# İmar affı uygulamalarının etkilerinin araştırılması kaçak yapılaşma ve afet riski arasındaki ilişkinin tüm boyutlarıyla incelenerek alınması gereken tedbirlerin amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4395)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/4395
- **Tarih:** 21 Temmuz 2026
- **İlk imza:** Rıdvan Uz (İYİ Parti, Çanakkale)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/84f1b3ee-74b3-485e-8f4c-019f89dc4fca
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-4395-imar-affi-uygulamalarinin-etkilerinin-arastirilmasi-kacak-yapilasma-ve-afet-riski-arasinda

> 10/4395 esas numaralı meclis araştırması önergesi 21 Temmuz 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Rıdvan Uz (İYİ Parti); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Türkiye'de imar affı uygulamalarının, kaçak yapılaşmanın ve afet riskini artıran denetimsiz yapı stokunun nedenlerinin araştırılması; ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması süreçlerinin, yapı güvenliği üzerindeki etkilerinin, yapı kayıt belgesi verilen binaların deprem, sel, heyelan, yangın ve diğer afetler karşısındaki risk durumunun, imar planı değişikliklerinin, yapı denetimi, ruhsatlandırma, iskân, zemin etüdü, kentsel dönüşüm ve afet risk yönetimi süreçlerindeki eksikliklerin tespit edilmesi; güvenli, sağlıklı ve afetlere dirençli kentleşmeyi sağlayacak etkin, caydırıcı ve bütüncül politikaların belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 09/06/2026

GEREKÇE

Türkiye, deprem, sel, heyelan, yangın ve benzeri afet riskleriyle karşı karşıya olan bir ülkedir. Bu nedenle yapı güvenliği, imar disiplini ve denetimli kentleşme yalnızca teknik bir şehircilik meselesi değil, doğrudan yaşam hakkı meselesidir. Afetler doğal olabilir; ancak afetlerin can kaybına dönüşmesinde denetimsiz yapılaşma, kaçak yapılar, imar afları, zayıf yapı denetimi ve plansız kentleşme belirleyici rol oynamaktadır.

2018 yılında yürürlüğe giren ve kamuoyunda "İmar Barışı" olarak bilinen düzenleme kapsamında, 31 Aralık 2017 tarihinden önce yapılmış ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar için Yapı Kayıt Belgesi verilmesi mümkün hâle getirilmiştir. Çevre, Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığı'nın 2018 tarihli açıklamasına göre, İmar Barışı kapsamında Yapı Kayıt Belgesi başvurusu yapanların sayısı 8 milyon 446 bin 103'e ulaşmış, vatandaşlarca 5 milyar 259 milyon 361 bin 327 lira ödeme yapılmıştır. Bu veri, Türkiye'de imara aykırı yapılaşmanın ne kadar yaygın olduğunu göstermesi bakımından son derece çarpıcıdır.

İmar Barışı uygulamasında temel sorun, ruhsatsız veya imara aykırı yapıların kayıt altına alınmasıyla sınırlı kalınması; ancak bu yapıların mühendislik hizmeti alıp almadığı, taşıyıcı sistem güvenliği, zemin uygunluğu, deprem performansı, yangın güvenliği ve afet riski bakımından yeterli bir kamusal denetimden geçirilmemesidir. Nitekim Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli kabul edilmiş; ancak bu belge, yapının güvenli olduğu anlamına gelmemiştir.

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler, imar affı ve kaçak yapılaşma meselesinin ne kadar hayati olduğunu acı şekilde ortaya koymuştur. TMMOB'un 6 Şubat 2023 depremlerine ilişkin değerlendirmesinde, depremden etkilenen 10 ilde toplam 294 bin 166 binaya imar affı kapsamında yapı kayıt belgesi verildiği belirtilmiştir. Aynı değerlendirmeye göre Hatay'da 56 bin 464, Adana'da 59 bin 247, Gaziantep'te 40 bin 224, Kahramanmaraş'ta 39 bin 58, Şanlıurfa'da 25 bin 521, Malatya'da 22 bin 299, Osmaniye de 21 bin 107, Diyarbakır'da 14 bin 719, Adıyaman'da 10 bin 629 ve Kilis'te 4 bin 897 yapı için yapı kayıt belgesi düzenlenmiştir.

Bu tablo, imar affı uygulamalarının afet riski yüksek bölgelerde ne kadar büyük bir güvenlik sorunu doğurduğunu göstermektedir. Deprem bölgesinde yüz binlerce yapının imar affı kapsamına alınmış olması, yapı güvenliği ve kamu denetimi açısından Meclis tarafından mutlaka incelenmesi gereken ağır bir meseledir. Bir yapının kayıt altına alınması, o yapının depreme dayanıklı olduğu anlamına gelmez. Devletin görevi, imara aykırı yapıyı belgeyle görünür kılmak değil; yurttaşın can güvenliğini sağlamaktır.

Türkiye'de bugüne kadar çıkarılan imar affı düzenlemeleri, kaçak yapılaşmayı önlemek yerine çoğu zaman yeni kaçak yapılaşma beklentisini beslemiştir. "Nasıl olsa bir gün af çıkar"

anlayışı, imar hukukunu zayıflatmış, yerel yönetimler üzerindeki baskıyı artırmış, sağlıklı kentleşme ilkelerini aşındırmış ve afet riskini büyütmüştür. İmar affı, kısa vadede ekonomik kaynak yaratan bir uygulama gibi sunulsa da uzun vadede can kaybı, yıkım, kamu zararı ve toplumsal travma üretmektedir.

Kaçak yapılaşma yalnızca deprem riskiyle sınırlı değildir. Dere yataklarına, heyelan bölgelerine, ormanlık alanlara, tarım arazilerine, kıyı alanlarına, fay hatlarına, zayıf zeminlere ve altyapı kapasitesi yetersiz bölgelere yapılan denetimsiz yapılar; sel, taşkın, yangın, toprak kayması ve diğer afetlerde büyük can ve mal kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle kaçak yapılaşma, yalnızca belediyelerin imar birimlerinin değil; merkezi idarenin, yerel yönetimlerin, yapı denetim kuruluşlarının, meslek odalarının ve afet yönetimi kurumlarının ortak sorumluluğunu ilgilendiren yapısal bir sorundur.

İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerdeki riskli yapı stoku, plansız yapılaşma ve kentsel dönüşüm süreçlerindeki gecikmeler ayrıca değerlendirilmelidir. Riskli yapıların tespiti, tahliyesi, güçlendirilmesi veya yenilenmesi süreçlerinde yurttaşların ekonomik yük altında bırakılması, kira ve barınma desteğinin yetersizliği, rezerv alan tartışmaları, hak sahipliği sorunları ve yerinde dönüşüm talepleri afet riskini azaltma politikalarının toplumsal boyutuyla birlikte ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu kapsamda imar affı kapsamında yapı kayıt belgesi verilen yapıların il, ilçe, yapı türü, kullanım amacı, afet riski, zemin durumu, ruhsat ve iskân bilgisi, yapı denetim geçmişi ve kentsel dönüşüm durumu bakımından incelenmesi gerekmektedir. Ayrıca kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu bölgeler, afet tehlike haritalarıyla birlikte değerlendirilerek riskli alanlar tespit edilmeli; yapı güvenliği bakımından denetimsiz bırakılmış bina stokunun ülke çapındaki gerçek boyutu ortaya çıkarılmalıdır.

İmar affı, kaçak yapılaşma ve afet riski arasındaki ilişkinin tüm boyutlarıyla araştırılması, yapı güvenliği denetimindeki eksikliklerin tespit edilmesi, ruhsatsız ve imara aykırı yapılaşmayı teşvik eden uygulamaların önlenmesi, kentsel dönüşüm süreçlerinin adil, güvenli ve bilimsel esaslara göre yürütülmesi, afetlere dirençli kentleşme politikalarının geliştirilmesi ve yurttaşların yaşam hakkının korunması amacıyla Meclis Araştırması açılması zorunludur.

Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

---

**Kaynak gösterme:** Rıdvan Uz (İYİ Parti, Çanakkale). “İmar affı uygulamalarının etkilerinin araştırılması kaçak yapılaşma ve afet riski arasındaki ilişkinin tüm boyutlarıyla incelenerek alınması gereken tedbirlerin amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/4395, 21 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-4395-imar-affi-uygulamalarinin-etkilerinin-arastirilmasi-kacak-yapilasma-ve-afet-riski-arasinda (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/84f1b3ee-74b3-485e-8f4c-019f89dc4fca

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
