasite" gerekçesiyle üretimin düşürüldüğü; bazı tesislerin kapatıldığı; kamu adına üretim yapan işletmelerin sanayi fonksiyonlarını yitirerek taşınmaz değeri üzerinden değerlendirilir hale getirildiği kamuoyunda yaygın biçimde dile getirilmektedir. Bazı örneklerde kamuya ait arsa ve tesislerin düşük bedellerle devredildiği, kısa süre içinde el değiştirerek çok daha yüksek bedellerle satıldığı yönünde güçlü kamuoyu tartışmaları mevcuttur. Kamu varlıklarının üretim ve istihdam yerine arazi rantına konu edilip edilmediği; değerleme süreçlerinin kamu çıkarını koruyacak şekilde yürütülüp yürütülmediği; kamu zararına yol açılıp açılmadığı mutlaka araştırılmalıdır.

Özellikle şeker fabrikaları ve tarıma dayalı sanayi tesislerinin kapatılması veya üretimin azaltılması, yalnızca doğrudan istihdam kaybı anlamına gelmemiştir. Bu durum, pancar üreticilerinden taşımacılık sektörüne, yerel esnaftan yan sanayiye kadar geniş bir ekonomik zinciri etkilemiş; dolaylı olarak tarımsal üretimi azaltmış ve kırsal bölgelerde gelir kaybına y9, 3, . zz bölgesel eşitsizlikleri derinleştirmiştir.

Eğer özelleştirme uygulamaları üretim artışı ve teknoloji yatırımı yerine tesis kapatma, istihdam azaltma ve arazi değerini maksimize etme pratiğine dönüşmüş ise; bu tablo ekonomik kalkınma anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Ayrıca özelleştirme sözleşmelerinde yer alan yatırım ve istihdam taahhütlerinin ne ölçüde yerine getirildiği; taahhütlerin ihlali halinde hangi yaptırımların uygulandığı; kamu denetim mekanizmalarının etkinliği de açıklığa kavuşturulmalıdır.

Kamu varlıkları milletindir. Bu varlıkların devri yalnızca mali bir işlem değil, bir kalkınma tercihi ve siyasi sorumluluktur. Eğer kamuya ait üretim tesisleri kapanmış, istihdam azalmış, tarımsal üretim daralmış buna bağlı ürünlerde ithalat artmış ve kamu arazileri rant alanına dönüşmüş ise bunun ekonomik ve siyasi sorumluluğu vardır.

Bu nedenle, 2003 yılından itibaren gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarının gelir boyutu ile yarattığı istihdam kayıpları, üretim daralması, tarımsal etkiler, bölgesel kalkınma sonuçları ve kamu zararına yol açıp açmadığı bütün boyutlarıyla araştırılmalı; sonuçları Türkiye Büyük Millet Meclisi ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Belirtilen gerekçelerle Meclis Araştırması açılması zorunludur.

• Özğar Karabat istanbul 20/ ykut KALA Antolyo 12 MELİH Meriç, Gavadep 13 Bila/ Bilict Adara 15 Nemin Yildren Kora Hatay 1° Mehmet Pehtos Z Gorum - тoми 17 PEzEr AKBULT Buran Hun 19 HURIYEY S

---

**Kaynak gösterme:** Engin Altay (CHP, İstanbul). “Özelleştirme uygulamalarının kamu maliyesi, istihdam, bölgesel kalkınma gibi konularında kamu yararının gözden geçirilmesi ve özelleştirmenin sonuçlarının belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/4154, 6 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-4154-ozellestirme-uygulamalarinin-kamu-maliyesi-istihdam-bolgesel-kalkinma-gibi-konularinda-k (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/f8d74f0e-c901-483d-8768-019e07ec844e

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
