# İklim değişikliği ve çevre kirliliğinin etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4335)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/4335
- **Tarih:** 29 Haziran 2026
- **İlk imza:** Lütfü Türkkan (İYİ Parti, Kocaeli)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/7296ee18-5aec-41a3-80fd-019f60794cfc
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-4335-iklim-degisikligi-ve-cevre-kirliliginin-etkilerinin-arastirilarak-alinmasi-gereken-onlemle

> 10/4335 esas numaralı meclis araştırması önergesi 29 Haziran 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Lütfü Türkkan (İYİ Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

İklim krizinin Türkiye'nin doğal kaynakları, tarımsal üretimi, su varlıkları, ormanları, halk sağlığı, enerji politikaları ve ekonomik sürdürülebilirliği üzerindeki etkilerinin araştırılması; çevre kirliliğinin ve iklim kaynaklı afetlerin neden olduğu zararların tespit edilmesi; mevcut politika ve uygulamaların etkinliğinin değerlendirilmesi; Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum kapasitesinin artırılması ve gerekli yasal, idari ve ekonomik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

İklim değişikliği artık geleceğe ilişkin bir çevre sorunu değil, günümüzün ekonomik, sosyal ve ulusal güvenlik boyutları bulunan küresel bir krizidir. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar, sel felaketleri, orman yangınları, su kaynaklarındaki azalma, tarımsal üretimdeki düşüş ve hava kirliliği gibi etkiler Türkiye'nin birçok bölgesinde doğrudan hissedilmektedir. Türkiye, Akdeniz Havzası içerisinde yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine karşı en kırılgan ülkelerden biri olarak gösterilmektedir. Son yıllarda yaşanan aşırı hava olayları, kuraklık, sıcaklık rekorları ve doğal afetler bu kırılganlığı daha görünür hale getirmiştir. Özellikle orman yangınlarında son yıllarda yaşanan artış dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır. Orman yangınlarının sayısı ve yanan alan miktarı uzun yıllar ortalamasının üzerine çıkmış; yangınlar yalnızca orman ekosistemlerini değil, yerleşim yerlerini, tarım alanlarını ve ekonomik faaliyetleri de tehdit eder hale gelmiştir. Yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı olması, önleyici tedbirler, eğitim faaliyetleri, denetim mekanizmaları ve caydırıcı yaptırımların etkinliğinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Diğer taraftan iklim krizinin en ağır etkilerinden biri tarım sektöründe görülmektedir. Kuraklık, düzensiz yağışlar, don olayları, aşırı sıcaklıklar ve su kaynaklarındaki azalma nedeniyle tarımsal üretim giderek daha kırılgan hale gelmektedir. Sulama altyapısındaki eksiklikler, su kayıpları ve iklim uyumlu üretim modellerinin yeterince yaygınlaştırılamaması, gıda güvenliği açısından ciddi riskler doğurmaktadır.

Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşanan kuraklıklar, başta tahıl ve yağlı tohum üretimi olmak üzere birçok stratejik üründe verim kayıplarına yol açmakta; bu durum hem üreticileri hem de tüketicileri doğrudan etkilemektedir. Tarımsal üretimde yaşanan kayıplar, gıda fiyatlarının yükselmesine ve gıda arz güvenliğinin zayıflamasına neden olmaktadır.

İklim krizinin halk sağlığı üzerindeki etkileri de giderek ağırlaşmaktadır. Hava kirliliği, sıcak hava dalgaları, su kaynaklı riskler ve çevresel kirleticiler nedeniyle özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlar daha büyük risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bazı bölgelerde hava kirliliğine bağlı ölüm oranlarının yüksek seyretmesi halk sağlığı açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir sorundur.

Öte yandan enerji politikalarının iklim değişikliğiyle mücadele hedefleriyle ne ölçüde uyumlu olduğu da araştırılması gereken önemli bir başlıktır. Bir yandan iklim değişikliğiyle mücadele taahhütleri sürerken diğer yandan kömür temelli enerji üretimine yönelik teşviklerin devam etmesi, enerji dönüşümünün yönü ve hızı konusunda soru işaretleri yaratmaktadır. Yine madencilik faaliyetleri, doğal alanların korunması, biyolojik çeşitlilik, su havzalarının sürdürülebilirliği ve çevresel etkiler bakımından kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olmaktadır. Doğal alanların ekonomik faaliyetler karşısında korunup korunamadığı ve çevresel etki değerlendirme süreçlerinin yeterliliği de araştırılması gereken hususlar arasındadır. 2025 yılında yürürlüğe giren Türkiye İklim Kanunu'nun uygulama kapasitesi, emisyon azaltım hedefleri, uyum politikaları, yerel yönetimlerin rolü ve iklim finansmanına ilişkin mekanizmaların etkinliği konusunda da kapsamlı bir değerlendirmeye ihtiyaç bulunmaktadır. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde uluslararası iklim diplomasisinde üstleneceği roller ve uluslararası yükümlülükleri de dikkate alındığında, iklim politikalarının bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu kapsamda;

Orman yangınlarının artış nedenlerinin ve yangınla mücadele kapasitesinin, yangın riski taşıyan bölgelerde yapılaşma ve arazi kullanım politikalarının, tarımsal üretimin iklim değişikliğinden etkilenme düzeyinin, sulama altyapısındaki eksikliklerin ve su yönetimi politikalarının, kuraklık riskine karşı alınan önlemlerin, hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin, bölgesel çevresel eşitsizliklerin, kömür ve fosil yakıt politikalarının iklim hedefleriyle uyumunun, yenilenebilir enerji yatırımlarının mevcut durumunun, çevresel etki değerlendirme süreçlerinin etkinliğinin, Türkiye İklim Kanunu'nun uygulanabilirliğinin, iklim değişikliğine uyum ve afet risk azaltma politikalarının, iklim krizinin ekonomik, sosyal ve toplumsal maliyetlerinin araştırılması ve gerekli tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kapsamlı bir araştırma yapılması zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenlerle iklim krizinin, çevre kirliliğinin ve çevresel kırılganlıkların Türkiye üzerindeki etkilerinin tüm yönleriyle araştırılması, halk sağlığının, gıda güvenliğinin, doğal varlıkların ve gelecek nesillerin yaşam hakkının korunmasına yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması zorunludur.

---

**Kaynak gösterme:** Lütfü Türkkan (İYİ Parti, Kocaeli). “İklim değişikliği ve çevre kirliliğinin etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/4335, 29 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-4335-iklim-degisikligi-ve-cevre-kirliliginin-etkilerinin-arastirilarak-alinmasi-gereken-onlemle (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/7296ee18-5aec-41a3-80fd-019f60794cfc

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
