# Yargıdaki siyasallaşma ve muhalif siyasetçilere yönelik hak ihlali iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4442)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/4442
- **Tarih:** 29 Temmuz 2026
- **İlk imza:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/8419f429-4098-4d30-8dab-019fc6a7874d
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-4442-yargidaki-siyasallasma-ve-muhalif-siyasetcilere-yonelik-hak-ihlali-iddialarinin-arastirila

> 10/4442 esas numaralı meclis araştırması önergesi 29 Temmuz 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Serhat Eren (DEM Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Yargının siyasallaşmasının engellenmesi, muhalif siyasetçilere yönelik hukuka aykırı müdahalelerin durdurulması, Kürt sorununun demokratik çözümü temelinde bir demokratikleşme yol haritasının belirlenmesi ve demokratik siyasetin önünün açılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

GEREKÇE

Türkiye'de yargı, son yıllarda uluslararası sözleşmeleri ve Anayasa'yı yok sayan uygulamalarla, demokratik siyaseti tasfiye etmenin bir aracı haline getirilmiştir. Bu durumun en somut örneği olan Kobane Kumpas Davası'nda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi siyasetçilerin tutukluluğuna ilişkin verdiği kararlarda ve son olarak AİHM'in 9 Haziran 2026 tarihli Ürküt v. Türkiye kararında, HDP toplantısına katılmanın veya sosyal medya üzerinden paylaşılan ve siyasi ifade özgürlüğü kapsamında kalan tweetlerin tutuklama gerekçesi yapılamayacağını açıkça ilan etmiştir. Mahkemenin, söz konusu tutuklama tedbirinin 'demokratik bir toplumun özünde yer alan çoğulculuğu boğma ve siyasi tartışma özgürlüğünü sınırlama' amacı taşıdığını saptayarak AİHS'nin 18. maddesinin ihlal edildiğine karar vermesi, Türkiye'deki siyasi yargılamaların sistemsel karakterini ortaya koymaktadır. Kesinleşmiş bu uluslararası hukuk kararlarına rağmen, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi ve istinaf dairesi tahliye başvurularını sonuçsuz bırakmış, hukuk devletinin yerini fiili bir keyfilik almıştır.

Demokratik siyasetin kriminalize edilmesi, yalnızca seçim süreçleriyle sınırlı kalmamakta, kadın özgürlük mücadelesini de hedef almaktadır. Özgür Kadın Hareketi eski sözcüsü Ayşe Gökkan, bizzat iddia makamının tahliye yönündeki mütalaasına rağmen, uydurma iddianamelerle 19 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Bu dava, kadın siyasetçilerin meşru faaliyetlerinin nasıl kriminalize edildiğinin çarpıcı bir örneğidir.

Yine benzer bir hukuk dışılık, Leyla Güven ve Demokratik Toplum Kongresi üzerinden yürütülmektedir. 2012 yılında bizzat TBMM tarafından yeni anayasa çalışmaları için davet edilen demokratik bir kurumun faaliyetleri, bugün hukuki öngörülebilirlikten uzak şekilde suç unsuru sayılmaktadır. AİHM'in "DTK faaliyetlerinin örgüt üyeliğine delil olamayacağı" yönündeki bağlayıcı içtihadına rağmen 2005°te kaldırılan "gıyabi tutuklama" gibi usulsüz yöntemlerle Leyla Güven'in hapsedilmesi, Meclis'in kendi demokratik geçmişine ve çözüm iradesine vurulmuş bir darbedir.

Yerel demokrasiye yönelik müdahaleler de bu siyasi yargılama sürecinin bir parçasıdır. Önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Dr. Selçuk Mızraklı ve Hakkari Belediye Eşbaşkanı Mehmet Sıddık Akış'ın tutuklanarak yerlerine kayyım atanması, halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik bir yargı darbesidir. Bunun gibi belediye eşbaşkanlarına yönelik yüzlerce yargılama, yerel demokrasiyi ve eş başkanlık sistemini tasfiye etmeyi amaçlamaktadır.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nun yedinci ana başlığında yer alan demokratikleşme önerileri vakit kaybedilmeksizin hayata geçirilmelidir. Bu kapsamda, AİHM ve A YM kararları eksiksiz uygulanmalı, infaz düzenlemeleri eşitlik ve adalet ilkesi temelinde yeniden ele alınmalı, ceza muhakemesinde tutuklamanın istisnai bir koruma tedbiri olduğu ilkesi tavizsiz biçimde gözetilmelidir. İnsan onurunun ayrılmaz parçası olan temel hak ve özgürlüklerin güvence alanı genişletilmeli, Türk Ceza Kanunu ile Terörle Mücadele Kanunu, kanuni belirlilik ilkesi doğrultusunda demokratik hukuk devleti standartlarına uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir. Yerel demokrasiyi zedeleyen kayyım uygulamalarına son verilmeli, yerel yönetimlerin demokratik işleyişi güçlendirilmeli ve yargı bağımsızlığı güvence altına alınarak demokratik siyaset üzerindeki kriminalizasyon politikalarından vazgeçilmelidir.

Türkiye'nin gerçek anlamda demokratikleşebilmesi, ancak Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüyle mümkündür. Yargının bir baskı aracı olmaktan çıkarılması, siyasetçiler üzerindeki hukuki ablukanın dağıtılması ve toplumsal barışın tesisi için anayasal güvencelerin sağlanması TBMM'nin tarihsel sorumluluğundadır. Siyasal alanın yargı eliyle daraltılmasına son verilmesi ve demokratikleşme adımlarının ivedilikle atılması amacıyla bu araştırma komisyonunun kurulması hayati bir zorunluluktur.

---

**Kaynak gösterme:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “Yargıdaki siyasallaşma ve muhalif siyasetçilere yönelik hak ihlali iddialarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/4442, 29 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-4442-yargidaki-siyasallasma-ve-muhalif-siyasetcilere-yonelik-hak-ihlali-iddialarinin-arastirila (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/8419f429-4098-4d30-8dab-019fc6a7874d

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
