# Yoksulluk, hayat pahalılığı ve vatandaşların yaşadığı ekonomik sorunların tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4427)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/4427
- **Tarih:** 23 Temmuz 2026
- **İlk imza:** Meral Danış Beştaş (DEM Parti, Erzurum)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/6c84e2f7-2191-4838-a0c6-019fa8afa497
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-4427-yoksulluk-hayat-pahaliligi-ve-vatandaslarin-yasadigi-ekonomik-sorunlarin-tum-yonleriyle-a

> 10/4427 esas numaralı meclis araştırması önergesi 23 Temmuz 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Meral Danış Beştaş (DEM Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Türkiye'de derinleşen ekonomik krizin toplumsal yaşam üzerindeki etkilerinin; yoksulluk, gelir dağılımı, çalışma yaşamı, kadınlar, çocuklar, gençler, emekliler, eğitim, sağlık ve sosyal refah alanlarında ortaya çıkardığı sonuçların bütün boyutlarıyla araştırılması, yapısal nedenlerinin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 21.07.2026

GEREKÇE

Türkiye, son yıllarda yalnızca ekonomik göstergelerde yaşanan olumsuzluklarla değil, bu olumsuzlukların toplumun tüm kesimlerinin yaşam koşulları üzerinde yarattığı ağır sonuçlarla karşı karşıyadır. Yaşanan ekonomik kriz, yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmekten uzak, sosyal eşitsizlikleri derinleştiren ve toplumsal refahı ciddi biçimde etkileyen çok boyutlu bir toplumsal sorun haline gelmiştir.

Ekonomik kriz; mutfakta eksilen bir öğün, ödenemeyen kira, ertelenen sağlık hizmeti, eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan çocuk, iş bulamayan genç, geçinemeyen emekli ve ekonomik bağımlılık nedeniyle şiddet gördüğü yaşamı terk edemeyen kadın olarak milyonlarca yurttaşın gündelik hayatında somut biçimde hissedilmektedir.

Türkiye ekonomisinde son yıllarda yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki adaletsizlik, satın alma gücünde azalma ve barınma maliyetlerindeki artış önemli ekonomik kırılganlıklar yaratmıştır. Ekonomik göstergelere ilişkin farklı kurumlar tarafından açıklanan veriler de toplumun karşı karşıya bulunduğu tabloyu ortaya koymaktadır. Enflasyon hesaplamalarında TÜİK ile ENAG arasında önemli farklılıklar bulunurken; çeşitli kurumlar tarafından kamuoyuna deklare edilen açlık ve yoksulluk sınırı araştırmaları milyonlarca ücretlinin gelirinin temel yaşam maliyetlerinin gerisinde kaldığını göstermektedir. Kamuoyuna açıklanan çeşitli verilere göre Haziran 2026 için, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 35.759 TL, yoksulluk sınırı ise 116.478 TL olarak hesaplanmış olduğu görülmüştür. Yine bekâr bir çalışanın yaşayabilmesi için gerekli aylık gelir 46.248 TL olarak belirlenmiştir. Buna karşılık en düşük emekli aylığının bu tutarların oldukça altında kalması, milyonlarca emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük yaşadığını göstermekte; ülkedeki ekonomik eşitsizlik ve belirsizliğin ifadesi olmaktadır.

Ekonomik kriz toplumun bütün kesimlerini aynı ölçüde etkilememektedir. Kadınlar ekonomik bağımlılık nedeniyle şiddet karşısında daha kırılgan hâle gelirken; çocuklar eğitimden koparak işçileştirilmekte, gençler işsizlik ve umutsuzluk nedeniyle geleceklerini yurt dışında aramakta, emekliler ise artan sağlık ve barınma giderlerini karşılamakta zorlanmaktadır. Deprem bölgesinde yaşayan yurttaşlar ise ekonomik kayıpların yanı sıra sosyal ve psikolojik sorunlarla da uzun süredir mücadele etmektedir.

Elbette ki, yoksulluk yalnızca gelir kaybı anlamına gelmemektedir. Kültürel yaşama katılımın azalması, eğitim fırsatlarının sınırlanması, sağlık hizmetlerine erişimin güçleşmesi ve sosyal dışlanmanın artması ekonomik krizin doğrudan sonuçları arasında yer almaktadır. Kitap alamayan öğrenci, sinemaya gidemeyen çocuk, tatil yapamayan aile, ilacını ertelemek zorunda kalan emekli ve güvenli yaşam kuramayan kadınlar ekonomik krizin farklı yüzlerini oluşturmaktadır.

Sürdürülebilir ekonomik refahın temel koşulu yüksek katma değerli üretimdir. Sanayi, tarım, teknoloji ve bilimsel üretimin güçlendirilmesinin, istihdamı artırdığı ihracatı geliştirdiği ve dolayısıyla dışa bağımlılığı azalttığı temel ekonomik bir gerçektir. Türkiye ise, önemli sanayi üretim kapasitesine sahip olmakla birlikte bu kapasitenin doğru yönetim mekanizmaları ile değerlendirilmemesi nedeniyle dışa bağımlı ve üretmeyen ülke konumunda kalmaktadır. Tarım sektörü de ekonomik krizin en fazla hissedildiği alanlardan biridir. Maliyetlerdeki artış, mazot ve gübre fiyatları, sulama sorunları, küçük aile işletmelerinin ekonomik baskılar altında kalması, iklim değişikliğinin etkileri ve kırsal nüfusun yaşlanması tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Tarımsal üretimde yaşanan gerileme ise gıda fiyatlarının yükselmesine, gıda güvenliği ve hatta gıda krizi risklerinin artmasına neden olmaktadır. Bu durumun acı neticesi ise özellikle dar gelirli yurttaşların beslenme hakkının zedelenmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Yine enerji, ara mallar ve çeşitli sanayi girdilerindeki dışa bağımlılık; döviz kurlarındaki öngörülemezlik de üretim maliyetlerine doğrudan yansımaktadır. Bunun neticesi ise enerji, ulaştırma, sanayi ve tarım başta olmak üzere hemen her sektörde fiyat artışları şeklinde yaşamımızda tezahür etmektedir. Dolayısıyla ekonomik kırılganlığın temelinde sadece kısa vadeli mali dalgalanmalar değil; üretim yapısı, verimlilik, dış ticaret dengesi, gelir dağılımı ve işgücü piyasasına ilişkin yapısal sorunlar oluşmaktadır.

Artan yoksulluğun; çocukların gelişimi, eğitim hakkı, sağlık hizmetlerine erişim, kadınların yaşam koşulları, çalışma hayatı, emeklilerin çözümsüz bırakılan sorunları, gençlerin işsizliği, toplumsal huzur ve demokratik katılım üzerinde kalıcı etkiler yaratması kaçınılmazdır. Bu etkilerin kapsamlı bilgiler, bilimsel veriler ve sosyolojik değişimler ışığında bütüncül biçimde incelenmesi; ekonomik krizin toplumsal sonuçlarının ortaya konulması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi kamu yararı açısından zorunludur.

İzah etmiş olduğum nedenlerle, Türkiye'de yaşanan ekonomik krizin toplumun farklı kesimleri üzerindeki sosyal, ekonomik ve psikolojik etkilerinin; gelir dağılımı, yoksulluk, çocuk yoksulluğu, kadınların ekonomik kırılganlığı, genç işsizliği, emeklilerin yaşam koşulları, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, tarım ve üretim politikaları ile sosyal devlet uygulamaları bakımından bütün yönleriyle araştırılması; ilgili kamu kurumları, üniversiteler, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması gerekli görülmektedir.

---

**Kaynak gösterme:** Meral Danış Beştaş (DEM Parti, Erzurum). “Yoksulluk, hayat pahalılığı ve vatandaşların yaşadığı ekonomik sorunların tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/4427, 23 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-4427-yoksulluk-hayat-pahaliligi-ve-vatandaslarin-yasadigi-ekonomik-sorunlarin-tum-yonleriyle-a (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/6c84e2f7-2191-4838-a0c6-019fa8afa497

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
