# Bazı portföy yönetim şirketlerince yönetilen fonların tasfiye süreçlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4550)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/4550
- **Tarih:** 29 Eylül 2026
- **İlk imza:** Turhan Çömez (İYİ Parti, Balıkesir)
- **İmza sayısı:** 1
- **Son durum (TBMM):** Gündeme Girecek
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/e9ab247b-236d-48ff-9bb4-01a0f1dc033e
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-4550-bazi-portfoy-yonetim-sirketlerince-yonetilen-fonlarin-tasfiye-sureclerinin-arastirilarak-a

> 10/4550 esas numaralı meclis araştırması önergesi 29 Eylül 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Turhan Çömez (İYİ Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): Gündeme Girecek.

## Önerge metni

17 Eylül 2026 tarihinde 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fon SPK tarafından tasfiye edilmiş, diğer bazı kuruluşlara ise kısıtlama getirilmiştir. $00 milyar liranın üzerinde bir fon büyüklüğünü kapsayan bu olay neticesinde yüz binlerce yatırımcı mağdur olmuştur. Özellikle 2025 yılı Kasım ayında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile o dönemki SPK Başkanı Ömer Gönül tarafından yapılan, manipülasyonların bilindiğine dair açıklamalar, sorunun devleti yönetenler tarafından en üst düzeyde bilindiğini göstermiştir. Ancak gereken adımların ancak 10 ay sonra atılması, bu süreçte de söz konusu fonların büyüklüğünü olağanüstü derecede artırmış olması infial yaratmıştır. Sistemik hale gelme riski taşıyan bu konunun özellikle siyasi ve bürokratik ayağının titizlikle incelenmesi, ihmali ve kusuru bulunanların gereği gibi cezalandırılması, tasfiye sürecinin yatırımcıyı mağdur etmeyecek şekilde tasarlanması büyük önem arz etmektedir. Son yıllarda yaşanan en büyük skandallardan birisi olan Fon Krizinin kök nedenlerinin ve sonuçlarının irdelenmesi ile zararın asgariye indirilip, gelecekte benzer skandalların önlenmesi amacıyla tüm boyutlarıyla araştırılmasını teminen Anayasa'nın 98 inci maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir

SMA)

Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı

İYİ 22109 ,2026 1/4550.

GEREKÇE

17.09.2026 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yapılan açıklama ile piyasa istikrarını korumak amacıyla 7 portföy yönetim şirketine (Tera, Pusula, Hedef, Atlas, Al Capital, Pardus, Bulls) ait toplam 131 yatırım fonunu Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu'nda (TEFAS) alım-satıma kapatmış ve bu fonların tasfiye edilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring pay piyasalarındaki işlemler nedeniyle bazı kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ve 2 yıl süreyle işlem yasağı uygulanmasına karar vermiştir.

Söz konusu fonlara ilişkin borsa spekülasyonu ve manipülasyon iddiaları uzun süredir kamuoyunun gündeminde yer almıştır. SPK mevzuatı gereği kurulabilen, halka açık veya sadece birkaç yatırımcıyla sınırlı para piyasası fonlarıyla ilgili ilk büyük sıkıntı, borsada bazı halka açılmalarda yaşanmıştır. Fonlar kurumsal yatırımcı kabul edildiğinden, kişilere kıyasla halka arzlarda daha fazla pay alabilmekteydiler. Geçtiğimiz dönemde yapılan halka arzlarda, hisse senetleri işlem görmeye başlayan şirketlerde, daha ilk günlerde yüksek getirili spekülatif fiyatlamalar görülmüştür. Bu tür spekülatif fiyatlamaların arkasında bu tür fonlar olduğu görüşü konunun uzmanları tarafından dile getirilmiştir.

Halka arz süreçlerinin yanı sıra borsada hisse manipülasyonu yapıldığı da görünür hale gelmiştir. Bazı şirket hisselerinin değerlerinin, bilanço ve kâr düzeyi ile açıklanamayacak derecede hızlı yükseldiği görülmüştür. Konunun detayına bakıldığında söz konusu şirketlerin hisselerinin büyük oranlarda bu fonlar tarafından satın alındığı, yüksek satın alma sonucu hisse fiyatının yükseldiği, bunun sonucunda ise hisseyi tutan fonun değerinin arttığı saadet zinciri benzeri bir döngüye girildiği anlaşılmaktadır.

Konunun aşikâr olduğu ve yetkililerce bilindiği, 4 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve SPK Başkanı Ömer Gönül'ün yaptığı açıklamalardan anlaşılmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek "bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, bu alanda da düzenleme ihtiyacının farkındayız. Manipülasyonla mücadelenin dozunu, kayıt dışı ile mücadelenin dozunun üzerine çıkaracağız." ifadelerini kullanırken; SPK Başkanı Ömer Gönül "Manipülasyon bugünlerde çok konuşulan bir durum. Biz aslında fonlara her zaman çok kıymet verdik. Manipülasyonda kullanılması bizi üzüyor. Orada mecburen bir düzenleme yapacağız. Artık bunu yapmak zorundayız. Bugüne kadar fonlara bir zarar gelmesin diye bir şeyler yapmıyorduk. Yani bu konuda biraz daha tedbirli davranıyorduk. Ama gördüğümüz şu ki geldiğimiz noktada özellikle portföy yöneticilerine çok büyük sorumluluk düşüyor." ifadelerini kullanmıştır. Özellikle SPK gibi önemli bir kurumun başkanının yapmış olduğu bu açıklama dahi kendi içinde çok ciddi sakıncalar içermektedir. Devlet kurallarla, kanunlarla yönetilmelidir. Söz konusu açıklama adeta keyfi olarak atılmayan adımlar olduğunu düşündürmektedir. Kamu görevi ifa eden bir üst düzey yetkilinin belli bir konuda "üzülmek" yerine gerekli adımları atmış olması beklenirdi.

Ancak, en yetkili ağızlardan yapılan bu açıklamalara rağmen, fonlara ilişkin düzenleme ancak 10 ay sonra, 2026 yılı Ağustos ayında yapılmıştır. Bazı ekonomi yazarlarının yapmış olduğu hesaplamalara göre 4 Kasım 2025 tarihinde tasfiye edilen fonların büyüklüğü 297 milyar lira iken Eylül 2026'da bu fonların büyüklüğü 822 milyar TL"ye çıkmıştır. Bu, 10 aylık bir süre içinde 2,76 katlık bir artışa tekabül etmektedir. Ülkede bu sürede ne büyüme oranında ne yatırımlarda ne ihracatta ne de başka bir yatırım aracının getiri oranında bu denli bir artış yaşanmıştır. Bu durum akıllara kamu görevinde ihmal ya da bazı odaklar tarafından engelleme/geciktirme uygulandığını getirmektedir. Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, SPK tarafından tasfiyeye sokulan Tera'yı şikâyet ettiği gerekçesiyle geçmişte 2 defa gözaltına alındığını açıklamıştır. Bu da krizden önce bu fonların korunduğunu net bir şekilde göstermektedir.

Fonlara yapılan müdahalenin zamanlamasıyla ilgili olarak dikkat çeken başka bir husus bulunmaktadır. Endeks sağlayıcı Morgan Stanley Capital International (MSCIY'ın geçtiğimiz aylarda Türkiye için çok önemli bir uyarıda bulunduğu ve fonların yapay biçimde yüksek seviyeye çıkarıldığını duyurduğu haberlere yansımıştır. Yapılan uyarıda "bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle yakın bağlantılı fonların portföylerindeki varlıkları içeren ve fiili dolaşım oranı tahminlerini yapay olarak şişirme etkisi yaratan olası koordineli işlem davranışlarının tekrar eden örnekleri" bulunduğu ifade edilmiştir. Global haber ajanslarının aktardığına göre yaz aylarında MSCI Türkiye piyasalarına yönelik üç kez uyarıda bulunmuş ve Kasım 2026 Endeks İncelemesi öncesinde Türkiye'ye yönelik uygulama konusunda daha fazla bilgilendirme yapılacağı, Kasım incelemesine kadar Türkiye piyasasında yeterli, somut ve güvenilir bir ilerleme görülmemesi halinde ise Türkiye ve menkul kıymetlerine yönelik bir istişare süreci başlatabileceğini bildirmiştir. MSCI dünya genelindeki hisse senedi piyasalarını ölçmek amacıyla endeksler hazırlayan uluslararası bir finans kuruluşu OLUP, küresel yatırım fonları tarafından referans kabul edilmektedir. Fonlara yapılan müdahalede söz konusu uyarının etkisi var mı; böyle bir uyarı yapılmamış olsa müdahalenin daha uzak bir tarihte yapılması hatta hiç yapılmaması söz konusu olabilir miydi soruları da yanıt bekleyen sorular arasındadır. Tasfiye edilen fonların yönetimine ilişkin her gün yeni bir detay ortaya çıkmaktadır. Tera, Pusula, Hedef, Atlas, Al Capital, Pardus ve Bulls Portföy'e bağlı yapılarda eski büyükelçi, üniversite rektörü, eski kamu bürokratları ve eski Başbakan başdanışmanı, Sabah gazetesi yazarı gibi isimlerin yer aldığı basına yansımıştır. Örneğin, Prof. Dr. Emre Alkin Tera Portföy yönetim kurulu üyesidir. İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü olan Emre Alkin, daha önce Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi'nde de görev yapmış. Tera grubunun farklı şirketlerinde görev alan, Emre Alkin'in abisi Prof. Dr. Kerem Alkin ise 2021-2024 yılları arasında Türkiye'nin OECD nezdindeki Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi olarak görev yapmış. Daha önce Türkiye Varlık Fonu ve Halkbank yönetimlerinde yer almış. Kendisinin aynı zamanda Sabah gazetesinde köşe yazıları yayımlanmaktadır. 2025 yılının sonlarında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin Tera Yatırım Menkul Değerler yönetiminde bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış. Atlas Portföy yönetim kurulu başkan vekili Eren Yeşilyurt'un 1998*de Hazine ve Maliye Bakanlığı'nda göreve başladığı, Gelirler Kontrolörlüğü, Gelirler Başkontrolörlüğü ve Vergi Başmüfettişliği görevlerinde bulunduğu, daha sonra Vergi Denetim Kurulu İstanbul Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkan Yardımcılığı ve Grup Başkanlığı yaptığı, ayrıca 2023-2024 döneminde Türkiye Futbol Federasyonu'nda Genel Sekreter Yardımcılığı görevini yürüttüğü bilinmektedir. SPK'nın tasfiye listesindeki Bulls Yatırım Holding'in yönetimindeki Neslihan Mumcu'nun da, 2023'te Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Kültür ve Turizm Bakan Yardımcılığına atanan Batuhan Mumcu'nun eşi olduğu biliniyor. Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Tera Holding'in kurucusu Emre Tezmen'in babası Oğuz Tezmen'in bürokrasi ve siyasette uzun yıllara dayanan bir geçmişi bulunduğu, eski Ulaştırma Bakanı Oğuz Tezmen ile oğlu Emre Tezmen'in Forbes Türkiye'nin mart ayında yayımladığı listede toplam 2,4 milyar dolarlık servetleriyle yer aldığı bilinmektedir. Tezmenlerin Milli Piyango'ya ait şans oyunlarının 10 yıllık lisans hakkı için 15 Temmuz 2014'te yapılan özelleştirme ihalesinde Net Şans-Hitay Ortak Girişim Grubu olarak, 2 milyar 755 milyon dolar artı KDV ile en yüksek teklifi verdiği, ancak sözleşmenin imzalanması için verilen sürenin uzatılmasına rağmen gerekli yükümlülüklerin yerine getirilememesi nedeniyle lisans devrinin tamamlanamadığı da basına yansıyan bilgiler arasındadır. Tüm bu çetrefilli ilişkiler, akıllara fonların hangi siyasetçiler, iktidar odakları ve kamu görevlileri ile bağlantısının olduğu sorularını getirmektedir.

Kasım 2025'te Bakan ve SPK Başkanı tarafından yapılan açıklamaların ardından, bilindiği üzere Mayıs 2026'da Ömer Gönül görevden alınarak SPK Başkanlığına Mahmut Sütçü atanmıştır. 18 Eylül'de SPK'nın websitesinde yer alan açıklamada bu hususa ilişkin dikkat çeken bir cümle yer almıştır: "Bu süreçte, Mayıs 2026 tarihinde Kurulumuz Başkanlığında yaşanan değişimden sonra, çalışmaları devam etmekte olan Rehber Taslağının hazırlıkları aralıksız sürmüştür." Devlette devamlılık esastır, dolayısıyla SPK'nın bu konuya ayrı bir parantez açmış olması dikkat çekicidir. Aynı açıklamada SPK adeta topu diğer kurumlara atmakta, kendilerinin ivedilikle çalışmalara başladığını söylerken, Borsa İstanbul A.Ş. (Borsa) ve İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. (Takasbank) Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK) ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nden (TSPB) görüş talep edildiği vb. defaten dile getirilmiştir.

Tasfiye edilen fonları yöneten şirketlere banka kurma izni verildiği de ortaya çıkmıştır. Tera Yatırım Bankası, 27 Ekim 2021 tarihinde BDDK'dan kuruluş izni almış, 7 Nisan 2023 tarihli karar ile de resmi olarak faaliyet izni (lisansı) elde etmiştir. Dolaysıyla inceleme BDDK ve yöneticilerini de kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Türkiye Varlık Fonu'nun fon krizinin ardından piyasalara müdahale ettiği basına yansımıştır. Bu noktada Türkiye Varlık Fonu'nun

Borsa İstanbul'un %80,6'sını elinde bulundurduğunu hatırlatmak gerekir.

16 Eylül'de BIST 100 endeksinde ciddi düşüş yaşanmış, devre kesiciler çalışmıştır. MASAK eski Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak'ın tahminlerine göre, tasfiye edilen fonlarda 517 bin, alım satımı kısıtlanan fonlarda 1 milyon yatırımcı bulunmaktadır. Olaydan etkilenen nüfusun 5 milyon kişiye ulaştığı tahmin edilmektedir. Türkiye Varlık Fonu'nun ve Türkiye Emlak Katılım'ın da müdahalesi düşünüldüğünde dolaylı olarak 86 milyon vatandaşımızı etkileyen bu hususta "yatırımcı mahremiyeti" gerekçesinin ardına sığınılamaz.

Ayrıca yalnızca baz fon yöneticilerinin soruşturulması da yeterli olmayacaktır.

Basına yansıyan haberlere göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen fon soruşturmasında yapılan ilk tespitlere göre; Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan'ın hesabından İsviçre'deki bir hesaba 15 milyon dolar, Pusula Portföy Yönetimi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız"ın hesabından ise yine İsviçre'deki bir hesaba 25 milyon euro para transfer edildiği belirlenmiştir. Milyonlarca liralık teknesiyle Yunanistan'a kaçtığı iddia edilen Muhammed Yarız'ın finansal sicilinin temiz olmadığı görülmektedir. Kamuoyuna yansıyan SPK bültenleri ve ekonomi haberlerinde Yarız'ın adı, piyasa bozucu eylem ve manipülasyon iddiaları kapsamında anılmıştır. İlk olarak 2021 Mayıs ayında Vakıf Finansal Kiralama (VAKFN) pay piyasasında yaşanan olağanüstü fiyat hareketleri sonrası başlatılan inceleme kapsamında kendisine 6 ay süreli işlem yasağı uygulanmıştır. 2023 yılı Aralık ayında Katılımevim (KTLEV) pay piyasasına ilişkin soruşturmada Yarız'ın adı yeniden listelerde yer almıştır. Aynı süreçte babası Celal Yarız da kamuoyuna yansıyan haberlerde anılmıştır. 2024 Aralık tarihli SPK bülteninde ise Çan2 Termik (CANTE) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 1.942.792,36 TL idari para cezası uygulandığı açıklanmıştır. SPK kararlarında söz konusu işlemler "piyasa bozucu eylem" kapsamında değerlendirilmiştir. Yarız'ın ayrıca Gündoğdu Gıda (GUNDG) şirketinde önemli pay oranına sahip olduğu bilinmektedir.

Sosyal medyaya yansıyan paylaşımlarda fon krizinin tam merkezinde yer alan hisselerden birisi olan Ataseven Denizcilik'in ana hissedarı olduğu Özata Denizcilik (OZATD)Y'in 14 Eylül'de tipe dönüşüm yoluyla 9 milyar TI."lik bir tutarı fondan adeta kaçırdığı iddia edilmektedir. Şirketin 2026'nın ilk aylarında ciddi miktarda net zarar açıklamasına rağmen hisselerinin spekülatif bir şekilde yükseltildiği, Aralık 2025'te 159 TL olan hisselerin Temmuz 2026'da 3.770 TL'ye fırladığı belirtilmektedir.

Sürecin bundan sonraki kısmının doğru yönetilmesi de ayrıca önemlidir. Piyasa uzmanlarının tahminlerine göre 511 bin yatırımcının yaklaşık 24,5 milyar dolar parası tasfiye fonlarında yakalanmış durumdadır. Bu rakamın yaklaşık 20 milyar dolarının doğrudan ya da dolaylı olarak (para piyasası ters repo teminatı üzerinden) manipülasyon ile değeri şişirilmiş 15-20 hissede olduğu tahmin ediliyor. Bu hisselerin piyasada 3-6 ay içinde (eğer alıcı bulunursa) satılması durumunda ancak "05 ila "olO'unun nakte çevrilme ihtimali bulunmaktadır. Bu da çok büyük bir kayba işaret etmektedir. Diğer taraftan, küçük yatırımcıların önemli bir kısmının SPK'nın en düşük risk kategorisindeki Para Piyasası Fonlarını devletin kurduğu TEFAS üzerinden aldığı düşünülürse, bu insanların gerçekten mağdur oldukları, kayıplarının risk-getiri bağlantısı ile açıklanamayacağı açıktır.

Bu kapsamda, ivedilikle ilgili tüm fon şirketlerinin ve yöneticilerinin (ve yakınlarının) mal varlıklarına el konularak tasfiye sürecine aktarılması, şirket sahipleri ve üst düzey yöneticilere ödenmiş olan yüksek primler, başarı bonusları ve temettülerin iade ettirilmesi, fonların serbest fonlar ile klasik fonlar olarak hukuken ayrılması ve ödemelere klasik fonlardan başlanması, anaparanın iade edilebilmesinin önceliklendirilmesi gerekmektedir.

Konunun siyasi ve bürokratik boyutunun ise çok derin ve şeffaf şekilde araştırılması gerekmektedir. Sistemik bir riske dönüşme potansiyeli olan, zor günlerden geçen ülke ekonomimizi tehdit edecek, yerli ve yabancı yatırımcıyı kaçıracak bu olayı bir temizlik operasyonu için fırsat olarak değerlendirmek gerekir. Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, MKK, TEFAS, TAKASBANK, BORSA İSTANBUL ve MASAK başta olmak üzere, kamu görevlilerinin olayda ihmali bulunup bulunmadığı, bürokratların söz konusu fonlarla ilişkileri, söz konusu fonları ve hisseleri hangi siyasiler, iktidar mensupları ve çevreleri, bürokratların elinde bulundurduğu, kimin ne kadar menfaat sağladığı özellikle Hazine ve Maliye Bakanının açıklama yaptığı Kasım 2025 tarihinden Ağustos 2026'ya kadar kimlerin en çok çıkar sağladığı derinlemesine incelenmelidir. Bu fonlarla ve şirketlerle ilişkili yetkililerden diğer alan ve kurumlarda halen aktif görevde yer alanların derhal el çektirilmesi gerekmektedir. Düzenleme için neden 10 ay beklendiği, kimlerin sürece engel olduğu gün ışığına çıkarılmalıdır. Oluşan ve oluşması muhtemel kamu zararı miktarı şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu tür olayların yatırımcıların üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulmalıdır. Türkiye'de özellikle hanehalkının birikimini altın olarak değerlendirdiği konusunda en yetkili makamlardan serzenişler gelirken, hanehalkının bu eğilimini değiştirebilmek için finansal piyasalarda bu tür manipülasyonları ve spekülasyonları tamamen bitirmek için gereken tüm adımların hızlı bir şekilde alınması ve ihmali, kusuru olanların en ağır şekilde cezalandırılması gerekmektedir.

Konunun nedenlerinin ve sonuçlarının irdelenmesi ile zararın asgariye indirilip, gelecekte benzer skandalların önlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98 inci maddesi, Türkiye

Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılması her bakımdan yararlı olacaktır.

---

**Kaynak gösterme:** Turhan Çömez (İYİ Parti, Balıkesir). “Bazı portföy yönetim şirketlerince yönetilen fonların tasfiye süreçlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/4550, 29 Eylül 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-4550-bazi-portfoy-yonetim-sirketlerince-yonetilen-fonlarin-tasfiye-sureclerinin-arastirilarak-a (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/e9ab247b-236d-48ff-9bb4-01a0f1dc033e

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
